2. BÖLÜM

III

-Baba, dedem kendini fena kaptırdı gibi. Haberin olsun.
-Anlıyorum oğlum. Sen fotoğraf çektin mi ondan haber ver.
-Çekmez miyim? Hem de bir sürü.
-İyi etmişsin. Hani göreyim bakalım.
-İşte, buyur baba.
-Hani, ben de göreyim resimleri.
-Buyur anne. Yeni, çıtır cici annemizi hep beraber seyredelim.
-Hımm. Bu kadının, babamı avlaması zor olmaz. Baksana, tam babamın istediği gibi hanım hanımcık duruyor.
-Valla hanım mı değil mi bilmem amma babamızı fena kafesleyeceği belli.
-Anne-Baba, öyle fikir yürütmeyi bırakın da, asıl bu avcıdan bizim kekliği nasıl kurtaracağız ona bakalım.
-Tamam evlat. Plan şu: Sen sürekli dedeni takiptesin. Bunlar, yakında nikâh falan yapalım derler. Tabii sahte nikâh olur herhalde. Tam o zaman polisle bastıralım ki, foyaları meydana çıksın.
-Zaten, parktan ayrıldıktan sonra kadın, palmiye ağacının altındaki adamla, parkın dışında bir araya geldiler. Beraberce yürüyüp gittiler.
-Bu işin tezgâh olduğu belli de. Dedeye sezdirmeden takibi sürdürelim. Son anda yakalatabilirsek, dedeyi az zararla kurtarırız. Yoksa elinde avcunda ne varsa gider.
-Konuşsak, vazgeçirmeye çalışsak.
-Hanım, babamı bilmiyor gibi konuşma. Vazgeç desek, bize inadından, daha da üstüne gider.
-Sen de haklısın. İnatçılığın kitabını yazın deseler, bizimki birinci olur.
-O halde son karar, dedemiz adım adım uzaktan takip edilecek.
-Tamamdır baba. O iş bende. Dedemizi avcıların elinden kurtarmak için, plân harfiyen uygulanacaktır.

 
-Süslü Sevda, simdi bütün hünerlerini gösterme zamanı. Önce fazla bir şey isteme. Sana iyice güvenmeli.
-Ben de öyle yapacağım zaten.
-Yarın sarrafa gittiğinizde iki bilezik, bir yüzük, küçük bir zincirden başka şey aldırma.
-Anladım. Avımızı huylandırmadan, yavaş, yavaş, alıştıra alıştıra!
-Aynen öyle. Sen onu kendine iyice âşık ettin mi, o zaten kendiliğinden ayağını kapana uzatır.
-Kasabın bıçağını yalayan koyun gibi desene?
-Tıpkı onun gibi. Ne zaman bıçağı yalamaya başladı, son darbeyi indir.
-Neler isteyeceğiz o zaman?
– Evvelki sene, adama kredi çektirip, 40 bin liralık ziynet aldırdın ya. Buna da 60 bin liralık aldırırsın.
-Alır mı dersin?
-Aptal âşık konumuna girdikten sonra, tereddüt bile etmez.
***
-Dede, nasılsın bakalım?
-Neden sordun?
-İnsan, dedesinin nasıl olduğunu soramaz mı?
-Durduk yerde böyle dediğine göre, bir hinlik var için de. Söyle bakalım esas konu ne?
-Evlilik hayalleri nasıl gidiyor? Diyecektim.
-Senin dilin altındaki bakla da bu zaten. Söyledim ya evleneceğim diye. Dibine ermeyince olmaz demi?
-Aşk olsun dede. Hem kanka, hem sırdaşız diyoruz ama sen benden işlerin nasıl gittiğini saklıyorsun.
-İyi gidiyor torunum. Deden aradığı mutluluğu buldu sonunda.
-Desene ateş bacayı sardı.
-Sardı. Emde nasıl sardı? Bana bi bakıyor ki, aklım birden yok oluyor.
– O kadar keskin mi bakışları?
-Hem de kılıçtan bile keskin.
-O kadar diyorsun?
-Az bile dedim.
-Vay be benim mecnun dedeme. Bir görüşte aşk desene. Yani yıldırım aşkı!
-Tam da öyle.
-O zaman yıldırım nikahla da evlenirsiniz artık.
-Bunu hiç akıl etmemiştim. Al bu fikrinden ötürü sana 100 lira ödül.
-İyi valla, bir cümle 100 lira.
-Senin bana vereceğin fikirler işime gelirse, fikrine göre sana para.
-Çok iyi. Sen derdini söylersen, fikir üretmek kolay o zaman.
-Ben her zaman söylerim sorunu, sen de çözersin artık.
-Anlaştık şimdi. İlk derdini söyle bakalım dedoş.
-Zevzek kerata. Söylüyorum bak. Yalnız aramız da, unutma.
-Tamam, süper dedem benim.
-Ne süperi len?
-Dedem, 68 yaşında, 48’lik bir hatun alan dede, herhalde uyuz olacak değil. Süper olacaktır.
-Her b…ku da bilirsin ya. Neyse.
-Sadede gel o zaman dedeşko.
-Yarın yeni babaannenle nişanlanıyorum.
-Deme be! Süper dedim de kızdın. Bu ne hız be dede?
-Olacak o kadar. Yoksa güzel kuş, ellerimden uçar sonra.
-Anlaşıldı. Paçalar yanıyor.
-Bırak zevzekliği de, fikrini söyle.
-Tamam dedoş. Dinle. İlk etapta fazla bir şey alma. Nikâhtan sonra alırım dersin.
-Zevzeksin amma cin gibisin. Öyle yapayım.
***
-Sevda hanımcığım, önce sarrafa girelim. İki bilezik, bir yüzük, bir de zincir ile iki küpe alalım.
-Valla Selo beyciğim, ben de öyle düşünmüştüm.
-Bak gördün mü? Hep gönüllerimiz, hem düşüncelerimiz bir. Biz birbirimiz için yaratılmışız.
-Doğru diyorsun Selo’cuğum.
-Selo’cuğum diyen dillerini seveyim senin. Hadi doğru sarrafa. Oradan da tuhafiye dükkânlarına.
Güzel güzel giyecekler alalım da, güzel güzel giy. Benim güzel Sevdam. Adını sevdiğim.
Kol kola girerler bir yandan da gülüşürler.
Sarraflara doğru yürürler. Asıl macera başlamıştır.

IV
-Alo baba, şu anda sarraflar çarşısında bizim âşıklar. Bana kalırsa kafesin kapısı açıldı. Keklik içine yavaş yavaş süzülmekte.
-Tamam oğlum. Sen fark ettirmeden takip et. Yalnız sarraftan çıktıktan sonra, sarraf ile konuş. Dedenin neler aldığını öğren.
-Anladım baba. Hadi görüşürüz.
***
-Sevda hanımcığım, şimdilik iki bilezik, küpe, yüzük ve zincir alalım. Nikâhtan sonra, ben sana daha da alırım.
-Tamam Selo’cuğum. Sen daha iyi bilirsin.
-Hayırlı işler sarraf kardeş
-Buyurun buyurun. Ne arzu etmiştiniz.?
-Bilezik, yüzük, küpe, bir de zincir.


-Hay hay! Efendim. Derhal takdim ediyorum.
-Bakın şu bilezikler çok güzel İşlemeli mi, burgulu mu olsun?
-İşlemeli olsun. Burgulu olanlar pahalıdır. Yüzük, küpe ve zincir de fazla pahalı olmasın.
-Hay hay hanımefendi.
-Buyurun bunlar sizin arzu ettiğiniz gibi.
Altınlar alınır, dede paraları öder ve çıkarlar.
***
-Hayırlı işler abi. Biraz önce çıkanlar dedem ile yeni cici babaannemiz. Sizden ne aldıklarını öğrenebilir miyim?
-Müşterilerimiz hakkında konuşmak prensiplerimize aykırıdır.
-O kadının dolandırıcı olduğundan şüpheleniyoruz. Eğer öyle ise, bize yardımcı olmanız gerekmez mi?
-Bana pek öyle gelmedi ama yine de belli olmaz.
-O zaman ne aldıklarını söyleyin. Eğer sorun yoksa zaten konu kapanır. Eğer varsa, alınanların parasını dedemin ödediğini gerektiğinde söyleyebilirsiniz değil mi?
-Tabii delikanlı. Kanunsuz bir iş varsa, yardımcı olurum.
-Teşekkür ederim. Yakında belli olur. Duruma göre, sizi haberdar ederim. Hoşça kalın.
***
-Selo Beyciğim. Buyur benim eve gidelim. Hem nişanımızı da orada yaparız. Aramızda. Tantanaya gerek yok.
-Tabii Sevda hanımcığım. Ne kadar düşüncelisiniz.
-( Hafif bir kahkaha atar) Ne demek Selo’cuğum. Sade bir nişan, daha anlamlı bence.
-Ah Sevda hanımcığım ne kadar incesin. Hem ince, hem zarifsin.
-Estağfurullah efendim sizin zarifliğiniz.
-Bak göreceksin Sevdacığım, çok mutlu olacağız, çok.
-Elbette Selo’cuğum. Şimdiden mutlu etmeye başladın zaten.
***
-Baba, sarrafla konuştum. Alınan altınlara toplam 18 bin lira ödemişler.
-Kadına bak, daha elini bile tutturmadan 18 bini götürmüş.
-Kadın babamızı bu ustalıkla 15 günde soyup soğana çevirir.
-Bence de öyle baba. Almanya’da ne kadar para biriktirdiyse, yakında hepsi el değiştirir.
-Hem de jet hızıyla. Babam iyice gönlünü kaptırmış. Balıklama daldı olaya.
-Yakında sular çekilirse, dedoş da, sudan çıkmış balığa döner artık.
-Oğlum, sen dedeni ne et et ikna et. Nikâh gününü ve yerini öğren. Sonrasını polis halleder.
-Anladım baba. Tere yağdan kıl çeker gibi hallederim evellallah!
-Hadi göreyim seni.
***
-Dedoş, keyfin yerinde bakıyorum da.
-Olmaz mı torunum? Deden mutluluk kapısı yavaş yavaş aralıyor. Sonra değme keyfime artık.
-Hadi gören seni dedoş. İkinci baharı yakala artık.
-Hemen, hemen. Bu hafta yakalarım belki.
-İnşallah dedoş inşallah.
-İnşallah.
***
-Süslü Sevda, bravo sana. Bu işte iyice ustalaştın artık.
-Böyle kızışkın müşteri oldu mu, mal satmak kolay oluyor tabii.
-O, bu hız ile akşam sabah evlenelim diye tutturur. Bir iki nazlan. Sonra biraz cilve, hop ihtiyar kafeste. Ondan sonra, donuna kadar alırsın artık.
-Bana kalırsa, yarın illâ ki evlenelim diye tutturacak. Bugün yüzükleri takarken, ne kadar da sabırsızdı bir görsen. Yaşlı amma, daha iş var. Belli oluyor.
-Vay! Azgın teke vay! Desene daha şimdiden kesime hazır.( Kahkaha ile gülerler)
***
-Ey dedoş, bugün Sevda hanımla neler yaptınız?
-Neler yapmadık ki. Onun evine gittik. Nişanlandık. Hatta aramızda kalsın. Sevda hanıma ilk kez sarıldım bile.
-Süper dedem benim. Sen işi biliyorsun. Hadi yolun açık olsun bundan böyle.
-İnşallah torunum. Şu parayı al, ağzını sıkı tut.
-Paraya gerek yok dede.
-Al al. İstemem, yan cebime koy. Öyle değil mi?
-Dedem, sen bilirsin gayri.

DEVAM EDECEK

Ali Tumbat son yazıları (Hepsini Gör)
1

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Sandık Yarası – Şehriban Tuğrul (Sesli Öykü)

Sesli Öykü

Bir yorum var

  1. FEVZİYE ŞİMDİ

    Neyse ki torun akıllı.

    1

Bir cevap yazın