8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Ayşe Yılmaz

8 Mart’ı Emekçi Kadınlar Günü yapan olay, 165 yıl önceye dayanır. 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde, dokuma fabrikasında çalışan kadın işçiler güvenceli bir iş, eşit işe eşit ücret, 8 saatlik çalışma gibi isteklerle greve gittiler. Kilitli kaldıkları fabrikada çıkarılan yangında, 129 kadın işçi can verdi. Daha sonraki yıllarda, bugün tüm dünyada Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmaya başlandı.

Dolayısıyla 8 Mart’ın sınıfsal bir duruşu vardır. Bazı kişi ve kurumlar tarafından topluma sunulduğu gibi çiçek, mücevher alıp, kutlama yapma günü değildir. Bugün kadın sorunlarının dile getirildiği, çözüm arandığı birlik, dayanışma ve mücadelenin yükseltildiği, öneminin vurguladığı gündür.

Üzerinden bunca yıl geçmesine karşın, o alevler bizleri yakmaya, canlarımızı almaya devam etmektedir. Kadın cinayetleri, iş cinayetleri, savaşlar, töreler, erken yaşta evlilikler artarak sürmektedir. Yokluk, yoksulluk, zamlar kadını bezdirmekte, adeta yaşama sevincini yok etmektedir. Ama kadınlar asla pes etmemekte, yaşamın her alanında hem hakları, hem hayatları için mücadeleyi sürdürmektedirler. 8 Mart bu açıdan ele alınmalıdır.

Karanlığın gittikçe arttığı günümüzde kadınlar var olmaya, insan gibi yaşamaya olan inançlarını kaybetmeden yaşama dört elle sarılarak direnmektedirler. Kendilerine dayatılan karanlığı reddetmektedirler. Kadınları güvence altına alan ama aslında pek de uygulanmayan İstanbul Sözleşmesi bir gecede yok sayıldı. Ama biz vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Yaşamın her alanında, eşit yurttaş olmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bize reva görülen bu kokuşmuş sisteme karşı, haklarımızı korumak için örgütleneceğiz. Gücümüzü birbirimizden alacağız. Dayanışarak yaralarımızı saracak, eksiklerimizi tamamlamak için öğrenerek kendimizi geliştireceğiz. Böylece hem kendimizi, hem dünyayı değiştireceğiz. Bu karanlığa, çifte sömürüye, tacize, mobbinge, kadın cinayetlerine son vereceğiz.

Kadın hakları aslında temel insan haklarıdır. Özel bir talep değil, sadece insan olmaktan kaynaklanan haklarımızı istiyoruz. Güzel bir dünya bilimsel, laik, demokratik bir eğitim, eşit insan hakları, hakkaniyetli gelir paylaşımı, çevreye duyarlı, insana saygılı yasalarla mümkündür. Aslında biz güzel bir dünya istiyoruz. Cinsiyet eşitliği ve yaşam hakkı istiyoruz. Sokaklarda gündüz veya gece korkmadan yürümek, tacize uğramamak istiyoruz.  İstanbul Sözleşmesi uygulansın, kadın katilleri kravat takınca beraat etmesin istiyoruz Eşit işe eşit ücret, her iş yerine ve mahalleye ücretsiz kreş, savaşsız bir dünya ve sevgi istiyoruz.

Çok mu şey istiyoruz? 

Ayşe Yılmaz

Ayşe Yılmaz son yazıları (Hepsini Gör)
12

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Çocukluk Çağımız Daha Güzeldi Sadi Geyik

Anı

Bir yorum var

  1. Ayşe Hanım sevgili hemşerim. Çoktandır bekliyordum yazmanı. Böyle özel bir günde başlangıç yapmana ayrıca sevindim. Sanıyorum 1980’ler başlamıştı uluslararası sermayenin küreselleşme adlı elma şekerinin reklamı. Ürünler, fikirler, kültürler ve dünya görüşlerinin alışverişinden uluslararası bir kaynaşma, bütünleşme olacaktı. Böylece ulus devletlerin içine ayrıkotu gibi yerleşerek, küçük çaplı savaşlar, iç kargaşalar çıkartarak küresel bir kaçkın (mülteci) dalgası ile ulus devletlerin iyi yetişmiş beyinleri yerlerinden edildi. Adı Türk olan bütün şirketler uluslarası sermayenin eline geçti.
    Irak, Mısır, Libya, Suriye gibi Atatürk’ün izinden laik ulus devlet kurmaya çalışan ülkeler ırksal ya da mezhepsel olarak bölündüler. Bu da yetmedi. Suriye’ye bir gecede inerek BOP arabasının önüne taş koyan Rusya Nato maskesi ile çembere alınarak zaman içinde parçalanmak isteniyor. Arkasından Şangay İşbirliği Örgütü’nün ikinci önemli ayağı Çin’e sıra gelecektir.
    Amacım dış politika yorumu yapmak değil. Küresel sömürü alabildiğine artıyor. Bakıyorum, bütün çalışanların ücretleri çok az. Eskiden tek kişi aileyi geçindiriyor, birde ev sahibi oluyordu. Bugün kadın-erkek çalışıyor olsa bile ev sahibi olmak hayal oldu. Burada memnun olmayan doktor Avrupa’da Alman doktordan ucuza, Afganistan’da, İran’da memnun olmayan doktor Türkiye’de Türk doktordan ucuza çalışıyor. Böylece küreselleşmenin küresel sömürü canavarı doymak bilmeden sömürüyor. Bu acımasızlık altında insani değerler ölüyor, insanlar acımasız oluyor. Bedelini de yazık ki kadınlar, çocuklar, en yoksullar ödüyor. Kadına şiddet konusunda genel olarak İslam coğrafyası özeline paralel Türkiye özeline değgin nedenler var ki ayrı bir yazı konusu.
    Böyle bir ortamda Kadınlar Günü kutlaması içimden gelmiyordu. Senin yazıyı görünce coştum İşte. Yine de kutlu olsun. Devamını bekleriz Ayşe Hanım. Yazan arkadaşlarım bağışlasınlar; hepsine yorum İçin yetişmek olası değil.

    7

Bir cevap yazın