Adamlar Yaşamlar 1.Bölüm Recai Oktan

ADAMLAR VE YAŞAMLAR

BİR

1

BODRUM YARIMADASI

Kırk yıl öncesine dek, Bodrum’un kendi odağındaki kentsel gelişimine ayak uyduracak beldesi de akılda kalıcı öyküsü de yoktu.

Bodrum yerlilerinden, o da ite kaka, birbirine benzer yer ve insan adlarının doluştuğu öyküler dinlerken; Bodrum’a yerleşenlerin her birinden ise farklı, sanki “Benim Bodrumum” demek istediklerini duyumsatan, abartılı öyküler dinlendiği günlerdi. Bodrum’a değgin söyleşilerde, Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) adını geçirmek modaydı.

Bodrum, varsılların düşlerini süslerdi, yoksullara göre değildi.

Bodrum Yarımadası’nın iki girişi, doğal olarak da iki çıkışı vardır. Dışarıdan kara taşıtlarından biriyle geliyorsanız, Güvercinlik’ten 10 – 15 kilometre kadar sonra sağa sapıp, Torba’dan giriş yapar, yarımadayı dolaşıp, tekrar Bodrum’a gelebilirsiniz. İkinci yolu seçerseniz, Torba’ya sapmadan, Bodrum’un ana yolundan Konacık, Ortakent devam eder; İslamhaneleri’ni geçip, Turgutreis’te makas atar, Kadıkalesi, Gümüşlük, Yalıkavak, Gündoğan, Göltürkbükü devam edip, Torba’da turu tamamlarsınız.

İstanbul varsılları, Bodrum odağında kira ile yaşadıkları eğlence biçiminden sıkılıp, “evimde oturur, tatilimi yaparım, dinlenirim; gezmek, sanatçı dinlemek istersem, Bodrum odağına ya da Antik Tiyatro’ya giderim” aklını geliştirdikçe; Gölköy ve Türkbükü (sonradan Göltürkbükü) hızlı yapılaşmayla yerleşime açıldı.

Varsıllar için Göltürkbükü’nün iki yararı vardı: İlki, villalarının olduğu yerlere denizden, tekneleriyle ulaşabilmeleri; ikincisi, İstanbul-Bodrum yolculuklarından sonra, teknelerini demirledikleri balıkçı köylerine gitmek için kullandıkları Bodrum – Milas arasındaki havaalanına yakın olması. Bodrum odağı Konacık, Gümbet ve Bitez’le birlikte yerleşime doymuştu. Göltürkbükü de doydu. Sırada Ortakent, Akyarlar, Gümüşlük, Turgutreis, Yalıkavak ve Gündoğan vardı. Oralar da doyacaktı.

Muğla, büyükşehir ilan edilince, Bodrum en büyük ve önemli ilçesi oldu. Muğla büyükşehir olmadan önce, Bodrum’da çok sayıda beldede, belediye yönetimi vardı. Büyükşehir uygulamasının ardından, belediyesi olan tüm beldeler de “attan inip eşeğe binme” sözüne uygun siyasi kararlarla mahalleye dönüştürüldü. Belediye başkanlarının yerini muhtarlar aldı. Beldelerin, yeni uygulamanın şaşkınlığı ve ivecenliğiyle, mahalle yapılması, nüfus yoğunluğu nedeniyle olanaksızlaşınca, mahallelere bölünme başlatıldı. Konuyla ilgili kargaşa devam ederken, yazlıkçılardan çok, sürekli yaşamak için bölgeye yerleşenlerin sıkıntısı katlandı. Yerli ailelerin bireyleri ise, sosyal ilişkilerden, turizmden elde edilen tüm kazanca rağmen, hep mutsuz ve yakınıcıydı. En kalabalık, mutsuz, yakınıcı yerlilerin yaşadığı yerlerden biri de Turgutreis’ti…

Devam Edecek

Öykünün 2. bölümünü okumak için tıklayınız. 

 Yazarın sitemizde yer alan Balıkçılar öyküsünü okumak için tıklayınız.

 

13

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Çocukluk Çağımız Daha Güzeldi Sadi Geyik

Anı