Aklın Yönetimi Kuralları Nurettin Şenol

Kuşkusuz, akıl az / çok herkeste vardır. Önemli olan aklın doğru / olumlu yönde geliştirilmesi, kullanılması, eğitilmesidir.

*

Modern felsefenin babası olarak anılan, Fransız düşünür (filozof), matematikçi ve yazar olan Réne DESCARTES (1596 – 1650 ), yaklaşık 400 yıl önce, aklın yönetimi kurallarını belirlemiş.

Bu kurallar şunlardır:

01) Çalışmaların son (nihai) amacı, aklı, karşısına çıkan her şey üzerinde sağlam ve doğru yargılara varacağı şekilde yönetmek olmalıdır.

02) Yalnızca, zihnimizin hakkında kesin ve kuşku götürmeyen bir bilgiye erişebileceği konularla uğraşmamız gerekir.

03) İnceleme konumuz hakkında başkalarının düşündüklerini ya da kendi kuşkularımızı değil, açık ve seçik görebildiğimiz ya da kesin olarak elde edebileceğimizi düşündüğümüz şeyi araştırmamız gerekir. Bilime ulaşmanın tek yolu budur.

04) Gerçeğin araştırılmasında yöntem gereklidir.

05) Tüm yöntem, aklın birtakım gerçeklere varmak için çabasını yönlendirmek zorunda olduğu konuların sırasına ve konumuna dayanır. Bunu sürdürebilmek için güçlük içeren ve muğlak (anlaşılması zor, anlaşılmaz, çapraşık, karışık) önermeleri aşamalı olarak daha basite indirgemek, sonra da bunların sezgisinden yola çıkarak aynı biçimde öteki önermelerin bilgisine varmak gerekir.

Rene Descartes (1596 – 1650 )

06) En basit şeyleri üstü kapalı olanlardan ayırmak ve bu incelemeyi belli bir düzen içerisinde izlemek için kimi gerçeklerden, başka gerçekleri çıkardığımız her konu dizisinde, önce en basit olanı bulmak ve tüm diğer konuların bu en basit olandan az çok ya da eşit biçimde nasıl uzaklaştıklarını anlamak gerekir.

07) Bilimi tamamlamak için amacımıza kesintisiz ve düzenli bir düşünce eylemiyle bağlı olan tüm konuları baştan sona incelemek, sonra da yöntemli bir sıralama içinde bunların dökümünü yapmak gerekir.

08) Eğer aranan şeyler dizisinde aklımızın kusursuz bir şekilde anlayamadığı tek bir tanesi bile ortaya çıkarsa orada durmak, bir sonrakini izlememek, boşuna yapılacak bir çalışmadan kendini alıkoymak gerekir.

09) Aklın tüm güçleri en basit ve en önemsiz şeylerin üzerine yöneltilmeli, gerçeği açıkça ve belirgin bir şekilde görme alışkanlığı yerleşene dek orada uzun zaman durulmalıdır.

10) Aklın pratiklik kazanması için, onu başkalarının önceden keşfettikleri şeyleri yeniden bulmaya eğitmek ve en sıradan hünerleri, özellikle de bunların oluş düzenini açıklayan veya tasarlayan hünerleri, yöntem aracılığıyla gözden geçirmek gerekir.

11) Sezgi aracılığıyla kimi önermeleri fark ettikten sonra, eğer bu önermelerden başka bir önerme çıkarabiliyorsak, düşüncenin her hareketini onu bir an bile kesintiye uğratmadan izlemek, aralarındaki karşılıklı ilişkileri düşünmek ve her seferinde mümkün olan en fazla sayıdaki ilişkiye bir defada açık seçik akıl erdirmek yararlıdır; bilimimize daha fazla kesinlik ve aklımıza daha fazla uzam (algılanan nesnelerin temel özelliği, bir nesnenin uzayda kapladığı yer) sunmanın yolu budur.

12) Basit önermelere değgin (dair) net bir sezgiye iye (sahip) olmak, bilinenle arananı uygun bir şekilde karşılaştırmak ve bu biçimde aralarında karşılaştırılması gereken konuları bulmak için usun (zekanın), düş (hayal) gücünün, duyuların ve belleğin tüm kaynaklarından yararlanmak gerekir. İnsan için donatılan yollardan hiçbiri tek sözcükle savsaklanmamalıdır.

13) Bir sorunun ne olduğunu tam olarak anladığımız zaman, onu tüm yüzeysel kavramlardan kurtarmak, en basite indirgemek, sıralama yoluyla olabildiğince bölümlere ayırmak gerekir.

14) Aynı kural cisimlerin gerçek uzamına uygulanmak zorunda olup, bu uzam yalın biçimler aracılığıyla düş gücünde tam olarak örneklenmelidir (temsil edilmelidir); bu şekilde anlayış onu çok daha açık seçik kavrayacaktır.

15) Bu şekilleri çizmek ve onları dış duygulara sunmak, dikkatimizin sürekli odaklanmasını hızlandırmaya yardımcı olur.

16) Dikkatimizi vermemizi gerektirmeyen konularla karşılaştığımızda, sonuç çıkarmamız için gerekli olsalar bile, onları karmaşık şekiller yerine kısa simgelerle (sembollerle) göstermek daha iyidir. Böylelikle bir yanda belleğin kusurlarından kaynaklanan hatalara karşı bu korumalar oluşur, diğer yanda başka sonuçlar için hazır beklerken, “şeyleri” akılda tutmak için çaba gösteren düşüncenin dağılmasını engeller.

17) Önerilen güçlüğü bilinen ve bilinmeyen öğelerinin birkaçını soyutlayarak ve doğru bir yöntemle birbirleriyle karşılıklı bağlarını izleyerek gözden geçirmek gerekir.

18) Bunun için yalnızca dört işleme (toplama, çıkarma, çarpma ve bölme) gereksinim vardır. Gereksiz yere işleri karıştırmamak adına ve sonraki adımda daha kolay bir şekilde uygulanabilecekleri için son ikisinin yapılmasına çoğu zaman gerek yoktur.

19) Güçlüğü baştan sona aşmak için bilinmeyen öğelerin bilindiğini varsaydığımız ve iki farklı şekilde açıklanabilen ne kadar büyüklük varsa, bu yöntemle aranmalıdır. Bu yolla iki eşit şey arasında bir o kadarını karşılaştırmaya olanak buluruz.

20) Denklemleri bulduktan sonra, bölme işleminin olduğu her aşamada, işlemleri çarpma işlemini kullanmadan tamamlamalıyız.

21) Bu türden birçok denklem varsa, onları sürekli orantılı büyüklükler dizisi içinde, öğelerin en küçük sayıda basamakları işgal ettiği, kendisine göre bu öğelerin hazır bulunmasının zorunlu olduğu tek bir denkleme indirgemek gerekir.

KAYNAK: Aklın Yönetimi Kitabı

Yazar: R. DESCARTES

Çeviren: Engin SUNAR

NURETTİN ŞENOL
0

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Çocukluk Çağımız Daha Güzeldi Sadi Geyik

Anı

Bir cevap yazın