Aşk mı, Sevgi mi? Sevil Ağtaş 

Bir seyahatim sırasında, otobüste, yanıma  genç ve güzel gözlü  genç kadın  oturdu. Çok üzgün bakıyordu, perondan ona el sallayanları sanki görmüyor gibiydi. Aracımızın hareketinden sonra konuşmaya başladık. Daha doğrusu o kendi hazin hikâyesini anlatmaya başladı. Benden yaşça epey küçük olduğundan sanırım, beni olgun  bir  abla  olarak kendine yakın buldu ve içinde kördüğüm olmuş duygularını çözmesine yardım edebilirim diye tüm içtenliği ile yaşadıklarını anlattı.  Bana bir akıl ver ne olur. Çıkmazda kaldım. Ne yapacağıma karar veremiyorum ama otobüsten inmeden karar vermem gerek, dedi ve anlatmaya başladı.

“-Yıllar önce liseyi henüz bitirmişken bir arkadaş toplantısında tanışmıştık Serkan’la. Yakışıklı görgülü iyi biriydi, kısa zamanda çok sevdik birbirimizi ve nişanlandık.

-Ee, sonra dedim.

– Sonrası, biz Adapazarı’nda o ise İzmir’de. Kemeraltı’nda işyerleri var. Sık sık da yurt dışına çıkması gerekiyor. Yani durumları çok iyi. Bunun doğal sonucu olarak kıskananlar, araya fesat sokma çabaları çok oluyor. Serkan o kadar düşkündü ki bana, her gün telefon açar; sesim biraz üzgün  olsa, hasta mısın yoksa diye merak eder, uçakla koşar gelir, bir saat dahi vakti olsa görüp dönerdi. Ama fesat insanlar; “bak oğlum, bu kız seni paran için seviyor, bir incele, dene. Param olmasa, beni yine de ister miydin, diye sor da gör, gibi, laflarla, aklını bulandırıyorlardı. O bunlara aldırmıyor olsa da, inanın aklına şeytan girer ya bazen. Bir gün bana; sen beni param için mi sevdin, deyiverdi.  

Kız, o kadar seviyor ki nişanlısını. Ama bir o kadar da gururlu. Adeta yıkılır bu soruyla.

-Sen bunca zamandır beni tanıdın, öğrendin, seni nasıl sevdiğimi gördün. Bu soruyu bana nasıl sorarsın, diye yüzüğü çıkarıp çocuğa veriyor. Benim sevgimden şüphe edenle evlenemem, diyor. 

Nişan bozuluyor. Çocuk bin bir özür dilese de, affet dese de, kız dönmüyor sözünden.  Gurur ve inat  hayatını karartıyor. Yüreği kan ağlasa da sözünden dönmüyor.

Kız, çevresinde güzelliği ile dikkat çeken bir genç kız olduğundan her zaman çok isteyeni olmuş. Tam da o  günlerde,  kendisini  daha önce de çok isteyen ve talebi  kabul görmeyen  talibi, bir kez daha talebini tekrarlıyor.  Kız, kendisini çok sevdiği her halinden belli olan bu  delikanlı ile evlenmeyi kabul ediyor. Bu aday bir  fabrikada işçi, sıradan bir orta sınıf ailenin oğlu.  Kızın amacı, bir an önce nişanlısı ile bağlarını tamamen koparmak. Böylece nişanlısı  sürekli barışma talebi ile kapıya gelmekten vaz geçer ve peşini   bırakır, diye düşünmüş. Kısa zamanda da  bu  talibi ile evlenmiş.

Evlendiği çocuk ta dünya iyisi. Kızı çok fazla seviyor ve çok duygusal. Öyle ki yıllar geçtiği halde, kızın eski nişanlısını unutamadığını bildiği için, kendisini sevmesini sabırla bekliyor. Yıllarca beraber olamıyorlar ve tabii çocukları da olmuyor. Tam 7 yıl sonra eşinin sevgi dolu davranışları aralarında yakınlaşma sağlıyor.  Evlilikleri mutlu bir beraberliğe dönüşüyor ve bir kız çocukları oluyor.

Bu arada eski nişanlısı Serkan da sevdiği kız evlendikten sonra, belki unutabilirim, diye bir evlilik yapıyor. Ama nafile…  Evlendiği kız da olayı biliyor ama sabırla değişmesini beklese de. Serkan, evlerindeki vitrinden sevgilisinin resimlerini ve kalbinden sevgisini yok edemiyor ve tabii ki bu evlilik bir süre sonra sona eriyor.

Uzaktan da olsa ilk aşkının haberlerini alıyor ve bir kız çocuğu olduğunu öğrendiğinde yıkılıyor Serkan…  Kendisi ile nişanlıyken, bir kızımız olsun diye konuşup isimler seçerken seçtiği ismi kızına verdiğini öğrenince  yüreğindeki yangın daha da büyüyor.  Bir gün  fazlaca   alkol alıp aracına biniyor ve yurt dışına işyerine malzeme almaya gidiyorum diye çıkıyor. Sınırı geçince bir uçurumun kenarından arabayı boşluğa sürüyor.

Çevreden geçenler onu buluyorlar, üzerindeki kimlikten aileye ulaşıyorlar. Aile hemen gelip alıyor ve hastaneye yatırıyor. Ama çok ağır durumda. Komada. Hastanede yoğun bakımda. Hiçbir hayat belirtisi yok.
Doktorlar diyor ki, yaşama isteği yok. Tedaviye cevap vermiyor. Komada olsa da hisseder, anlar bazı şeyleri.
Sevdiği, istediği biri varsa gelsin yanına, konuşsun…
Aile hemen bu kızı hatırlıyor ve bir şekilde ulaşıp rica ediyorlar. Ne olur gel, sen onu hayata döndürebilirsin.
Kız tabii kocasına bunu anlatamıyor, aradan yılar geçse de yüreğindeki ilk aşk onun yardımına koşmaya zorluyor. Eşini de üzmeden  bir plan yapıyor. Eşinin de tanıdığı çok yakın arkadaşının   hasta olduğunu ve kendisini yardımcı olması için çağırdığını söylüyor.  Böylece izin alıp geliyor Serkan’ın  yattığı hastaneye. Elini tutup, konuşuyor başucunda ve tepki vermeye başlıyor Serkan…
Tedavi iyiye gitmeye başlıyor. Ancak geri dönmesi gerekiyor tabii bu güzel kızın, işte evine dönüş yolunda, otobüste bana anlattı bunları. Asıl sorun bundan sonrası.
“- Ablam, kocam dünyanın en iyi insanı, beni çok seviyor. Onu üzemem. Ona bu durumu söylesem, eminim ki beni bırak git der ve eğer iyileşirse de beni boşa git onla evlen der. Öylesine iyi yani ama ben ona bunu nasıl yaparım? Onu üzmek çok büyük haksızlık olur. Vicdanım bunu kabul etmiyor. Ama öte yanda da bana ihtiyacı olan hayata dönmesine yardımcı olacağım ve bir zamanlar çok sevdiğim biri var ve hala çok seviyorum.  Yıllar geçse de ilk aşk unutulmuyor, ne yapacağımı bilemiyorum. Kocama hiç anlatmasam da, beni o kadar iyi tanır ki…  Sesimden, yüzümden hemen anlar mutsuz ve üzgün olduğumu ve sorar ne oldu diye. Nasıl anlatabilirim?
Çıkmazda kaldım. Abla bana akıl ver ne yapsam, diye diye, yol boyunca 6 saat, hiç durmadan, o yeşil gözlerinden akan yaşlar, yağmur gibi döküldü durdu. Bir de tabii, henüz 3 aylık bir bebek vardı…

Anlayacağınız çok zor bir durum. Düşünüp bir çözüm bulamadan benim için  yol bitti. Ben araçtan indim.

Bu güzel kız evine döndüğünde nasıl bir kararla kocasına olayı anlattı hep merak ettim. Doğruları söyleyip Serkan a  şifa vermek için geri mi döndü hastaneye? Neden üzgün olduğunu başka  bir şekilde izah edip eşinin yanında mutlu olmayı mı seçti. Böylesine büyük bir aşkla birbirini sevenler kavuştu mu, sonunda? Yoksa Serkan öldü mü, hastane odasında?
Bunları hep merak ettim yıllarca. Bir daha haber alamadım onlardan.  Kendim de bir yorum yapamadım. Hangi son daha iyi olur,  hangi karar mutluluğa götürür? Siz karar verin. Bu güzel kız, nasıl bir karar verdi hiç bilemeyeceğiz ama siz olsaydınız ne yapardınız, sorusuna bir cevap bulmaya çalışın.

İşte böyle hüzünlü bir hikâyeden sonra biten seyahatten bu anı kaldı belleğimde ve hep bir merak… Acaba o günden sonra neler oldu?  

SEVİL  AĞTAŞ

Sevil Ağtaş son yazıları (Hepsini Gör)
0

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Demokrasi Evi Açıldı Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

Bir cevap yazın