Atatürk Aydınlığı Ethem Arı

İki ayağı üstüne kalkan ilk insan yaklaşık 3 milyon yaşında. Ayağa kalktıktan sonra merak güdüsüyle dünyayı keşfe çıkmaya 70 bin yıl önce başladı. Afrika’dan Asya yönüne çıktı.. Bu yürüyüş Güney Amerika Kıtası’nın güney ucuna kadar yaya olarak sürdü.. Günümüzden 18 bin yıl önce, son buzul çağının sonlarında bitki ve hayvan evcilleştirmeleri başladı. 12 bin yıl öncesine gelindiğinde evcilleştirme yoğunlaştı. Ortaya çıkan artı değer (bu günden yarına hazır besin) hayatımızı büyük ölçüde değiştirdi. Aşamalı olarak yer yer yerleşik düzene geçiş başladı. İnsanların elindeki artı değeri elde etmek için mitler ortaya çıktı. Toplu avlanma, toplu savunma, toplu yaşama gibi önemli işlevleri olan mitler insanların doğa olaylarından var olan korkularından yararlanarak sömürü aracı oldu. Bin yıllar içinde eni, boyu yüksekliği genişleyip büyüyerek, adına yapılan görkemli tapınaklarla ete kemiğe büründü. Söylencelerin, sanatın, müziğin, yazının konusu olarak dine dönüştü
İnsan, aklının bilincine vardıktan sonra dinleri sorgulamaya başladı. Thales (İÖ.624-546) ve Anaksimandros (İÖ. 610-546) ile Milet’te başlayan bu sorgulama, eski Yunan uygarlığının yıkılması İle yeniden karanlığa kaldı. Bir kez sorgulama insan beyninde tohumlanmaya görsün. Orta çağ Avrupa’sında karanlığın odağındaki kardinal Luther (1483-1546) ve Calvin (1509-1564) karanlığı merkezinden yırttılar. Avrupa Aydınlanması böyle başladı, uygarlıkla sonuçlandı.

Joseph Conrad, “Karanlığın Yüreği” adlı yapıtında “İnsanın aklı her şeye yeter, çünkü her şey içindedir, tüm geçmiş gibi tüm gelecek de.” diyor. Günümüzde bu bilince erişemeyen uluslar kendi orta çağlarını yaşıyorlar. Hem de ulaşım, iletişimin bu kadar ivme kazandığı, bilgiye erişimin onca kolaylığına karşın.


Koyu karanlığın odağında İslam coğrafyası var. Eytişimsel (diyalektik) değişmeyen genel kural gereği bu kez aydınlanma şafağı, karanlığın en koyu olduğu yerden, en koyu anında atacak. Çünkü İslam coğrafyasında Atatürk aydınlığı tohumlandı bir kez. Tohum altta nefes nefese. Uygun nem ve ısıyı bulduğunda ha çıktı, ha çıkacak!
 

ETHEM ARI 28 Temmuz 2020

ETHEM ARI
İzlemek için

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Begonvil Gölgesinden Pazartesi Beyazlatmaları Recai Oktan

Akdemi'den

3 Yorumlar

  1. Yasemin Hanım ve Semihat Hanım benim gibi yazar olmaya çalışanlar İçin yorumların önemi büyük. Birde burada yapılan yorumlar akış içinde yitip gitmiyor kalıcı oluyor. O nedenle ikinize de ayrı ayrı sağ olun diyorum.
    *
    Zaman zaman bu toplumun Atatürk’ü hiç anlayamadığını düşündüğüm oluyor. Lakin sonunda Yasemin Hanım’ın işaret ettiği gibi 2. Dünya Savaşı ve arkasından koşulların zorlamasıyla olduğunu sandığım çok partili siyasal yaşam Atatürk Devrimlerini önce duraklatmış sonra ise karşı devrime dönüşmüştür. Özellikle eğitimin ihmal edilmesi, arkasından her şeyini kendin yapmaya yönelik imalat sanayisinin bırakılarak dışardan gelen parçaların Türkiye’de birleştirilmesine yönelik dışa bağımlı montaj sanayisine geçilmesi gibi uygulamalar bugünlerin altyapısını hazırlamıştır. Bunları birçok kişi biliyor.
    *
    Atatürk’ü çok iyi anlamış, özümsemiş “Cumhuriyet kuşağı” diyebileceğimiz aydınlarımız da oldu. Günün koşullarında halkın anlayabileceği dille Atatürk Devrimlerini anlatmanın en yaygın ve kolay yolu okullardı. Eğitim programları yabancı akıl hocalarının önerileri ile hazırlandı. Zeki Türk çocukları Fulbright bursu ile ABD’ne gönderildi. Benzer uygulama TSK için de yapılınca, kimse alınmasın devşirilmiş kişilerle Atatürkçülük taslayan, halkın duygularını bu yönde sömüren kişilerle Atatürk’ten tamamen uzaklaştık. Öyle ki artık açıktan “Atatürk’ten uzaklaşın” dediler.
    *
    Bilinen konuları yineliyorum ama 1961 Anayasasının özgürlük ortamında başlayan toplumsal uyanışı 12 Mart ve 12 Eylül ile sindirdiler. Yeni yeni okuma alışkanlığı kazanan halkı “yasak yayın” yaymacaları (propagandaları) ile okumadan uzaklaştırdılar. Böyle deyip çekilmeyeceğiz elbette. Türk halkı yaşam kalım savaşı içinde güç günler geçirirken her şeyi dönüp yeniden yargılamayı öğreniyor. Kum saatinin boş bölümü yavaş da olsa doluyor. Bizlere düşen aydınlık günlere olan umudumuzu yitirmeden yazılarımızla karanlığa bir mum yakmak olmalıdır.

    2
  2. Yasemin Alptekin

    Dünyadaki devrimler arasında, Atatürk Devri ve Devrimleri kişisel değil ulusun ve halkın çıkarlarını ön planda tutan en kapsamlı devrim dönemidir. Bu bağlamda, sultanlıktan cumhuriyete geçilirken tüm ulusun geleceği, dünyaya karşı duruşu ve gelecek nesillerin aidiyet anlayışı gözetilerek ilerlemeci bir anlayışla hareket edilmiştir. Baştakilerin değil milletin hakimiyeti vurgusu bu anlayışın en önemli ifadesidir. Ancak bu denli aydınlanmacı bir devrim anlayışı, devrinin bile önündedir. Ardından gelen İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı talihsiz dönem de bu devrimlere farklı açılardan uygulamada sekte vurmuş denebilir. Dileğim, içinde bulunduğumuz karanlığın ardından Atatürk ve Devrimlerini törensel değil çözümlemeci ve uygulamacı bir anlayışla yeniden canlandıracak bir neslin iş başına geçmesi. Yapılan yanlışlardan ders alınarak cesaretle o ilerlemeci anlayışa sahip çıkılması. Aksi takdirde bu gidiş gidiş değil. Konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler Ethem Arı.

    1
  3. Çok güzel bir yazı. Çok teşekkürler. Emeklerinize saygılar.

    1

Bir cevap yazın