Atatürk ve Eskişehir – Yazı: Ethem Arı

ETHEM ARI (İlk yayını: Facebook sayfamızda – 04 Kasım 2020)

BÖLÜM: 1

Mustafa Kemal, 1. Dünya Savaşında bir kez Eskişehir istasyonundan gidiş-dönüş yapmıştır. Kurtuluş Savaşımızda ise, Batı Cephesi Komutanlığı karargâhının bulunması nedeni ile altı kez trenle Ankara’dan Eskişehir’e gelmiştir.

Aslında, Atatürk’ün Eskişehir’le tanışması onun 1. Dünya Savaşı yıllarındaki Paşalık dönemine kadar uzanır. Ne var ki bu tanışıklık Kolordu ve Ordu komutanı sıfatıyla Doğu ve Suriye cephelerindeki görevlerine gidiş ve dönüşlerinde, ancak trenle istasyondan geçiş olarak gerçekleşmiştir ama, olayların akışı içinde duruma bakınca anlıyoruz ki 2 Mart 1916 günü Eskişehir garından ilk geçişinde Tuğgeneralliğe yeni terfi etmiş 35 yaşındaki genç Mustafa Kemal Paşa, rütbesinin iki derece üstündeki Kolordu Komutanlığı görevine giderken doğu cephesinde başarıya ulaşacağı ve bölgenin Rus işgalinden kurtulacağı konusunda ne denli kararlı ve inançlı ise, yaklaşık iki yıl sonra yenik bir devletin ordular komutanı olarak cepheden İstanbul’a zorunlu dönüşü sırasında da (12 Kasım 1918) Eskişehir garından geçerken gönlü kırık, öfkeli, ama tüm ülkesini kurtaracağı hususunda aynı oranda inançlı ve kararlıdır.

Atatürk’ün Eskişehir’e ilk gelişi:  22/23 Haziran 1920

Yukarıda da değinildiği gibi Mustafa Kemal Paşanın TBMM ve Hükümet Başkanı olarak Ankara dışında gerçekleştirdiği bu ilk gezinin amacı, sınıf arkadaşı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) komutasındaki Batı Cephesi Karargahı’nı ziyaret ederek gerekli görüşmelerde bulunmaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın kömür olmadığı için odun ateşi ile çalışan trenle ancak 16 saatte Ankara’dan Eskişehir’e gelebilmiştir. İstasyonda Ali Fuat Paşa ve yetkililerce karşılanan heyette Fevzi Paşa ve Albay İsmet Bey yanında Eskişehir milletvekilleri ve bazı görevlilerde bulunmaktadır. 22/23 Haziran gecesi Ali Fuat Paşa’yı da alarak Ankara’ya dönmüşlerdir.

2. gelişi: 28 Temmuz 1920

Atatürk’ün Eskişehir’e ikinci gelişi ise birincisinden yaklaşık bir ay sonra 28 Temmuz 1920 tarihindedir. O günlerde ulusal güçlerimiz Yunan ilerleyişi karşısında Balıkesir ve Bursa’yı boşaltarak Eskişehir’e çekilmişlerdir. Ülke çapında kaygılara neden olan bu durum üzerine TBMM Başkanı olarak Mustafa Kemal Paşa, diğer görevlilerle ve yirmi kadar milletvekilinden oluşan heyetle yerinde inceleme yapmak, cephedeki askerlerle görüşerek moral vermek üzere 27 Temmuz 1920 akşamı trenle Eskişehir istasyonuna gelmiştir. Yaklaşık 11 gün süren bu inceleme gezisinde Eskişehir ve çevresindeki birliklerde denetlemelerde bulunmuştur.

3. gelişi: 27/28 Ağustos 1920

Mustafa Kemal Paşa Eskişehir’e üçüncü kez 27/28 Ağustos 1920 tarihinde yine askeri amaçlı incelemeler için gelmiştir. İkinci gelişinden yaklaşık bir ay sonra tekrarlanan bu gezi, Eskişehir’in önemini vurgulayan bir gelişme olarak görülmelidir. 1920 yılı Kurban Bayramı’nın birinci gününe rastlayan bu yolculukta Mustafa Kemal Paşa, Eskişehir çevresindeki cephe hatlarını gezerek askerlerimizin bayramlarını kutlamış, öğle yemeğini onlarla birlikte karavanada yemiştir. Geceyi Eskişehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı olan Halil İbrahim Efendi (Yeşil Efendi)’nin Odunpazarı’ndaki konağında (şimdi müze) geçirmiştir. Yeşil Efendi Sivas kongresinde Eskişehir’i temsil etmiş üç delegeden biridir ve maddi katkılarda da bulunmuştur.

Milli Mücadele yıllarında Atatürk Eskişehir istasyonunda karşılanırken. . Ahmet ATUK albümünden.
Yeşil Efendi Konağı müze oldu.

4. gelişi:4/5 Aralık 1920

1920 yılı sonlarında Yunan güçleri Batı Anadolu’nun büyük bir bölümünü işgal ederek Kütahya-Eskişehir yakınlarına kadar sokulmuştur. TBMM Hükümeti bu durumu dikkate alarak Albay İsmet’i (İnönü) Batı Cephesi Komutanlığına getirmişti. (8 Kasım 1920) Yeni düzenlemelere girişen cephe komutanı Albay İsmet ile cephenin bir bölümünde görev yapan “Gezici Güçler Komutanı Ethem” (Çerkez) arasında anlaşmazlıklar baş göstermiştir. Bir süredir hükümetin uyarılarını dikkate almayan Ethem’in bu tutumu yurdumuz için büyük tehlike oluşturmaktaydı. Anlaşmazlığı gidermek amacıyla 4 Aralık 1920 akşamı Mustafa Kemal yanındakilerle birlikte Eskişehir’e gelmiş, (Nutuk C.2/362-363) Ethem uzlaşmaya yanaşmayınca da gereğini yapmak üzere cephe komutanına emir vererek 5 Aralık 1920 günü Eskişehir’den Ankara’ya dönmüşlerdir.


5. gelişi:11/13 Şubat 1921

Yunan güçlerinin İnönü yakınlarında yenilerek (10 Ocak 1921) geri çekilmek zorunda bırakılması yurdumuzda büyük bir sevinç yaratmış; düzenli orduya karşı da güven duygusu artmıştı. Mustafa Kemal TBMM ve Hükümet Başkanı olarak cephedeki son durumu görmek, askerlerimizle buluşarak ordunun yeni gereksinimlerini öğrenmek amacıyla 11 Şubat 1921’de bazı bakanlar ve kimi görevlilerle birlikte Eskişehir’e geldi. 12 Şubat günü İnönü-Bozüyük çevresinde savaş alanlarını gezerek askerlerimizle görüşmeler yaptıktan sonra Eskişehir’de de incelemelerini sürdürmüş ve geceyi Eskişehir’de geçirip 13 Şubat günü Ankara’ya dönmüştür.

6. gelişi: 2/3 Mayıs 1921

Batı Cephesinde İkinci Zaferimiz ve Mustafa Kemal Eskişehir’de
-1 Nisan 1921’de İnönü’de üstün Yunan güçlerinin ikinci kez yenilgiye uğratılması ülkede daha büyük bir sevinçle karşılanmış; zaferin kazanılacağına olan inanç daha da artmıştı. Mustafa Kemal’de TBMM ve Hükümet Başkanı olarak Cephe Komutanı Albay İsmet’i, subaylarımızı ve askerlerimizi yürekten kutlamıştı. Mustafa Kemal Paşa bu kez de cephedeki son durumu görmek ve ilgililerle de görüşmek üzere 2 Mayıs 1921 sabahı Eskişehir’e geldi. İstasyonda generalliğe terfi etmiş olan İsmet Paşa (İnönü) ve öteki görevlilerce törenle karşılandı. Cephede komuta bütünlüğünü sağlamak amacıyla trenle Kütahya’ya kadar giderek yapılan daha geniş bir toplantıda bütün batı cephesinin komutanlığı İsmet Paşa’ya verilmiş, Mustafa Kemal de o gece trenle Ankara’ya dönmüştür.

İşgalci Yunan kuvvetlerinin Eskişehir’den çekilirken yakıp yıkıp bombaladıkları Taşbaşı çarşısı. Enlemesine olan cadde günümüzün Köprübaşı Caddesi. Es çizerek dikey giden cadde ise günümüzdeki 2 Eylül caddesidir. Ahmet Atuk albümü

7. gelişi: 17/18 Temmuz 1921 

Cephede çetin çarpışmalar ve Eskişehir’den çekilişte Mustafa Kemal
-Araştırmacıların üzerinde yeterince durmadığı, hatta görmezden gelindiği bu buluşma, sonucu itibariyle en önemlilerinden biridir. Hatta bir dönüm noktası denebilecek ölçüde önemlidir. O nedenle bu buluşma daha ayrıntılı işlenecektir. Buluşmanın başlangıcında Atatürk’ün ulusal bağımsızlıktan sonra en çok önem verdiği konulardan biri olan eğitimle ilgili bir toplantı vardır. O’nun bu konudaki duyarlılığını anlatmak için çok yaygın olarak, ama biraz da yanlış biçimde “Ankara’da top sesleri duyulurken, o eğitim komitesini toplamıştı” biçiminde dile getirilen kongre, top sesleri Ankara’da değil de Eskişehir’de duyulurken gerçekleştirilmişti.(17 Temmuz 1921)

Atatürk, Fahrettin Altay Paşa ve beraberindekiler Eskişehir tayyare alayında yapılan kutlamalarda paraşütleri incelerken. Ahmet Atuk albümü

-Atatürk Eğitim Kongresinin açış konuşmasını yaparken Batı Cephesinde durumun çok kritikleştiği; Eskişehir’in de düşman eline geçmek üzere olduğu bilgisi ulaşır kendisine. Konuşmasını tamamlar ve beraberindeki askeri ilgililerle Ankara’dan trenle Eskişehir’e hareket eder. Onu alelacele Eskişehir’e getiren olay neydi? Silah yönünden çok iyi donatılmış sayısal üstünlüğe sahip Yunan ordusu Ankara’ya ulaşmak amacıyla 10 Temmuz 1921’de Uşak üzerinden ileri harekâta başlayarak 13 Temmuz’da Afyonkarahisar’ı, 17 Temmuz’da Kütahya’yı ele geçirip (Karal) Eskişehir Seyitgazi hattına ulaşmıştı. Birliklerimiz ağır kayıplar vermesine karşın kahramanca direniyor, ancak silah ve sayı üstünlüğüne sahip düşmanı durduramıyordu. Düşman Seyitgazi üzerinden hızla ilerleyerek Alpu’da Ankara demiryoluna ulaşıp ordumuzu çembere alarak Eskişehir ovasında yok etmeyi planlamıştı. (Nutuk)

Yunan İşgal güçleri Eskişehir’de… Ahmet Atuk albümü

– 17 Temmuz 1921 sabahı çok erken saatte Mustafa Kemal Eskişehir’e ulaştı. Kendilerini karşılayan İsmet Paşa ile birlikte Eskişehir’in güney batısında 7-8 km uzaklıktaki Karacaşehir köyünün eteklerinde yer alan Karacahisar tepesindeki Batı Cephesi karargâhına gelerek durumu değerlendirdiler. Mustafa Kemal ordumuzun yukarıda belirtilen tuzağa düşmeden ama, bozguna da yer vermeden Sakarya ırmağının doğusuna çekilmesini emretti. (Nutuk C.2/420, Özakman, Atay, Adıvar) İsmet Paşa’nın bu kadar büyük yurt toprağını düşmana bırakmanın sakıncasından söz etmesi üzerine de Atatürk; “İşin o tarafı bana ait. Sen askerlik sanatı neyi gerektiriyorsa onu yap” diyerek Eskişehir’in boşaltılması emrini vermesini istedi.(Nutuk)


– Boşaltma emri şehirde korku ve paniğe neden oldu. Halk yollara düşerken Atatürk, Eskişehir istasyonundan Ankara’ya kendini götürecek son trene hastanelerdeki yaralıların tamamının alınmasını istedi. Her şey büyük bir hızla yapılırken düşmanın Eskişehir’e yaklaştığı haberinin alınmasına karşın Mustafa Kemal olabildiğince yaralı alabilmek için trenin hareketini geciktiriyordu. Düşman uçaklarının istasyon civarını bombalamaya başlaması üzerine kendisi de trene en son binenlerden biri olarak 18 Temmuz 1921 akşamına doğru Eskişehir’den ayrıldı.(*) 19 Temmuz 1921 akşama doğru da Yunan birlikleri Eskişehir’e girdi. (Karal, Güneş, Sarıkoyuncu, Prens Andre, Özakman, Albek) Bu çekilişin düşman için yok oluş tuzağı olduğu bir ay sonraki Sakarya zaferimizle anlaşılacaktı. Bundan sonraki süreçte Mustafa Kemal Atatürk’ün Eskişehir’e gelişi yeni bir devlet kurma ve çağdaş toplumu oluşturma amacına dönük olacaktır.

BÖLÜM: 2

Yeni bir devlet ve çağdaş uygarlık yolunda Eskişehir buluşmaları
Bu bölümde Atatürk’ün 1923 yılından başlayarak aramızdan ayrılışına kadar geçen süredeki Eskişehir’e özgülenmiş programlı gelişleriyle Eskişehir’i de içine alan geniş kapsamlı gezi uğramaları veya istasyon geçişlerindeki kısa molalı buluşmaları ele alınacaktır.

8. gelişi: 15 Ocak 1923

Bu gezinin en önemli yanlarından birisi Atatürk’ün ilk kez Eskişehir ve Eskişehirlilerle ilgili görüş ve düşüncelerini açıklamasıdır. Dış politika, Lozan barış görüşmeleri, bundan sonraki dönemde düşünülen yönetim biçimi, geçmiş yönetimlerin aksaklıkları konusunda dikkat çektiği bazı hususlar şöyledir.
*Hükümetlerin temel görevi halkın refah ve huzurunu sağlamaktır.
*Siyaset, devlet ve millet siyaseti olmadıkça yaşayamaz. Artık Türkiye’nin devlet siyaseti milli sınırlar içinde halk egemenliğine dayalı bağımsız yaşamaktır.
*Egemenliğine sahip olmayan bir insan veya toplum, hiçbir zaman iradesini kullanamaz.
*Bağımsız bir Türkiye devleti varken ve milli egemenlik kayıtsız şartsız milletin elindeyken başka yaklaşım söz konusu olmamalıdır.
*Milletler egemenliklerini geçici de olsa meclislere gereğinden fazla devretmemeli ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler de milletin hayatında giderilmesi mümkün olmayan zararlara yol açacak kararlar verebilirler. (Perinçek)

*Eskişehir’in ünlü içme suyu Kaplanlı Suyunun (Kalabak Suyu) tesisleri önünde yapılan tören. Vali, Belediye Başkanı ve diğer ilgililer hazır bulunmuştur. Ahmet Atuk albümü

Bu açıklamalardan sonra da Atatürk Eskişehir ve Eskişehirlilerle ilgili düşüncelerini şöyle açıklamıştır.
“Efendiler!
Eskişehir’i ve Eskişehir halkını çok tanırım. Eskişehir halkı, içinde ve yakınında düşman kuvveti mevcut olduğu ve bizim de elimizde kuvvet bulunmadığı zaman çok büyük vatanperverlik, milliyetperverlik, azim ve kahramanlık göstermiştir. İşte Eskişehir halkı bu güzel özelliklerle bezenmiş bir halktır. Eskişehir halkı bize çok yardımlarda bulunmuştur. Bu yardımları ordu ve millet namına tekrar etmek suretiyle vazifemi yapıyorum. Askeri harekât gereği olarak ordumuz Eskişehir ve Eskişehir halkına bir fedakârlık yüklemek zorunda kaldı.
Bu bütün millet için fedakârane bir hareket idi. Ve bu şehir halkı ona göğüs gerdi, tebrik ederim. Gördüğüme göre halk aydın ve faaldir. Toprak verimlidir. Az zamanda kayıpları yerine getirme özverileriyle övüneceklerdir.”
*
Bu gezinin Atatürk için en acı olayı ise annesi Zübeyde Hanımın İzmir’de öldüğü haberiydi. Büyük üzüntüsüne karşın programın değiştirmediğinden annesinin cenazesine katılamamıştı.
(*) Askeri kaynaklarımız bu trenle 800 civarında hasta, yaralı subay ve erimizin düşman eline düşmeden Ankara’ya taşındığını bildirmektedir. (Özakman, 362./bs/706)
*

Yunan İşgal güçleri Eskişehir’de ve şehirden çekilirken yakıp yıkarak bombaladıkları Taşbaşı Çarşısı. Enlemesine olan cadde günümüzün Köprübaşı Caddesi. Es çizerek dikey giden cadde ise günümüzdeki 2 Eylül caddesidir. Atatürk, Fahrettin Altay Paşa ve beraberindekiler Eskişehir tayyare alayında yapılan kutlamalarda paraşütleri incelerken. Fotoğraflar: Ahmet Atuk albümünden.

9. gelişi: 18 Şubat 1923Atatürk’ün Eskişehir’de Lozan heyetiyle buluşması

Atatürk önceki gelişinden yaklaşık bir ay sonra yine Eskişehir’deydi. Ancak bu kez Eskişehir’e İzmir üzerinden ve Latife Hanım ile evlenmiş olarak geldi. Gelişi öncesinde 17 Şubat 1923’de İzmir İktisat Kongresine katılmış, annesinin mezarını ziyaret ettikten sonra gezi planı gereğince Lozan Barış görüşmelerinden dönen İnönü başkanlığındaki heyetle (Nutuk 2.c/494) Eskişehir’de buluşmadan önceki geceyi Eskişehir Milletvekili Abdullah Azmi beyin evinde geçirmiş, ertesi günde Lozan heyetiyle birlikte Ankara’ya dönmüşlerdir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kısa süreli Eskişehir buluşmaları
10, 11, 12, 13, 14 gelişleri

Atatürk Cumhuriyetimizin ilanının hemen öncesinde ve Cumhurbaşkanlığının ilk yıllarında değişik zamanlarda ve programlı gezilerin başlangıcında veya Ankara’ya dönüşlerinde Eskişehir istasyonunda (Tren Garı) kısa süreli olmakla birlikte molalar vererek kendisini karşılayan ilgililer ve halkla görüşmeler yapıp ilin ve ülkenin sorunlarına yönelik fikir alışverişinde bulunmuş; öneriler yapmıştır. Eskişehir’e özgülenmiş olmamakla birlikte bu duraklamaları hep kendi istemiş; sevgi ve coşkuyla karşılanmış, memnuniyetle de ayrılmıştır. Kısa süreli buluşmalar aşağıdaki tarihlerde gerçekleşmiştir.,

10. gelişi: 24 Mart 1923
11. gelişi: 29/30 Ağustos 1924
12. gelişi: 21 Eylül 1925
13. gelişi: 6 Ağustos 1929
14. gelişi: 20/21 Temmuz 1931

15. gelişi: 16 Ocak 1933

Cumhuriyetin 10. yılında ülkenin durumunu ve halkın cumhuriyete bakışını öğrenmek amacıyla uzun bir yurt gezisinin ilk durağı olarak Eskişehir’e geldi. Bütün gün ilin sorunlarıyla ilgilendi. İncelemelerde bulundu.
Bu gezide ele alınan Eskişehir konuları şunlardı:
*Belediyeden şehrin iyi bir içme suyuna kavuşturulması istenmiştir. Bu istek günümüzde şehrimizin içme suyu gereksinimini karşılayan niteliği ile ünlü Kalabak suyunu şehrimize kazandırmıştır.
*O dönemde ülke ekonomisi için büyük değer taşıyan, Eskişehir’de açılması planlanan şeker fabrikasının yerini gezerek incelemelerde bulunmuştur.
*Sonradan adı “Atatürk” olan liseye habersiz girerek dersleri dinlemiş, sınıfları gezmiş, öğrencilerin sevinç dolu coşkulu davranışlarından duygulanarak onların içtenlikli yaklaşımlarına sevgiyle karşılık vermiştir. 1934-1935 öğretim yılından başlayarak öğrenime bugünkü binada devam edilmiştir.

16. gelişi: 16 Nisan 1934

Atatürk Ege bölgesine yaptığı askeri amaçlı bir geziden Ankara’ya dönüşünde, 16 Nisan’da Eskişehir’e uğramış, halkın istasyonda toplandığını görünce yaklaşık bir saat kalmış; İlgililerle ve halkla görüşerek Ankara’ya dönmüştür.

BÖLÜM: 3

-17. gelişi ; 21 Haziran 1934

Son gelişinden yaklaşık iki ay sonra Atatürk yine Eskişehir’dedir, hem de beraberinde yabancı bir devlet adamı ile birlikte. Doğu komşumuz İran’ın devlet başkanı Rıza Şah Pehlevi 16 Haziran’da Ankara’da karşılanmış, Ankara çevresindeki incelemelerden sonra İzmir’e gitmek üzere Atatürk’le birlikte 21 Haziran’da Eskişehir’e gelmiştir. Büyük önem verilen bu gezi dolayısıyla Eskişehir’de çok kapsamlı hazırlıklar yapılmıştır.

 

-Havaalanında uçaklarımızın gösterileri ilgiyle izlenmiş, devletimizi kısa sürede ulaştığı askeri güç İranlılarca takdirle karşılanmıştı. Eskişehirliler Atatürk’ü yabancı konuğunun önünde mahcup etmemek için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Atatürk de gösterilen çabalardan çok memnundu. Atatürk ve beraberindekiler öğle saatlerinde Eskişehir’den ayrılmışlardır.

1934 yılı. Atatürk ve konuğu İran Şahı Rıza Pehlevi, Eskişehir Tayyare Alayında uçuş gösterilerini izliyorlar.

18. gelişi: 9 Haziran 1936

Atatürk İstanbul çevresinde yaptığı askeri programlı bir geziden Ankara’ya dönüşünde 9 Haziran günü Eskişehir istasyonundaydı. Eskişehir’e yaklaştığında uçaklarımızın gösteri uçuşuyla karşılanmıştı. Yine valilik ve belediyeye uğramış, kentin sorunları ve imar planıyla ilgili bilgiler almıştı. Atatürk hava alayındaki çalışmaları, gelişmeleri ve gösterileri de ilk kadın pilotumuz olan manevi kızı Sabiha Gökçen ile birlikte izlemiş ve öğleden sonra Eskişehir’den ayrılmıştır.

1936 yılı. Atatürk Eskişehir Tayyare Alay Karargahından denetleme çıkışı.

-19, 20, 21, 22. gelişleri:

-Ömrünü halkının geleceğine ve ülkesinin gelişmesine adamış Atatürk, Cumhurbaşkanlığının son döneminde de sağlığının elverişsizliğine karşın ülkemizin iç ve dış sorunlarıyla yakın ilgisini ve çalışmalarını sürdürmüştür. Özellikle o süreçte Hatay’ın anavatana katılmasıyla ilgili gelişmeler, dünya barışını tehdit eden yayılmacı silahlanma yarışları onu en çok ilgilendiren konular olmuş, bunların yanında başka sorunlarla da ilgili olarak halkını ve ilgilileri uyaran geziler yapmıştır. Daha öncede olduğu gibi Eskişehir’e özgülenmiş olmamakla birlikte gezilerine başlarken veya Ankara’ya dönüşlerinde Eskişehirlilerle görüşmeyi hiç ihmal etmemiştir. Özellikle 4 Haziran 1937’deki 21. gelişlerinde tren penceresinde gösteren fotoğraf ilimize en çok kullanılan fotoğraf olmuştur.

-Yine 20 Kasım 1937’deki 22. gelişlerinde de Eskişehir’in Kalabak suyuna kavuşmuş olmasından ve şeker fabrikasının üretime başlamış olmasından duyduğu memnuniyeti belirtmesi ilimizin sorunlarıyla yakın ilgisini gösteren örneklerdir.
Bu bağlamdaki gelişleri ve tarihleri şöyledir.
19. gelişi: 6 Ocak 1937
20. gelişi: 9 Ocak 1937
21. gelişi: 4 Haziran 1937
22. gelişi: 20 Kasım 1938

23. gelişi: 20 Ocak 1938

Anlamlı ve etkileyici bir Eskişehir buluşması daha;

İlginç iki rastlantının yaşandığı bu gezi yazık ki Atatürk’ün Eskişehir’e son gezisi olmuştur. Ne acı ki Eskişehir onu bir daha göremeyecekti. Ne iyi ki o, kendisine kıvanç veren etkileyici bir Eskişehir anısını, oluşundan 17 yıl sonra (Eskişehir çekilişini) bir öğrenciden dinleme mutluluğunu yaşamıştır. Öte yandan Eskişehirlilerin duygulandıran bir önerisini de kendine yaraşan yücelikle geri çevirmiştir. Atatürk çok yorulmuş, sağlığı da bozulmuştu. Yalova’da bir süre dinlenmek amacıyla 20 Ocak günü akşam saatlerinde trenle Ankara’dan Eskişehir’e gelmişti. Şiddetli soğuğa ve günün geç saatlerine karşın Eskişehirliler istasyon alanını hınca hınç doldurmuştu. Kaçınılmaz sonun yaklaştığını sezmiş gibiydiler. Özellikle öğrencilerin çokluğu dikkati çekiyordu. Bir öğrenci yüksek sesle şöyle konuşmaya başladı.

Atatürk’ü Eskişehir istasyonunda gösteren bu fotoğraf, 1960’lı yıllarda Valilik dahil resmi kurumların ve okulların duvarlarını onurla süsleyen sevimli ve güzel bir görüntüydü. O süreçte görevli olduğum Devrim (Atatürk) Ortaokulu gereksinimi için de 1. Hava Üs Komutanlığından sağladığımız fotoğraflardan anı olarak sakladığım bir tanesinin yukarıya yansımış görüntüsüdür bu fotoğraf. İlyas Küçükcan
20 OCAK 1938

“Arkadaşlar ben on bir yaşımdayım ve Cumhuriyet döneminin çocuğuyum. Ülkemizin geçirdiği felaketleri pek bilmiyorum. Bana anlatıldığına göre ordumuz savaşa daha iyi hazırlanmak için yurdumuzun iç bölgelerine çekilirken düşman uçakları da buraları bombalamaya çalışmış. Herkes telaş içinde sağa sola kaçışırken Mustafa Kemal Paşa da “Korkmayın düşman istediği kadar bombalasın, onlar buraya düşmez, çünkü ben buradayım” diyor ve herkesi yatıştırmaya çalışıyormuş.”(Önder)

Hatırlanacaktır ki, öğrencinin anlattığı olay 18 Temmuz 1921’de, Kütahya-Eskişehir savaşları döneminde ordumuzun Sakarya ırmağı doğusuna çekilişi sırasında yaşanmıştır.
Bu arada adı henüz Kalabak olmayan içme suyunun 40 km. uzaktan getirilmesini sağlayan Kara Kamil lakaplı Belediye Başkanı Kamil Kaplanlı Eskişehirlilerin bu suya Atatürk adının verilmesini istediklerini duyurunca Atatürk’ün bu duygulandırıcı öneriye verdiği yanıt ders niteliğindedir. Demiştir ki; “Tabiatın vermiş olduğu nimetin sahibi olmak isteğinde ve iddiasında hiç bir zaman bulunmadım” (Önder, Albek)
*
Atatürk’le ilgili araştırmalarıyla ünlenmiş üç ciltlik “Tek Adam” kitabının yazarı Şevket Süreyya Aydemir adı geçen yapıtın birinci cildinin önsözünde “Tarihi şahsiyetler tarihin akışını değiştirebilir mi? Yoksa tarihi şahsiyetin rolü bu akışı hızlandırabilmek ya da yavaşlatmak mıdır?” diye sorar ve “Tarihi şahsiyet hem içinden doğduğu toplumun ürünüdür, hem de toplumun kaderine etki eden, ona damgasını vurabilen kişidir. Önemli bir tarihi şahsiyet olan Mustafa Kemal (Atatürk) de hem toplumun bir ürünü olarak ortaya çıkmış, hem de toplumun ve çağın kaderine etki ederek onlara yön ve biçim vermiştir.” der. Atatürk’ü en güzel tanımlayan bu değerlendirmenin ışığında diyebiliriz ki ömrünü ulusuna ve ülkesine adamış bu büyük insan, Cumhurbaşkanlığı döneminde hep bu amaç doğrultusunda yaşamış; halkıyla sürekli iç içe olmaktan mutluluk duymuştur.
*
Böylesi amaçlarla 23 kez geldiği Eskişehir’den hiçbir zaman küskün, kırgın ve hayal kırıklığıyla ayrılmamıştır. Eskişehir ve Eskişehirlilerle ilgili yaptığı değerlendirme bunun kanıtıdır. Bu onuru Eskişehirliler hep koruyacaktır.

Atatürk’ün Eskişehir’e yaptığı bir yolculuğu daha var ki, Eskişehirliler onu hiç unutmadılar. 20 Kasım 1938 günü sabaha karşı Eskişehir garına giren tren, sonsuz sessizliğindeki bu ulu önderi de beraberinde getiriyordu Eskişehirlilere. Hemşeriler onu yine sessizlik içinde ama eşsiz bir saygıyla karşıladılar ve hıçkırıklarla Ankara’ya uğurladılar. Atatürk-Eskişehir fiziki bağlantısının son perdesi böyle kapandı ama o günden bu yana Eskişehirliler onu hep gönüllerinde yaşatmışlardır, yaşatacaklardır.

Her hakkı saklıdır. Yazı Dükkanı Facebook sayfası ve Yazı Dükkanı Akademisi web sitesi kaynak olarak gösterilmeden kısmen veya tümüyle kullanılamaz.

KAYNAKÇA.

İlyas Küçükcan, Mustafa Kemal Atatürk ve Eskişehir, Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Kültür Yayınları 2015

İlk yayınının Facebook Yazı Dükkanı Sayfasındaki Link Bağlantısı

ETHEM ARI
İzlemek için

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Atatürk Aydınlığı Ethem Arı

Deneme

6 Yorumlar

  1. Emeğinize sağlık, tarihi bilgi dolu güzel bir araştırma olmuş. Yüreğinize sağlık.

    2
  2. NEZİHE ŞİRVAN

    Ethem Arı bey, Eskişehir’e gezmek tanımak adına 2016 yılında Kasev Huzurevi gönüllüleri ile birlikte 2 günlüğüne gelmiştim. Efsane başkanınız Büyükerşen’in, şehrinize olağanüstü katkılarını görmekten çok mutlu olmuştum. Müzelerinizi gezdik. Yazınızı okuduktan sonra bir defa daha mutlaka bu bilgiler ışığında adım adım dolaşmak şart oldu. Umarım ve dilerim yakın gelecekte Yazı Dükkanı ailesi grubu olarak böyle bir gezi yapabiliriz. Saygılar.

    3
  3. NEZİHE ŞİRVAN

    Okunması, dağıtılması önemli ve gerekli yazınızı kutluyor, teşekkür ediyorum.

    3
  4. Fatma nur Caner

    Eskişehir için şehrin tarihine atılmış değerli bir imza. Kurtuluş savaşımızın en çetin günlerine tanıklık etmiş özel şehir. Şimdi de özel bana göre. Gidip gezenler anlayacaklardır bu durumu. Kitleler seçtiklerine müstahaktırlar. Eskişehir idareyi verdikleri ile kendi değerini sonuna kadar hak etmiş bir şehrimiz bana göre.
    Ethem Öğretmenim. Araştırma yazılarınız çok emek istiyor. Bize de okuyup öğrenmek düşer. Sağolun. Varolun.

    5
  5. Hatice Altunay

    Edebiyat tarihimiz ve tarihimiz için iyi emek verilmiş bir yazı. Kutluyorum.

    5
  6. Emek verilmiş,kaynaklarla ve görsellerle desteklenmiş bu güzel yazı için sizi kutlarım.Ankara’dan Eskişehir’e 16 saatte gelmesi ilginç. Ben bu kadar detayı bilmiyordum. Emeğinize sağlık.

    6

Bir cevap yazın