Bandırma’ya Yolculuğum – 6. Bölüm

Kargalar konusunda Jale Hanım haklıydı. Ömrü en uzun hayvanlardan biri olmasına rağmen insanların içinde yaşamayı neden seçmişti?

Üstelik ölüm korkusu yoktu. Kinci olacak kadar gözü kara hayvandı. Onların yeri ormanlık alanlar olmalıydı. Ama öyle havalılar ki ukala, eke hatta efe hallerini olağanüstü bulurum. Balkonlardan çaldıkları cevizleri caddenin ortasında, kimi zaman kaldırımlarda ayaklarının arasına sıkıştırıp gagasıyla kırarak yediklerine şahit oluyordum. Çok hoş manzaraydı. Üstelik utanmazlar. Korkusuzluklarına utanmazlık eklenince ortaya yüzünüze pişkin pişkin bakarak eylemini sürdüren manzara çıkıyordu.

Yolumuz uzadıkça uzadı. Tarihi evleri olan semti arıyorduk. Birkaç yere sormamızın ardından dar sokaklara girmiş, istenilen yere ulaşmıştık. Eski yapı olarak sadece iki ev vardı.  Karşılıklı ikişer katlı iki bina… Şaşkındık. Birkaç resim çektik. Evlerden birine bakım, onarım yapılmış, tepesinde bayrak dalgalanıyordu. Hemen önündeki bankta oturan bir çiftle yapılan ayaküstü sohbetten sonra tekrar yola koyulduk. Gördüklerimiz, onca yoldan sonra düş kırıklığı yaşamış olsak da farklı yerler görmenin mutluluğundaydık.

Aramızda Bandırmanın geçmişi konuşulmaya başlandı.

02 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilen Bandırma, 2 yıl 2 ay 15 gün işgal altında kalmış. Bandırma’da uzun yıllar Türklerle bir arada, kardeşçe yaşayan Ermeniler ve Rumlar işgal yıllarının son zamanlarında Türklere büyük baskılar ve işkenceler yapmışlardı. Anadolu’dan gelen Türk ordusunun zafer haberleriyle telaşa kapılan Yunanlılar, önceden Mamun bahçelerinin bulunduğu bölgede topladıkları erkekleri ve çocukları 16 Eylül günü eski Haydar çavuş Camiine kapatarak bombalarla katletmeyi planlamışlardı. Şehri de yakarak Erdek’te bekleyen gemilerle kaçmışlardı.

Bandırma’nın tarihi yerlerin yok olması, rehberimiz Erden Bey tarafından bu nedene bağlandı. Gidilmesi planlanan iki yer kalmıştı. Arabayı kullanarak yorulan, organize ederken, gidilecek yolu arama çabası da ona düşmüştü. O kadar sakin ve hoşgörülüydü ki, kimi kez yanlış yollara girmiş olmamız bile içimizi ısıtan sohbetlere konu oluşturuyordu. Bu tutum Erden Bey’e özel durum olmalıydı. Çünkü Beylerin çoğunluğu sabırsız, işler istedikleri gibi gitmeyince çabuk öfkelenen, dillendiremeyecek ortamdaysa yüz ifadelerine ya da davranışlarına yansıttığına sıkça şahit olmuştum. Yol arkadaşlığı önemliydi. Bulunduğu ortamı yaşanılır hale getirebilmek ayrıcalıktı ve bence sanattı.

Erdek’e 9 km. mesafede olan Kyzikos Hadrian Tapınağına doğru yol almaya başladık.

Uzunca aradan sonra bir semte girdik. Yollar bomboş… Sokaklarda bir tek çocuk ya da kadına rastlamadık. Beyler kahvehanelerde toplanmıştı. Bu durum bana Karadeniz yöresindeki kadınların zorluğunu çağrıştırmıştı. Acaba bu yörenin kadınları bağda bahçede çalışırken, beyleri kahvelerde keyif mi yapıyordu? Hava soğuk değildi. Böylesi ara sokaklarda çocukların olmaması düşündürücüydü.

Kyzikos Hadrian Tapınağı

Ara sokak bizi kısa zamanda tapınağa getirdi. “MS 1.yüzyılda Jüpiter (Zeus) adına yapılmaya başlanan Tapınak, MS 117 yılında yaşanan depremden zarar görmüş. Roma İmparatoru Hadrian, 124 yılında Kyzikos’a gelince, gördüğü manzara karşısında üzüntü duymuş ve tapınağın onarımı için destek vermişti. Bölge halkı Hadrian’a karşı vefa borcunu ödemek için tapınağı daha büyük inşa etmiş ve İmparatorun izniyle bu tapınağı İmparator Hadrian’a adamışlar. Dünyanın 8’inci harikası olarak kabul edilen Hadrian Tapınağına ait kazıların hala devam ettiği Yrd. Doç. Dr. Koçhan,ın ” Tapınağın kuzeybatısında çalışmamızın nedeni tapınağın alınlık kısmının buraya düşmüş olduğunu tahmin etmemizdir. Bunda yanılmadığımızı gördük. Çünkü kazdığımız alanda tapınağın alınlığına ait figür parçaları ele geçti. Çıkan eserler de yine savaşla ilgili, savaşan savaşçılara ait baş, gövde, ayak ve kol parçalarından oluşuyor.  Bu da alınlığa savaşla ilgili bir sahnenin işlenmiş olduğunu gösteriyor. Bu alanda kazı yapmamızın ikinci nedeni de büyük boyutlu parçaların çıkması ve bu parçaları koyacak yerin olmamasıydı ve bu nedenle de alanı açmak zorunda kaldık. Tapınak bilindiği gibi oldukça büyük bir yapı… Dünyanın sekizinci harikası olarak adlandırılması da bu büyüklüğü ortaya koyuyor” sözlerinden anlıyorum “(Alıntı.)

Zeus, eski Yunan mitolojisinde Olympos dağının tek sahibi.

Gökyüzünün, şimşek ve gök gürültülerinin tanrısıdır. Çoğu zaman elinde bir şimşek ile resmedilmiştir.

Dokunduğumuz her parça da; tanrıların tanrısı Zeus’un puslu dünyasına dokunur gibiydik. Korunmaya alınmamış olan bu alanın nedenini sorguluyorduk. Oymaları muhteşem olan figürlere karşı karşıyaydık çünkü. Böylesi değerli tarihi eserlerin ulu orta yerde ne işi vardı, sorguluyorduk. Terk edilmiş olan bu alan semtin dışında, patika bir yolun üstündeydi.

Kalıntıların bitim noktasında ise çok farklı başka manzarayla karşı karşıya kaldık. Derme çatma çatıyla kapatılmış, etrafı tel örgülerle sınırlanmış, etrafı açık yerden her hareketimiz izleyen bir çift göz vardı. İri yarı simsiyah bir inek… Ve bizim orada ne işimiz olduğunu sorgularcasına iri gözlerini üzerimize dikmişti. Meraklı mahalle insanları gibi her hareketimizi ilgiyle izliyordu.

Eve gelir gelmez ilk işim Erden Beyle gerçekten Facebook arkadaşım olmuş muydum, kontrol ettim. Yanılmamışım. O Suzan Kuyumcu farklı biriydi. Erden Beye arkadaşlık isteğini gerçeği ile oluşturdum. Ne hikmetse aynı anlarda Emine Hanımı da facebook’tan silmiştim. Her şey şaka gibiydi.

Bitti.

SUZAN KUYUMCU
5

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler – Halil Naci Ergölen

Yazar: Halil Naci Ergölen

6 Yorumlar

  1. Suzan Kuyumcu

    Fevzi Bey memnun oldum, sağ olun

    0
  2. Suzan Kuyumcu

    Ali Aybal Teşekkür ederim değerli arkadaşım

    0
  3. Avatar

    Biraz hızlı olsa da tüm bölümleri okudum. Kyzikos’ta görmüş olduğumuz sütun başlığı bulunmuş olan sütun başlıklarının en büyüğüymüş.

    1
  4. Fevzi Keyik

    Gezmek görmek yansıtmak hepsi güzel çok teşekkürler.

    1
  5. Suzan Kuyumcu

    Canım Emine Hanım’ı bilmeden silmedim, yanımda bilgisayarım yoktu, Facebook şaka yapmıştı anlaşılan. Ne güzel anılar bıraktı bende. ilgin için teşekkür ederim can arkadaşım

    0
  6. FEVZİYE ŞİMDİ
    FEVZİYE ŞİMDİ

    Güzel bir Bandırma tanıtımı ve mitoloji bilgisi olmuş. Merak ettim Erden hoca diğer Suzan Kuyumcu’yu fark etti mi diye? Emine Hanım’ı facebooktan bilmeden silme olayını hatırlıyorum. Kalemine, yüreğine sağlık canım.

    0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir