Bayram Temizliği Dr. Yasemin Alptekin

Misafir gelecekmiş gibi evini, ölüm gelecekmiş gibi kalbini temiz tut.

Mevlâna

Sokaklarımız değilse de yurdum evleri pek temizdir. Atasözlerimiz bile kadının karşılık beklemeden verişini temizlik imgesiyle dile getirir: ‘Saçımı süpürge ettim senin için’ deyişi bir serzeniş olduğu kadar bir övünme şekli ve fedakârlık anlayışıdır aynı zamanda.

Bayram temizliği de çok önemlidir kültürümüzde. Özellikle eski bayramlarda. Çocukluğumdaki bayramların öne çıkan en canlı anısıdır annemin evdeki bayram temizliği faaliyeti. Bayram demek, temizlik ve yenilik demekti adeta. Temizlik hem bizim için hem de bayram ziyaretine gelecek konuklar için yapılırdı. Bir nevi konuğa ve bayram günlerine saygı gösterisi.

Rahmetli annemin bayramdan bir kaç gün öncesinde başlayan telaşı bayram sabahına dek sürerdi. Her oda ayrı ayrı temizlenir, perdeler yıkanır, ortalık her zamankinden daha büyük bir itinayla toplanır, camlar, halılar silinir, masalara sehpalara elişiyle bezeli tertemiz örtüler serilir, misafirlere ikram edilecek çikolata ve şekerlemeler en şık şekerliklere yerleştirilirdi. Temizlik bittiğinde de evde neredeyse OHAL ilan edilir, misafir odasına girmek, düzeltilmiş ve yenilenmiş yastıklara dayanmak, çikolataları yemek yasaklanırdı. Annemin, ‘Misafir gelinceye kadar ortalığı dağıtmak yok’ komutuyla mum gibi olurduk bayram öncesi ve süresince.

Bayram öncesi en önemli hazırlıklardan biri de annemin kardeşimle bana diktiği bayramlık elbiseler ve babamın aldığı ayakkabılar olurdu. Yepyeni tertemiz giysiler bayram gecesi başucumuzda hazır beklerken banyomuzu yapmış, tertemiz çarşaflarda bayram sabahının heyecanıyla dalardık uykuya. Annemin işi ise gece yarılarına kadar bitmez, misafirlerin geleceği saate göre ikram edilecek zeytinyağlı sarmaları, börekleri, poğaçaları, şekerpareleri akşamdan hazırlardı.

Özeldi, güzeldi, anlamlıydı, diğer günlerden farklıydı bayram günleri ve bu özel günler için yapılan hazırlıklar. Taze pişmiş yemeklerin ve temizliğin kokusu, bayram günlerini anılara kazıyan rayihasıydı.

Ve bayram sabahı. Yepyeni tertemiz bir güne Bayram sevinciyle uyanmak. Yeni giysilerle, yapılan ziyaretlerle ve gelen konuklarla şenlenen, leziz yemeklerle göveren bir sevinç.

Evlerimiz bu kadar temiz olmasına temizdi de ya sokaklar? Ya yol kenarlarına atılan plastik şişeler, sigara kutuları, izmaritler, çekirdek kabukları, kağıtlar, poşetler, meşrubat kutuları? Bu kadar zor mudur bir çöp kutusu aramak, elimizdeki çöpü yola atmak yerine ilerideki çöp bidonuna ulaştırmak? İşte bu içeriyle dışarısı arasındaki tezat hep düşündürüp üzmüştür beni. Neden temiz bir ülkemiz yok bizim? Neden çöpler sokaklarda uçuşuyor? Diğer çocukların annesi babası onlara, ‘ortalığı dağıtma, yere çöp atma’ diye tembihlemiyor mu? diye sorardım çocukluk aklımla.

O günlerden bugüne evin dışındaki kirlilik hâlâ sorun. Temizliği, evlerden çıkıp sokaklara ve oradan da bir tık ileri götürünce korkunç denecek çevre kirlilikleri çıkıyor ortaya. En son Marmara Denizi’ndeki müsilaj ve denizlerin dibinden başlayıp yüzeye kadar yayılan her türlü çöpün ve atığın deniz yaşamını bitiren deniz kirliliği. Sonra Saros Körfezi, Avrupa ile sınır çizgimiz Meriç nehrine akan Ergene’nin kokusuyla çevreyi yaşanmaz hale getiren pisliği, kirliliği. Buna ilaveten Ergene nehrine akan Lüleburgaz deresi gibi küçük akarsulardan gelen kirli ve atık sular. Bunlar sadece örnek. Tüm Anadolu’da  HES’lerin çoraklaştırdığı topraklar ve neden olduğu su kirliliği ayrı bir trajedi. Dahası, çamurlaşan göller, talan edilen kıyılar, betonlaşan kentlerin yarattığı göz kirliliği ve küresel ısınma! Kirlenmenin sonuçları her türlü yaşamı tehdit eder noktada.

Şimdi de bizim çöpümüz, kirimiz, pasımız bize yetmezmiş gibi Avrupa’dan ‘ithal’(?) edilmesine onay verilen plastik atıklar ve çöpler gündemimizde! Nasıl ve hangi su ve sabunla ve hangi parayla temizlenir bu pislik? Oysa kirletmemek, temizlemekten daha ucuz değil mi?

Temizlik ihtiyacı çevreyle, denizlerle, havayla bitmiyor. Bu kirliliği yaratanlara kadar uzanıp en üst düzeydeki temizlemesi en zor kirliliğe ulaşıyor: Siyasi ve toplumsal kirlilik. Son aylarda sosyal medyayı ve dolayısıyla tüm ülkeyi sarsan ve sorgulayan ifşaat ve itiraflar. Bir tarafta, ‘bu kadar da olmaz’ dedirten kirli işler, diğer tarafta, söylenenlere kulak tıkayan muhataplar.

Zihin ve dil kirliliği de had safhada. Sosyal medyanın ‘benden olmayan’a karşı kullandığı fütursuz, kırıcı ifadeler, galiz küfürler… Bu mudur bize emanet edilen vatanda, şu ömürle kısıtlı hayatlarda ‘birlikte yaşama’ anlayışı? Eleştirmek, yanlışlarda öğrenmek, aynı fikirde olmamak doğal olduğu kadar fikir ayrılıklarını, sözcükleri silah gibi kullanıp karşımızdakini âdeta yazıyla ‘öldürmek’ de bir o kadar yakışıksız, üzücü ve anlamsız!  Hele hele bunu yönetenlerin, eli kalem tutanların ve medyada fikir beyan edenlerin yapması olayı daha da vahimleştiriyor.

Ya o kirli işler ve kirli ilişkiler? Yani kirli para! Kirli para deyince, aklanırken daha da kirlenen ilişkiler de bu toplumsal kirlenmenin bir parçası, hem de epeyce büyük bir parçası. Nereye kadar bu maddi ve manevi kirlenme? Ne oldu ’temizlik imandan gelir’  düsturuna?

Peki, geri dönüşü var mı bu kirlenmenin? Var tabii! ‘Kirlendiğinizi fark ettiğinizde Tanrı sizinle demektir: Tanrı’nın varlığının en belirgin işaretidir bu!’ demiş  C.S. Lewis, Narnia Günlükleri’nin yazarı. Yani temiz olmak, ulvi bir inancın, bir duruşun ifadesi. Kirlerden kurtulma isteği de bir farkındalık göstergesi. Aynı bayram temizliği gibi. Bir tür ruhu arındırma isteği.

Fantezi bu ya, elime bulaşık eldivenlerini geçirip bir kova suyla bir fırça, bir süpürge ve sabun alıp baştanbaşa bayram temizliği yapasım var yurdum topraklarında. Önüme çıkan ne kadar kirli insan varsa hemen oracıkta bir hamama sokup yıkamak istiyorum kirli bedenleri ve zihinleri. İnsanıyla, sokağıyla, deniziyle, kafasıyla, yüreğiyle, üstüyle başıyla ne kadar kirlenmişlik varsa sudan sabundan geçirip paklamak! Bayram sabahına temiz uyanmak bir nevi!

Bunu tek başıma değil de dev bir temizlik ordusuyla birlikte yapmak daha da güzel bir hayal. Goethe’nin dediği gibi, ‘Herkes evinin önünü süpürse, bütün sokak temiz olur.’ Buna ek olarak herkes yüreğini ve kendi kirlenmişliğini temizlese tüm toplum mis gibi olur da diyebilmek için toplum içindeki kirli ilişkilerin temizlenmesi öncelik kazanıyor.

Böylesi kapsamlı bir temizlik de yaşama olumlu anlamlar katmakla mümkün aslında.

Psikiyatri alanının dünyaca tanınmış ismi İsviçreli Psikanalist Carl Jung, yaşamın anlam kazanması için kişinin önce kendini tanıması ve dünyadaki yerine bakması gerekir, birey olarak kendimizi anladığımızda hayatı anlamlı bir biçimde yaşama gerekliliği de açıklık kazanacaktır, diyor.

Sevgi ve iyi niyetli ilişkilerin insan yaşamını anlamlı kılacağını kitaplarıyla, verdiği derslerle dile getiren ‘Sevgi’ kitabının yazarı Leo Buscoglio da kişinin onurunu korumasının ve hayatta temiz kalabilmenin ön koşulunu kirli işlere bulaşmamak ve kirleten eylemlerden uzak kalmak olarak açıklıyor. ‘Kapı paspası olmayın,’ diye öğütlüyor. Diğer bir deyişle, ‘Kendi değerinizi bilin. Kapı paspası ancak ayakkabılıları kirli kişilerin işine yarar’!

Bir bayram daha var önümüzdeki günlerde. Hem de maalesef çevre kirliliğine neden olan, kesilen kurbanlık hayvanlardan akan kanların, yolları, caddeleri ve denizleri geçmişte çokça kirlettiği Kurban Bayramı. Korkum aynı kirliliğin yeniden ve yine yaşanacak olması! Hem sözlük hem de mecazi anlamda ‘temizlik’ ilkesiyle hareket edilebilse, bu kirlenme de olmayabilir. Bayramı bir temizlik anlayışı içinde sözde değil özde bir bayram olarak yaşayabilsek… Kurban yerine yeni giysiler yeni ayakkabılar alabilsek mali gücü buna yetmeyen ailelerin çocuklarına. Bayram sabahına özel ve güzel duygularla uyanabilsek hep birlikte…

Temiz, mis kokulu bir bayram dileğiyle.

11 Temmuz 2021

Yasemin Aptekin

Yasemin Alptekin
Yasemin Alptekin son yazıları (Hepsini Gör)
0

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Sandık Yarası – Şehriban Tuğrul (Sesli Öykü)

Sesli Öykü

Bir yorum var

  1. FEVZİYE ŞİMDİ

    Harika bir yazı, harika bir kalem. Hayaliniz zaten çok güzel. Sanırım büyük çoğunluğumuz aynı hayalin peşindeyiz. Her şeyimizle, herkesle beraber temiz olabilmek. Bayram temizliğini okurken kendi çocukluğuma gitti benim de hayalim, düşüncelerim. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

    1

Bir cevap yazın