Betty Smith – Bir Genç Kız Yetişiyor

Sizlerle birlikte zamanımızdan yaklaşık elli yıl öncesine gidelim dostlarım. Anılarda bu denli eskiye uzanmak beni çok duygulandırır. Hele ki, o günlerin sanki dün gibi hatırımdan hiç çıkmaması da çok ilginç değil mi? Ben çocukken, sık sık geçmiş anılarını anlatmaya pek meraklı, daha yaşlı insanları anlayamazdım. Henüz, biriken geçmişim olmadığından belki. Ben de artık yaş aldım ve karşınıza on iki yaşımda okuduğum ve beni çok etkileyen bir roman anlatımıyla çıkıyorum.
İlkokulu henüz bitirmiştim. Babamın görevi dolayısıyla, neredeyse büyük bir köy sayılabilecek, benim çok sevdiğim ilçemde yaşıyorduk. Yoksul insanların yoğun bulunduğu, köy çocuklarının her sabah okula ulaşmak için kilometrelerce yol yürüdüğü bir yerleşim. O yıllarda devlet, kırsalda eğitim hizmetine ulaşamayan çocuklara da yatılı okullarla, bu olanağı eşit biçimde sunardı. Benim yaşadığım bölgede de, genellikle ilkokuldan sonra sınav kazanarak gidilen yatılı öğretmen okulları vardı. Ben de bu sınavı kazanmıştım ve büyük bir sevinç içindeydim. Çocuk aklımla, hiç bilmediğim, ailemden ayrı ve kendi kanatlarımla uçacağım özgür bir dünyayı düşlüyordum.
Roman tanıtımı başlasın o halde dostlarım.
Konumuz, Amerikalı yazar Betty Smith’in “Bir Genç Kız Yetişiyor” romanı. Bu kitap benim hayatıma, on iki yaşımdayken babamın, yatılı öğretmen okuluna gitmeme izin vermemesiyle girdi. Babamın her zamanki bilgeliğiyle bizi yönlendirdiği gibi, karşı çıkma nedeni -bana o zaman söylemediği ama sonradan öğrendiğim- çok çocuksu bir edam olması nedeniyle, beni koruma iç güdüsüydü. Üzüntüm onu endişelendirmişti. Sanırım beni avutmak için artık Teksas -Tommiks çizgi romanları yerine, büyüklerin okuduğu bir roman okumam gerektiğine karar verdi. Bağlı olduğumuz ildeki kitapçıdan bu kitabı getirtti. Roman o kadar kalın ve ağırdı ki, gözümde yazınsal değerinden ayrı bir değer kazanmıştı. Hevesle okumaya başladım. Ayrıca romanın adı, babamın beni artık bir genç kız olarak gördüğünün ifadesiydi. Bu beni oldukca gururlandırmıştı.
Romanın birinci tekil kişi olan anlatıcı karakteri, New York’un Brooklyn semtinde yoksul ailesiyle yaşayan Francie Nolan adlı İrlanda’lı bir kız çocuğuydu. Okudukça içine girip hayaller kurduğum, aklına , azmine ve olgunluğuna hayran olduğum kız. Yazar, romanda oldukça yakıcı gerçekçilikle anlattığı yoksullukla baş etme durumunu, baba karakterinde somutlaştırdığı, eğlenceli ve durumu hafife alıcı bir dille anlatıyordu. Anne, ailesinin sorumluluğunu ciddiyetle yüklenen ebeveyndi. Sonraki yıllarda benim annelik tavrımın, bu modelden ciddi olarak etkilendiğini hep düşünmüşümdür. Romanın ilerleyen sayfalarında, Francie, hayatın amansız zorlukları karşısında o kadar güçlü ve direngendi ki, yazar bu karakteri, her türlü iklim şartında yetişebilen ve çok çabuk çoğalma yeteneği bulunan Tuba Ağacı ile özdeşleştirmişti. Okudukça başka bir dünyaya gittiğim bu hikaye, aynı zamanda benim diğer ülke insanlarının yaşam farklılıklarını da öğrenmeme neden olmuştu. Ne de olsa bir çocuktum, o yüzden dünyayı sadece benim küçük köyümden ve ailemden ibaret sanıyordum. Francie’nin babasının ölümü, sonrasında gerçekleşen cenaze töreni o kadar değişikti ki; hayretler içindeydim. Roman benim yaşımda bir çocuk için kısa sayılacak bir sürede, üç günde bitmişti. Bu kız çocuğunun yoksunluk içinde geçen hayatına rağmen azmiyle ulaştığı başarı, üniversitede okuması, işinde başarılı olması beni büyülemişti adeta. Bence, babam bana iyi bir roman seçmişti. Çok sonraları bizi doğru yönlendirmesiyle dünya klasikleri, Türk romancılığı örnekleriyle zenginleşen bir okuma yolculuğum oldu. Fakat bu roman başucu kitabımdı. Hatta 1945 yılında Amerika’lı yönetmen Elia Kazan’ın çektiği ilk sinema filmi olduğunu öğrendiğimde kendimle gururlandım. Demek ki, Francie benim gibi bir çok çocuğun da hayatında, etkileyici bir rol model olmuştu. Bunu anladım.
Bu yazım, edebi bir kitap tanıtımı değil. Sadece benim Francie Nolan’ımın hikayesidir. Ben sizlere bir çocuğun gözüyle, bunu anlattım.
Dostluğa…
3

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Herkesin El Betiği Nurettin Şenol

Kİtap Tanıtımı

7 Yorumlar

  1. Ben de kitabı duymuş ama okumamıştım.Okumayi düşünüyorum.

    3
  2. Atilla Yüceak

    Okumak için siz veriyorum..
    Saygılarımla.

    2
  3. Bedriye Çakıcı Canbaz

    En iyi dost iyi seçilmiş bir kitaptır.

    3
  4. FATMANUR CANER

    Sibel Dostum. Sana Betty Smith’i janjanlı bir pakette göndermeye söz veriyorum. Çocukluğumun baş yapıtını sonradan taşınmalar esnasında kaybettim. Hem ben de senin sayende her zaman yaptığım gibi, rastgele bir sayfasından açıp okur ve kokusunu içime çekerim. Hatıralarımı özledim…

    4
  5. Insanın kitaplarda kendini bulması ne güzel.
    Heleki hayatınızın her zerresine dokunuyorsa o vakit bir solukta okuyuverirsiniz elinizdeki eseri.
    Okumadım bu eseri ancak listeme aldım .
    Zeten bu bölüm tam benlik kendime liste edineceğim okumadigim kitaplardan.
    Yüreğinize sağlık.

    3
  6. Yüreğinize sağlık sevgili dostum, tam Fatmanur Caner anlatımı.. yüreğinize sağlık. Okumadığım bir yapıttı, kısa ve öz bir anlatımla yapıt hakkında bilgi alırken sizinde öğretmen olma ereğinizin tesellisi olmuş. Teşekkürler

    3
  7. Sibel Karagöz

    Ben de okumak istedim , ikinci bir bölüm ve devam bölümü olsun istiyorum yok yazamam diyorsan da bir Betty Smith’i janjanlı bir pakette istiyorum. Canımsın çok güzel bir kız çoçuğu gözüyle anlatmışsın, kutlarım ….

    3

Bir cevap yazın