Börülce Mehmet Sönmez


Merhaba Yazı Dükkanı Dergisinin kıymetli yönetici ve okurları, merhaba…

Bu yazımı dergimiz için hafta başında yeni hazırladım,  hem de yerinde. Kendi çektiğim fotoğrafları sizlerle paylaşmak için izin de aldım. Yaz mevsiminin ortasında hasat başlıyor börülce sebzesinde, ikinci üçüncü eller toplanıyor şimdi.

Yakın zamanda börülce aldınız mı, pazardan ya da manavdan? Çok pahalı mı? Yemeğini seviyor musunuz? Zeytinyağlı bol domatesli, soğuk olarak da yenir mübarek, türküleri de olan bu sebzenin tam zamanı şimdi. Haşladıktan sonra içine iri iri bolca kuru soğan doğrayıp, bol zeytinyağı ve limon ilave edip salatasını yaptınız mı? Limon yerine koruk da ezebilirsiniz canım, varsa! Daha ziyade eski insanların, yani benim kayınvalidem gibi canlı tarihlerin bildiği, bol sarımsaklı ekşili unlu zeytinyağlı tarator yaptınız mı, kaşıkladınız mı iştahla? Ya da düşündünüz mü bu börülceler nerede yetişiyor, nerelerden ve nasıl sofralarımıza geliyor? Merak ediyorsanız haydi öyleyse bizi takip edin beraber gezelim, tarladan börülce toplayalım!

Turgutlu’nun kırsal Güney köyümüzde kirazlar bitti, ekin zaten yok, ekşi elmalar da ermedi daha, kala kala iki iş kaldı bu aylarda. Birincisi börülce çapası ve toplaması, ikincisi kahvede okey masasında taş sıralaması!!

Biz 2007 yılından beri bu köydeyiz, bir dönüm yer alıp içine köy evi de yaptığımız Güney köyüne 800 metre mesafedeki Kıran mahallesindeyiz. Çiftçi çocuğuyuz tarlalarda köylerde geçiyordu yazlarımız, bu sebeple hiç yabancılık çekmedik bu köyde. “Hoş geldin” de deriz, “hoş gelivedin bizim oğlan, bizim gız, naapduruun” da deriz. Güney köyde herkesin kapısı ve sofrası bize açıktır, onlar da biliyorlar Samancı dayının kapısı ve sofrası kendilerine açıktır.

İki gün önce hanıma dedim ki, hadi beni biraz gezdir arabayla. Birkaç yer dolaştıktan sonra, köy meydanındaki iki kahveden Hasan’ın yanına gittik. Kahveci Hasan hemen bir masa ve sandalyeleri getirdi arabanın yanına, üç bardak da çay, bizimle oturdu. Güler hanım yalnız olsa bile gelir, hiç çekinmez herkesle tanışıp konuşur. Yanımızdaki motorun sahibi geldi genç adam, kahveciye selam verdi, tarlaya gidiyorum dedi. Hanımdan utandı bize bakmadı, adı Mustafa.

– Mustafa tarlada ne var, dedim.

Hasan girdi araya!

– Mustafa bu yıl köşe oldu, 16 dönüm börülce ekti, her gün bir ton börülce getirip satıyor.

– Çıkaracak tabi Hasan, bak millet okeyin başında, o tarlaya gidiyor dedim.

– Mustafa bana biraz börülce getirir misin yarın sabah?

– Abi buraya açıkta börülce getirmeye vakit yok, işimiz telaşlı amele yetmiyor. Yarın sabah tarlaya gelin yengemle, ne kadar isterseniz kendiniz toplayın, dedi.

– Tamam yarın sabah geliyoruz.

Buraya 2 km mesafede, amele sabah saat 6’da tarlaya giriyormuş.

Mustafa tarlaya gitti biz yarım saat daha oturduk kahvede. Her geçen, Samancı Dayı hoş geldiniz diyor, bazıları da Güler Hanım’a da selam verip hatır soruyor. Kahveci Hasan anlatıyor; yazlıkçıların içinde Güler abladan başka bizimle konuşan, burada çay içen bayan yok!

– Hasan biz yazlıkçı değiliz, bu köylüyüz, KIRAN mahalleliyiz, 16 yıldır buralıyız, hem herkesin kültürü kendine, dedim.

Sabah oldu, kahvaltı yapmadan birer parça kek ve meyve suyu atıştırdık hap altı olsun diye. Börülce tarlasına gittik, 700 metre rakımlı, 16 dönüm börülce tarlası yeşil deniz gibi maşallah. Saat 9.00, her sırada bir kadın işçi, önlerinde beyaz kelterlere börülce topluyorlar.

14 Amele, 4 de kendileri 18 kişi. Kırmızı file çuvallara dolduruyorlar, bir çuval 30 kg civarında. Tarlada dolan çuvalları Mustafa taşıyor yol kenarına, ya da diğer baştaki traktör kasasına. Bizim arabamızı ve inen hanımı gören kadınlar; aa Güler abla geldi, diye seslendiler. Toplayıcı kadınların çoğu bizim köyden hepsi tanıyor hanımı, bazıları da, “samancının garı geldi” diyorlar. ?


Güler Hanım bastonu ile yürüdü tarlada çalışanların yanına kadar. Tabi ki boş gitmedi, iki litre meyve suyu ve bolca kağıt bardak götürdü çalışanlara.

Mustafa’nın kayınbabasıyla sohbet ettik biraz. Her gün toplanıyormuş, 800 kg ile bir ton arası börülce çıkıyor, tazecik su gibi, fotoğraflarda görülüyor. Toplaması bir gün aksatılırsa ertesi gün hemen kartlaşıyor. Toplanan börülcenin pazar sıkıntısı, satma derdi hiç yok, en güzel tarafı bu zaten. Biz oradayken Doblo arabayla geldi birisi börülce almaya, hatır için 6 çuval verdi Mustafa, tüccara sözüm var, sana fazla veremem dedi.

Köy meydanındaki iki kahvenin önünde iki ayrı alıcı var, kamyonetleri ile. Herkes istediğine satıyor. Mustafa’nın babası da traktörün küçük kasasıyla devamlı taşıyor dolan çuvalları kahvenin önüne. Köylülerin getirdiği 1-2-3-5 çuval börülce tartılıyor, hesaplanıyor hemen parasını ödüyorlar. Önceleri susuz da yetişiyordu börülce ama, son yıllardaki aşırı sıcaklar ve kuraklıktan olmuyor artık. Bu da gösteriyor ki ileriki yıllarda gıda sıkıntısı olacak. Tarlasında sondaj yada küçücük dere olanlar, damlama su boruları çekiyorlar ve kırağılar düşünceye kadar ürün alıyorlar.

Mustafa’nın babası devamlı traktörle çekiyor ürünü kahvenin önüne, çünkü saatlik değiştiriyor alıcılar fiyatları. Götürdükleri yerden; aman börülce getir diye telefon gelirse fiyatlar güzel, ama haber gelmezse hemen 1-2 lira düşer kilo başında. Fiyat düşmeden 300 kg satsa iki üç işçinin yevmiyesi çıkar. Fiyatını hala söylemedim bilerek, meraklanın biraz!

Bir saat kadar tarlada vakit geçirdik, bir yemeklik börülce de topladık, işçilere kolaylık dileyip ayrıldık tarladan.

Geldik kahvenin önüne, tartılan çuvallar yığılmış kamyonete yükleniyor. Kahveci Hasan karşıladı bizi yine ama çok kalabalık diye Güler hanım inmedi, arabada içti çayını. Çuvalları arabaya yükleyen Osman, Dağyeni köylü ve çok çalışkan. Bahar aylarında bize de geliyor evimizin bahçesindeki otları biçip çapalıyor. Yarım saat kadar oturdum, insanları izledim, çay içtim, fotoğraflar çektim.

Köylülerin getirdiği börülcenin fiyatını alıcı belirliyor, tartılıyor ve hemen parasını ödüyor. Birkaç çuval börülcenin parasını cebine koyan “yüzü yanık elleri nasırlı pantolonu yamalı” köylümün yorgunluğu geçiyor, yüzü gülüyor. Bunları izledim keyifle.

Fiyatı alıcı belirlese de köylüye çok iyi hizmet veriyor, neden mi!?
Örneğin, Turgutlu sebze hali 20 km mesafede. Üretici malını oraya götürse canından bezdiriyorlar halde. (Her yer aynı.) Giriş parası çıkış parası, hambaliye, Turgutluspor’a belediyeye kesinti, fiyat belli değil, satılırsa da parası haftaya. Siz olsanız gider misiniz hale buradaki peşin paralı alıcı varken? Adam tarlada ya da satış yerinde teri kurumadan çamurlu elleriyle alıyor parasını.

İnsanları tembelliğe alıştırdılar 20 yıldan beri, köyler köy olmaktan çıktı, tarladan kaçtılar. 15 dönüm ekemezsen, 3 dönüm ek, bir dönüm yarım dönüm ek, iki sıra börülce ek!! 30 kg börülce getirse 15 liradan 450 lira, kantarda para kesinti yok, para cepte.
Mustafa her gün bir dünya para alıyor, her gün 13-15 ameleye öğleye kadar çalışmakla 160 lira yevmiye veriyor. Kahvenin önündeki kalabalıktan kahveci kazanıyor, iki işçi arabaya yüklemekten kazanıyor. Alımcı tüccar her gün Aydın’a mal götürüyor arabasıyla onlar kazanıyor. Manavlara, seyyar satıcılara ve bir kısmını da oradaki hale veriyormuş onlar ve devlet de kazanıyor. Sabahın seherinde toplanan ürünler öğleden sonra tezgahlarda, yazlık yerlerinde, sofralarınızda.


Turgutlu’daki manavlarda fiyatı 20-30 lira arasında börülcenin. Köylü manava getirse al bu malı dese manavın vereceği fiyat 10 lira❗ “TAŞ YERİNDE AĞIRDIR” sözü ne güzel, alışverişte kuraldır; al bunu dersen ucuza gidiyor. Ver bunu bana derlerse mal değerini bulur, üreticinin yüzü güler.

Yarım saat kahvede oturdum, alıcı resmini çektirmedi, işçileri, börülce çuvallarını, okey oynayanları ve neşeli kahvecimiz Hasan’ın resmini çektim. İşçiler arabanın brandasını çekerken, börülceleri alan adam ve yardımcısı hesabı gözden geçiriyordu. Yani bu günlerde börülcenin tarladan çıkış fiyatı 13 ile 15 lira arasında, hepsi de köylünün cebine giriyor, temiz kesintisiz. ?

Şimdi gelelim biraz da börülcenin acıklı yönüne. Bu ata tohumu karagöz börülce değil, hibrit tohum. Damlama suyunun içine sıvı gübre koyuyorlar, otomatik tıp tıp şıp şıp damlıyor, yoksa her gün böyle çok mal çıkar mı!? Bugün 8 dönüm topluyorlar yarın diğer yarısını, öbür gün tekrar baştan başlıyorlar. Devamlı çiçek açıyor, börülce sebzesi en çok böceklenen bitki. 15 Günde bir ilaçlama yapılmazsa ürün alamazsınız ballık hastalığı olur akar.

Evimizin yanındaki kıyı komşularımız da ektiler 5 dönüm börülce, onlar amele parası vermiyor kendileri kalabalık, çoluk çocuk topluyorlar. Biraz da karagöz ata tohumundan dikmişler. İki kilo kadar getirdiler hediye. Onun da resmini çektim fark edilsin diye.
Herkes nasibiyle gelirmiş derler ya, o gün baldızım gelmişti köy evimize ziyarete, yarısını da biz hediye ettik baldıza.

Börülce tarlası fotoğraflarımda görülen dağlardaki yapıların çoğu yazlıkçı evleri ve hindi çiftlikleri.


Salgın hastalıktan önce, zaten ekilmeyen tarla fiyatları gayet ucuzdu, araziler de hep küçük parseller halinde. Salgın hastalık döneminde, bütün Türkiye’de olduğu gibi, köy evi, yazlığı, imkanı olanlar oralarda yaşadılar. İnsanlarda dağ evlerine karşı bir sevgi ‼️ oluştu. Başladılar tarla aramaya, “kaç para ver para” tutanın elinde kaldı. Üç yüz metre, beş yüz metre, bir dönüm derken fiyatlar uçtu da uçtu, yere konmuyor halâ uçuyor. ? Arazi küçüldükçe fiyat yükseliyor, korona salgınından önce 60 bin lira olan bir tarla şimdi 6-7 yüz bin lira satılıyor. Tembel, gözü şehirde olan bazı köylülere iyi geldi, sat gitsin!!

Elektrik köy tarifesi, su 16 tona kadar 1.9 lira, şehirde 13.5 lira, (şimdi 20 olacak.) Birkaç yıl sonra büyükşehir kuralları başlayacak tabiki.

Yani dostlarım KÖYDE HAYAT VAR. Börülceden başladık nereye geldi konu, bağlantılı olarak.

Köylülerin boşalttığı yerlere gelen şehirliler; iyiliklerinizle, güzel huylarınızla, terbiyenizle gelin köylere dağlara. Yol kenarlarına inşaat molozlarınızı, eski koltuklarınızı, çöplerinizi atmak gibi insanlık dışı huylarınızla gelmeyin, dağları kirletmeyin şehirler gibi. Gece yarılarına kadar burnunuzla içki içtikten sonra da silah patlatma gibi vandallıklarla gelmeyin. Çünkü halâ, çalışan üreten, erken yatıp erken kalkan, “güneş battı yörük yattı, horoz ? öttü yörük kalktı” yaşayan elleri öpülesi köylülerimiz var, onları rahatsız etmeyin bu güzellikleri de siz bitirmeyin.

Sen iyiysen herkes iyidir.
İyilik yap iyilik bul.

Börülce aldınız mı? Afiyet olsun.

Bahçelerde börülce
Oynar gelin görümce
Oynasınlar bakalım
Bir araya gelince.

Mehmet Sönmez
10 Ağustos 2022 Güney köyü.

Mehmet Sönmez
Mehmet Sönmez son yazıları (Hepsini Gör)
13

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Çocukluk Çağımız Daha Güzeldi Sadi Geyik

Anı

3 Yorumlar

  1. Ne güzel,detaylı anlatmissiniz.Emeginize sağlık.Borulceyi sadece turkusunden biliyordum.Ege bölgesine gelince ben de öğrendim pişirip sallamasini yapmayı.Topladiginiz borulceleri afiyetle yiyiniz.Esiniz Güler hanıma da selamlar.

    0
  2. Börülcenin öyküsünü çok güzel anlatmışsınız. Kutluyorum. Selamlar.

    0

Bir cevap yazın