Bozkırda Açan Çiçek Eskişehir Ethem Arı

-Tarihin ırmağı dünyanın her bölgesi için her çağda gür akmıyor. Geçmişin Maya, İnka, Elam, Kartaca, Mısır, Mezopotamya uygarlıklarının yerinde geri kalmışlığın sam yelleri esiyor. Görkemli Mısır Uygarlığının torunları bir yandan turizmle atalarının mirasını yiyor, diğer yandan günde beş kez Firavun atalarına lanet okuyorlar. Merak ediyorum; Mısır uygarlığı anıtlarına ne gözle bakıyorlar? Anadolu’nun giriş kapısında yer alan Eskişehir, tarihin değişik dönemlerinde, farklı uygarlıklar elinde konumundan ötürü önemli roller üstlenmiş olmalıdır. Eskişehir’in bu konumunu Dorylaeion (*) olan eski adı da doğrulamaktadır. 

*

“Yunus (1250-1320), Porsuk Çayı’nın Sakarya’ya döküldüğü yerde bulunan Sarıköy’de (Mihallıçık ilçesi Yunus Emre Köyü. Eskişehir’e 100 km.)) doğmuştur (1)”
Yunus ve Divanı’nda saygı ile birçok yerde andığı Şeyhi Taptuk Emre Sakarya havzasında yaşamışlardır. Bu bakımdan onun Sarıköylü olduğunu kabul etmemiz gerekir (1-11)”     

 

 “Anadolu’da ilk kez mahlas olarak kendi adını kullanmış ve Tanrısal sayılan dillerden biriyle değil, düşüncelerini, kendi Türkmen kültürünün dili olan Türkçe yazmıştır. Yunus Emre sadece şiir ustası olarak değil, dil ustası olarak da muazzam bir isim, çok önemli bir isim. Eski Anadolu Türkçesi dediğimiz kendine has bir Türkçesi var. O Türkçenin oluşması ve kabul edilir yazı dili haline gelmesinde büyük emeği geçen birkaç kişi var, bu da zaman alan bir süreç. Shakespeare’in rolü İngilizce tarihi için ne demekse, Yunus Emre’nin rolü Türkçe tarihi için odur bana göre (2)”

Amerikalı gazeteci C.K. Streit 3 Mart 1921 tarihinde, Mustafa Kemal ile kapsamlı görüşmeler yapar ona hayran olur ve şunları not eder.
“Çok az insan beni bu Türk Washington’unun (ABD’nin kurucusu George Washington) etkilediği kadar etkiledi. İnsanların onun uğruna ölümü göze alabilecekleri bir adam. Her yönüyle tam bir centilmen ve kültürlü. Fransızcayı akıcı konuşuyor. Kendi gücünün farkında. Aynı zamanda kibirden uzak. Çok kuvvetli karaktere sahip bir insan. Doğuştan lider. Onca işi arasında ülke eğitiminin geliştirilmesinden söz etmesi ise çarpıcı.”
*
“Streit, Mustafa Kemal Paşa’nın izniyle Ankara, Eskişehir ve Antalya başta olmak üzere uğradığı yerlerde çok yönlü incelemeler yapar. Onlar arasında Eskişehir’e özel bir yer ayırır. Konumuzla doğrudan ilişkisi de buradan başlıyor. 
İnönü Savaşları sırasında Streit Eskişehir’dedir. Cephe hattına çok yakın bir konumdaki askeri ortamı, tarihi eserleri, tarımı inceler. Kültürel geleneklerle ilgilenir. En geniş zamanı da eğitime ayırır. Özellikle de karma eğitime, kadın öğretmenlerin çokluğuna ve mesleğe bağlılıklarına, okullardaki modern yaşayışa ve vals yapan öğrenciler konusuna değinir. Yazdıklarını fotoğraflarla pekiştirir ve Eskişehir’den ayrılırken izlenimlerini şöyle dile getirir:
-“Yaklaşık 25 binlik nüfusuyla Eskişehir beni Başşehirden daha fazla etkiledi. Oradan daha ilerici ve gelişmeye daha açık bir kent. Burada insan, Mili Mücadele’nin arkasındaki canlılık, kuvvet ve enerjiyi Ankara’dan ve Türkiye’de ziyaret ettiğim her yerden daha fazla hissediyor. Eskişehir kadınları her yerdekinden daha fazla peçesizler. Eskişehir her yönden yeni Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri olacaktır. Önyargılarla geldiğim Türkiye’den Türklere ve Ankara’dakilere hayran olarak ayrılıyorum (3)”


– “Enstitülerin babası diye anılan Tonguç’un (1893-1960) Eskişehir halkındaki bir izlenimi de şöyledir. “Trenimiz karanlık, vahşi, karlı ve soğuk tabiata saldıra saldıra birçok istasyondan geçti. Işıksız köyler karanlık deryası içinde kaybolmuşlar. Işıklı yollarla birbirine bağlanmış Avrupa köy ve kasabalarının gece manzaralarını hatırlıyorum. İçim mütemadiyen ışıklı köy arıyor. Nihayet elektrik lambalarından süzülüp akan ışık dalgalarının içinde kar taneleri uçuşan, peronlarını memleketin her yönünden gelmiş trenlerin doldurduğu Eskişehir istasyonuna geldik. Hasretini çektiğim tabloya sonunda kavuşmuştum. Eskişehir istasyonu gece gündüz faaliyet eksik olmayan, bilhassa bu bakımdan Avrupa istasyonlarına benzeyen tek durağımızdır. Eskişehir bu dinamizmi dolayısıyla çok sevimlidir. Cumhuriyetin en büyük ve en olumlu eserlerinden olan trenleri, onların yarattığı canlı hayatı, bu hayatın eseri olan dinamik vatandaş tiplerini en kolay ve en toplu bir şekilde burada görmek mümkündür (4)”

*
– Eskişehir’in Anadolu’nun giriş kapısı olması, 13. yüzyıl Anadolu Aydınlanmasının ve Türkçe’nin simge adlarından Yunus Emre’yi yetiştirmesi,  önemli yolların kavşağında bulunması, tren yolundan ötürü ulaşımın kolay olması ve halkının gelişmeye açık, aydınlık düşünceli olması gibi özellikleri ilk Eğitmen Kursunun ve arkasından ilk Köy Enstitüsü’nün Eskişehir’de açılması şansını doğurmuştur. Bu tarihsel altyapı kaçınılmaz olarak Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen gibi evrensel ölçüde değerler kadrosunu kent yönetimine taşıdı. Onlar da Eskişehir’i günümüzün “bozkırda açan çiçek”i konumuna getirmişlerdir. Katkı koyanlardan yitirdiklerimizin anılarına saygı ve minnetle; sağ olanlara sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

 

KAYNAKÇA

(*) – DORYLAEİON / ŞAR HÖYÜK (Eskişehir)

-Eskişehir’in atası olan kentin adı, ilkçağ Hellen yazarlarının yapıtlarından başlayarak, böyle anılıyor. (Strabon, 12 VIII 12; Plinius, V 105; David Magie, c.II s.999-1001 No 36, Ruge RE Darylaeion maddesi)
Sondaki eion yahut-ion (Biraz önce Midaeion vesilesiyle de gördüğümüz üzere) Hellen dilinin yeri” anlamındaki takısıdır. Kent adı ilk bakışta, o dilde “Taştan destek direği” demek olan (ve erkek adı olarak da kullanılabilen) Dorylas sözcüğüne bu takının eklenmesiyle türetilmiş görünür. Oysa, Dorylaeion, Roma İmparatorluğunun egemenliği döneminde bile Hellenleşmemişti ve çevresi henüz Hellen dilini konuşmuyordu. Bu yüzden, adının Anadolu kökenli olduğunu ve Hellen ağzının eklemesi -eion takısı bir yana bırakılınca kalan Doryla’nın (Kanımca Anadolulu aslı bu idi) gerçekte, Luvi dilkinden yahut ardılı bir İÖ. 1.binyıl Anadolu dilinden Dorula/Torula olduğunu kabul etmek gerekir. Dorula sözlüğündeki -la Luvi dilinde ve ardıllarında -cık anlamına gelen takıdır (Konuya daha önce de değinmiş ve Attala, Dandala, Kula adlarını anmıştık) Doru’ya gelince; bu sözcüğün anlamı konusunda, çağdaş Almancadaki Tor, İngilizcedeki Door, Farsçadaki ve Kürtçedeki Der, Ermenicedeki Tur (ta ve ra ile) sözcüklerini göz önünde tutarak, bunun “Kapı” anlamına geldiği kanısındayım. Bkz TT Adla kitabımızda Doru/Toru sözcüğü. Eskişehir’in atası olan kentin böyle “Kapıcık” diye adlandırılması pek uygun olur. Çünkü kent tam 6 yolun birleştiği bir yerdedir.
Bilge UMAR – Phrygia – İnkılâp Kitabevi 2008 s.313 

*

(1)- Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre, Varlık Yayınevi s.9-11

(2)- Ömer Tuncer, 13. Yüzyıl Anadolu Devrimi, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, s.4

(3)– İlyas Küçükcan, Eskişehir’de Ethem Nejat’tan İsmail Hakkı Tonguç’a, Yeniden İmece, Üç Aylık Eğitim, Bilim, Sanat, Kültür Dergisi Yıl 17, Sayı 61, Şubat 2020 s.25 (Heath W. Lowry, Çeviren, M.Alper Öztürk, Bilinmeyen Türkler s.79-95 Bahçeşehir Üniversitesi Yayını 2012 İstanbul.) 

4)- İlyas Küçükcan, Tonguç’un Eskişehir Bağlantıları ve Kırsal Eğitimde İlkler, Eskişehir Tepebaşı Belediyesi 2012, s.15 (Tonguç, Kitaplaşmamış Yazılar C.1 s.160 M. Aydoğan)

ETHEM ARI
İzlemek için
3

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Demokrasi Evi Açıldı Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

Bir yorum var

  1. Tülay Çintosun

    Eskişehir çok severim 10 yaşında falan babamın görevi nedeniyle gittik üniversite bitince İzmir’e döndük. Ancak hem halkı, hem şehir olarak mükemmel bir yer..1980 den önce bütün kızlar en az lise mezunuydu..1970 yıllarda eskrim yapan kızlar vardı. O kadar yani. Krmızı Toprak mahallesinde a bulunan Fatih ilk okulunun civarındaki evimizden CUMHURİYET ortaokuluna hergün bisikletle giderdim. İzmir’de bile kızlar bisiklete binnezken ben Eskişehir’e bisiklete binerdim sene 1975 falan. Eskişehire ve Eskişehirlilere selam olsun. Bu güzel yazı ve anılarımı hatırlattığı için Ethem Arı Beye teşekkür ediyorum.

    6

Bir cevap yazın