Cumhuriyet’ten Huriye’ye Fevzi Keyik

CUMHURİYET’TEN HURİYE’YE GÜZEL BİR İNSANIN DESTANI

2015 yaz mevsimi Didim’deyiz. Eşimle birlikte bir arkadaşımızı ziyaret ettik. Hoşbeşten sonra, sağlık, sıcaklar, deniz derken; söyleşmenin bir bölümünü bitirdik. Ev sahibi arkadaşımız kitap okumayı sevdiğimizi biliyordu. Komşusundan okumak için aldığı kitabı bize de okumamız için verdi.

2008 yılında basılmış kitabın kapaktan sonraki ilk sayfası üzerine yazarının ad soyadı telefon numaraları e-posta ve ev adres bilgileri ile Köy Enstitüleri rozetinin resmi basılı olan bir kartvizit yapıştırılmıştı. Ayrıca kitabı almış kişi adına güzel sözler yazılarak imzalanmıştı. Böyle bir kitapla ilk defa karşılaşıyorduk. Yazarı Köy Enstitüsü mezunu Huriye Saraç isminde bir bayandı. Hani o on parmağında on hüneri olan, idealist, çalışkan, üretken bilgi ve becerilerini doruğa çıkarmış, görev aldıkları her yerde yoklukları yaratıcılıkları ile var eden, aydınlatan, kalkındıran çifte kavrulmuş lokum tadında, çeliğe su verilmişçesine dirençli ve sağlam kuşağın temsilcilerinden biri. O yılların ülke gerçeklerine, şartlarına ve özelliklerine göre eğitim öğretimlerini sürdürmüş hepsi birer ulu çınar olmuşlardı. Eğitim tarihimizde aydınlanma ve kalkınmayla birlikte altın bir zaman dilimi yaşatmış, kalıcı izler bırakmışlardı.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik

Kitabı okumaya başladım. Sayfalarını arka arkaya hızla okuyor, hem de kitabın okunarak bitmesini istemiyordum. Öylesine güzel ve sürükleyici idi. Yanımda bulunduruyor, uygun zamanlarda kaldığım yerden okumayı sürdürüyordum. Fırsat doğduğunda ilgi çekecek bölümlerinden arkadaşlarıma aktarımlar yapıyordum. Kitabı bize okumamız için veren arkadaşın aniden Denizli ye dönmesi gerektiğinden, kitabı aldığı komşusuna geri vermesi gerekiyordu. Kitabı kendisine ulaştırmamızı rica etti. Eşimin okumasına zaman kalmadı. Kitabın kapak iç sayfasındaki bilgileri not ederek geri verdik.

İnternetten araştırmaya koyuldum. Görüntülü söyleşilerinden, yazılan yorumlardan edindiğim bilgilerle Çifteler Köy Enstitüsü mezunu Huriye Saraç hanımın anı roman özelliğinde birbirinin devamı olan üç ciltlik kitaplarının birincisiydi okuduğum kitap.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik
Çifteler Köy Enstitütüsü

İzlediğim görüntülü kayıtlarda babasından dinlediği anılarını da dile getiriyordu.1931 yılında babasının Edirne de askerlik yapmış olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk ün askeri birlikleri denetlemeleri sırasında okuma yazma öğretilen askerlerle konuştuğunu, babası ile Atatürk arasında Nerelisin? Evli misin? Kız çocuğun var mı? Kız çocuğunu okutacak mısın? seklindeki sorularına verdiği cevapların Afyon Emirdağlıyım. Evliyim. Kız çocuğum var. Okutacağım sözü gereği babasının kendisini Çifteler Köy Enstitüsü’ne yazdırdığını açıklıyordu.

 

Huriye Saraç İlkokuldayken İmamın, muhtarın, akraba ve köylülerinin karşı koyuşlarına rağmen babası tarafından Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü’ne at arabasıyla götürdüğünü kaydını yaptırdıktan sonra ilgilere emanet ederek, babasının köye geri döndüğünü anlatıyordu.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik

Babasının kendisine Benisa adını verdiğini, ancak ismini nüfus kaydına Cumhuriyet olarak yazdırmak istediğini ancak, Cumhuriyet’ten Huriye’ye dönüşümü ise şöyle açıklıyordu. Görevli nüfus memuru Cumhuriyet’e inanmış bir babayı gönendirmek yerine; “Cumhuriyet sözü dilimize yeni girdi. Söylenmesi yazılması zor. Köyde bunu yazıp söyleyemezler. Cumhuriyet’in başındaki (Cum) unu sonundaki (t) sini atalım. Geriye Huriye kalır. Bunu da herkes bilir kolaylıkla yazıp söyler.” şeklindeki dar görüşlülüğü nedeniyle Cumhuriyet adı Huriye’ye dönüşerek kayda geçer.
Birinci kitabın bendeki etkisi ve ulaştığım diğer bilgiler devamı sayılan diğer kitapları da bir an evvel edinmek ve istekli arkadaşlara önermek düşüncesindeydim. Değişik telefon numaralarını aralamalarım bir süre yanıtsız kaldı. Yeniden bir arayışımda kendisine ulaştım. Kendimi kısaca tanıttım. Kitaplarını nasıl edinebileceğimi sordum. Elektronik posta yoluyla adımı adresimi kendisine ulaştırırsam kitabını bana göndereceğini söyledi. Ben emeğe saygılı olduğumu bedeli karşılığı edinmek istediğimi, hele bir de adıma imzalı olursa çok mutlu olacağımı söyledim. Kitabın benim için okunması önemli dedi.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik

Bedelsiz olmaz, lütfen söyleyin dedimse de; okuyun siz takdir edin dedi. Böylesi içime sinemezdi.
Bu kitapları Fethiye’de 24 Ekim hafta sonunda yapacağımız Nazilli Öğretmen Okulu devre arkadaşlarımız buluşmasına da götürüp göstermek düşüncesindeyim. Çünkü Birinci cilt kitabın bendeki etkisi müthişti. Yaklaşık bir hafta kadar bekledim. Ancak kitaplar gelmedi. Yeniden kendisine ulaşma gayretlerimi sürdürdüm. Günlerden Pazartesi idi. Kendisine ulaştım. İstemimi yineleyince unutmadım. İzmir hava alanında gümrükteyim. Salihli ye dönüyorum. Bu gün yetişmez Salı günü PTT ile adresinize kargoyla gönderirim dedi. Sevinçle teşekkürlerimi dile getirerek ellerinden öptüğümü söyledim. Kargo bana Cuma günü ulaştı. Bu güne kadar posta dağıtıcılarından beni böylesine mutlu eden bir gönderi aldığımı hatırlamıyorum. Heyecanla açtım. İlk sayfalardaki yazılanları okudum. Kitapları okumaya zaman yeterli değildi.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik
Benisa öğretmen öğrencileriyle…

Cumartesi günü yapılacak toplantımıza götürülecek arkadaş gurubumuzun sorumlusuydum. Hem bu hazırlıklar hem kendi hazırlığımız tamamlanmalıydı. Kendimce bu boyutlardaki kitapların kıyaslamasını yaparak posta çeki hesabına ederini düşündüğüm TL i gönderdim. Oysa bu kitaplar paha biçilemeyecek değerde ve özellikteydi. Bu ise ancak okunarak anlaşılabiliyordu.
“Kayayı Delen Tohum”, ”Sevgiyle Işır Yaşamak”, ”Adanmış Aydınlık” adlı üç ciltlik yaklaşık 1500 sayfayı bulan bir eserdi. Hem anı roman hem de o yılların özellik ve şartlarını gözümüz önüne koyan, ilk kez bayan bir yazardan Köy Enstitüleri ve o yılların anıları akan sular gibi tatlı bir anlatımla tanıtarak yazılmıştı. Kitaplar değer biçilemeyecek güzellikteydi.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik
Vefa Lisesi – 1969

Arkadaşların da kitap istemleri oldu. Her ne kadar kitaplar okunamamış olsa da gözden geçirilmiş, arka kapaklardaki okur görüşleri kendilerine kitapları edinmek için karar vermeye yetmişti
Yeni giren hafta içinde Huriye Öğretmenle telefon görüşmelerimi yaptım. İstenen kitapları getirip arkadaşlarıma ulaştırmak hem de sizinle yüz yüze tanışıp söyleşmek için eşimle birlikte ziyaret etmek istediğimizi söyledim. Çok mutlu olacağını söyledi. Bu arada adının Cumhuriyet ten Huriye ye dönüşünü karşılıklı bir kez daha dillendirdik. Cumhuriyet e henüz inanamamış o sığ görüşlü nüfus memurunun sizden esirgediği” Cumhuriyet” adını severek ve içtenlikle size Cumhuriyet Öğretmeni (m) demek istiyorum dedim. Ne güzel benimde Cumhuriyeti seven bir öğrencim olmuş olur dedi.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik

28 Ekim Çarşamba günü kahvaltı sonrası yola çıkarak öğle öncesi Salihli’ye ulaştık. Adresini sorduğumuz yardımsever bir genç arkadaş kendisini takip etmemizi söyleyerek arayışımızı kolaylaştırdı. Bizi sevinçle ve hazırlıklarıyla karşıladı. Yüz Yüze tanışıp kısaca özgeçmişlerimizi özetlerken size bir sürprizim olacak dedi. Yalnız kaldığını biliyordum. Acaba yurt dışındaki oğlu kendisini ziyaret etmiş böylelikle bizimle de tanışma fırsatı mı doğacak diye düşündüm. Konuşmalar anlatımlar sürerken beklenen kişi geldi. Benim manevi oğlum dediği birinci kitabın arka kapağında tanışma öyküsü yazılı olan diş hekimliğini Salihli’de sürdüren Salim Çakır geldi. Salim in yaptıklarını, Cumhuriyet Öğretmene olan ilgi ve özenini gözledikçe, Cumhuriyet Öğretmenin neden manevi evladım dediğini anladık. Salim Salihli deki gerçek bir evlat gibiydi. İşinden arınabildiği her zaman arıyor, yapılacak, alınacak, getirilip, götürüleceklerini soruyordu. Her işine yetişiyordu. Ana evlat gibiydiler.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik
Eskişehir Kent Konseyi Kültür Sanat Çalışma Grubu, Eskişehir – Çifteler Köy Enstitüsü mezunu Huriye Saraç’ı Kurtuluş Mahallesi’ndeki evinde ziyaret etti. 11.11.2015

Arkadaşlarımız adına kitaplar imzalandı. Müze özelliği taşıyan evini gezdirdi. Hepsi kendisinin el emeği göz nuruydu. Kanaviçeler, danteller, öğrenciliğinden kalan eşyaları, diplomaları, öğretmenliği ve yapamadığı yıllardaki fotoğrafları, armağanları, o yıllarda kullandığı dikiş makinesi, buzdolabı aradan bunca yıl geçmiş olmasına karşın özenle saklanmış ve korunmuştu. Evi bir gelin kızın çeyizleri ile bezenmişçesine temiz ve düzenliydi. Birlikteliğimiz öğleden sonrasına ulaştı. Salim e konuklarımızı yemeğe götüreceğiz dedi. Israrlı oldu. Yemek boyunca da söyleştik pek çok konularda buluştuk. Bir bakıma dertleştik.

Cumhuriyet'ten Huriye'ye   Fevzi Keyik

Artık vedalaşma zamanı gelmişti. Her ayrılışta oluşan burukluk bu kez daha fazla sardı bedenleri. Yurt dışında öz evladın Muzaffer var. Burada da bir evladın var. İznin olurda ben de olabildiğince sana yakın olmaya çalışarak yapabildiğim kadarıyla Denizli den de olsa evlatlık görevi yapmak istiyorum dedim. Salim e döndü; “Ne diyorsun? Bir kardeş daha geldi. Kabul edelim mi? “ diye sordu.

Salim; “ Ben kendisini sevdim. Aynı toprakların çocuklarıyız. Olsun derim” dedi. Kucaklaştık. Rahmetli anamın da adı Huriye idi. Gözlerimiz nemlendi.

Kendisine 28 Ekimden bu yana Cumhuriyet Ana diyorum. Kişiliği ve bilgeliğinde kendi anamı, hem de Cumhuriyet in o kutsal ve yüce değerlerini de buluyorum.

Kendisini özlemle kucaklıyor, sağlık, mutluluk, iyilik ve güzelliklerle Cumhuriyetçi öğrencileri adına sevgi saygı hayranlıkla ellerinden öpüyorum.

Fevzi Keyik
30.Aralık.2015

4

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Kadına Yönelik Bit(iril)meyen Şiddet... Müge Kantar Davran

Kadına Şiddet Sevil Ağtaş

Anı

4 Yorumlar

  1. Avatar

    Kaleminize, yüreğinize sağlık. Ne güzel dönem ve öğretmenleri….Kutluyorum.

    1
  2. Hayrullah cırık
    Hayrullah cırık

    Bir çınarı bize tanıştırdığın ve böyle güzel bir yazı kaleme aldığın için şahsınızı kutlarım.

    1
  3. Hüseyin Sert

    Kaleminize emeğinize sağlık öğretmenim.👏👏👏

    1
  4. FUAT KEYİK

    Huriye Saraç bizim Cumhur anamız. Köy Enstitüleri üzerine Buca Eğ. Fak.’ne iki kez konuşma yapmaya gelmişti. Benim isteğimi de kırmayarak Ege Tazelenme Üniversitesi öğrencileri karşısında ikimiz söyleşi yapmıştık, büyük ilgi görmüştü.
    Halen heyecanla Köy Enstitüsü ve eğitimin öneml üzerine aydınlatma çabalarına -ilerlemiş yaşına karşın- devam ediyor. Dört ciltlik “Öğretmen Benisa” kitabını herkes okumalı.
    Abimi bu güzel tanıtım yazısı için kutluyorum.

    1

Bir cevap yazın