Denizli Nurettin Şenol

DENİZLİ TANITIMI

Derleyen: Nurettin ŞENOL

Genel Bilgiler

Denizli, nüfus sayısına göre Türkiye’nin en büyük 23. kent merkezidir. Sanayi, ticaret, tarım, turizm, eğitim, kültür ve sanat alanlarında ülkenin en gelişmiş illerinden biridir.

İl nüfusu 1.040.915 kişidir (2020).

Tekstil ürünleri, mermercilik ve yöreye has DENİZLİ HOROZU ile ünlüdür. Anadolu Yarımadası’nın güneybatı, Ege Bölgesi’nin güneydoğusunda yer almaktadır. Ege ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçiş konumundadır. Denizli ilinin her iki bölge üzerinde toprakları vardır. Yüzölçümü 12.134 km², denizden yüksekliği merkezde 354 m’dir.

Bir SANAYİ, DIŞSATIM (İHRACAT) ve TİCARET merkezi olan DENİZLİ, aynı zamanda altmış beş bine yaklaşan üniversite öğrencisini barındırmaktadır.

Bir yılda milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan il, bir TURİZM kenti olmasının yanı sıra düzenlenen yerel, ulusal ve uluslararası etkinliklerle eğitim, kurultay, kültür ve sanat merkezi özelliğindedir.

Akdağ’ın (Babadağ) kuzey yamaçları eteklerinde, Büyük Menderes’in kolu olan Aksu çayına kavuşan derelerle hafifçe yarılmış bir plato üzerinde yer alan Denizli, yeni bir kenttir.

Asıl kent buradan 6-7 kilometre kadar kuzeydeki Laodikya (Laodicaea) idi.

Selçuklular ve Bizanslılar arasındaki savaşlar sonucu yıkıma uğrayan ve özellikle suyolları bozulan Laodikeia’dan zamanla uzaklaşılmış ve yerleşme 11. yüzyıldan başlayarak bol su kaynaklarının bulunduğu Denizli/ Ladik’e doğru yer değiştirmeye başlamıştır.

Kent, 1702-1703’teki bir deprem sırasında büyük yıkıma uğramış ve daha sonra yeniden kurulmuştur.

Ege kıyılarından iç kesimlere sokulan doğal ve tarihsel ticaret yolları üzerinde bulunan Denizli, iş alanlarının çokluğu, iş edindirmedeki başarıları nedeniyle çevre illerden (Afyonkarahisar, Burdur, Uşak) sürekli göç almış, özellikle 1950’den sonra 60 yılda nüfusu 25 kat artmıştır.

Sanayisi, turizmi, ticareti ve hizmet sektörü çok gelişmiş olan DENİZLİ, Türkiye’nin en kalkınmış kentlerinden biridir. “Anadolu Kaplanları” olarak anılan kentlerin başında gelmektedir.

Dünya’da tekstilin ve mermerciliğin/ travertenin en önemli başkentleri arasındadır.

Ayrıca Serinhisar ilçesi de Türkiye’nin leblebi ve leblebi ürünleri gereksiniminin yaklaşık %85’ini karşılamaktadır.

Denizli, Türkiye’nin en büyük 10 ekonomisi arasındadır. Kentin; havlu, bornoz ve ev tekstilinde ABD ve AB pazarında iyi bir saygınlığı ve büyüklüğü vardır.

Havası ve doğası Ege Bölgesi’nin ortalamalarını yansıtır. Kentin birçok noktasında horoz heykeli bulunur ve Denizli’nin simgesidir.

Dünyaca bilinen doğa harikası Pamukkale de kentin simgelerinden biridir. Pamukkale, Unesco’nun dünya kültür kalıtı (mirası) listesindedir.

Karahayıt da uluslararası termal merkezlerinden biridir.

İl sınırları içindeki HONAZ DAĞI aynı zamanda Ege Bölgesi’nin en yüksek doruğudur (2.571 m).

Honaz Dağı
Honaz Dağına öyle her isteyen çıkamaz. Honaz Dağı’na çıkmak için önce Milli Park yetkililerinden, sonra jandarmadan ve en son olarak tepedeki radarı bekleyen askerlerden izin alıyorsunuz. Dağın doruğunda Ege Denizi kıyılarını görebilen güçlü bir radar düzeneği var.

Denizli ilinde UNESCO’ya giren Hierapolis, Laodikeia, Tripolis, Colossae, Tabea, Attuda  vb. birçok antik kent bulunmaktadır.

Laodikeia’ ya ait gravür,1847

TARİHÇE

Denizli kentini en başta, bugünkü kentin 6 km kuzeyinde, Eskihisar Köyü alanında, Milattan önce 261 – 245 yılları arasında, Suriye Kralı ikinci Antiokhos kurmuştur. Şimdi artık Eskihisar Köyü kent merkezi ile birleşmiş durumdadır.

7. Antiokhos kente karısı Laodikeia’nin adını vermiştir. Laodike’nin kenti anlamına gelen “Laodikeia” adını alan kent, MS 7. yüzyılda büyük bir depremle yıkılınca, kent bugünkü Kaleiçine taşınmıştır. Türkler Denizli çevresini ele geçirdikten sonra, kenti “LADİK” adıyla anmışlardır.

Tarihsel kaynaklarda DENİZLİ kenti başka başka adlarla anılmış.

Selçuklu kayıtları ve Denizli yargılama kayıtlarında kentin adı LADİK olarak geçmiş.

İbni Batuta’nın gezi yazılarında TUNGUZLU denmiş.

Mesalikulebsar’da (İbn Fazlullah el-Ömerî) da TUNGUZLU olarak yazılmış.

Timurlenk’in zafernamesini yazan, Şerafettin Zemdi TENGUZLUG ve TONGUZLUG gibi iki isimden söz etmektedir.

TENGİZ sözcüğü eski Türkçede Deniz demektir. TUNGUZLU ise bugünkü yazımı ve sesletimi ile DENİZLİ demektir. Sonuç olarak Denizli adı, Tenguzlu ve Tunguzlu sözcükleri zamanla ağızdan ağıza, Denizli sözcüğüne dönüşmüştür.

Denizlili araştırmacı Mümtaz Başkaya, konu ile ilgili yazdığı kitabında, Denizli adının kökeninin Tengiz olduğunu ve bir boy adı olarak Orta Asya’dan Anadolu’ya geldiğini ileri sürmektedir. Ayrıca kimi kaynaklarda belirtildiği gibi, Denizli adının kentte bulunan suların çokluğu ile ilgisinin bulunmadığını da çok gerçekçi biçimde açıklamıştır.

Bu yer adının başka yerleşimlerin de adı olduğunu, Türkiye’de başka yerlerde de Denizli ve benzer türdeki adların olduğunu göstererek bu konuya gerçekçi bir açıklama getirmiş oldu.

Seyir Tepesinden Pamukkale ilçesinin görünümü

Denizli ve çevresinde Türkler ilk kez 1070 yılında görüldüler.

Afşin Bey bütün Anadolu’yu geçtikten sonra Laodikya’yı yağma ederek, Honaz‘ı ele geçirmiştir.

1071 yılından sonra Denizli ve çevresi Kutalmışoğlu Süleyman Şah ‘ın buyruğundaki beylerce ele geçirilmiş.

1097 yılında Bizans İmparatoru I. Aleksios, İoannis Dukas’ı Batı Anadolu’nun fethi için görevlendirdikten sonra bu yöre Bizanslılar’ın eline geçti.

Bu sırada Türk kuvvetleri Orta Anadolu’da bulunuyordu. Bizanslıların elinde kısa bir süre kalan bu güzel beldemizi 1102 yılında KILIÇARSLAN yeniden geri almıştır. Bu tarihten sonra Türk kuvvetleri ALP ARSLAN’IN komutasında Bizans topraklarına sürekli akınlar yapıyordu.

1119 yılında Bizanslılar, büyük bir ordu ile Denizli ve çevresine saldırdılar. Bu bölgede az sayıda Türk kuvveti bulunduran ‘Alparslan’ önderliğindeki Türkler, bu yöreyi terk etmek zorunda kalmıştır.

Ertesi yıl yeniden gelen Bizanslılar Uluborlu taraflarına kadar yayıldılar.

1147 yılında İkinci Haçlı Seferi Fransız Kralı VII. Louis’in komutasında, Ege Bölgesi’nden güneye doğru yürüyerek, Denizli çevresini ele geçirmiş. Buradan Antalyayönünde ilerleyen Haçlı Ordusu’nun öncü birlikleri, Acıpayam Ovası’nı geçtikten sonra, ordunun ağırlıkları ve artçı birlikleri aynı yolu izleyerek, Kazıkbeli‘nden geçmekte iken, orada yapılan çetin vurkaç çete savaşlarında Haçlı Ordusu çok büyük kayıplar vermiştir. Burası şu anda Antalya- Muğla devlet yolu ayrımı ve çevresidir.

1177 yılında Bizans İmparatoru I. Manuil, Selçuklu topraklarına yeni bir saldırı düzenleyerek Laodikya ve çevresini yağma edip İstanbul’a dönmüştür.

Ertesi yıl Türkler Laodikya’ya gelerek şehri geri almışlardır.

Manuil Komnenos 1176 yılında büyük bir ordu ile Laodikya ve Honaz çevresini geri almışsa da Selçuklular’la yaptığı savaşta yenilmiştir.

Bu savaşa Miryokefalon Savaşı adı verilmektedir ve Çivril- Gümüşsu (Homa) yakınlarında Düzbel Geçidi ve çevresinde gerçekleşmiştir.

1.KILIÇARSLAN bu savaştan sonra sınırlarını genişleterek Bizans topraklarına akınlar düzenlemiştir. Selçuklular, Atabey komutasında yapılan bu akınlardan büyük ganimetler elde ediyordu. Bizanslılar ATABEY komutasındaki bu orduyu Sarayköy yakınlarında pusu kurarak yendiler. Bu savaşta Atabey yaşamını yitirdi.

Bu tarihlerden sonra Denizli ilinin doğu kısımlarına Türkler yerleşmeye başladı. Böylece Türk akıncıları, Küçük Menderes Vadisi’ne kadar ilerleme fırsatını bulmuşlardır.

1190 yılında İkinci Haçlı Ordusu Laodikya’ya gelmiş. Haçlı Ordusu Komutanı I. Friedrich, Bizanslılar tarafından sevinçle karşılanmıştır. Buraya yerleşmiş olan Türk boyları, çadırlarını bırakarak dağlara çekilmişler ve Haçlı ordusuna karşı ani baskınlar düzenlemişlerdir.

Denizli ve çevresi, yaklaşık 13. yüzyılın ilk yıllarında Gıyaseddin Keyhüsrev güçlerince 4 kez alınmıştır. Başka bir anlatıya göre, Laodikyalılarca bir Türk kervanının soyulması üzerine, Selçuklu beylerinden Mehmet ve Servet beylerin komutasında bir Selçuklu ordusu, Laodikya ordusunu yenmiş ve haraç olarak bu bölgeyi antlaşma ile almıştır.

Başka bir anlatı ise şudur: 12. yüzyıl sonlarında Bizanslıların Burdur’a kadar ilerlemeleri üzerine Konya Sultanı Osman ve Hüsamettin beyleri bu bölgeye göndermiştir. Osman Bey, Acıpayam Ovası’nı, Hüsamettin Bey de Çal taraflarını ele geçirmişlerdir.

Denizli ve çevresinin Selçuklulara bağlı bir beylik oluşturmaları, Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, 1207 yılında olmuştur.

1209 yılında İznik’i başkent yapan I. Theodoros ile Selçuklular’ın arası açılmıştır.

Gıyaseddin Keyhüsrev, Laskaris’ten, Aleksios’un tahtına döndürülmesini isteyince, İznik Devleti ile Selçuklular, Denizli’nin batısında Alaşehir ile Antiokya arasında savaşa tutuştular. İlk çarpışmada savaşı kazanan Türkler yağmaya dalınca yeniden saldırıya geçen Rum askerleri, Gıyasettin Keyhüsrev’i öldürdü.

Böylece savaşın sonunda kazanan Bizanslılar, Batı Anadolu’ya bir süre egemen oldular.

SELÇUKLULAR ile BİZANSLILAR arasında Denizli ve yöresi sınır olarak kaldı. Bugünkü Denizli kenti bu sıralarda kurulmaya başlamıştır.

İlk olarak DENİZLİ KALESİ Abdullah oğlu KARASUNGUR tarafından yaptırılmıştır. Ayrıca bu devrede birçok cami, han ve çeşme de yapılmıştır.

13.yüzyıl başlarında Denizli ve çevresi yeni göçlerle, “Uç Bölgesi” olarak önceden gelenlerle birlikte yoğun bir Türk topluluğu oluşturdular.

1257 yılında Denizli’ye gelen Bizans garnizonu, kentteki Türklerin çoğunluğu karsısında uzun süre kalamadı. Böylece 1259 yılında Denizli yeniden Türkmenlerin eline geçmiş oldu.

Bu tarihlerde Denizli çevresinde kümelenen Türkmenler, HÜLAGÜ HAN’a başvurarak bu bölge için kumanda/yönetim yetkisi istediler. Bu konuda İlhanlı Hükümdarı Hülagü de bir ferman çıkararak Kulsak isimli bir kişiyi bu bölgeye göndermiştir.

Bölgenin merkezi “Asi Karaağaç” diye bilinen Acıpayam yöresidir.

Denizli Belediyesi Denizli Evi

Söylentiye göre, bu bölgede yaşayan Türkmenlerin manevi Türk Lideri “Yatağanbaba ” olması olasıdır. 1261 yılında bu yöredeki Türkmenler, Selçuklular’a baş kaldırınca, Selçuklu Sultanı Ruknettin ile Moğollar anlaşarak Türkmenleri yendiler.

Bu sırada birçok Türkmen Bizans sınırını geçerek yerleşmişlerdir.

Konya’daki “Cimri İsyanı’nın” bastırılmasından sonra, II.Gıyaseddin Keyhüsrev kendisine yardım etmeyen, Karaağaç Bölgesi Komutanı Ali Bey’i öldürtmüştür. Bundan sonra Denizli, Germiyanoğulları’nın eline geçer.

Bir süre sonra, Konya’ya karşı hareket yapılınca, Denizli çevresindeki Türkmenler, Karaman, Eşref ve Menteşe Türkmenleriyle birlikte başkaldırdılar. Bunun üzerine, İlhanlı Sultanı Keyhakü, 31 Ağustos 1291 de Türklerin üzerine yürüdü. Böylece, İlhanlı egemenliği (yönetimi) bu bölgede başlamış oldu.

Hançalar Köprüsü – Çal
Bu tarihlerde Germiyanlılar, Alsıroğlu’nun kumandasında, bugünkü Buldan olan Tripolis’i ele geçirdiler (1306). Böylece, Denizli’nin Türkleştirilmesi tamamlanmış oldu. 14. yüzyılın ilk yıllarında Denizli arazisinin düzlük kısımlarına İnançoğulları yerleşmişti. Kuzey doğusunda Germiyan Beyliği bulunuyordu. Sucaeddin Bey, bir ara bağımsızlık için eyleme geçince, öteden beri, Anadolu’da güçlü bir birliğin kurulmasını istemeyen İlhanlı Hükümdarı TİMURTAŞ, 1327 yılında Denizli’ye geldi. Sucaettin Bey ona baş eğdi.

Denizli 1366’da bir deprem ile yıkıma uğradığı sırada kent, Germiyan egemenliğine (yönetimine) geçmiştir.

1391 yılında Yıldırım Bayezit, Denizli’yi Osmanlı topraklarına katmıştır.

1402 yılında Timur, Ankara Savaşı’nı kazandıktan sonra, Denizli’ye gelmiş, burada bir süre kaldıktan sonra, İzmir yöresine yürümüştür.

1403 yılının ilk aylarında yeniden Denizli’ye dönerek çadır kurmuştur. Timur, bu bölgeyi Germiyanlılar’a bırakarak ayrılmıştır.

1411 yılında bir ara bu bölge Karamanoğulları’nın eline geçmişse de 1429 yılında yeniden Osmanlılara bağlanmıştır.

Türkmen beylikleri

  1. yüzyılın ilk yarısında Türkmenler parçalanmış durumdaydı.

Pek çok yerde bunların izleri kalmıştır.

Germiyanoğulları Beyliği

Germiyanoğulları Beyliği, Uşak ve Denizli’yi içine almaktadır.

Tavas Beyliği

Babadağ’ın güneyindeki araziyi, şimdiki Tavas ve Kale ilçelerinin sahalarını kaplamaktadır. Tavas çevresine Türklerin yerleşmesi MS 12. yüzyıllara rastlamaktadır. Kesin olmamakla birlikte 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1280-1290 yıllarında Türklerin bölgeye geldikleri sanılmaktadır.

Genellikle gelenlerin Türkmenler olduğu, Selçukluların zayıflayıp yıkılması ile 1300’lü yıllarda Tavas Beyliğinin kurulduğu ve o zamanki Tavas Beyliği’ni İlyas Bey’in yönettiği ve Mevlevi Tarikatı’ na girdikleri belirtilmektedir. Tavas Beyliği Germiyan, Aydın, Hamit ve Menteşeoğulları Beyliği arasında tampon bir bölge olarak kurulmuştur.

Denizli’nin Germiyanoğullarına geçişi ile Tavas Beyliği 1365 tarihinde Menteşe Beyliğine bağlanmıştır. Beylik önceleri Horasanlı köyünden sonra da Hırka köyünden yönetilmiştir.

Denizli kenti, Osmanlı egemenliğine/ buyruğuna girdikten sonra, yaşantısını sakin bir biçimde sürdürmüştür.

1702 – 1703 yıllarındaki depremlerde 12.000 kişi ölmüş, o zamanki kent merkezi Kale çevresinde bulunan kent oturulamayacak duruma gelmiştir. Bundan sonra kent daha yukarıya, şimdiki merkezine doğru çekilmiştir.

Ladik Beyliği (İnançoğulları) 1261-1368

Laodikya şehrinin sürekli harpler depremlerle yıkılması üzerine halk Laodikya’nın bağ ve bahçelerinin bulunduğu, bugünkü Denizli’ye gelip yerleşmişlerdir.

Türkler Laodikya adını kısaltarak Ladik olarak kullanmıştır. Denizli’nin ilk yöneticilerinden biri Seyfettin KARASUNGUR‘dur. 30 yıllık valilik ve komutanlığı sırasında, Denizli Kalesi’ni, Akhan Kervansaray‘ını, birçok çeşme, cami, han ve hamamlar yaptırmıştır.

Karasungur‘un, Sahip Kuvvetlerine tutsak düşmesi üzerine, yerine Ladik ve Honaz yöneticisi olarak Sahip Ataoğulları’ ndan Tabettin Hasan Nasreddin Ali gönderilmiş.

Bunların da Cimri İsyanı’nda öldürülmeleri üzerine, Ladik emirliğine Ali Bey gönderilmiştir. Böylece Sahip Ataoğulları’nın 1277 tarihine kadar Ladik ve Honaz emirliğinde kaldıkları anlaşılmaktadır.

Bölge, Sahip Ataoğulları’ndan Ladik Germiyanogulları’na geçmiştir. Fakat halkın Germiyanogulları’ndan Ali Bey’i, Giyaseddin II. Keyhusrev’e yakınmaları üzerine Ladik yeniden Sahip Ataogulları’na geçmiştir.

Sahip Ata’nın vezirlikten alınması üzerine (1288) Germiyanogulları Ladik’i yeniden ele geçirmiştir. Ali Sirkin kızının oğlu Bedrettin Murad’ı Ladik emirliğine görevlendirmiştir.

Mollaya sinirlenen Selçuklu Sultani Ladik’e kuvvetli bir ordu göndermiş ve burası yeniden geri alınmıştır. Bu tarihten sonra Sucaettin İnanç Ladik’te 50 yıla yakın beylik yapmış ve adaletli ve iyi idaresi sayesinde halk tarafından sevilmiştir.

Ölümünden sonra yerine geçen oğlu Murat Aslan Bey de bölgeyi iyi yönetmiş, zamanında Türkçe Fatiha tefsiri yazılmış, 3 çeşit para basılmıştır. Bu paraların biri üzerinde Murat Bey’in adı geçmektedir. Murat Bey’in iktidara geçiş ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmiyor. Hatta Murat Bey’in gömütü bile bulunamamıştır. Ancak Devlet Hastanesi yakınındaki Muratdede mezarı, halk tarafından Murat Bey’in sayılmış ve saygı gösterilmiştir.

Bugün Denizli’de Murat Dede adıyla bir mahalle bulunduğundan, kimi kaynaklara göre bu gömüt Ladik Beyliği ile ilgi derecesi belirlenemeyen ve Hisar Savaşı’nda ölen Murat Bey’indir.

Murat Aslan Bey’den sonra oğlu Issak Bey yerine geçmiş kendi adına para bastırmış fakat 1402’de Timur Anadolu’yu alınca Denizli’nin yönetimi Germiyanoğlu Yakup Bey’e geri verilmiştir.

Ankara Savaşı’ndan sonra bütün Anadolu’yu ele geçiren Timur, bir süre sonra Kütahya ve Altıntaş’tan geçip, Ladik’e gelmiş mevsimin sonbahar olması nedeniyle karargahını Denizli’de kurarak askerlerini kışlaklara göndermiştir.

O vakitler TONGUZLU denen Denizli’de askerlerin hastalanması nedeniyle, Timur karargahını havası ve suyu daha iyi olan Karcı ve Hisar köyü sırtlarına çekmiş, Menteşeoğlu Mehmet Bey ile İsfendiyer Bey Timur’a burada konuk olarak ona 1000 at armağan etmişlerdir. Timur bir süre Denizli’de kaldıktan sonra, Serinhisar yoluyla Denizli’den ayrılmıştır. Timur’un Denizli’deki kalış günlerinde Germiyanoğlu YAKUP BEY kendisiyle görüşmüş, Kütahya ve Denizli’nin yönetimini üzerine alma isteğini onaylatmıştır.

Konya Ladik Germiyanoğlu Süleyman Şah yönetiminde iken, Osmanlı Devleti günden güne güçlenip sınırlarını genişletiyordu. Süleyman Sah ergen Osmanlılar tarafından gelecek sıkıntıları sezerek, kendini güvene almak için kızı Devlet Hatun’u, I. Murat’ın oğlu Şehzade Beyazıt’a vererek akrabalık kurmuştu (1381).

Kızına çeyiz olarak verdiği yerler arasında Ladik de vardı. Beyazıt Han Denizli’de hamam ve bahçe satın almıştır. Ladik Ankara Savaşı’na kadar (1402) Osmanlılarda kalmış, savaştan sonra yeniden Germiyanoğullarının yönetimine giren Ladik, sonunda yerine geçecek kimsesi bulunmayan Germiyan Hükümdarı Yakup tarafından, II. Murat’a bir kalıtyazı (vasiyetname) ve bütün Germiyen ülkesiyle birlikte verilmiştir (1428). Böylece Ladik kesin olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır.

Ünlü gezgin Evliya Çelebi Denizli’ye uğramış ve 300 yıl öncesinin Denizli’sini şöyle dile getirmiştir. “Şehrin çevresinde pek çok akarsular ve göller bulunduğu için bu isim verilmiştir. Yoksa denizden 4 konak (merhale) uzaktadır. Kalesi düz yerde dörtgen biçimindedir. Hendeği yoktur. Çevresi 470 adımdır, 4 kapısı vardır. Kuzeyinde boyacılar, doğusunda semerciler, güneyinde Yeni Camii, batısında bağlar kapısı bulunur. Kalede 50 kadar silahlı bekçi vardır ki dükkanları bekler.

Asıl kent kalenin dışında 44 mahalle ve 3.600 evlidir. Büyüklü küçüklü 57 cami ve mahalle mescidi, 7 çocuk mektebi, 6 hamamı, 17 tekkesi vardır.

Herkes bağlarda oturduğundan aile bireyleri başka aile bireylerinden kaçmaz, çekinmez. Birbirleriyle akraba gibi olmuştur. Halkı beyaz ve mavi feraceler giyer. Pamuğu, pamuk ipliği, beyaz ince sade bezli olup, Anadolu’ya gönderilir. Halkın kazancı “Beyaz Denizli Bezi” dir.

Denizli’de iplikçilik ve dokumacılık Buldan, Babadağ ve Kızılcabölük’ te önce kara düzen el dokuma makineleri, büküm makineleri ile başlamış, sonra ulaşım ve pazarlama kolaylıkları nedeniyle kent merkezinde neredeyse her evin bodrum katında dokuma makinesi şakırtıları müzik gibiydi. Gece herkes uykuya daldığında Denizli sokakları suyu kesilmiş değirmen gibiydi.

Bir yerde başlayan en küçük bir sanayi işyeri sürekli değişime uğrar, yenilikler olur, kolaylıklara dönüşür.

Denizli’deki el dokuma makineleri, gitgide elektrikle çalışan büküm ve dokuma makinelerine dönüştü. O da yetmedi, mekiğini kendisi atan otomatik makineler geldi. İşler hem daha hızlı yürümeye hem de daha çok iş çıkarmaya dönüştü.

Makineleri kullanan ustalar, işlerinde kolaylık sağlayacak, sorunlarını çözecek ek makineler buldular.

Denizli’nin ünlü KÜÇÜKERLER Tekstilin yaratıcısı MEHMET SAİT KÜÇÜKER, dünyada gezdiği sanayi fuarlarında görüp incelediği makinelerin aynısını ya da daha çok işlevselliği olanını kendisi Denizli’de yapabilen olağanüstü yetenekli biri vardı. Denizli’nin onuru olan M. Sait Küçüker Denizli’de makine sanayisinin öncüsü oldu ve dünyaya makine satar duruma geldi.

İKLİM

İlin kuzey kısmı Ege, güney kısmı Akdeniz bölgesine girer. Kıyı kesimlerinden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan, kuzey kısımda az da olsa iç bölgelerin iklimi görülür. Ege Bölgesi ikliminden sıcaklık olarak biraz düşük farklılıklar görülebilir. Denizli’de dağlar genel olarak denize doğru dik olduğundan, denizden gelen esintilere açık bulunmaktadır. Kışlar ılık ve yağışlı geçmektedir. İlde yıllık sıcaklık ortalaması 15,8 °C’dir.

Denizli il topraklarında yapılan ve yapımı süren barajların iklimin yumuşaması ve nemin artmasında etkisi olmuştur.

1) IŞIKLI Gölü (1953): doğal gölün çevresinin yükseltilmesiyle oluşmuş, sulama ve içme amaçlı.

2) BULDAN Barajı (1967): Derbent Çayı üzerinde, sulama amaçlı.

3) ADIGÜZELLER Barajı (1989): B. Menderes üzerinde Hidroelektrik santrali ve sulama amaçlı.

4) YENİDERE Barajı (1995’de başlandı) Yapımı sürüyor. Sulama amaçlı.

5) GÖKPINAR-Vali Recep Yazıcıoğlu Barajı (2002): Sulama ve içme amaçlı. Kentin bitişiğinde.

6) CİNDERE Barajı (2007): B. Menderes üzerinde. Sulama ve Hidroelektrik Santrali.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Denizli’nin %59’u ormanlarla kaplıdır. Çayır ve otlaklar %10, ekili ve dikili alanlar %43’tür. Ekime uygun olmayan bölümü %1’dir.

İlin bitki örtüsünü çoğunlukla orman ağaçları ile Akdeniz iklimine has makiler meydana getirir. Ormanlarda karaçam, kızılçam, sedir, ardıç, meşe, kestane, çınar, dişbudak, kızılağaç (Boya ağacı), günlük gibi ağaç türleri bulunur.

Ormanların başladığı sınırların altında kalan dağ eteklerindeki geniş alanlar çalılık ve fundalıklarla kaplıdır. Maki küçük çalılara denir.

DENİZLİ İL NÜFUSU:

1.040.915 (2020 sonu). İlin yüzölçümü 12.133  km2’dir. İlde  km2’ye 86 kişi düşmektedir. (Yoğunluğun en fazla olduğu ilçe: 957 kişi ile Merkezefendi’dir)

İlde yıllık nüfus artış oranı %3,6 (2020) olmuştur.

04 Şubat 2021 TÜİK verilerine göre 19 İlçe ve belediyelerde toplam 616 mahalle bulunmaktadır.

EKONOMİ

Bu maddedeki üslubun, ansiklopedik bir yazıdan beklenen resmî ve ciddi üsluba uygun olmadığı düşünülmektedir. Maddeyi geliştirerek ya da konuyla ilgili tartışmaya katılarak Vikipedi’ye katkıda bulunabilirsiniz.

Denizli ilinin ekonomisi sanayi ve ticarete dayalıdır. Denizli, bir ihracat ve sanayi kentidir. Hizmet sektörü de oldukça gelişmiştir. Son 15 yıl da sanayisi müthiş bir gelişme göstermiştir. ABD’ye bakır tel ihraç etmiştir. Faal nüfusun %45’i tarım, balıkçılık, Arıcılık, ormancılık ve hayvancılık’la uğraşır. Bütün gelirin %30’u sanayiden sağlanır. Türkiye’de Anadolu Kaplanları olarak bilinen ihracatçı şehirlerin başında gelir. Her yıl milyarlarca dolarlık ihracatıyla Türkiye’nin lokomotif sanayi şehirlerinden biridir. Denizli Türkiye’de ve dünyada tekstilin başkenti olarak anılıyor olsa da son yıllarda tekstilde yaşanan ekonomik kayıplar nedeniyle ekonomik dengeler mermer ve doğal taş sektörü üzerine kaymıştır. Denizli’den tüm dünya ülkelerine traverten ve türevi olan mermer ve doğal taş ihracatı gerçekleştirilmektedir. Serinhisar ilçesi de Türkiye’nin leblebi ve leblebi ürünleri ihtiyacının %85 civarını karşılamaktadır ve ihraç etmektedir.

TARIM

Denizli tarıma çok elverişlidir. Başlıca tarım ürünleri; buğday, arpa, ceviz, mısır, nohut, tütün, kekik, haşhaş, ay çekirdeği, üzüm, incir ve pancardır. Sebze üretimi ise 250 bin tondur. Üzümden sonra, kavun, karpuz, elma, armut, vişne, kiraz, şeftali, badem, erik ve nar bol bol yetişir.

Antepfıstığı üretimi gün geçtikçe artmaktadır. 120.000 zeytin ağacından ortalama 1000 ton zeytin elde edilir. Hazır su varlığı bütün ekili alanları sulamaya elverişlidir. Ekili toprakların önemli bölümü sulanmaktadır. 95.000 incir ağacı bulunmaktadır.

SANAYİ

Sanayi oldukça gelişmiştir. Dokuma, enerji, otomotiv yan sanayi, maden ve metal sanayi ön sıradadır. Denizli merkezden Ankara yönünde 20 km. uzaklıkta ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ vardır.

Yenilikçilik ve girişimcilik yönü ile öne çıkan Denizli’de tekstil ve konfeksiyondan mermerciliğe, bakır, tel ve kablo sanayisinden makine üretimine, organik tarım ve seracılıktan metal ve haddeciliğe, dericilikten cam ve çimentoya, kimya ve plastikten topraksız tarıma, termal turizmden bağcılık ve şarap üretimine, inanç ve kültür turizminden doğa turizmine kadar uzanan geniş yatırım alanları ve olanakları bulunmaktadır.

KÜLTÜR

Denizli’de kültür ve sanat etkinlikleri genellikle Denizli Devlet Tiyatroları, Pamukkale Üniversitesi, Denizli Büyükşehir Belediyesi, Merkezefendi Belediyesi, Pamukkale Belediyesi ve diğer kurumlar tarafından organize edilmektedir.

Ayrıca özel organizasyon şirketleri de çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Denizli Devlet Tiyatrosu haftada iki-üç gün oyunlarını sergilemektedir. Diğer etkinlikler (Konser,söyleşi vb.) ise muhtelif mekanlarda ve zamanlarda sıklıkla organize edilmektedir. Kentte çok sayıda kongre ve kültür merkezi, tiyatro ve sinema salonu vardır.

TURİZM

Pamukkale; kaynak sularının kirecinden oluşmuş travertenleri ile ünlü bir turizm cennetidir. Dünyada eşi benzeri bulunmayan Unesco Dünya Kültürel Miras Listesinde yer alan hem doğal hem de kazıbilimsel (arkeolojik) sit olan Türkiye’nin en tanınmış olağanüstü doğa değeridir.

Yılda iki milyon yerli ve yabancı turist Pamukkale’yi görmeye gelmektedir. Pamukkale 2.700 metre uzunluğunda ve yüksekliği 160 metredir. Parlak beyaz rengiyle Pamukkale 50 km uzaklıktan görülür. Ayrıca Pamukkale’de Hierapolis antik kenti, antik havuz, antik tiyatro, arkeoloji müzesi gezilmesi gereken yerlerdendir. Pamukkale’ nin Denizli merkeze uzaklığı 17 km’dir.

Pamukkale

Pamukkale’nin 5 km ilerisinde ise uluslararası bir termal merkez olan KARAHAYIT vardır. Yılın her mevsiminde ana kaynağından “58” santigrat sıcaklıkta çıkan Karahayıt‘ ın kendine has kırmızı renkli sağlıklı termal suyu ve termal çamuru, Ege Üniversitesi Hidroklimatoloji Enstitüsünün vermiş olduğu rapora göre içerdiği zengin mineralleri ile eşsiz bir sağlık kaynağıdır.

Karahayıt’ ta bulunan turistik işletmeler (Otel, Apart Otel ve Pansiyonlarda) Kırmızı Su ve Termal Çamur desteğinde pek çok hastalık ve sağlık sorunlarınıza sağaltım sağlayabilirsiniz.

Denizli’ de bunların dışında çok sayıda antik kent bulunmaktadır. Keloğlan Mağarası ve Kaklık Mağarası ise mutlaka görülmesi gereken öteki turistik yerlerdendir. Pamukkale ve Karahayıt bölgesinde beş ve dört yıldızlı oteller, pansiyonlar termal turizm ve kaplıca hizmeti vermektedir.

Bunların yanı sıra Denizli’nin Buldan ilçesi ürettiği birbirinden güzel el dokumaları ile dünyaca ünlüdür. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ilçeye konuk olmakta, özgün dokumaları satın alabilmektedirler.

ANTİK KENTLER

1) Hierapolis Antik Kenti

2) Laodikeia Antik Kenti

3) Anaua Antik Kenti / Çardak

4) Tripolis Antik Kenti[31]: Denizli merkezine 40 kilometre uzaklığında bulunan Buldan İlçesinin Yenicekent Kasabası ile Menderes Nehri arasında kurulmuştur.

Laodikya Tiyatrosu

Tripolis Antik Kenti’nin batıya ve kuzeye açılan vadilerle Ege’ye güneydoğusundaki Çürüksu Ovası ve vadileri ile İç Anadolu ve Akdeniz’e ulaşımı bulunmaktadır. Kentin güneyinde Çürüksu Vadisi’nde kurulmuş olan aynı dönemlere ait Laodikeia Antik Kentine 30 kilometre, Hierapolis Antik Kentine ise 20 kilometre uzaklıktadır.

5) Tabea Antik Kenti – Kale

6) Colossae Antik Kenti – Honaz

7) Eumenea Antik Kenti – Çivril / Işıklı

8) Heraklia Salbace Antik Kenti – Tavas / Vakıf

9) Dionysopolis Antik Kenti – Çal / Ortaköy

10) Sebastopolis Antik Kenti – Tavas / Kızılca

11) Trapezopolis Antik Kenti – Babadağ / Bekirler

12) Attuda Antik Kenti – Babadağ / Hisarköy

13) Apollonia Salbace Antik Kenti – Tavas / Medetköy

Bunların dışında;

Apollon Lermenos Tapınağı: Bir Anadolu Tanrısı olan Apollon Lermenos’ a adanmış olan bu kutsal alan, Menderes Nehri’ nin güney kıyısında, Hierapolis’e 35 Kilometre uzaklıkta bugün Çal Ovası olarak adlandırılan Bahadınlar bölgesinde 1887 yılının Mayıs ayında araştırmacılar W.M.Ramsay, D.G. Ho garth ve H.A. Brown tarafından belirlenmiştir.

Bölgedeki öteki kült alanları göz önüne alınırsa Apollon Lermenos Kutsal Alanı erken dönemlerde olasılıkla Tanrıça Kybele’ ye adanmış kült merkezinin üzerine, MS II yüzyılda İmparator Hadrianus Dönemi (MS 117-138) ve hemen sonrasında inşa edilmiş olmalıdır.

Kutsal alanın en batısında Menderes Vadisini gören bir noktaya tanrının tapınağı yerleştirilmiştir. Kuzeybatı-güneydoğu yönünde konumlandırılan tapınak, anakaya yı kullanan yüksek bir podyum üzerinde, tetrastylos (ön cephesinde dört sütun bulunan) plan tipinde ve korinth düzenindedir.

Beycesultan Höyüğü: Çivril ilçesindedir. Tarih öncesindeki Kalkolitik Çağdan Bronz Çağı’na, Bizans İmparatorluğuna uzanan çok uzun bir sekans içinde yerleşime konu olmuş olması Beycesultan’ın en önemli özelliğidir. Kazılarda keşfedilen ve çok ince bir sanatın ve işçiliğin yapıtı olan buluntulardan kimileri Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ nde ve Pamukkale’deki Hierapolis müzesinde sergilenmektedir.

Beycesultan‘da bulunan ve MÖ 2. binyılın başlarına tarihlenen Luvi dilinde bir hiyeroglif mühür bulunmaktadır.

MÜZELER

Atatürk ve Etnografya Müzesi

Pamukkale Arkeoloji Müzesi

Folklorik Bez Bebek Müzesi

Halıcı Ahmet Urkay Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

İncilipınar Vali Recep Yazıcıoğlu Kültür Parkı: 174 bin metre kare alana kurulmuş olan Türk büyüklerinin anıtlarının ve büyük bir göletin olduğu, piknik Alanları, çay bahçeleri, açık olimpik yüzme havuzunun bulunduğu parktır.

Çamlık Parkı: Çamlık Dağı’nın eteklerine Kurulu Saklıgölü, küçük Şelaleleri, mini hayvanat bahçesi, Çay Bahçesi, Kafeteryası, Köpek Eğitim Merkezi, Hayal Kahvesi ve Belediye Konukevi ve seyir kalesinden de Denizli’nin seyredilebileceği park.

Sümer Parkı: Şehrin içinde, Sümer Mahallesi’nde sanayi bölgesinde yer alan parkta kafeler, Barlar, Küçük Hayvanat Bahçesi, Gölet ile Sümerpark AVM burada bulunmaktadır.

Yenişehir Yunus Emre Koruluğu: Yenişehir Mahallesi’nde, Teras Park AVM’nin hemen altında yer alan parkta spor ve fitness olanakları, oyun öbekleri, büfeler ve piknik alanları bulunmaktadır.

Adalet Parkı: 2010 yılının ilk yarısında hizmete girmiş olan Adalet Parkı, 29 Ekim Bulvarı üzerinde, Adalet Sarayı karşısında yer almaktadır.

Eskihisar Parkı: 50 bin m² alana sahip bir parktır. İçinde çocuklar için 1 park, 850 metre uzunluğunda yürüyüş ve koşu yolu, 1 wc, 1 fitness grubu, süs havuzları, şelale, sentetik kızak pisti, cafeterya, büfeler ile masal kahramanları figürleri (şirinler, pamuk prenses ve yedi cüceler, dinozor ve köpekli kaydırak), ateşli piknik alanları, masal parkında 1 suni dere, çeşmeler, sayvanlar ve kameriye vardır. Parktaki Sentetik Kızak ise Türkiye’de bir ilktir.

Ak Vadi Parkı: Toplam 700 bin m² alanı ile Ege Bölgesinin en büyük, Avrupa’nın da sayılı parkıdır.

Sevindik Vadi Parkı: Toplam 92200 m² alanı kapsıyor. İçinde, giriş meydanı, yaprak bitki gösteri alanı, su oyunları alnı, kafeterya, seyir terasları, tarih bahçesi, mini golf alanı, spor alanı, sosyal tesis, paintball alanı, oyun treni, ağaç altı oturma meydanı, yeşil amfi, bob kart istasyonu alanı, paten pisti, yeşil labirentler, çocuk oyun serüven alanları, tırmanma oyun alanları, jimnastik platformu, koşu ve yürüyüş parkurları, bisiklet parkuru, dinlenme alanları, şelale ve su öğeleri, kelebek vadisi ve otopark mevcut.

YÖNETİM

6360sayılı yasanın çıkmasından sonra Denizli Büyükşehir olmuş ve 2 merkez ilçeye ayrılmıştır. Akköy ilçesinin sınırları genişletilerek PAMUKKALE ilçesine; Denizli merkezinin öteki yarısı da MERKEZEFENDİ ilçesine dönüşmüştür.

Belde ile köyler ise kendisine en yakın belediyenin mahallesi olmuştur.

EĞİTİM

Denizli ili, okur yazar oranı yaklaşık %99 dur.

İldeki eğitime verilen yüksek önem sonucunda, özellikle ortaöğretim ve üniversiteye giriş sınavlarındaki iller arası başarı sıralamasında her yıl ilk üç sırada olmak üzere (çoğunlukla 1. sıra) kalıcı bir yeri yakalamaktadır. Bu nedenle Denizli ili ülke çapında yüksek eğitim düzeyi ve kalitesi, başarılı öğrencileriyle tanınan bir saygınlığı vardır.

Ayrıca 3 Temmuz 1992 tarihinde kurulan Pamukkale Üniversitesi, Denizli’ye sosyoekonomik ve kültürel açıdan ayrı bir devingenlik, canlılık getirmiştir.

ULAŞIM

İlde Denizli Çardak Havalimanı vardır. Hava yolu ile karşılıklı olarak Denizli-İstanbul uçuşları gerçekleştirilmektedir. Havalimanı ve kent merkezi arasındaki ulaşım ise özel şirketlerce sağlanmaktadır ve havalimanından kent merkezi arası 63 km olup yaklaşık 45 dakikadır.

Demiryolu ile İzmir (Basmane)-Aydın-Nazilli-Denizli arası günde 8-10 kez, Söke-Aydın-Nazilli-Denizli istasyonları arası 4 kez karşılıklı gidiş- dönüşleri vardır.

Ayrıca Denizli-Afyon-Kütahya-Eskişehir arası tren gidiş-gelişleri yapılmaktadır. Kara ulaşımında İzmir ve Antalya gibi önemli kentlerin kavşak noktasında bulunan Denizli’den tüm otobüs firmaları geçmektedir.

Kent içi toplu ulaşım belediye otobüsleri ve dolmuşlarla sağlanmaktadır.

*

Derleyen: Nurettin ŞENOL

NURETTİN ŞENOL
NURETTİN ŞENOL son yazıları (Hepsini Gör)
2

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Denizlili Yazarlarımız Özel Dosyası

DENİZLİLİ YAZARLARIMIZIN YAZILARINDAN HAZIRLADIĞIMIZ ÖZEL DOSYAMIZ ÇOK YAKINDA GELİYOR! Yazar Son Yazılar NURETTİN ŞENOLAfyonkarahisar - …

Bir cevap yazın