Dostluk/Gönüldeşlik Nurettin Şenol

İnsanlar arasında kişisel ve toplumsal olmak üzere çeşitli birliktelikler, birlikler vardır. Bunlar siyasette, ticarette, iş alanında, dinlerde, tarikatlarda, ordularda, çeşitli örgütlerde ve kişiler arasında olur. Toplumsal birlikteliklerin tamamına yakını çıkarlara dayalı ilişkilerdir. Benim bu yazıda üzerinde duracağım birliktelik kişiler arasındaki ilişkiler üzerine olacak.

Kişisel birlikteliklere biz dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık diyoruz. Bu kavramları irdeleyelim:

DOST: Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, iyi görüşülen kişi, gönüldeş, düşündeş, sevik, sevgili, sevdik.

YOLDAŞ: Yol arkadaşı, arkadaş, dost; ortak görüşü benimseyenler.

ARKADAŞ: Bir işte birlikte bulunanlar, yoldaş, tanış, tanıdık, dost (Ar.ahbap), yaren (Ar.refik); birbirine karşı sevgi ve anlayış gösterendir.

Görüyoruz ki, bu kavramlar birbirine girmiş, kaynaşmıştır. Kişisel ilişkiler, toplumsal ilişkilerden farklı olarak çıkarsız, sevgiye, dostluğa, gönüldeşliğe, yoldaşlığa, düşündeşliğe, içtenliğe ve güvene dayalıdır.  İnsan ilişkileri iyi ya da kötü yönde olabilir.

Bir mafya örgütü, terör örgütü, hırsızlık / dolandırıcılık örgütü, çetesi ve tarikatlar kötü / olumsuz yönde birliktelikler olup, çıkar ilişkileri öne çıkar. Bu örgütlerde sevgi, içtenlik, hoşgörü, dostluk, arkadaşlık aramak yanlış olur.

*

Benim üzerinde durmak istediğim birliktelik; dostluk, gönüldeşlik, yoldaşlık, arkadaşlık ve erdem üzerine olan ilişkidir.

ERDEM (Ar. fazilet): Ahlakın övdüğü iyilikçilik, yiğitlik, alçak gönüllülük, doğruluk, dürüstlük, duyunçluluk / özyargılılık(vicdan) bilgelik, ölçülülük, yardımseverlik, acıma … gibi özelliklerin genel adı.

İnsanın tinsel yetkinliği ve olgunluğu, istenen ahlakın iyiye yönelmesi, yararlı, uygun, yeterli, yetenekli   (Ar. liyakatli) olma özellikleri “erdem” kavramına giriyor.

Toplum değer yargılarına göre kötülükte birlikte olanlar da birbirlerine arkadaş, gönüldeş / dost, yoldaş derler. Örneğin; hırsızlık, soygun, dolandırıcılık, tarikat gibi brlikteliklerin elemanları. Ancak, bu birliktelikler, üzerinde durduğum erdemli gönüldeşliğe, arkadaşlığa uymaz. Bunlar çıkar çeteleridir. Çıkarları bittiği ya da çeliştiği anda birbirlerinin düşmanı oluverirler.

Gerçek dostluğun ancak iyi insanlar arasında yer bulacağına inanıyorum. Gerçek dostluk doğaya en çok uyan ilişkidir. Çünkü art düşünce ve çıkar yoktur. İyi günde, kötü günde güvenle sığınabileceğimiz liman dostluktur.

Akrabalarımızla olan ilişkilerimiz doğuştan gelir. Ölçülüp tartılmadan kendiliğinden oluşan bir ilişkidir. Ama bu ilişki yeterince sağlam değildir. Gerçek dost olabildiğimiz akrabamız ya yoktur ya da çok azdır. Akrabalarımızla olan dostluğumuz her an bitebilir, ancak akrabalık sürer. Akrabalıktan iyi niyeti kaldırabilirsiniz, akraba olarak kalırsınız. Ancak dostluktan iyi niyeti kaldırırsanız ortada dostluk kalmaz.

*

Doğanın oluşturduğu ve insanları birbirine bağladığı sayısız ilişki arasında dostluk, o kadar ince ve dar bir çembere alınmıştır ki, “saf sevgi” ancak iki ya da birkaç kişi arasında ortaya çıkar. Doğanın, ölümsüzlük ve bilgelikten başka insan soyuna bağışladığı en değerli şey dostluktur.

Kimilerinin önceliği paradır, kimilerinin sağlık, kimilerinin makam / mevki, kimilerininse bedensel haz. Ancak, saf iyiliğin erdemde bulunduğunu düşünenler de var ki ne mutlu onlara. İşte dostluğu kuran da yaratan da tam anlamıyla bu erdemdir ve erdem olmadan hiçbir koşulda dostluk olamaz.

*

İnsanın yanında her şeyi sıkıntısız konuşabildiği birinin olması ne güzeldir. İyi günümüzde bizimle birlikte sevinen biri olmazsa sevincimizin ne anlamı kalır? Ne zor katlanırdık, zor günlerimize; ona bizden fazla katlanan biri olmasaydı! İnsanın isteklendiği, yöneldiği her şey bir amaç içindir. Dostluk ise birçok amaca ve doyuma yöneliktir. Başını nereye çevirsen oradadır. Hiçbir yerden kovulmaz, ters davranmaz, can sıkmaz, bizi üzmez. Bu yüzden denir ki bir insanın; ateşten, sudan çok dosta gereksinimi vardır. Gerçek dost, iyi günümüzü daha çok aydınlatır; kötü günümüzü paylaşarak yükümüzü azaltır.

*

Gerçek dosta bakan kişi, onda kendi yansısını görür. Böylece uzaktaysa yanıbaşımıza gelir, yoksulsa varsıllaşır, zayıfsa güçlenir, ölmüşse dirilir. Dirilir, çünkü geride bıraktığı dostlarının değeri, anıları, özlemi o kadar derindir. Bu duyumsamadan ötürü, aramızdan ayrılan dostlarımızın ölümü kutlu sayılır. Nefretin, anlaşmazlığın, çatışmanın temelinden yıkamayacağı kadar dayanıklı bir ev, o kadar sağlam bir yurt var mı dünyada dostluktan başka?

*

Dostlukta sahteliğe, yapmacıklığa hiç yer yoktur; ne varsa gerçektir, içten gelir. İşte bu yüzden bana göre dostluk, yardım beklentisinden değil, doğamızdan kaynaklanıyor; bu işin bana getirisi ne olur diye hesaplar yapmaktan öte; gönlümüzden, içten gelen bir sevgiyle akıyor. Dostluklar gerçekten çıkar için kuruluyor olsaydı, çıkarlar değiştiği anda dağılıp giderdi. Oysa gerçek dostluklar sonsuzdur.

Amcam bize şu öğüdü verirdi: “Arkadaşının parasından, gücünden, kafasından yararlanmayacaksan hiç arkadaşlık yapma.” Bu tür bir arkadaşlığın gerçek dostlukla bir ilişkisi var mı? Bence bu arkadaşlık ya da dostluk çıkar üzerine kurulmuş olur ki üzerinde durduğumuz dostluktan uzaktır.

Peki dostlardan biri ötekinden suç işlemesini isterse ne olacak? Bir kişi dostu için her şeyi yapmalı mıdır? Elimizde dostluğun bir ölçüsü var. Bu ölçü “ERDEM”dir. Biri erdemden ayrıldığı anda dostluk bitmelidir. Suçu dostluk adına işlemiş olmak insanı haklı çıkarmaz.

İnsanlardan birinin dostunun güvenini sarsacak, meslek yeminine aykırı ya da devletin çıkarlarına ters düşen bir istekte bulunması söz konusu olamaz.

Dostlar, böyle bir istekte bulunulsa bile kesinlikle yerine getirilmeyeceğini bilmeleri gerekir. Öyleyse dostluğun değişmez yasası; böyle isteklerde bulunmamak ve istek olursa yerine getirmemektir.  Dostlarımızdan onurlu şeyler isteyelim ve dostlarımız için onurlu şeyler yapalım. Yeri geldiğinde sert bir dille dostumuzu uyaralım.

İyiliklere sevinmek, kötülüklere üzülmek o insanın düşün yapısının dengeli olduğunu gösterir. Kimi zaman erdemli olmak dosta acı da verebilir. Ancak, acı çekmeyelim diye erdemlerden uzaklaşamayız. Dostluk, erdeme değgin (dair) bir ışık belirdiğinde başlar, benzer özyapıda (karakterde) bir zihin ona doğru yönelir ve onunla birleştiği anda da sevginin doğması kaçınılmaz olur.

*

Dostluğun çıkar üzerine kurulduğunu düşünenler, dostluğun en can alıcı halkasını koparıp atmış oluyorlar. Dostlukta bize haz veren şey elde ettiğimiz çıkar değil, dostumuzun sevgisidir. Despotlarda, diktatörlerde dostluğa ve sevgiye hiç yer yoktur. O kimseyi sevmez, kullanır. Ondan herkes korkar. Korkulan insan nasıl sevilir? Yönetirken (iktidarda iken) seviliyormuş gibi görünür. Ancak gün gelip de devrildiğinde (hep devrilirler- gitmezler), işte o zaman anlaşılır ne denli dost yoksunu oldukları.

*

Dostluklarda vermenin ölçüsü ve sınırı olmamalı, ne kadar verebiliyorsak o kadar vermeliyiz.  Dostların karakterleri sağlam olmalı, her konuda amaçlarında, isteklerinde ve düşüncelerinde birliktelik olmalıdır. Makam, mevki ile siyasetle ömür süren insanlar arasında gerçek dostluklar görmek çok zordur.

*

Dost seçerken önem vereceğimiz birincil şey güven olmalıdır. Ayrıca içten, sosyal, kafa dengi yani aynı şeyler karşısında aynı şeyleri duyumsayacağımız kişileri seçmeliyiz. İyi dostluk, ancak iyi insanlar arasında kurulur. Çünkü iyi insan ya da bilge insanın özelliği; asla yalan söylememek ve aldatmamaktır. Mutluluk, en iyi ve en büyük iyilik olduğuna göre, ona erişmek istiyorsak, erdemli olmak için çok çaba göstereceğiz; çünkü erdem olmadan ne dostluğa ne de istediğimiz başka bir ereğe ulaşabiliriz. Biri hakkında bir karara vardıktan sonra dost edineceğiz; dost edindikten sonra karara varmayacağız.

*

İyilerin kötülerle, kötülerin iyilerle dost olamayışlarının tek nedeni, huy ve beğenileri arasında dağlar kadar fark olmasıdır. İnsan kendini sever, ama bu sevgiden bir çıkar beklediği için değil, kendisi, kendisi için değerli olduğundan sever. İşte bu sevginin aynısı dostluğa aktarılmadıkça hiçbir zaman gerçek dost da bulunamaz; çünkü dost, insanın sanki ikinci “BEN“idir. İnsan dost ararken, kendi olamadığı gibi birini aramayacak; önce kendi iyi olacak, sonra kendine benzeyeni bulacak.

Yeteneğin, erdemin ve her türlü üstünlüğün meyvesi, ancak en yakınımızla paylaşıldığında bol bol derilir.

Nurettin ŞENOL

NURETTİN ŞENOL
NURETTİN ŞENOL son yazıları (Hepsini Gör)
10

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Demokrasi Evi Açıldı Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

3 Yorumlar

  1. Dostluk, erdem ve ahlak üzerine yazılmış çok değerli bir yazı. Bir kaç kez döne döne okudum. Özümsemeye çalıştım. Dostluk, hernekadar soyut ya da değişkenlik gösteren bir kavram gibi dursada yazınızda belirttiğiniz gibi net tanımları var. ” Dost, başımı nereye çevirsem oradadır. Hiçbir yerden kovulnaz, ters davranmaz, can sıkmaz, bizi üzmez.” Bu tarif çok değerli ve karşılıklı bir dokunmayı da İfade etmeli. İki taraf vardır ve bizler karşımızdaki insana davranışımızla anılan kavramlarda kendimize bir adres tespit ediyoruz. O kadar az ki, kıvamı tutturanlar . İşte bu yüzden , adına hoşgörü dediğimiz havuzda yüzmeye çalışanlara yaklaşım,kucaklayıcı ve daha fazla güvenlikli hissettirici olmalı diyoruz. Sevgiyle kalınız sevgili öğretmenim .

    7
  2. Günümüzde en sıkıntılı konulardan biri olan dostluk,arkadaşlık,yoldaşlık ilişkisi üzerine kapsamlı ve güzel bir yazı.Elinize sağlık Nurettin öğretmenim.Salgin nedeniyle zorunlu olarak insanlar arasında fiziki yakınlığın olanaksız olduğu bu günlerde dostluğun,arkadaşlığın ne kadar önemli olduğunu da anladık.Tipki birçok başka şeyi anladığımız gibi.Dostlarimizla,arkadaşlarımızla biraraya gelip konuşmak,piknik yapmak ,büyük sofralar kurup çevresinde toplanmak ne güzel şeylermiş.Su salgın bir bitse de yeniden başlasak diye bekliyoruz.Bizim yaş grubu kalabalık ailelere,birlikte yaşamaya alışkın.Yeni dünya düzeninde en aza indirgenen ilişkiler bu salgından sonra daha da azalacak gibi duruyor.Komsuluk zaten çoğu yerde bitti.Akrabalik desen öyle.Arkadaslik çoğunlukla menfaate dayalı.Dostlukta ne sınavlardan geçilerek süren bir ilişki.Bircok arkadaş dürüstlük,hoşgörü,güven gibi konularda iyi bir sınavdan başarıyla geçerek dost olabiliyor.Sirtimizi dayayabilecegimiz,sirrımizi saklayabilen,iyi kötü günlerimizde yanımızda olabilen dostlarımız olması dileğimle yazınız için Teşekkür ederim.

    10
  3. Kitap tanıtım yazılarından sonra bu ilk yazınla üç bileşenimizden biri olan sitemize hoş geldin arkadaşım. Dostluk, arkadaşlık üzerine söylenmesi gerekeni söylemişsin. Atalarımdan bana kalan “oğlum sofrasına oturacağın kişiye dikkat et” öğüdünün gerçeğine yıllar sonra vardım. İnsan herkesi sofrasında ağırlayabilir. Kötülerim sofrasına oturduğunda onlara minnet borcu ile istemeden ilişki kurabilirsin. Çevremizde var olan dürüst, iyi ahlaklı, erdemli insanların değerini bilmek, onların küçük yanlışlarını görmemek gerekiyor. Çünkü, yozlaşan toplumda sayıları günden güne azalıyor.

    14

Bir cevap yazın