Evrim 1. Bölüm Ethem Arı

Darwin önemlidir; çünkü evrim önemlidir. Evrim önemlidir; çünkü bilim önemlidir. Bilim önemlidir; çünkü bilim çağımızın egemen efsanesi olan, kim olduğumuz, nereden geldiğimiz ve nereye gideceğimiz üzerine destansı bir öyküdür. Michael Shermer

– İçinde bulunduğumuz evren hakkında bilimin aydınlattığı mucizeler arasında, hiçbir konu evrim kadar heyecan ve öfkeye neden olmamıştır. Bu olasılıkla hiçbir görkemli galaksi ya da anlık bir nötrinonun etkisinin bu kadar kişisel olmaması nedeniyledir. Evrimi öğrenmek bizi derin bir biçimde dönüştürebilir.  Bize yaşamın bütün o görkemli ve olağanüstü hayranlık uyandıran düzenindeki yerimizi gösterir. Bizi bugün dünya üzerindeki her canlı varlık ve uzun zaman önce ölmüş olan sayısız yaratık ile ilişkilendirir. Evrim bize kökenimiz hakkında, binlerce yıldır bizi hoşnut eden masallar yerine, doğru yanıtlar verir. Bazılarımız bunu derin biçimde korkutucu, diğerlerimiz ise tanımsız (tarifsiz) heyecanlı buluruz.(1)

– Bilimsel verilere göre ilk yaşam sularda ortaya çıkar. “Koyu çorba” olarak adlandırılan (hazır besinler, enerjinin zahmetsiz, yani enerji harcamadan elde edilmesi demektir). Bu denizel ortamda ilk yaşam birimleri olarak tek hücreli canlıları (hücre genleri) görürüz.(2) Vücudumuzdaki hücre ışı, dolayısıyla hücrelerarası sıvının bileşimi, o gün bugün, en küçük ayrıntısına kadar deniz suyunun bileşimine karşılık gelecek özelliklerle donanmıştır. Bu bileşimde biyolojik bakımdan önemli olan yemek tuzu (sodyumklorid, kalsiyumklorid ve potasyumklorid) gibi tuzların vücut sıvımızdaki karışım oranları insana küçük dilini yutturacak bir benzerliği ortaya koymaktadır.(3)

– Organizmalar 3.8 milyar yıllık evrimin ürünleridir. Organizmaların tüm özellikleri bu tarihi yansıtır. Canlı organizmaların gelişim, davranış ve tüm diğer etkinlikleri kısmen yaşamın tarihi boyunca biriken genetik bilginin sonucu olarak genetik (ve somatik-bedenle ilgili olan) programlar tarafından kontrol edilmektedir. Tarihsel olarak yaşamın başlangıcından ve en basit Prokaryotlar’dan dev ağaçlara, fillere, balinalara ve insanlara kadar zaman devamlı bir akış olagelmiştir.(4)

– 11 ayrı canlı türüne ait dizilimleri karşılaştırdığımızda, daha ilk adımda insanı hayretler içinde bırakan bir tespit yapabiliriz. İnsandan hamur mayasına kadar burada incelenmiş bütün canlı türlerinde, iç solunum dediğimiz oksijeni hücreye taşıma olayı aynı enzimce gerçekleştirilmekte, daha doğrusu katalize edilmektedir. Bu tespit sadece stokrom-c enzimi için geçerli ve bu şemada karşılaştırılan türlerle sınırlı değildir. Bugüne kadar yapılan çözümlenmiş bütün enzimler ve yeni tekniklerle karşılaştırması yapılan bütün türler için söz konusu olan bir olgudur.(5)

– En basit Protistler bile karşılaştıkları tehlikeleri ve fırsatları algılayan ve bunlara tepki veren bir yapıya ve yaşam alanlarına uyum sağlayacak teçhizata sahiptirler. Bir milyar yılı aşkın bir zamandan beri süregelen doğal seçilim insan türünün genetik programını basit tek hücrelilerden insana kadar ince ince işlemiştir.(6)

– Daha sonralar dünyanın yaşamın başladığı ilk dönemlerindeki atmosferde bugünkünden farklı olarak oksijen bulunmadığı (veya az miktarda bulunduğu) ortaya çıkarılmıştır. Stanley Miller (1953) tarafından yapılan deneyler, laboratuvarda dar boyunlu bir şişe içindeki metan, amonyak, hidrojen ve su buharı içeren gaz karışımı, elektrik boşalımlarına maruz bırakıldığında amino asitler,üre ve diğer organik moleküllerin oluştuğunu gösterdi. Bu organik moleküller oksijenden yoksun bir atmosferde birikebilmiştir ve benzer moleküller göktaşları içerisinde ve yıldızlararası uzayda da bulunmuştur.(7)

– Örneğin canlı varlıklar arasında her gün ve her saat sürüp giden olağanüstü yaşama savaşının bütün sonuçları üzerinde kim yeteri kadar düşündü? Her hayvan, başka bir hayvan ya da bitkinin pahasına yaşamakla kalmıyor, bitkilerin kendileri de birbirleriyle savaş halindeler. Toprak fide durumuna gelemeyecek tohumlarla dolu; fideler birbirlerinin havasını, ışığını ve suyunu çalıyorlar. En güçlü hırsız kazanıyor ve rakiplerini yok ediyor. İnsanların hiç dokunmadıkları vahşi hayvanlar, ortalama olarak her yıl öteki yıllardan sayıca ne daha fazla, ne daha azlar, ancak biz her fiftin yılda bir ila, belki de bir milyar yavru ürettiğini biliyoruz. Böylece ortalama olarak her yıl doğan kadarının da öldüğü, matematiksel olarak kesin; kurtulanlar, yok olmaya karşı ölenlerden daha dayanıklı olanlar. Her türün bireyleri karaya oturan bir geminin mürettebatına benzerler. Sadece çok iyi yüzücülerin karaya ulaşma şansı vardır.(8)

– Maymunla insanın yakınlık derecesi, maymun ve insan proteinlerinin benzerliği hayret verici ölçüdedir. Örneğin “Hemoglobia” iki türde de 287, amino asit içermektedir. İki ayrı kurbağa türünde bile 29 amino asit fark göstermektedir. Bir kas proteini olan mioglobindeki 153 amino asitten yalnızca bir tanesi farklıdır. Şempazede 24, insanda 23 çift kromozom vardır. Görülüyor ki fosillerin sağladığı kanıtları bir yana bırakırsak bile, maymunlarla kalıtsal yakınlığımızı doğrulayan pek çok kanıt vardır.(9) İnsanlar maymundan gelmemiştir. Maymunlarla ortak bir atamız var. Olay şu ki, ortak ata insandan çok maymuna benziyor olmalıydı ve eğer biz onunla 25 milyon yıl önce tanışabilseydik büyük olasılılkla ona maymun derdik. Fakat her ne kadar insanlar görünüşüne bakıp maymun adını takacağımız bir atadan evrildilerse de, hiç bir hayvan bir anda yeni bir tür doğuruvermiyor. Yani en azından bir insanın maymundan ya da başka bir şempazeden farklı olduğu derecede kendisinden farklı bir yavru doğurmuyor. Evrim böyle bir şey değil.

Aziz Sancar: Evrim bir gerçektir ve inanç meselesi değildir.

– Aslına bakılırsa evrim kademeli bir süreç olmakla kalmıyor. Eğer bir şeyleri açıklayacaksa kademeli olmak zorunda. Tek bir nesilde görülen büyük sıçramalar (yani bir maymunun insan doğurması gibi.) neredeyse ilahi yaratılış kadar imkansız ve tam da aynı sebeplerden bu fikir kabul görmüyor, istastistiki olarak olanaksız. Evrim karşıtlarının kendilerini bir azcık zahmete sokup karşı çıktıkları şeyin en basit temel ilkelerini öğrenmeleri ne kadar da güzel olurdu.(10)

– Evrim, yavaş yürüyen uzun süreli bir süreçtir. Bazı araştırmacılar, yeni bir türün ortaya çıkması İçin ortalama yüz bin kuşağı kapsayan bir sürece gereksinim (ihtiyaç) olduğu görüşündeler. Drosıfilia (Meyve sineği) çok çabuk ürediği için biyologların klasik inceleme konusudur. Ama çok hızlı üreyen bu sineğin bile yüz bin kuşağı için üç bin yıllık bir süre demektir. Drosofilia üzerindeki deneyler, iki yüz yıl önce değil, üç bin yıl önce başlamış olsaydı evrim kuramını doğrulayan ya da yanlışlayan bir sonucu ancak günümüzde alabilirdik.(11)

– Darwin Türlerin Kökeni’nde hayvanların zaman içinde evrimleştiği kuramını destekleyen çok sayıda kanıt sundu. Sonraki yıllarda biyologlar büyük bir evrimin gerçekleştiğine ilişkin başka kanıtlar aradılar ve kuramı destekleyici çok sayıda kanıt bulmanın yanı sıra kuramın aksini kanıtlayan hiçbir veriyle karşılaşmadılar. Darwin zamanından bu yana bu kanıtlar o kadar artmıştır ki, artık biyologlar evrimi bir kavram olarak değil, tıpkı Dünya’nın Güneş etrafında dönüşü ve yassı olmayıp yuvarlak oluşu gibi tartışmasız bir olgu olarak kabul ediyorlar.

Dobzhansky’nin belirttiği gibi, “Evrimin ışığı olmaksızın biyolojide hiçbir şeyin anlamı yoktur.” Evrimi tartışmasız bir olgu olarak kabul ederek, artık hiçbir evrimci daha ileri kanıtlar bulmak için zaman harcamıyor. Sadece yaratılışçıların görüşlerini çürütmek gerektiğinde, evrimi doğrulayıcı güçlü kanıtlardan oluşan yüz otuz yıllık birikimi kullanmak için zahmete giriyorlar.(12)

Nötrino : Yükü sıfır, kütlesi sıfır ya da çok küçük olan temel lepton parçacığı.

(1) –  Jerry A. Coyne / Evrim Neden Gerçektir? / Palme Yayıncılık 2016 giriş.
(2) –  M.B. Hoagland / Hayatın Kökleri s.39
(3) –  Hoimar Ditfurth / Bilinç Gökten Düşmedi / Cumhuriyet Kitapları s.87
(4) –  Ernst Mayr / Biyoloji Budur / Tubitak Yayınları s.25
(5) –  Hoimar Ditfurth / Başlangıçta Hidrojen Vardı / Cumhuriyet Kitapları s.256
(6) –  Ernst Mayr / Biyoloji Budur / Tubitak Yayınları s.89
(7) –  Ernst Mayr / Biyoloji Budur / Tubitak Yayınları s.213
(8) –  Edmond Blair Bolles / Galileo’nun Buyruğu / Tubitak yayınları s.294
(9) –  Cemal Yıldırım / Evrim Kuramı ve Bağnazlık / Bilgi Yayınevi s.87
(10) – Richard Dawkins / Yeryüzündeki En Büyük Gösteri / Kuzey Yayınları  2010 s.144
(11) – Cemal Yıldırım / Evrim Kuramı ve Bağnazlık / Bilgi Yayınevi s.62(12
(12) –Ernst Mayr / Biyoloji Budur / Tubitak Yayınları s.25

Yazının 2. bölümünü okumak için tıklayınız.

Her hakkı Ethem Arı ve Yazı Dükkanı Akademisi’ne  aittir. Kaynak gösterilmeden kısmen ya da tümüyle kullanılamaz. Alıntı yapılamaz.

ETHEM ARI
İzlemek için

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Atatürk Aydınlığı Ethem Arı

Deneme

3 Yorumlar

  1. Aziz Hoca noktayı koymuş:Evrim bir gerçektir.inancla ilgisi yoktur demiş.Yaradilisa inananlar ispat edemedikleri bir teoriyi sürekli savunmaya uğraşıyorlar.Insanlar bir kez şüphe duyarsa bunun srkasi gelir ve kurdukları saltanat düzeni çöker diye korkuyorlar.

    2
  2. Hatice Altunay

    Kutluyorum emeklerinize sağlık.

    2

Bir cevap yazın