Eytişim / Diyalektik Nurettin Şenol

EYTİŞİM / DİYALEKTİK

Diyalektik terimi ilkçağ Yunanlılarında ‘TARTIŞMACILIK’ anlamında kullanılıyordu ve bu bakımdan bütün bilgiciler ‘EYTİŞİMCİ‘ sayılmıştı. Bu tartışmaların zamanla “BOŞSÖZ” (demogoji) oyunlarına dönüşmesi, insanlığın gerçeğe yaklaşmada en parlak buluşu olan ‘EYTİŞİM’ in gözden düşmesine ve yüzyıllarca küçümsenmesine neden oldu.     

Eytişimin babası Herakleitos bu terimi bilmez ve kullanmazdı. Ancak evrensel oluşmanın karşıtların savaşıyla gerçekleştiğini ileri süren ve “bir şeyden birçok şey ve her şey” söylemiyle evrensel bağımlılığı, değişme ve gelişmeyi, karşıtların birliğini ve aynılığını belirtmişti.

Sokrates’e göre eytişim, bir DOĞURTMA yöntemiydi. Sokrates bu yöntemle, bir tartışmada, karşıt düşünceleri ortaya çıkarır ve bunları karşısındakine ÇÖZÜMLETEREK gerçeği doğurtmaya çalışırdı.

Aristoteles’e göre eytişimin kurucusu Elealı ZENON’ dur. Aristoteles, Herakleitos felsefesinin eytişimsel niteliğini görememiş ve kavramların çelişik yanlarını bulup ortaya çıkaran Zenon’u eytişimin kurucusu saymıştır. Zenon, ünlü kanıtlarıyla karşısındakinin kabul etmiş olduğu ilkelerden yola çıkarak onu ÇÜRÜTME SANATI olarak eytişimi kullanmıştır.

Aristoteles’e göre eytişim, yanlış sonuçlara götüren USLAMLAMA / USAVURUM / AKIL YÜRÜTME yöntemidir. Kesin sonuçlara varamaz, kılı kırk yararak olasılıklar üstünde dolaşıp durur. Aristoteles’in bu anlayışı, eytişimin yüzyıllar boyunca küçümsenmesine neden olmuştur.

Platon’a göre eytişim, duyulur bilgilerden duyulmayan İDEALARA (düşüncelere, görüşlere, fikirlere) ulaşmak için çok yararlı bir SANATTIR. “Bir varsayım kurulunca, yalnızca bundan çıkanı incelemek değil, aynı zamanda bunun karşıtından çıkanı da görüp anlamak gerekir.” Bir düşünceyi (idea’yı) başka düşüncelerden (idea’lardan) bağımsız olarak düşünmek olanaksızdır.

Antik Çağ Yunanlıları karşıt düşünceli iki kişinin konuşmasına DİYALOG (DİALOGOS), tartışmasına EYTİŞİM / diyalektik (dialektike) derlerdi.

Günümüzde kullanılan bilimsel EYTİŞİM/diyalektik kavramı bu eski anlamlardan farklı olup, değişmiş, gelişmiş durumudur.

Rönesans’ta Nicolas de Cusa ve Giordano Bruno gibi düşünürler sonlu ile sonsuz, eğri çizgi ile doğru çizgi gibi karşıtların birbirleriyle uzlaştıklarını ileri sürmüşlerdir.

Herakleitos, Sokrates, Platon’dan sonra, Aristoteles’in gözden düşürdüğü eytişimi ustaca kullanan ilk düşünür FİCHTE’ dir. Fichte’ye göre BİLGİ, karşıtlıkları aşarak oluşur. Bir şeyi bilmek demek, önce onu görmek, sonra onu başkalarından ayırt etmek ve daha sonra da onu başkalarıyla birlikte tanımak demektir.

Alman idealizminin büyük üçlüsünün ikinci düşünürü Schelling, eytişimi, Fichte’nin düşünsel sürecinden doğal sürece aktarır ve doğal gelişmenin yasası yapar. Ona göre yalnızca bilgi değil, doğa da karşıtlıkları aşarak gelişir.

HEGEL, Herakleitos’tan beri ve ondan üstün düzeyde, eytişimin evrenselliğini ortaya koyan ilk büyük düşünürdür. Hegel’e göre bilgisel süreçle doğasal süreci kapsayan ve salt ‘DÜŞÜNCE’ olan ‘saltık varlık’ ın gelişme süreci eytişimle gerçekleşir.

Her sav, karşı sav’ıyla yadsınarak bireşime (sentez) ulaşır. Saltık varlık, önce açılarak doğalaşmış ve insana kadar gelen bir evrim sonunda gelişme sürecini insansal bilinçte sürdürmüştür.

Hegel de bir ölçüde Kant, Fichte ve Schelling gibi ‘BİLME’ ile ilgili ‘EYLEM’in gerçek özdeksel temelini göremiyordu. Bu yüzdendir ki üstün ve hayranlık verici başarılarına karşın, eytişimsel anlayışı yetersiz ve sınırlı kalmıştır. Düşünceye diyalektiği getirmiş olan Hegel, ne yazık ki diyalektik bir düşünceyle düşünememiştir, düşünme yöntemi metafizik kalmıştır.

Hegel’in güçlü yanı, bu düşünce sürecinin gelişmesinde eytişimsel mantığın temellerini atarak biçimsel mantığın engelleyici egemenliğine son vermiş olmasıdır. Eytişimsel özdekçiliği hazırlayan, Hegel’in bu çok üstün aşamasıdır.

“ÇELİŞMELİ OLUŞ” un gerçekliğini meydana koyan Hegel’in eytişimi, doğasal, bilinçsel oluşun kendi felsefesinde son bulduğu büyük çelişmesinden temizlenmekle eytişimsel özdekçiliğin temelleri atılmıştır. Daha açık bir deyişle, eytişimsel özdekçiliğe, Hegel’in ÇELİŞMESİ aşılarak varılmıştır.

Eytişimsel Özdekçilik

Marks‘ın, Engels‘ ile birlikte geliştirdiği, Hegel’in eytişimsel gelişme düşüncesini ilke olarak alıp, bunu, kendi deyişiyle, “başaşağı” eden, felsefe öğretisi: Evreni devinim içindeki özdekten oluşmuş bir bütün olarak göz önüne alan “EVREN ÜZERİNE GENEL KURAM”dır.

Bu kuramda şu ilkeler yer alır:

  1. a) Evrenin yapısı özdekseldir; özdek, bilincin dışında ve bilinçten bağımsız bir gerçeklik olarak vardır; evrenin varoluş biçimi de devinimdir; evren olmuş bitmiş bir şey değil, eytişimsel biçimde ilerleyen bir süreçtir; olaylar arasındaki bağlantılar, özü devinim olan özdeğin zorunlu gelişme yasasını kurarlar,

 

  1. b) Gelişme süreci yalnızca niceliksel bir değişme olarak değil, niceliksel değişmelerden niteliksel değişmelere geçen bir ilerleme olarak belirir. İnsanın bilinci de gerçekliğin eytişimsel yapısı ile bağlantı içindedir. Düşünce, gelişmesinde yetkinliğin en yüksek derecesine erişmiş bir özdeğin ürünüdür; başka deyişle düşünce kendisi de doğanın bir ürünü olan insanın beyninin ürünüdür, beyin de düşüncenin organıdır; düşünce gerçekliği yaratmaz, tam tersine düşüncel olan insan kafasına aktarılmış özdekten başka bir şey değildir,

 

  1. c) Evreni ve yasalarını bilme olanağını yadsıyan idealizme karşıt olarak eytişimsel özdekçilik, evren ve yasalarının tümü ile bilinebileceği ilkesinden kalkar. Deneyle doğrulanmış bilgilerimiz nesnel bir doğruluğu gösterirler. Evreni, olayların birbirine bağlı olduğu, birbirlerini karşılıklı koşullandırdıkları birlikli bir bütün olarak ele alan bu kuramda, evrende bilinemez diye bir şey yoktur, yalnızca şu anda bilinemeyen şeyler vardır, onlar da bilim ve teknik aracılığı ile bulunacak ve bilineceklerdir.

Eytişimin üç büyük yasası özdeksel doğadan, tarihsel toplumdan ve bilinçsel düşünceden gözlemlenerek şöylece saptanmıştır:

1) Her olay ve olgudaki gelişmenin o olay ve olgunun iç gelişmelerinden (çelişmelerinden) doğan kendiliğinden bir devinimle gerçekleştiğini açıklayan “KARŞITLARIN BİRLİĞİ VE SAVAŞI YASASI”,

2) Her olay ve olgudaki gelişmenin sayıca çoğalmaların birdenbire nitelik değişmesini gerektirmesiyle gerçekleştiğini açıklayan “NİCELİKLERİN NİTELİĞE GEÇİŞ YASASI”,

3) Her olay ve olgudaki gelişmenin eskinin olumlu yanlarını özümseyen bir yenileşmeyle gerçekleştiğini açıklayan “OLUMSUZLANMALARIN OLUMSUZLANMASI YASASI.”

Bu yeni dünya görüşü, insanlık tarihinin “KARŞITLARIN ÇELİŞEREK ÇATIŞMASI” ve bu çatışma sonunda aşılması yoluyla, tek sözle eytişimsel olarak gelişen doğa, bilinç ve toplum olgularının gerçeğine ancak eytişimsel bir bakışla varılabilirdi.

Eytişim, hem evrensel bütünlüğün “GELİŞME YASASI” hem de bu gelişmenin “İNCELEME YÖNTEMİ” dir.

Eytişimsel ve tarihsel özdekçiliğe göre eytişim, metafiziğin tam karşıtıdır.

Eytişim, doğayı, toplumu ve düşünceyi karşıtlıklarının çatışarak aşılmasıyla durmaksızın devindiren ve geliştiren bir SÜREÇ’ tir.

Demek ki EYTİŞİM, doğanın işleyiş düzenidir, toplumun geliştirici gücüdür, düşüncenin gerçeğe varmak için kullanabileceği TEK BİLİMSEL YÖNTEMDİR.

29 Mayıs 2019

Nurettin ŞENOL

KAYNAKÇA:

  • Felsefe El Kitabı (Selahattin Hilev)
  • Düşünce Tarihi (Orhan Hançerlioğlu)
  • Felsefenin ABC’si (Önay Sözer)
  • Felsefe Tarihi (Bayram Kaya)
NURETTİN ŞENOL
NURETTİN ŞENOL son yazıları (Hepsini Gör)
1

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Süslü Kadınlar Turu Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

Bir cevap yazın