Gülriz Sururi Deyince…/Kaldırım Serçesi Müzikali Hatice Altunay

        Tiyatro sanatçısı kolay yetişmiyor  güzel ülkemde. Emektar sanatçılarımız göçüp gidiyor aramızdan izleri kalıyor belleklerimizde. Gülriz Sururi de güzide sanatçılarımızdan biriydi. Bir bakıyorsunuz o güzel insanlar düş sahnelerinin perdesini çekip başka bir sahneye kayıvermiş.

       Gerçek sanatçının nasıl olması gerektiği ve nasıl yaşaması gerektiği konusunda nutuklar atıladursun. Post modern yaşam duruşunda ezber bozan değerlerimiz olsa da, çoğu  pragmatik dünyasının varsıllığını doldurmak için sistemin yerleşkesi oluveriyor. Dik duruşu, aydın kimliği, Atatürkçü tutumu ile Gülriz gönlümüzün biricik sanatçısı olmayı başarıyor.

     Atatürk Türkiye’sinde baş tacı edilen tiyatro ve tiyatro sanatçılarının değeri bir pula indirilmek isteniyor. Tarihi tiyatro binalarının kapına kilit vuruluyor. Tiyatro sanatçısının yaşamı zora sokuluyor. Niçin? Televizyon kanallarında uyuşturucu zihniyete hizmet eden türlü bin entrikalı, ahlak yoksunu, gerilim ve şiddet tonlarıyla örülü yalap şalap diziler var. Gençler yaşamlarına ait ne öğrenecekse dizilerin içinden çekip çıkarıyor. Gencecik bedenler her şeyi en hızlı yaşayıp tüketiyor, tinleri incelikten yoksun, sevgileri günübirlik değişmece oluyor. O yüzden tiyatro önemli. Dizi sanatçılarının adlarını sular seller gibi bilen gençlik bir Gülriz Sururi’yi tanımıyor. Birçok tiyatro sanatçımızın ders kitaplarında adı sanı yok. Hatırı sayılır birkaç isimle geçiştiriliyor ne yazık ki…

    Ülkemizde gerçek sanatçılar, yaşarken sönmüş yıldızlar gibidir, ancak sevenlerinin yüreğinde ışıklanan yıldızlardır onlar. Biliyoruz ki sanat tarihinde sönmeyen yıldızlar olarak yerini alacak birçoğu. Gülriz Sururi de onlardan biri.

     Sanatçının çok yönlü olduğunu da belirtmeliyim. Oyunculuğu kadar tiyatro yöneticiliği de yapan sanatçı ardında kalıcılığını pekiştiren yapıtlar da bırakmıştır. Sanatçının aldığı ödülleri burada dillendirmeme hiç gerek yok, merak eden okuyucular biyografisini okuyabilir.

     Onun adını nasıl mı duydum elbette Kaldırım Serçesi müzikali ile elbette… Etkileyici sesiyle gençliğimizi kuşatan, belleklere mühür gibi kazınan bir usta sanatçıydı o. Büyük kentlerin bağrında yetişmiş olsaydım belki de tiyatronun tam ortasında olurdum, kim bilir.

       Benim tiyatro ile tanışmam ne yazık ki üniversite yıllarımda oldu. Taşradan gelen bir genç kız olarak Gülriz Sururi’ye hiç de yabancı değildim. El radyomdan sesini duymuşluğum vardı. Tiyatroya hasret olan bendeniz Balıkesir’den Bursa’ya Ahmet Vefik Paşa tiyatrosuna ya da İzmir devlet tiyatrolarına çoktan gitmiş buluyordum kendimi. Oyuncularla yüz yüze tanışmanın tadı başkaydı o günler… Genco Erkal’ın oyunlarını hiç kaçırmazdım. Gülriz  Sururi ile ne yazık ki yüz yüze tanışamadım içim ezildi gitti. Onun usta bir sanatçı olduğu kadar mütevazı bir hayatının olduğunu da okuyordum. Ülkemizin örnek sanatçı kimlikleri arasına almıştım.

      Her tür tiyatronun altından ustalıkla, oyun gücü ile kalkabilen sanatçının sıradan insanlarının yaşamını canlandırdığı oyunları muhteşemdi. Keşanlı Ali Destanı’ndaki  Zilha karakteri dillere destan olmuştu. Onun müzikallerini çok seviyordum ben. Edif Piaf’ın yaşam öyküsünden Başar Sabuncu’nun oyunlaştırdığı Kaldırım Serçesi’ni oynarken adeta sizi içine alıyor, oyunu yaşıyordu. Ben her devasında yeniden yeniden radyo tiyatrosunda dinlemekten büyük zevk alıyordum. Sahnede oynarken görsem nasıl bir derinliğe gömülürdüm tarif edemem.

      Sanatçı kişiliğinden, dünya görüşünden ödün vermeden sanatçıdır. Ülkemizin önder sanatçısı, kadın sanatçılarımızın biricik rehberi olan sanatçımızın ruhu huzurla uyusun. Onun sanatçı kişiliği asla unutulmayacak, yapıtlarıyla aramızda yaşamayı sürdürecektir.

 Anısına saygıyla…

Hatice Altunay

6

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Süslü Kadınlar Turu Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

Bir cevap yazın