Halkların Ezilmişlik Duyguları Üzerine  Nurettin Şenol

Halkların Ezilmişlik Duyguları Üzerine Nurettin Şenol

Osmanlı döneminde Türkmen -Yörük Türkler Osmanlı’nın zencileriydi. Devlet kapılarında hiç iş verilmez, nerede devlet işi ve savaş varsa köleler gibi oraya gönderilirler, yokluk içinde yaşamaya çalışan halktan zorla vergi toplanırdı.

Fırsat buldukça da padişah analarının kışkırtmalarıyla Türkmen – Yörük aşiretleri üzerine devşirme ordularını gönderirler, kılıçtan geçirirlerdi.

Osmanlı döneminde en çok ezilen, zulüm gören halk Türkler olmuştur.

Atatürk ve Cumhuriyetle birlikte Türkler kişilik, kimlik ve benlik kazanmaya başladılar. Eğilmiş başlarını kaldırıp güneş gördüler.

1000 yıllık kayıptan sonra dillerine yeniden kavuştular. Arapça – Farsça – Fransızca – Türkçe karışımı saray dilini zaten halk hiç kullanmamış, okuma yazma da öğrenmemişti.

İyi ki okuma yazma öğrenmediler de Türkçe zamanımıza dek yaşadı.

Türk ulusu Atatürk ile birlikte onurlu kimliğine kavuştu. Onun için onu çok sevdi ve bağlandı. Devletin ceberrut / zorba yüzü, devlet gücünü içinde duyumsayan işgüzar devlet görevlilerinde hep saklı kaldı.

*

Osmanlı’da sınırlar içindeki her şey ve herkes devletin malıdır anlayışı vardı. Halk devletin kulu / kölesi idi. Bu anlayışı Cumhuriyete karşın bir türlü üzerinden atamadı. Halk da zaten böyle alışmıştı.

Halk yasaları da bilmediğinden haklarını bilmez ve arayamazdı.

Hakkını aramaya kalkanların da yolları kesilirdi.

Devlet memurları kendilerini devlet olarak görürler.

Oysa aylıklarını ödeyen bu halkın hizmetinde bir görevlidirler.

Bunu ne memurlar ne de halk anlayabildi… Kimileri kendi etnik kökenini öne sürerek çok haksızlık yapıldığını, hep ezildiklerini söyler. Oysa azın ayağı hiç de öyle değil. Adı Türkiye olan ülkede Türklerin nasıl ezildiğine az da olsa değindim. Görüyorsunuz ya, derdimi salarsam senin derdini ezer sözünde olduğu gibi sorunlar hepimizin sorunları.

Halkların Ezilmişlik Duyguları Üzerine  Nurettin Şenol

Türkiye demokratik, laik HUKUK devleti olmadıkça hepimiz zorluklar yaşamaktayız.

Şımarık paralı zorbalar için yasalar şu anda bile yok sayılır.

Şımarık iktidarlar için de anayasa ve yasalar vız gelir…

Sorunlardan hepimiz aynı derecede dertliyiz.

Tek çıkar yol, ülkemizin gerçek demokrasiye ve laikliğe kavuşmasıdır. Hukuk devleti olmadan da adalet olmaz. Adalet yoksa tuz kokmuştur ki artık devletin de sonu gelmiştir.

Bizim geleneğimizde devlet asık suratlı, zorbadır (ceberuttur).

Farklı etnik kökenden gelen yurttaşlarımız, sanıyorlar ki devlet yalnız onlara kötü davranıyor.

Hiç de öyle değil. Ben Egeliyim. Bizim oralarda bir onbaşının, jandarma çavuşunun insanlara neler yaptığını bilmiyorsunuz. Sizin gördüğünüz kendi çevrenizse, yalnız bize böyle yapılıyor sanıyorsunuz.

Oysa karaktersiz bir devlet görevlisi için insanların ırkı hiç önemli değil.

Her yerde aynı işkenceler, ipe un sermeler, bugün git yarın gel, senin işin burada olmaz, filan yere git…

Bizde bu devlet baskısı ve korkusu Sultanlık döneminden geliyor.

Bu baskıcı devlet geleneği bulaşıcı bir hastalık gibi, usta – çırak yoluyla sürüp geliyor.

Halkların Ezilmişlik Duyguları Üzerine  Nurettin Şenol

Devletin silahlı güçleri kesinlikle kimsenin ırksal kimliğine bakmaz. Onun birincil işi korkutup sindirmek. Olay çıkmasın, kendileri de meydanı boş bulup, rahat etsin.

Devletin silahlı yüzü her ülkede biraz böyledir. Ben Avrupa’da da yaşadım. İncelikle davranan polisler olduğu gibi, çok sert ve bağırıp çağıran polisler de gördüm.

Kendi yaşadığım olaylarda tanık oldum ve çok şaşırdım. Oradaki yabancılar da, yabancı olduğumuz için bize kötü davranıyorlar diye düşünecektir doğal olarak. Çünkü duyarlı noktaları burasıdır, yaraları bellidir. Onun için çok alıngan olurlar.

Ancak, bağıran, azarlayan polis bir Alman’ a yapmıştı bunu.

Benim arabama hafifçe dokunduğu için…

Türkiye’de de durum buna benzer bir devlet görevlisinin davranışı devleti suçlu çıkarıyor.

İnsanlar duyarlı oldukları konularda duygusal düşünüp, alıngan oluyorlar. Aslında derdimiz aynı.

Bu ülkenin, ulusun, toplumun dertleri ortaktır.

Ayrım yapılıyorsa, batıda da var, doğuda da…

Rüşvet varsa batıda da var, doğruda da…

Bu ülkenin yurttaşı olan herkes yasalar önünde eşittir. Olması gereken budur.

Uygulama böyle mi derseniz, böyle diyemem.

Ancak, zenginler ve güçlüler için devlet ve yasalar vız geliyor.

Onların arabası dağlar aşarken,yoksulun arabası düz yolda kalır.

Adalet yoksa hepimiz için yok. Haksızıklar varsa hepimiz için var…

Ortak sorunumuz gerçek demokrasinin ülkemizde bir türlü tüm alanlarda tam olarak yerleşmemiş, benimsenememiş, içselleştirilememiş olmasıdır.

İnsan hakları sorunu hepimiz için geçerlidir. Sorunlarımızı sabırla birlikte çözüp, hepimiz bu topraklarda yaşayacağız. Başka çıkar yol yoktur.

21 Mayıs 2021

Nurettin ŞENOL

NURETTİN ŞENOL
NURETTİN ŞENOL son yazıları (Hepsini Gör)

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Babalar Günü Nurettin Şenol

Babalar Günü Nurettin Şenol

Deneme

Bir cevap yazın