Homeros – Odysesia

Tydeoğlu DİOMEDES mızrağını fırlattı. Silah hedefe değmedi. HEKTOR’un seyis=arabacısı THEBE’nin oğlu ENİOPE  göğsünden vurulup, öldü. HEKTOR’un arkadaşının kaybından dolayı üzüntüsü büyüktü. HEKTOR, arabasının dizginlerini İFİTES’in alp oğlu ARHEPTOLEM’e verdi.

ZEUS, beyaz bir yıldırım fırlattı. DİOMEDES’in arabasının önündeki toprağı yaktı.

NESTOR:

-‘.DİOMEDES, ZEUS’un yardımı sana değildir. Bu sefer ZEUS şanı öbürüne veriyor.’

DİOMEDES:

-‘Bütün söylediklerin ihtiyar, çok iyi söylenmiştir.’

NESTOR:

-‘HEKTOR, istediği kadar senin için korkak desin, kimse ona inanmayacaktır.’

HEKTOR yüksek sesle yuhaladı:

-‘DİOMEDES, karıya döndün… Kötü saatten kurtulma.’

ZEUS, TROYA’lılara zafer vadeden alametler gösteriyordu.

HEKTOR:

-‘Troyalılar, Lykalılar, Dardanlılar! ZEUS, büyük şan vadediyor. Argosluları imha edeceğim…KSANTHE, PODORGE, ETHON, LAMBOS! Size ANDROMAKE’nin, kocası olarak benden önce, size şarap karıp verdiğini hatırlatırım…Hizmet etme saatiniz gelmiştir. 1-NESTOR’un zırhını 2-DİOMEDES’in zırhını almalıyız. HEFAESTOS’un sanat eseri zırhını alırsak, Ahaylıları gemilerine bindirebiliriz..’

HERE’NİN BOŞUNA ÖFKELENMESİ

HERE öfkelenerek, POSEİDON’a bakıp şöyle dedi.

-‘Tutalım ki biz hepimiz, DANAOSluları korumak isteyen tanrılar, birleşip, gürler sesli ZEUS’u kenarda bıraktık..’

POSEİDON:

-‘Dili tedbirsiz tanrıça…Bütün tanrıların ZEUS’a karşı savaşa kalktığımızın görülmesini istemem, o hepimizden kuvvetlidir.

AHAYLILARIN KARŞI SALDIRIŞI

Kronosoğlu ZEUS, HEKTOR’a zafer yüzü göstermişti. Böyle gitse güzel gemileri alevlere atacaktı, eğer HERE Sultan, AGAMEMNON’a Ahaylıları cesatretlendirmeye çalışmak fikrini telkin etmeseydi.

AGAMEMNON:

-‘Utanın..Hepimiz tek bir Troyalıya, HEKTOR’a karşı duramıyoruz…Böyle giderse, gemilerimizi ateşe verip yakacaklar. ..ZEUS Baba, Ahaylıları, Troyalılara yendirme…’ dedi.

ZEUS, onun gözyaşı döktüğünü görünce acıdı. Dileğini onayladı.. Ordusu sağ esen kalacak, mahvolmayacaktı.

DİOMEDES, tekrar savaşa döndü…Fradmonoğlu AGELAOS’u kargısı ile öldürdü.

Arkasından ATREOĞULLARI, AGAMEMNON, MENELAS , İKİ AYAS, İDOMENE, MERİON, EVRYPYL, dokuzuncu olarak TEVKROS geliyordu.

TEVKROS’un yıktığı Troyalılar şunlardı.: ORSİLOHOS, ORMENON, OFELESTES, DAİTOR, HROMİOS, LYKOFONTES, AMOPAON, MELANİPOS..Hepsini öldürdü.

AGAMEMNON:

-‘TEVKROS, böyle ok atmaya devam et…Sana seçkin bir şeref payı ayıracağım, arabasıyla bir çift at veya yatağına girecek bir kadın..’

TEVKROS:

-‘AGAMEMNON, beni cesaretlendirmeğe ne hacet!?..’ dedi.

Okunu HEKTOR’a attı, ok sıyırdı ve GORGYTİON PRİAM oğlunu öldürdü. Ardından, arabacı ARHEPTOLEM’i öldürdü. HEKTOR, arabasının dizginlerini kardeşi KEBRİONA verdi.HEKTOR, sivri taş atarak TEVKROS’u yaraladı…Onu, gemilere kaçırdılar..

AHAYLILARIN YENİLMESİ

Hektor, BAŞLARI SAÇLI Ahaylıları kovalıyor, daima en arkadakini öldürüyordu.Kazdıkları hendekleri geçen Troyalılar, gemilerinin yanına geldiler..Her biri bir tanrıya hararetli dua ettiler.

HERE İLE ATHENE’NİN HEYECANA GELMESİ

HERE:

-‘Eyvah ATHENE! HEKTOR’un saldırışları altında mahvoluyorlar…’

ATHENE:

-‘ZEUS, THETİS’in arzusunu kabul edip, onun oğlunun AHİLLEUS’un şerefini yükseltmek istemektedir…’ dedi.

ZEUS, onları gördü ve kanatlı atı İRİS ile haber gönderdi.

ZEUS:

-‘İş kavgaya gidecek olursa çok fena olur, onlara söyle..’

İRİS, Olymposun birinci kapısında tanrıçalarla karşılaştı.

-‘ZEUS, Argoslulara yardıma gitmenize izin vermiyor..’ dedi.

Bunun üzerine HERE, ATHENE’ye:

-‘Eyvah! Ölümlüler için ikimizin ZEUS’a karşı kavgaya kalkmamızı doğru bulmuyorum… Kader neyse öyle olsun..’ dedi.

Arabayı duvara dayadılar ve altın tahtlarına oturdular…

ZEUS, TROYALILARA YARDIMDA BULUNMAYA KARAR VERİYOR

ZEUS, tanrılar meclisine geldi.

ZEUS.

-‘Niçin bu kadar kederli duruyorsunuz HERE, ATHENE?.. İleri gitseydiniz neler olacaktı, onu ben size söyleyeyim. Yıldırıma çarpılacak, Olymposa dönemiyecektiniz.’

HERE:

-‘ZEUS, o söylediklerin nasıl sözlerdir?Madem ki emrediyorsun, kavgadan uzak duralım, fakat Argosluların işine yarayacak fikirde telkin etmiyelim mi?’

ZEUS.

-‘Tan ağarmasını bekle HERE. ZEUS’un, Argoslu savaşçıların ordusuna ölümü nasıl götüreceğini görürsün..Güçlü HEKTOR, ayağına çabuk PELEOĞLU AHİLLEUS’un, harekete geçmesinden önce kavgayı kesmeyecektir.Ölecek PATROKLOS’un cenazesi için en müthiş savaşların başlayacağı güne kadar…Karar verilen kader böyledir…Ve senden daha köpek hiç bir şey yoktur HERE’ dedi.

HERE, cevap vermedi.

GECENİN TROYALILARI DURDURMASI

HEKTOR.

-‘Dinleyin beni! Ahaylıları gemileriyle birlikte imha ettikten sonra İlion’un yolunu tutabiliriz…Karanlık geldi, şimdilik Argosluları kurtardı.Akşam yemeğimizi hazırlayalım, atları dinlendirelim…Çok ateşler yakmalıyız..Ahaylıların karanlık geceden faydalanıp, denize açılmalarını istemiyoruz…ZEUS’tan diliyorum, ölüm tanrıçalarına gönül vermiş şu köpekleri buradan kovalım…ARES’i uyandıralım..’

Troyalılar, onu alkışladılar.ŞAFAK altın tahtı üzerinde göründü, tan ağardı.

ŞAN IX

AHAYLILARIN GECE TOPLANTISI. AGAMEMNON’UN TEKLİF ETTİĞİ HEDİYELER. ELÇİLERİN AHİLLEUS’A GİTMESİ. ODYSSEUS’UN NUTKU. AHİLLEUS’UN CEVABI. FENİKS’İN NUTKU. SON KARIŞIKLIKLAR. ELÇİLERİN DÖNÜŞÜ.

AHAYLILARIN GECE TOPLANTISI

Ahaylılar, bozgunun kardeşi, çılgın bir korku içinde kalmışlardı

AGAMEMNON, hıçkırıklarla Argoslulara şunları söyledi:

-‘ Dostlar! ZEUS, beni müthiş bir felaket tuzağına düşürdü.Vaktiyle bana söz vermişti. İlion’u talan ettikten sonra memleketime dönecektim..Meğer bana fena bir pusu kurmuş…Gemilerimize binip vatanın sahillerine doğru kaçalım..’

DİOMEDES:

-‘..Yüreğinde sıla arzusu varsa git…Yalnız STHENELOS ile ben kalırız…Troyanın kaderini elde edinceye kadar dövüşürüz.’ dedi.

NESTOR.

-‘..Gece ordumuzu ya parçalayacak veya selamete çıkaracaktır…’

Bekçi takımları silahlanmış olarak iş başına gittiler… Bekçi takımlarının başları 7 idi, her birinin çevresinde 100 delikanlı vardı. Hendek ile hisar arasına yerleştiler.

NESTOR, tasarladığı planı açıkladı.

-‘Çok şanlı AGAMEMNON, hükmün altında pek çok halk bulunduruyorsun.ZEUS, AHİLLEUS’UN barakasından, BRİSEİS’i aldığın gün öfkelendi…AHİLLEUS’un gönlünü, hediyeler ve tatlı sözlerle yatıştırmamız gerekir..’ dedi.

AGAMEMNON’UN TEKLİF ETTİĞİ HEDİYELER

Agamemnon.

-‘İhtiyar, sayıp döktüklerin doğrudur. Hatalarımı inkar etmiyorum.ZEUS, AHİLLEUS’un şerefini yükseltmek için Ahaylıların ordusunu bozguna uğratmaktadır…AHİLLEUS’a çok seçkin hediyeler vereceğim..1- 7 üç ayaklı 2- 10 batman=talant altın 3- 20 kazan 4- 12 kuvvetli at 5- 7 kadın, içlerinde vaktiyle kendinden aldığım BRİSES’in kızını da bulacaktır.Onlarla ilişkide bulunmadım..Bundan başka, eğer tanrılar bize İlion’u alıp, talan etmeyi nasip ederlerse, Ahaylılar arasında ganimetler paylaştırılırken, gelsin, gemisine bol bol altın ve tunç yüklesin, fazla olarak, Argoslu HELENE’den sonra en güzel 20 Troyalı kadını götürsün..Argos’a dönünce damadım olsun. Ona, oğlum ORESTES ile aynı sevgiyi göstereceğim…3 kızım vardır: HRYSOTHEMİS, LAODİKE, İFİANOSSA…Hangisini isterse alsın ve bana hediye vermesin. Ben, ona zengin çeyizler vereceğim.Ona 7 şehir vereceğim…Öfkesini yatıştırmak için bütün bunları vermeye hazırım..Artık o da razı olsun!’ dedi.

NESTOR.

-‘AGAMEMNON, verdiklerin hiçde küçümsenecek hediyeler değildir…AHİLLEUS’un barakasına gidelim..ZEUS’a yalvaralım ve bize acımasını ümit edelim…’ dedi.

ELÇİLERİN AHİLLEUS’A GİTMESİ

Tanrısal ODYSSEUS ilerleyip, AHİLLEUS’un önünde durdu.AHİLLEUS, kitara çalgısını olduğu yere bıraktı. PATROKLOS’da ayağa kalktı.

AHİLLEUS.

-‘Selam size!..Büyük bir ihtiyaç mı var? PATROKLOS, şarap hazırla.’

PATROKLOS, sevgili arkadaşına itaat etti. AHİLLEUS, PATROKLOS, AUTOMEDON, AYAS, FENİKS, ODYSSEUS ve orada bulunanlara ziyafet çekildi…

ODYSSEUS’UN NUTKU

ODYSSEUS:

-‘Selam sana AHİLLEUS! ..Önümüzde ZEUS dölü, büyük bir felaket kuruyor, ondan korkuyoruz…Sen, büyük hamasetinle yanımıza gelmedikçe, bizim için bu acı düşünceden kurtuluş yoktur…HEKTOR, kuvvetinden mağrur, ZEUS’un yardımından emin, kudurmuşcasına her tarafa seğirtiyor…Ahaylıları kılıçtan geçirmeye hazırlanıyorlar. Baban PELEUS, seni sefere gönderdiği gün söylediklerini hatırla: -‘Çocuğum, sana zaferi ATHENE, HERE verecektir…Fakat tatlı gönlünü göğsünde bastırmak sana düşer, tatlılıkla hareket etmek daima en doğru yoldur.’..Canlar yakan öfkeni bir tarafa bırak. AGAMEMNON, küçümsenmeyecek hediyeler teklif ediyor.Henüz alev görmemiş yedi tane üç ayaklı/ 10 batman altın/ 20 tane kazan/ 7 LESBOSLU kadın- içlerinde senden aldığı BRİSES’in kızıda var-ki onu yatağına almış değil/ PRİAM’ın şehrini alırsak altın ve tunç/ TROYALI20 kadın/ AHAY iline dönüşte, kızlarından istediğin ile evleneceksin, oğlu ile aynı saygıyı göreceksin/ Kızının çeyizini verecek/ 7 tane şehirlerinden verecek= KARCAMYL- ENOPE- HİRE- FERES- ANTHEİA- EPELİA- PEDASOS verilecek şehirleridir./ Sana tanrı gibi saygı gösterecekler./ Zenginler vergiler ödeyecekler..Öfkeni yatıştırmak için bütün bunları vermeye hazır.. Ayrıca AHAYLILARA acı…HEKTOR’u yen, Ahaylılara büyük bir şan kazandır’ dedi.

AHİLLEUS’UN CEVABI

AHİLLEUS:

-‘Size sözü açık açık söylemeliyim; AGAMEMNON’un ve öbür DANAOSLULARIN beni kandıramayacağına inanıyorum…Her gün kavgalarda hayatımı ortaya koymaktan ne kazandım?…Gemilerimle gidip, ahalisini yendikten sonra, tahrip ettiğim şehirler 12’dir. Bereketli TROYA ilinde 11 şehir daha almış bulunuyorum. Buradan elde ettiğim hazineleri getirip AGAMEMNON’a verdim. O, hazineleri alır, çok azını dağıtırdı. Başlara=Hanlara da şeref payı verirdi. Bunların şeref payları ellerindedir, yalnız benim şeref payımı almıştır.Sevgili karımı gaspetti. Halayık idiyse de onu gönülden sevmiştim…Bu yüzden tanrısal HEKTOR ile dövüşmek istemiyorum.Yarın, ZEUS ve diğer tanrılara kurban sunacak, sonra denize açılıp, FTHİA’ya gideceğim, oraya epey mallar bırakmıştım…AGAMEMNON’un yaptıkları yeter, bundan sonra ne hali varsa görsün..Anam gümüş ayaklı tanrıça THETİS, çok defa söylemiştir. Beni iki kader her şeye son veren ölüme doğru götürmektedir. TROYA’da kalırsam, kısa bir ömür ve mahvolmaz bir şan beni bekler, eğer vatan toprağına dönersem, şan ve şereften uzak kalmış uzun bir ömür beni beklemektedir..Öfke beni Ahaylılardan uzak tutmaktadır, gidin söyleyin…FENİKS burada kalabilir…’

FENİKS’İN NUTKU

FENİKS:

-‘AHİLLEUS, eğer dönüşü gerçekten kafana koymuşsan, güzel yapılı gemilerimizi ateşten kurtarmamaya karar vermişsen, ruhun bu derece öfkelenmişse, sensiz nasıl kalabilirim? Seni ben büyüttüm..AHİLLEUS, ulu gönlüne söz geçir…Tanrı seni yanlış yola saptırmasın..Gemiler ateşe verilmeden kurtarmaya koşmalısın…’

SON KARIŞIKLIKLAR

AHİLLEUS:

-‘FENİKS, benim iyi ihtiyar atam…Senin vazifen, benim yanıma gelip bana fenalık edene fenalık etmektir.Sen burada kal ve tan ağarır ağarmaz görürüz, memlekete mi gideceğiz, burada mı kalacağız?’

AYAS TELAMONOĞLU söz aldı:

-‘Çarçabuk gidelim ve hiç elverişli olmasa da, dinlediklerimizi, şu saatte Meclis halinde bekleyen DANAOSLULARA anlatalım…AHİLLEUS, göğsünde çok zalim bir yürek tutuyor. YÜREĞİNİ YUMUŞATIP, YURDUNA SAYGI GÖSTERMİYOR DİYELİM..’ DEDİ.

AHİLLEUS:

-‘AYAS TELEMANOĞLU! Söylediklerini gönlünce söyledin…Şu mesajımı onlara götürün..HEKTOR, MYRMİDONLARIN barakalarına ve gemilerine gelmedikçe, Argosluları kırıp donanmalarını ateşe vermedikçe, kanlı kavgaya girmeyi düşünmüyorum..’ dedi.

Onlar, ODYSSEUS başta ayrıldılar.

PATROKLOS, halayıklara FENİKS için yatak hazırlattı.İhtiyar, tanrısal ŞAFAK vaktini beklemek üzere yattı.

ELÇİLERİN DÖNÜŞÜ

Elçiler, AGAMEMNON’un barakasına geldiler.

AGAMEMNON sordu:

-‘AHİLLEUS’un ulu gönlünden öfke henüz çıkmadığı için, teklifi red mi ediyor yoksa gemilerden her şeyi yiyen ateşi uzaklaştırmayı kabul mu etti?’

ODYSSEUS:

-‘AGAMEMNON, AHİLLEUS öfkesini söndürmek istemiyor, tersine dizginliyor, seni de hediyelerini de itip tepeliyor..Herkese, gemilere binip yurtlarına dönmeyi öneriyor…’

DİOMEDES:

-‘Keşke ona böyle yalvarmasaydık. AGAMEMNON, mağrur AHİLLEUS’un gururunu tekliflerinle kat kat arttırdın… O, kavgaya dönecekse, yüreği onu çağırırsa ve bir tanrı onu dürterse dönecektir…Şu saatte yatıp, uyuyalım…Sabah, savaşa girişiriz…’

ŞAN: X

AHAY HANLARININ UYANIP DERNEK KURMASI. ÖN SAFLARDA TOPLANAN DERNEK. DİOMEDES’LE ODYSSEUS KEŞİFTE. DOLON, TROYALILARIN GÖZCÜSÜ. DOLON’UN YAKALANIP ÖLDÜRÜLMESİ. RHESOS’UN KAMPINDA. KAHRAMANLARIN AHAYLILARIN KAMPINA DÖNÜŞÜ.

AHAY HANLARININ UYANIP DERNEK KURMASI

Ahay ordusu, gece boyunca hafif bir uykuya dalmışlardı. Yalnız AGAMEMNON’un gözüne uyku girmiyordu…MENELAS’ta uyuyamamıştı..AGAMEMNON’u silahlarını takınırken buldu..

MENELAS:

-‘Niye böyle silahlanıyorsun ağabeyciğim?..’

AGAMEMNON:

-‘Argosluların gemilerini kurtaracak bir tedbir bulmaya ihtiyaç vardır…AYAS’ı ve İDOMENE’yi çağır, NESTOR’u bulup, öğütlerini dinleyelim.’

MENELAS:

-‘Verdiğin emri götürüp orada mı kalayım, yanına mı döneyim?’

AGAMEMNON:

-‘Orada kal…Herkese ismiyle seslen,..boylarını anarak saygı göster..Alçakgönüllü ol..’

Böyle diyerek kardeşini yola çıkardı..NESTOR’u aramaya gitti. Onu gördü.

NESTOR:

-‘Ölümlüler uyurken, karanlık gecenin içinde gelen kimdir?’ dedi.

AGAMEMNON:

-‘Neleoğlu NESTOR,DANAOSLULAR için müthiş korkuyorum…Ruhum, dinlenemiyor. Bekçiler takımına gidelim…Uyuyakalmasınlar…’

NESTOR:

-‘Başkalarını da uyandıralım..TYDEOĞLUNU, ODYSSEUS’U, AYAS’I, İDOMENE’Yİ, MENELAS’I. Başımıza gelenler kolay atlatılacak gibi değil…’

AGAMEMNON:

-‘Ben de MENELAS’ı, senin düşündüklerini çağırmaya göndermiştim…Bekçilerimizin yanına gidelim..’

NESTOR:

-‘Argoslulardan kimse onun, emir tebliğ etmesine gücenmeyecektir.’

NESTOR, Ahaylıların gemilerini dolaşmaya gitti.  ODYSSEUS’u uykusundan kaldırdı. Onunla beraber, Tydeoğlu DİOMEDES’i uykusundan kaldırdı.

NESTOR.

-‘Bütün gece böyle nasıl uyuyorsun? Troyalıların gemilerimizin yanında kamp kurduklarını görmedin mi? Bizi, onlardan ayıran pek az mesafe kaldı..Ahaylıların yüreğine saplanmış kaygılar vardır…Çabuk olalım, AYAS’ı ve FYLE’nin oğlunuda uyandıralım…’ dedi.

ÖN SAFLARDA TOPLANAN DERNEK

Herkes, bekçiler takımının yanında buluştu. Başların hepsi uyanıktı..

NESTOR:

-‘Bekçiliğinize böyle devam edin sevgili çocuklar, uyku sizi yenmesin’ dedi.

Onlarla beraber Ahay Hanları, MERİON, NESTOR’un ün salmış oğluda yürüdü..Hanlar onları müzakereye katılmak üzere çağırmıştı.

NESTOR:

-‘Dostlar,aranızda ulu gönüllü bir savaşçı yok mudur, ulu gönüllü TROYALILARIN ortasına sokulsun, ne tasarladıkları hakkında bilgi toplamaya çalışsın…’

DİOMEDES:

-‘Ruhum ve erkek yüreğim, beni düşman saflarına sokulmaya davet ediyor. Yalnız bir kişi daha gelsin..’

AGAMEMNON:

-‘DİOMEDES, arkadaşın olarak kimi istersen seç, seninle gelmek arzusunu gösteren çoktur.’

DİOMEDES:

-‘ODYSSEUS’u seçiyorum. Pallas ATHENE’ninde sevgilisidir…’

ODYSSEUS:

-‘Tydeoğlu DİOMEDES, beni fazla övme veya bana fazla çıkışmaya kalkışma…Haydi yola çıkalım…’

Böyle dedi ve ikiside korkunç silahlar takındılar..

DİOMEDES’LE ODYSSEUS KEŞİFTE

Korkunç silahlar takınan, DİOMEDES, ODYSSEUS yola koyuldular…Pallas ATHENE, bir kuş uçurdu…İyi alametti.

ODYSSEUS:

-‘ATHENE, bütün işlerimde bana yardım eden ZEUS kızı…Şimdi de beni sev, bana yardım et…’

DİOMEDES’te dua etti:

-‘ATHENE, yardımını esirgeme…koruyucum ol, sana adaklar sunacağım..’

Pallas ATHENE, onların dualarını dinledi..

 

DOLON, TROYALILARIN GÖZCÜSÜ

HEKTOR’da Troyalıların değerli savaşçılarının yatıp uyumalarına meydan vermiyordu…Troyalıların başlarını ve klavuzlarını davet etti. Dernek toplanınca ince bir tedbir düşündü.

HEKTOR:

-‘Ahaylıların tez giden gemilerine kim sokulup, bilgi alıp dönerse, ona hediyeler vereceğim…’

Böyle dedi ve sustu. Troyalılar arasında EVMEDES oğlu DOLON, tanrısal bir çavuştu. Görünüşte çirkin, fakat ayakları çevik, beş kardeşi olan tek oğul olarak söz aldı.

DOLON:

-‘HEKTOR, ruhum ve erkek yüreğim beni tez giden gemilere yaklaşıp bilgi toplamaya davet ediyor.Asayı kaldır ve and iç, bana Peleoğlu AHİLLEUS’un kıvılcım saçan arabasını vereceksin..Ben de senin için değerli bir gözcü olacağım..’

HEKTOR, asayı kaldırıp and içti.ZEUS tanık olsun, başka hiç bir Troyalı o arabaya binemeyecek. Seni temin ediyorum, bu şan ve şeref yalnız senin olacaktır.’ dedi.

Unutulmayacak bir and içmiş oldu.

dolon’un azmi kuvvetlenmişti.Ordudan ayrılarak gemilerin yolunu tutu. Oradan bir daha dönemeyecek, HEKTOR’a haber getiremiyecekti.O sırada ODYSSEUS, onun ilerlemekte olduğunu gördü ve DİOMEDES’e seslendi.

ODYSSEUS:

-‘Bak DİOMEDES, bu tarafa doğru birisi geliyor. Gemilerimizi gözetlemek için mi, bir kadavrayı soymak için mi geliyor kestiremedim..Üzerine çullanır, yakalarız..’dedi.

DOLON’UN YAKALANIP ÖLDÜRÜLMESİ

DOLON, çabuk adımlarla onları geçmeye kalkıştı..Düşman olduklarını anladığında kaçmaya başladı, ama yakalandı.

DİOMEDES:

-‘Dur, yoksa mızrağımla vururum..’

DOLON, ürküntü içinde durdu. Korkudan yüzü sararmıştı.

DOLON:

-‘Beni canlı esir tutun, kendimi azat ettirmek için evimde altın, tunç ve işlenmiş demirler vardır..Babam, büyük bir fidye ayırıp verecektir.’

ODYSSEUS.:

-‘Cesur ol! Soracağım şeylere dolambaçsız cevap ver…Ölülerin kadavralarını mı soyacaktın? Yoksa gemileri gözetlemen için seni HEKTOR’mu gönderdi?..Veya kendi gönlünle mi bu işe kalkıştın..’

DOLON, titreyerek cevap verdi:

-‘HEKTOR, pek Çok aldatıcı sözlerle gönlümü çeldi…AHİLLEUS’un arabasını vereceğini vadetti. Düşmanlara yaklaşıp, gözetlemeye ve bilgi toplamaya gönderdi…’

ODYSSEUS:

-‘Senin hediye beğenmekten yana zevkin varmış..Buraya gelirken budunlar çobanı HEKTOR’u nereye bıraktın?..Troyalıların beslenme ve dinlenme yerleri nerededir?..Gönülleriyle ne ne tasarladıklarını bize söyle..’

DOLON:

-‘Dolambaçsız cevap vereceğim. HEKTOR, dernekte oy sahibi olanlarla tanrısal İLİOS’un mezarı yakınında bulunmaktadır. Ordunun belirtilmiş bekçi ve koruyucuları yoktur. Troya içinde yurdu olanlar uyanık, müttefiklerimiz ise uykudadır.’

ODYSSEUS:

-‘Bu saatte nasıl yatıyorlar? Troyalılarla karışmış olarak mı? Ayrı ayrı mı uyuyorlar?

DOLON:

-‘Deniz tarafından KARİENLER, yayları bükeyli POENİENLER, KAUKONLAR, ve tanrısal PELASGİLLER vardır.

Thyonbres tarafında ise LYKİENLER, MYSİENLER, PRYGİENLER, MEONİENLER bulunmaktadır. Fakat bunları niçin soruyorsunuz?Troyalıların arasına sokulmak mı istiyorsunuz?Yeni gelen THRAKİALILAR, son hatta yerleştiler, içlerinde Hanları EİONE oğlu RHESOS var, küheylanları, silahları sanat eseridir.Şimdi beni gemilerinize götürün veya elimi bağlayıp burada bırakın. Her şeyi size gereğince anlattım…’

DİOMEDES:

-‘dolon, KOLUMUN BİR VURUŞU İLE SON NEFESİNİ VERİRSEN, ARTIK Argoslulara bela olmazsın..’

DOLON, bunun üzerine yalvarmaya başladı.DİOMEDES, onun boynunu kesti. Silahlarını soydu. Ganimetleri ATHENE’ye sundu.

DİOMEDES:

-‘Sana sunuyorum tanrıça, kabul et. Bize kılavuzluk et…’

RHESOS’UN KAMPINDA

Çabucak ilerleyip, THRAKİALILARIN kampına ulaştılar…RHESOS başta olmak üzere uyuyorlardı.

ODYSSEUS:

-‘İşte, öldürdüğümüz DOLON’un söz ettiği atlar! Atları alıp, adamların işini bitirelim..’

DİOMEDES, az zaman içinde 12 adam öldürmüştü.13. olarak, RHESOS HANI, tatlı uykusunda öldürdü. ODYSSEUS, atları ve arabayı aldı.

O sırada ATHENE şöyle dedi:

‘Kentleri ve bağlı oldukları coğrafyaları en güzel kim anlatır?

O kentin ve coğrafyanın çocukları.

Tıpkı HOMEROS’un TROYA’yı 3 bin yıl önce anlattığı gibi. Türkiye coğrafyasının Troya kadar eski bir yerleşim yeri HATAY’ı BURHAN GÜNEL anlatıyor:

-‘Bundan önce yazılmış Hatay kitaplarını yinelemekten kaçınmam gerekiyordu. Eldeki bilgilerden yararlanan ama o bilgilere yeni yorumlarla katkıda bulunmayı gözeten bir yaklaşımla hazırlamalıydım kitabımı. İlk yolculuğumu Ocak-2006 ortalarında gerçekleştirdim. Ön notlar aldım. Sonra Ankara’da ki evimde bağımsız, kurgu dışı metinler yazdım. En sonunda hepsini bir araya getirip kitap bütünlüğü oluşturmayı düşünüyordum. Hatay’la özdeşleşen yaşam serüvenimin yanı sıra kitabı yazma aşamalarını da anlatmayı istiyordum. Çünkü sizinle büyüyüp gelişen , genişleyen ya da gerileyip küçülen kentler ve toplumlarda vardır. İskenderun ve Antakya, elbette çocukluğumdan çok daha eski olmalarına karşın adeta benimle doğmuş, büyümüş, gelişmiş ve değişmişlerdi. Bu süreçte hayatıma katılan ve dokunup geçen insanlar oldu.’

SONSUZ AŞKIM HATAY’ bu birlikteliğin bütünlük gösteren ve birbirini tamamlayan ilişkileri içinde, oldukça duygusallıklar taşıyan ama duygusallığı bile nesnel temellere dayanan bir anlatı’

Bu kitabı umarım emeklerinin karşılığını Burhan Günel’e verir.

 

O sırada ATHENE şöyle dedi:

-‘Ulu gönüllü DİOMEDES, bozguna uğramak istemiyorsan, gemilerine doğru dönmeye bak. Başka bir tanrının gidip Troyalıları uyandırmasından kork!’

DİOMEDES, sesinden tanrıçayı tanıdı ve ODYSSEUS’la beraber, Ahay gemilerine doğru gittiler.

APOLLON, tüm bunları gördü. Troyalıların içine sokuldu. THRAKİALILARIN öğütçüsü, RHESOS’un kuzeni HİPPOKOON’u uyandırdı. Uykudan silkinenler, halen can çekişmekte olan arkadaşlarını görünce, Troyalılar arasında bağırtılar yükseldi.

KAHRAMANLARIN AHAY KAMPINA DÖNÜŞÜ

NESTOR:

-‘Dostlar! Tez koşan atların sesleri kulaklarıma doldu. Gelenler, ODYSSEUS ve DİOMEDES olsaydı…’ dedi.

Sözünü henüz tamamlamamıştı ki, onlar geldiler.

NESTOR:

-‘Hey ün salmış ODYSSEUS, söyle bana bu atları nasıl elde ettiniz? ‘

ODYSSEUS:

-‘NESTOR NELOĞLU, Ahaylıların büyük şefi! Atlar, THRAKİADAN geliyor. Cesur DİOMEDES, atları onların sahibi ve 12 arkadaşını öldürerek aldı. Bir 13. savaşçıyı, gemilerin yakınında yakalayıp öldürdük. Ordumuzu gözetlemek üzere HEKTOR’un gönderdiği bir casustu. ‘ dedi.

ŞAN XI

İKİ ORDU YENİDEN KAVGAYA HAZIRLANIYOR.AGAMEMNON’UN KAHRAMANLIKLARI. YARALANAN AGAMEMNON CEPHEDEN AYRILIYOR. HEKTOR, TROYALILARI KAVGAYA SÜRÜYOR. ODYSSEUS İLE DİOMEDES, TROYALILARI GERİ ATIYORLAR. DİOMEDES YARALI, ODYSSEUS TEHLİKEDE. AYAS, DURUMU DÜZELTİYOR. HEKTOR’UN BAŞARILI SALDIRIŞI. AHİLLEUS, PATROKLOS’U NESTOR’UN YANINA GÖNDERİYOR. NESTOR’UN SÖYLEDİKLERİ.

İKİ ORDU YENİDEN KAVGAYA HAZIRLANIYOR.

ŞAFAK, yatağından ışığı ölümsüzlere gözükmek üzere kalkıyordu. ZEUS, tanrıça SAVAŞ’ı Ahaylıların gemilerine doğru gönderdi. Ahaylıların yürekleri ayrı ayrı savaşma isteği ile doldu. Atreoğlu AGAMEMNON, Ahaylılara silahlarını kuşanmak emrini verdi.

ZEUS kötü bir gürleyişle, Etherin yukarısından kanlı bir çiğ yağdırdı. Bu alametler az sonra nice şanlı başları HADES’e atmak niyetinde olduğunu gösteriyordu.

Troyalılarda, HEKTOR’un komutası altında grup grup toplanıyorlardı.

 

AGAMEMNON’UN KAHRAMANLIKLARI

Troyalılar ve Ahaylılar, karşılıklı birbirlerinin canına kıymak yolunu arıyorlardı… SAVAŞ, iki başı denk tutuyordu.. NİFAK, onları seyrederek seviniyordu. Başka tanrılar orada görünmüyordu.. ZEUS, öldürülenlere ve öldürenlere bakıyordu.

AGAMEMNON, BİNEOR’u ve at sürücüsü OİLE’yi öldürdü. PRİAM’ın, biri nikahlıdan, öbürü halayıktan oğulları İSOS ve ANTİF’i öldürdü. ATREOĞLU AGAMEMNON HANIN, hücumları ile bozguna uğrayan Troyalıların kelleleri bir bir düşüyordu.

ZEUS, yel ayaklı İRİS’e şöyle dedi:

-‘Yel ayaklı İRİS, hemen yola çık ve emrimi HEKTOR’a söyle. AGAMEMNON’la canlar yakan kavgaya devam emri versin. AGAMEMNON bir ok veya mızrakla yaralanırsa, o zaman HEKTOR’un eline öldürmek kuvvetini vereceğim…’ dedi.

Yel ayaklı İRİS, haberi HEKTOR’a götürdü.İRİS:

-‘Düşünceden yana ZEUS eşi HEKTOR…ZEUS Baba, şu emrini iletti. AGAMEMNON’u hatlar dışındaki erlerle savaştır… Eğer yaralanırsa, sana öldürmek kuvvetini verecektir…’

İRİS, havalanıp gitti.

AGAMEMNON, ANTENOR OĞULLARI İFİDAMAS ve KOLON’u öldürdü.Onları HADES’e attı. Ama ölmeden önce KOON, AGAMEMNON’un kolunu yaralamıştı.

YARALANAN AGAMEMNON CEPHEDEN AYRILIYOR

AGAMEMNON, korkunç acılar duyuyordu. Danaosluların işitebileceği bir sesle haykırdı:

-‘Dostlar! ZEUS, benim bütün gün Troyalılara karşı savaşmamı istemiyor..’

Böyle dedi ve arabasını koca karınlı gemilere doğru sürdü. Bitkin kavgadan uzaklaşıyordu.

 

HEKTOR TROYALILARI KAVGAYA SÜRÜYOR

HEKTOR, AGAMEMNON’un uzaklaştığını gördü.

-‘Dostlar! Düşmanların en büyüğü aradan çıktı. Savaşın..’ dedi.

HEKTOR, ASEA’YI, AUTONOOS’U, OPİTES’İ, DOLOPS’U, OFELTİOS’U, AGELAS’I, ESYMNE’Yİ, HOROS’U, HİPPONEOS’U yakalayıp, öldürmüştür.

Beyaz köpükler rüzgarı NOTOS’UN yaydığı bulutları, ZEFYT’İN hızlı bir sağanakla çarptığı zaman nasıl sayısız dalgaların köpükleri deniz yüzünde saçılırsa, onun gibi HEKTOR’UN saldırışları altında, yığınla savaşçının başı vurulup, dağılıyordu.

ODYSSEUS İLE DİOMEDES, TROYALILARI GERİ ATIYOR

ORLARO zaman yıkkınlık ve çaresi bulunmaz işler olurdu, kaçan Ahaylılar gemilerine kadar sürülürdü, eğer ODYSSEUS, Tydeoğlu DİOMEDES’e şöyle hitap etmeseydi:

-‘Diomedes, bize ne oluyor da yiğitliğimizi unutuyor, iç ateşimizi söndürüyoruz? Ne büyük utanç olur gemilerimizin tulgası HEKTOR’un eline düşerse!’

DİOMEDES cevap verdi:

-‘Ben kalıyorum, ama sevincimiz kısa olur, ZEUS şanı şerefi bizden çok Troyalılara verme arzusundadır’ dedi.

THYBREOS’u vurdu.

MOLİON’un işini bitirdi.

İkisi Troyalıların canına kıymak üzere cepheye döndüler.

Tanrısal HEKTOR’un önünden kaçmakta olan Ahaylılar sevinerek nefes aldılar.

Demosların en cesurlarından, iki savaşçı MEROPS’un iki oğlunu öldürdü DİOMEDES.

ODYSSEUS’da, HİPPODAM ile HYPEROHOS’un işini bitirdi.

DİOMEDES:-‘HEKTOR, musibet gibi üstümüze geliyor’ dedi ODYSSEUS’a.

HEKTOR’un kalkanını deldi.

DİOMEDES:

-‘HEKTOR, bir kere daha köpek, ölümden sıyrılabildin. APOLLON seni korudu. Birgün elbet hesabını göreceğim’ dedi.

DİOMEDES YARALI, ODYSSEUS TEHLİKEDE

Böyle dedi ve kargı ile şanlı PEONOĞLU’nun canına kıydı.

HELENE’nin erkeği ALEKSANDROS-PARİS budunlar çobanı TYDEOĞLU DİOMEDES’e yayını çevirdi.

DİOMEDES, şanlı AGASTROF’UN göğsünden kıvılcımlı zırhını soyup almak üzereydi.

ALEKSANDROS-PARİS, yayını gererek okunu attı, ok sağ ayağının tabanına değdi, ayağı deşip geçti.

ALEKSANDROS-PARİS:

-‘DİOMEDES! Okum boşa atılmış değildir, yaralandın!’ dedi.

DİOMEDES:

-‘Sefil ALEKSANDROS! Bir ayağımın tabanını tırmalamakla öyle övünme! Amma benim vuruşlarım başkadır.’ dedi.

Arabasına oku ayağından çıkarttıktan sonra atladı, seyisine arabayı koca karınlı gemilere sürmesini emretti.

ODYSSEUS, ün salmış savaşçı yalnız kalmıştı. Yanında başka hiç bir ARGOS’lu kalmamıştı, yoktu.

ODYSSEUS:

-‘Vah bana! Ne olacağım? Ama gerçekten kahraman olan bütün kuvvetleriyle sebat etmelidir, ister başkaları yaralansın, ister kendi yaralanmış olsun.’

TROYALI’lar, ZEUS’un sevgilisi ODYSSEUS’u sarmak üzere yürüyorlardı.

Fakat ODYSSEUS daha önce mızrağı ile DEİOPİT’i yaraladı, THOON’u ve ENNOM’u, HERSİDAMAS’ı öldürdü, HİPPS OĞLU HAROPS’u yaraladı.

HİPPS OĞLU zengin SOKOS naralar atarak karşısına geldi:

-‘ODYSSEUS,, bugün benim mızrağım ile can vermezsen, HİPPAS’ın iki savaşçı oğlunu vurmakla ve silahlarımızı soymakla övünebileceksin’ dedi.

ODYSSEUS’a mızrağını fırlattı, yaraladı ama yara öldürücü değildi, PALLAS ATHENE onu korumuştu.

ODYSSEUS:

-‘Ey bahtı kara SOKOS, seni bugün kara ecel bekliyor. HADES’e canını vereceksin. Bak ölüm, benden önce sana erişti’ dedi.

Fırlattığı mızrağı SOKOS’un göğsünü deşmişti.

TROYALI’lar, ODYSSEUS’un yarasından akan kanı görüp, üzerine yürümeye başladılar. ODYSSEUS sesin en yükseği ile haykırdı. ARES’in sevgilisi MENELAS, onun sesini işitip, AYAS’a şöyle dedi:

-‘ZEUS dölü TELAMONOĞLU AYAS! ODYSSEUS’un sesini işittim. TROYALI’lar yalnız yakalayıp, sıkıştırmışlar, onu korumaya koşalım.’

AYAS DURUMU DÜZELTİYOR

MENELAS ve AYAS, ODEYSSEUS’u buldular. TROYALI’lar, etrafını sarmışlardı. Onları gören TROYALI’lar, korkup, dağıldı.

AYAS, PRİAM’ın halayıktan oğlu DORYKLES’i yaraladı, sonra PANDAHOS’u, LYSANDROS’u, PYRAS’ı, PYLARTES’i yaraladı.

HEKTOR, işin farkında değildir, cephenin sol tarafında sarp kıyılar (SKAMANDROS) boyunca çarpışmaktadır.

NESTOR ve İDOMENE’nin etrafında uğultular yükselmektedir.

Budunlar çobanı MAHAON omuzundan yaralandı.

İDOMENE:

-AHAYLI’ların büyük şefi NELEOĞLU NESTOR, MAHAON’u yanına bindir, atını gemilere doğru sür. Bir hekim bul ve yaraya iyileştirici tozlar dök’ dedi.

HEKTOR’UN BAŞARILI SALDIRIŞI

KEBRİON:

-‘HEKTOR, TROYALI’lar çok sarsılmış görünüyorlar. AYAS, onları tartaklıyor’ dedi.

Yukarılarda oturan ZEUS BABA, AYAS’ı ürküntü haline koymuştu.

HEKTOR, şaşkınlık içinde durdu, sıkıştırılmış bir hayvan gibi baktı.

AYAS, gemileri için korkuyordu, TROYALI’lardan uzaklaştı.

EVEMON’un şanlı oğlu EURYPYL, AYAS’ı bir yığın silah ortasında sıkıştırılmış gördü. Yanına gelerek mızrak attı, FAUSİOS OĞLU APİSAON’u öldürdü.

ALEKSANDROS-PARİS,onu okla yaraladı.

EURYPYL:

-‘Dostlar, ARGOSLULAR, durun, düşmana dönün ve AYAS’ın yanındaki felaketi uzaklaştırın, onun etrafında toplanın’ dedi.

AKHİLLEUS PATRAKLOS’U NESTOR’UN YANINA GÖNDERİYOR

NELE’nin atları, NESTOR’u ve MAHAON’u kavganın dışına götürüyordu.

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Atatürk Aydınlığı Ethem Arı

Deneme

Bir yorum var

  1. Dünya Edebiyatı’nın en güzel “Doğal Destan’ını biz anımsatıp paylaştığınız için; Sevgili dostum Serdar Hakyemez’in de bu yapıtı-konuya uygun resimlerle-süslediği için TEŞEKKÜRLER.

    4

Bir cevap yazın