İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar Semihat Karadağlı

Sen 9 Eylül dersin iki kelime

Ben değişen yazgı anlarım

Özgürlük anlarım, bağımsızlık,

Sen İzmir dersin iki heceyle

Ben sevinçten ağlarım

★★

Tarihin başı mı dönmüş

Şimşek hızı geldiklerinde?

Şaşırmış mı toprak

Ayakları yere değmeyen atlar geçerken?

Önce deniz mi görmüş

Kavruk yüzlü neferleri?

★★

Bugün 9 Eylül

Tam sırasıdır canlandırmanın hatıraları

Sen 9 Eylül dersin iki kelime

Ben onurlu bir halk anlarım

Rüzgârın çevirdiği sayfa anlarım

Sen İzmir dersin iki hece

Ben saygıyla ayağa kalkarım. 

İzmir’in Kurtuluşu günü ile ilgili Gazeteci, Yazar, Şair Haluk ışık tarafından yazılmış en güzel şiirlerden birisidir.

***

Hiçbir şekilde tutsaklığı kabul etmeyen bir ulusun Kurtuluş mücadelesi 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz ile başlamış ve Türk ordusunun işgal kuvvetlerini İzmir’den denize döküldüğü 9 Eylül tarihinde sona ermiştir. 9 Eylül İzmir’in yeniden doğduğu gündür. Doğum günüdür.  Birçok yerde tarihsel bilgilerle Kurtuluş anlatılacaktır. Ben bu bayramı doğum gününü şiirlerle şarkılarla anımsayalım yaşayalım istedim.

Fotoğraf: Semihat Karadağlı

 İzmir Özgürlük meşalesini ilk ateşleyen ilk olmuştur.  Kurtuluş mücadelesi yine İzmir’de sona ermiştir.

İşte bizler için, bu günler için diyet ödeyenlerden birisi de gazeteci Hasan Tahsin’dir.  Genç gazeteci “Hasan Tahsin” veya diğer adı ile “Osman Nevres” Emperyalist işgalci devletlere karşı özgürlük ve bağımsızlığın ilk kurşunlarından birisini 15 Mayıs 1919 tarihinde atarak kurtuluşun ateşi yakanlardan birisidir.

***

9 Eylül Mudanya Ateşkes Antlaşması ve sonrasında Lozan Barış Antlaşması’na uzanan süreci başlatan Millî Mücadele’nin sona ererek Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesi olmuş çok önemli bir tarihi olaydır

***  

Turgut Özakman “Şu Çılgın Türkler” isimli kitabında Kurtuluş mücadelesini anlatırken: “Bir romanda yaşadığımı düşünüyordum. Yanılmışım. Böyle roman mı olur? Bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele eden bir halkın destanı bu.” (1)

*** 

Mustafa Kemal Atatürk savaştan yorgun yaralı askerlerle nasıl mücadele edileceğini düşünürken cehalet ile de nasıl mücadele edileceğini şu sözlerle anlatır. “Cahillikle, ilkellikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir.” (2)

“…Anadolu’yu yüzlerce yıl, yalnız canına ve malına ihtiyacın olduğu zaman hatırlarsan, bunun dışında kaderine terk ve cehalete teslim edersen, sonuç tabii böyle olur. İnsanlarımızı okutmamış, bilinçlendirmemiş, kafalarını ve yüreklerini milli bir terbiyeden geçirmemişiz ki. Cami okullarında ve medreselerde, ne tarih, coğrafya dersi verilir, ne de vatan, millet nedir öğretilir. Bu yüzden iki yıldan beri düşman kadar, cahil, gafil ve hainlerle de uğraşıyoruz…” (3) 

Fotoğraf: Semihat Karadağlı

Kurtuluş savaşı Anadolu insanının canları ile mücadele ettikleri özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi savaşıdır. 

Yoktan var olmuş bir ulusun Kurtuluş ve Özgürlük mücadelesidir bu destan.

***

Kurtuluş savaşını En güzel anlatan destan dünyaca tanınan değerli şair Nazım Hikmet tarafından kalem alınan Kuvayı milliye destanıdır. O destandır ki tüm kahramanlar gözünüzde canlanır.

        «Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

          Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

                                      bu memleket bizim.

 

          Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

          ve ipek bir halıya benziyen toprak,

                                      bu cehennem, bu cennet bizim.

 

          Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

          yok edin insanın insana kulluğunu,

                                      bu dâvet bizim…

          Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

          ve bir orman gibi kardeşçesine,

          bu hasret bizim…»> (4)

***

İşte bu güzel canım memleket Özgürlüğün başkenti Canım İzmir doğum gününden önce her doğumun sancılı olması gibi işgal kuvvetlerince terk edilirken geride yanan bir şehir bırakılmıştır.  

 ***

Sonra.

Sonra, 9 Eylülde İzmir’e girdik

ve Kayserili bir nefer

yanan şehrin kızıltısı içinden gelip

öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,

Güneyden Kuzeye,

Doğudan Batıya,

Türk halkıyla beraber

seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i.

 

Ve biz de burda bitirdik destanımızı.

Biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap,

Türk halkı bağışlasın bizi,

onlar ki toprakta karınca,

                                    suda balık,

                                                    havada kuş kadar

                                                                  çokturlar;

korkak,

            cesur,

                     câhil,

                             hakîm

                                      ve çocukturlar

ve kahreden

                 yaratan ki onlardır,

kitabımızda yalnız onların mâcereları vardır…  (5)

***

Evet tutsaklığa hayır diyen bir ulusun Kurtuluş ve özgürlük mücadelesi 9 Eylül’de İzmir’in Kurtuluşu ile sona ermiştir.

O İzmir ki aydınlığı Bağımsızlık ve Özgürlük tutkusunu, memleket sevgisini Atatürk sevgisini yüreklerine kazımışlardır.

Yeşildere Kaya Rölyef Atatürk Heykeli

İzmir’in dağlarında çiçekler açar

Altın güneş orda sırmalar saçar

Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar

Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Adın yazılacak mücevher taşa 

Dizeleri marş halinde sadece İzmir’de değil hemen hemen ülkenin en batısından en doğusuna hüzünde de sevinçli günlerde de söylenir olmuştur.

*** 

Doğum günün kutlu olsun İzmir’im.

Bugün bir kadın olarak diğer uygar uluslardan önce bazı medeni haklara sahip olduysam. Bugün bir kadın olarak kendi ayaklarımın üzerinde durup özgürce yaşayabiliyorsam bu günler için mücadele eden Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları sayesindedir.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ” Ben, bütün İzmir’i ve bütün İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim.” demiş.

Biz de seni sonsuz sevgi ile seviyoruz Atam …

İzmir sokaklarında büyüdüm ben. Çağdaş, laik ve Atatürkçü olmayı öğrendim bu sokaklarda. Biz kimsenin nerede doğduğuna cinsiyetine parasına puluna mevkiine bakmayız. İnsan mı diye bakarız, Atatürkçü mü diye bakarız. Bu bize yeter.

Hiç kimsenin karşısında başımı eğmiyorsam işte onun içindir ki Kurtuluş destanın isimli isimsiz bütün kahramanlarının anıları önünde saygı ve sevgiyle eğiliyorum.

9 Eylül’ü kutlayan İzmirli çocuk Fotoğraf: Semihat Karadağlı

Yazımızı Haluk Işık’ın dizeleri ile bitirelim.

 “Sen 9 Eylül dersin iki kelime

Ben onurlu bir halk anlarım

Rüzgârın çevirdiği sayfa anlarım

Sen İzmir dersin iki hece

Ben saygıyla ayağa kalkarım.  “

Semihat Karadağlı 08.09.2021/İzmir

 

Yararlanılan Kaynaklar:

  • Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman (Sayfa 92)
  • Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman (Sayfa 174 – Mustafa Kemal Atatürk)
  • Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman (Sayfa 216 – Mustafa Kemal Atatürk)
  • Cumhuriyet’in İzmir’i dergisi / 09.08.2008
  • Kuvayı Milliye Destanı/Nazım Hikmet
Semihat Karadağlı
4

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Süslü Kadınlar Turu Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

2 Yorumlar

  1. Bu gün sadece İzmir’in değil, Türkiye Cumhuriyetinin doğum günüdür aslında. Bu güzel yazınız için kutlarım. Teşekkürler 👏👏👏

    3
  2. Türkiye’nin aydınlanma çabaları Japonya ile birlikte 1800’lü yıllarda başladı. Bu çabalar ve karşı duruşlar nedenleri-sonuçları ile ders kitaplarında yeterince anlatılmaz. Bunun yerine fetih dönemleri abartılarak anlatılır. Yavuz’un İran’da yıktığı devletin Türk devleti olduğu, Mısır’da yıktığı Kölemenler’in Arapların devşirmeyi başaramadığı Türk çocukları olduğuna değinilmez.
    *
    200 yıllık aydınlanma çabalarımız içinde Kurtuluş savaşımız ve Atatürk devrimleri çok önemli bir yer tutar. Çünkü öldü, bitti diye paylaşılan bir ulus ayağa kalkarak Batı’nın yüzyıllar alan aşamalarını bile geride bırakmıştır. Batı’nın ve İslam coğrafyası egemenlerimin gözünde Atatürk devrimlerinin günahı büyüktür. İşte bundan ötürü 1930 yılında, henüz Cumhuriyet 7 yaşında iken Alman Ortadoğu Uzmanı Kurt Ziemke “Yapılması gereken, Kemalist Cumhuriyet’in hem din düşmanı hem de Kürt düşmanı olduğu temasını gündeme getirip işlemektir. . . “ diyebilmiş, Batı’nın her alandaki bütün politikaları bu yönde olmuştur.
    *
    12 Eylül 1980 Pentagon generalleri darbesi ile Atatürk Devrimlerine en büyük darbe vurulduktan sonra dilimiz ve tarihimiz ayaklar altındadır. Çünkü ulusları ulus yapan-yaşatan dil ve tarihtir. Dikkat edilirse son 20 yılda gizli-açık en çok eleştiri Cumhuriyet’in ilk çeyreği yıllara ve o yılların yaratıcılarına yapılmaktadır.
    *
    Mustafa Kemal’in çocukluğundan beri düşü olan “vatan nasıl kurtulur” düşüncesi 1918 yılı son aylarında Vahdettin’i İngiliz İşgali altında olan İstanbul’dan Anadolu’ya geçmeye ikna çalışmaları ile başlar. Padişah ikna edilemeyince Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması ile eyleme dönüşür. 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşu ile biten, dolu dolu 4 yıla yakın süren Türk’ün Ateş çemberinden çıkışı yeni kuşaklara anlatılamıyor. Ders kitaplarındaki konular gerçeklerden uzak, kuru övgülerle dolu. Oysa gerçekler anlatılabilirse o yilların Türk çocuklarına onur, gurur ve yurt sevgisi aşılayacak yönü vardır.
    Semihat Hanım, bu önemli günün anlamlı yazısı için sizi kutluyorum. Emekleriniz övgüye değer. Bir kez daha, sonsuza kadar kutlu olsun İzmir’in ve ülkemizin kurtuluşu.

    3

Bir cevap yazın