Kürt Sait Mehmet Sönmez

Mesleğimiz inşaat işleriydi. Turgutlu’da yaşıyorduk ama, nasipte Alaşehir’de çalışmakta varmış. 1983 Yılında Alaşehir’de aldığımız işlere başladık, iş işi getirdi 1992 yılına kadar Turgutlu’dan uzak kaldık. Tekrar şehrimize döndüğümüz zaman meslek ile ilgili insan profilleri değişmişti.

Bir sabah işçi kahvesine gittim işçi bakmaya. Biraz geç kalmıştım, üç kişi vardı, birisi betoncu Hüsnü. O patron işe gitmez, diğer ikisini tanımıyorum. Bir de her zaman uykusuz olan kahveci Hüsnü “geç kalmışsın Mehmet abi” dedi. “Evet geç kaldım”, köşede oturan işçiye seslendi; “Mehmet abi çayını içsin beraber gidin” dedi.

Adı Sait’miş, sakin yavaş birisi. İşbaşı yaptık, gayet güzel çalışıyor ve harç karmasını biliyor. Akşamüstü paydos edince, “yarın yine gel dedim.
“Ben başka yerde çalışıyorum bugün boş kalınca kahveye çıktım, kardeşim Faruk var o gelsin yarın” dedi.
“Tamam o gelsin, senin paranı vereyim”.
“Yok verme hepsini birden Faruk’a verirsin” dedi.

Ertesi günü sabah Faruk geldi. O da güzel çalışıyor, iki gün önce askerliği bitmiş.
Siirt’in Kurtalan ilçesinden gelmişler üç dört yıl önce, Kürt çocukları yani.

Taaa 1998 yılına kadar ikisiyle beraber çalıştık. 99 Yılında ben saman işlerine başladığımda, saman kamyonlarını da boşaltma işini kamyon başı ücretle yapıyorlardı.
Evlerimize odun kömür de taşıdılar.
Ben saman dükkanımı açınca üçüncü kardeşleri Cemil de iki yıl dükkanımda çalıştı.

Aile gibi olmuştuk. Faruk evlenirken benim taksiyi gelin arabası yaptık. Salihli’nin Çapaklı köyünden gelin aldık. Ben bir ara inşaat işlerini bıraktım, Sait başka bir Kürt inşaatçının yanında çalışıyordu ve onlar benden çok zengindi, arabaları da çoktu.!

Bir kış mevsiminde gece yarısı Faruk aradı beni. Sait’in hanımı doğum yapacak ama hastane İzmir Yeşilyurt’a sevk etmiş, kağıtları elinde. O zamanlar ambulans yokmuş. Benim götürmemi istediler. “Hazırlanın geliyorum” dedim.
Sait, hanımı, babası, Faruk ve bir bayan ile çıktık yola. Yarı yolda kar başladı lapa lapa.! Eyvah, Belkahve’yi geçersek tehlike olmaz. Çok şükür sorunsuz geçtik saat 05 de Yeşilyurt hastanesine yetiştik. Onlar hastaneye girdi ben arabada uyuyayım dedim.
Sat 08 de Faruk geldi, yüzü gülüyor, “oğlumuz oldu” dedi
………
Aradan çok yıllar geçti. Yıllarca saman işi yaptım, hep beraber çalıştık dolu dolu.
Bu üç kardeşin üçüne de bir kamyon altın teslim ederim, gözüm arkada kalmaz. Onlar Kürt ben Boşnak Türküm. (Her sepette çürük yumurta çıkar, bu Kürt çocuklarıyla teröristler bir olamaz).

Ben 2016 Yılında bütün işleri bıraktım, çok ağır ameliyatlar oldum. Hep beni aradılar, hastaneye geldiler.

Şimdi Balıkesir Gönen’de kızımın yanındayız, tazecik DEDE oldum, halâ volkır yardımıyla yürüyorum. Artık arabayı da eşim kullanıyor.

An itibariyle saat 11.30. da Faruk aradı, sesi hiç iyi değildi.
“Mehmet abi sen hastasın hastaların duası kabul olurmuş ne olursun bize dua et”.
Aman Allah’ım!!
“Faruk ne oldu amcam”!?
“Sait abim inşaatta asansör boşluğuna düştü, alçak yerdi ama baş üstüne düşmüş, 15 günden beri Salihli devlet hastanesinde, komada, bilinci kapalı” !!
“Mehmet abi dua edin”.

Faruk’un sesindeki çaresizlik ve üzüntü içimi dağladı, 1992 den bu yana film şeridi geçti beynimden.
“Faruk benim yapacağım bir şey var mı ? Ekonomi falan”?
“Yok abi sağ ol dua istiyorum”
“Faruk kardeşim, ben de yengen de Sait için dualar ediyoruz”

Ah be Sait, Kürt Sait böyle mi haberin gelecekti.! Allah’ım ne olur Sait’e sağlık nasip et. Faruk iyi haberlerle arar inşallah.

İşte hayat böyle, pamuk ipliğine bağlı, kısa ve acımasız.
Biz Türk’üz onlar Kürt ya da diğerleri; Arnavut, Laz, Çerkez.! Ne fark eder, vatan bayrak hepimizin.
Ben her şeye yeniden başlamaya razıyım, yeter ki Sait kardeşim iyileşsin.
Kürt kardeşim,
benim ve yengenin duaları seninle.
Allah’tan yardım ve şifa diliyoruz sana, iyi haberlerini umutla bekliyoruz.  

Mehmet Sönmez
09 Kasım Salı. Gönen.
Saat. 13.55

Mehmet Sönmez
Mehmet Sönmez son yazıları (Hepsini Gör)
7

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Çocukluk Çağımız Daha Güzeldi Sadi Geyik

Anı

Bir cevap yazın