Kuş Yuvadan Uçtu Serdar Hakyemezoğlu

Kuş Yuvadan Uçtu Serdar Hakyemezoğlu

Bu gün ilk kez uçacaktı. Annesi o akşam kendisine kanatlarının yeterince güçlendiğini, artık uçabileceğini söylediğinde içini bir korku sarmıştı. O kadar yüksekteydi ki yuvaları. Düşeceğini çok iyi biliyordu. Yuvanın içinde kaç defa kanat çırpma denemeleri yapmış, kaç defa burun üstü yuvanın tabanına düşmüştü. Demek yarın yaşamının son günü olacaktı. Yuvadan ayağını kestiği anda, o cılız kanatları gövdesini taşıyamayacak, çırpınarak ağaçların dallarına çarpa çarpa yere düşecekti. Annesine de üzülüyordu. Kim bilir başında ne çok ağlayacaktı. “Keşke yavruma bu kadar uçması için ısrar etmeseydim, bütün suç benim.” diye dövünecekti. Bütün kuşlar uykuya çekilirken annesi de, yuvanın dibine iyice yerleşti. Yavru kuş da, her zamanki gibi annesinin sıcaklığına sığınarak huzurlu uykusuna geçmek istedi. Ama bu gece uyumasına olanak yoktu. Keşke annemle babamın gagalarında getirdiği yiyecekleri bu kadar çok yemeseydim. Bu kadar ağır olmazdım o zaman, diye düşündü.

Kuş Yuvadan Uçtu Serdar Hakyemezoğlu

Anne kuş uyumuyordu aslında. Bütün gün kendisine uçmamak için yalvaran yavrusunun feryatlarına göğüs germiş; içinden gelen her an yumuşama tehlikesi içindeki ana kalbinin söylediklerine direnerek, yavrusuna ödün vermemişti. Çünkü biliyordu ki; uçmayı ertelediği her gün yavrusunun uçması daha da zor olacaktı. Uçamayan bir kuş bile olabilirdi. Uçma günü yarındı. Neden yarın olduğunu bilmiyordu ama binlerce yıldan beri içine nakışlanmış bir saat duygusuyla hissediyordu bunu. Ya yarın uçardı yavrusu, ya da hiç.

Kımıldamadan çaresizlik içinde ağlayan yavrusunun titremelerinin bitmesini bekledi. Vücut hareketleri ile ona daha çok yaklaşıyor; onu her zamanki gibi ısıtmaya çalışıyordu. Nihayet yavrusu uykuya daldı. Yarın büyük bir gün olacak, ben de uyumalıyım, diye düşündü. Az sonra anne de, yavrusuyla koyun koyuna uykuya dalmıştı.

Orman sabahın ilk ışıkları ile uyandı. Gece avlanan hayvanlar yuvalarına geri dönmüşler; gece yuvaları avcı hayvanlarca basılan hayvanlar içlerindeki kayıpları saymaya başlamışlardı. Yılan komşu yuvadan yumurta çalmış; baykuş yerdeki bir orman faresini kaçırmıştı.

Anne kuş her zamanki gibi yavrusundan önce uyandı. Yavrusu biraz daha uyuyabilsin diye bir süre hiç kımıldamadan yatmaya devam etti. En sonunda kalkma zamanı geldiğine karar verince, gagasıyla yavrusunun boynunu yavaş yavaş okşamaya başladı. Gagasını yavrusunun boynuna sürdükçe, yavru annesine daha çok sokuluyor; uyanmamak için o her sabah ki nazlanmalarını sürdürüyordu. Sonunda anne kuş yavrusunu uyandırmayı başardı. Yavru kuş sevinç içinde cikcikledi. Ama bir an sürdü sevinci. Aklına birden o korkunç gerçek gelmişti. Bugün ölecekti. Annesine son kez doya doya sarıldığını düşünerek sokuldu.

-Hadi bakalım,  dedi annesi. Hiçbir şey olmayacak diyorum sana, kolayca uçacaksın. Baban, sen ve ben şimdiye kadar hiç görmediğin yerlerde gezeceğiz.

Baba kuş gagasında yiyecek bir şeylerle yuvanın kenarına kondu. Nereden bulursa bulur, her sabah daha uyanır uyanmaz gagasına kahvaltılıkları doldurmuş olarak gelirdi. O kadar alışıktı ki, yuvasındaki güvenlik duygusuna. Çılgıncasına korkuyordu uçmaktan. Uçmanın her şeyin başlangıcı olacağını; bir daha bu yuvanın asla, doğduğundan bu yana en güzel günlerini geçirdiği aynı yuva olmayacağını hissediyordu. Yalnızlığa uçacaktı bir anlamda. Annesi ve babasından giderek kopacak; bir daha sevinç içinde cıvıldaştığı o yuvada, aynı güvenlik ve aynı huzur duygusunu hiç yaşayamayacaktı. Kahvaltısından bir lokma bile alamadı.

Kuş Yuvadan Uçtu Serdar Hakyemezoğlu

Kahvaltıdan sonra yavru kuş uçtu. Hem de ilk denemesinde, sanki yıllardır uçuyormuş gibi uçtu. Uçmanın o tatlı heyecanı ile, ne yükseklik korkusu kalmıştı içinde, ne de ürkeklik. Her şeyi tek başına başarabilirdi o. Hayatın altından tek başına kalkabilir, kendi yiyeceğini kendi bulabilir, kimseye ihtiyacı olmadan sürdürebilirdi yaşamını. İçinde ne dün geceki yuva özlemi kalmıştı; ne de annesinin o sıcak kucağını düşünürken içini yakan o sızı. O da, binlerce, on binlerce yıldır uçan her kuş gibi uçmuştu. “Yuvadan uçmak” deyimini uydurmuştu insanlar, kuşları gözlemleyerek. Ne kadar az ya da çok görmek; bir araya gelmek olanakları olsa da; aslında sonsuza dek yitirdiklerini bildikleri yavrularına “yuvadan uçtu” derlerdi, insanlar da. Yavru kuş bir kere yuvadan uçmuştu.

Anne kuş, gözlerinde iki damla yaş ile ıslak göz bebeklerinin arkasından baktı yavrusuna. İçi acıdı. Biraz daha sokuldu erkek kuşa.

Serdar Hakyemezoğlu

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Babalar Günü Nurettin Şenol

Babalar Günü Nurettin Şenol

Deneme

5 Yorumlar

  1. Kaleminize yüreğinize sağlık. Her zaman böyle ilk denemede mutlu son olmuyor tabi. Bir kaç kez düşüyor kalkıyor anne ve baba kuş takipte çığlıklar birbirini izliyor. Suya çamura yağ birikintisine denk gelmezse sonunda uçmayı beceriyor.. Hayat mücadelesi başlıyor.. Aslında onların ilk hayata merhaba demesi tam bir mücadele örneği, o yumurtadan çıkışı. KUTLARIM

    0
  2. Çocuklarımıza ders niteliği taşıyan bu güzel öykü için teşekkürler

    0
  3. SİBEL KARAGÖZ

    Okurken düşündüm ya yuvasız kuşlar gibi savrulurken, düşünce anne diyemeyenler….
    Onlar da yuvadan uçuyor mu?

    1
  4. Kuş yuvadan uçarken tedirgin.Ama başarıyor.Insanlar içinde aynı şey söyleniyor ya.Yuvadan uçtu diye.Ayni tedirginliği evinden ilk defa ayrılırken insanlarda yaşıyor.Cogu başarılı oluyor yuvadan uçunca.

    2
  5. FEVZİYE ŞİMDİ

    Yuvadan uçmayı çok güzel tanımlamışsınız. Her yuvanın yavrusu zamanı gelince uçuyor, anne baba yuvasının sıcaklığını bir daha yaşayamayacağını düşünse de kendi yuvasını kurduğu zaman o sıcaklığı kendisi yaşatıyor. Kaleminize sağlık.

    2

Bir cevap yazın