Lüle Taşı (Eskişehir Taşı) Ethem Arı

DENİZKÖPÜĞÜ

Lületaşı, magnezyum ve silisyum esaslı ana kaya parçalarının yerin muhtelif derinliklerindeki başkalaşım katmanları içinde, hidrotermal etkilerle hidratlaşması sonucunda oluşmuş kayaçtır. Bu kayacı fark eden bir Alman mineralog tarafından 19. yüzyıl ortalarında sepiolit olarak adlandırılmıştır.

Eskişehir denilince ilk akla gelen simgelerden birisi bölgede 5000 yıldır bilinen ve kullanılan Lületaşı’dır.  Dünya rezervlerinin büyük bölümü Eskişehir sınırları içinde bulunan lületaşından birçok hediyelik eşya yapılıyor. Şehrin büyük bölümünde bulabileceğiniz lületaşından yapılmış pipolar, takılar, biblolar ve diğer aksesuarlar kendinize ve sevdiklerinize alabileceğiniz en güzel hediyelik eşyadır. Kururken nem ve gazın içindeki artıkları bünyesinde tutma özelliği olan iyi bir pipo malzemesidir. Lületaşından yapılmış örnekleri Odunpazarı’ndaki Kurşunlu Külliyesi içindeki Lületaşı Müzesinde sergilenmektedir. Eskişehir’in birçok yerinde bulabileceğiniz lületaşı aksesuarları özellikle Odunpazarı’nda bulunan Atlı Han Çarşısı , Kurşunlu Külliyesi içindeki El Sanatları Merkezi ve İki Eylül Caddesi üzerindeki Esnaf Sarayı‘nda bulabilirsiniz.

Eskişehir, birçok kültürel mirasa ev sahipliği yapan, genç ve dinamik nüfusu, kültür-sanat etkinlikleriyle ön planda olmayı başarmış bir kent. En önemli değerlerinden biri ise lületaşı. Ustadan çırağa, babadan oğula uzanan bir sanat. Dünya lületaşı rezervinin yarısında çoğunu bünyesinde bulundurur Eskişehir. Turistler tarafından oldukça ilgi çeken dünyanın ilk ve tek lületaşı müzesine sahiptir.

Bir kayaç tipi olarak bilinen lületaşı, kimyasal bileşimine bakıldığında yapısında bulunan doğal magnezyum ve silisyumdan oluşmaktadır. Taşın içerdiği mineraller belli noktalarda yoğunlaşma gösterir ve kristallerinde de düzensiz bir görüntü vardır. Varlığı ilk olarak Viyana kuşatması sırasında yeniçeriler tarafından Avusturyalılara tanıtılmış. Lületaşı, yerkabuğunun yaklaşık 300 metre derinliğinde bulunur. Oldukça yumuşak, hafif bir yapıya ve ince gözeneklere sahiptir. Rengi, genelde beyaz ya da beyazın tonlarında olur. Birçok ismi bulunan lületaşı ‘‘Eskişehir taşı’’ olarak da bilinir.

Anadolu’da ‘’beyaz altın’’ olarak anılan lületaşının neredeyse tamamı Eskişehir’de çıkarılmaktadır.

 

‘‘Denizköpüğü’’ ise sık kullanılan bir diğer ismi… Eskişehir’in Sepetçi köyünde ve civarında yer alan yaklaşık 400 adet lületaşı ocağı bulunuyor. Merdiven halatlar vasıtasıyla kuyulara iniliyor ve bol su ile dolu olan bir bölgeye tüneller açılıp zorluklarla çıkarılıyor. Lületaşı yapısal özelliklerinden dolayı kolay işlenip, biçimlendirilebilir. Havayla teması sonucu sertleşen taş işlenerek genelde dekoratif süs eşyalarına dönüştürülüyor. Ustalığın ön planda olduğu bu süreç sonucunda tespih, kolye, bileklik, anahtarlık, biblo, broş ve benzeri ürünler ortaya çıkıyor. 

Lületaşı, özellikle pipolar için eşsiz bir malzeme…Ustalık ve incelik isteyen birçok süreçten geçer. Genel olarak ustaların her biri kendi elleriyle yaptığı aletlerle işlemini sürdürür, böylece kendine has bir çalışma ortamı oluşturur. Usta ellerde lületaşına hayat veren aletler; ince ve detay çalışmalar için kullanılan ‘‘iş bıçağı’’, ikinci kademe uygulamalarının yapıldığı ‘’sıyrığ’’ ve ilk dokunuşların temel aparatı ‘‘kaba bıçağı’’… Lületaşı’nın ilk ‘‘Kral’’ı da Ali Osman Denizköpüğü olarak bilinmektedir. 1920’li yılların ortasında, Eskişehir’in Erkekler Hamamı Sokağı’nda, küçük bir atölyede başlamış çalışmalarına… Bugün Eskişehir’de pipo ustası denildiğinde akla ilk onun adı gelir. Yetenekli birçok pipo ustasının yetişmesini sağlamış, sergilerde Eskişehir ve lületaşını yan yana getirmiş. ‘‘Ali Osman Denizköpüğü’’ lületaşında bir başlangıç olup, kentin altın imzaları arasında yer alıyor.

Ali Osman DENİZKÖPÜĞÜ

Alpu Ovası’nda yapılmak istenen kömür santralı yapılırsa Alpu Ovası ile birlikte Eskişehir’de duman altı olacağı gibi Lületaşı maden ocakları da santralın altında kalacaktır. İlk gençlik yıllarımızdan beri Eskişehir denince akla ne gelir dendiğinde, yanıt hep “Lületaşı” olurdu. Türkiye ve Türkiye’yi yönetenler aklının peşinden giden insanlar olsalar sadece lületaşı gibi az bulunur, Eskişehir’e özgü bir taş İçin bile kömür santralı inadından vazgeçerler. 1867 yılında yazılmış bir kitaptan yapılan alıntıda yılda 1 milyon Mark Lületaşı dışsatımında söz ediliyor (*) Günün koşullarında büyük para. Alınan bu ürünün Almanlar tarafından hangi alanda kullanıldığı araştırılmalı. Lületaşından daha albenili ürünler yapılabilir. Kök boyası ile özellikle kolye, küpe, biblo gibi ürünler boylanabilir mi diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü turistler özgün olanı arar, özgün olan turist çeker.  

Dipçe: Bilgiler, bilgisunardan derlenmiştir.

(*) Eskişehir’imizin en eski fotoğrafı.23 Haziran 1882 yılında şehre gelen kaçakçı, hırsız arkeolog Karl Hummann. Bundan daha önce de söz etmiştik. Ünlü Zeus Tapınağını Almanya’ya parça parça kaçıran kişi. Humman 1890 yılında çıkardığı kitapta aşağıdaki fotoğrafı kullanmış. Fotoğrafı daha sonra kitapta kullanmak amacıyla gezisinde çektiyse, en eski Eskişehir fotoğrafı şimdilik bu. Ayrıca Şarhöyük, Karacahisar başta olmak üzere Eskişehir’deki bir çok antik yeri yağmalamış. Fotoğrafı şimdiki Askerlik şubesi tarafından (Yıldıztepe, Yenikent) Odunpazarı’na doğru çektiği görülüyor. Kitaptan bir kaç konu şöyle. Şarhöyük Karacahisar’dan bahsediliyor. 1867 de yazılmış bir kitaptan alıntı yaparak nüfus 10000 civarı diyor. Türk Ermeni Protestan olarak ayırmış. Yılda 1 1 Milyon Mark Lületaşı ihracatı varmış. Mübeyyen Yükver Gülersoy Eskişehir Çocukları sayfasından alındı.

Tarihi Kurşunlu Camii’nin 23 yıl imamlığını yapan ve aynı zamanda Lületaşı ustası olan Hafız Ahmed Efendinin 100 yıl önce yaptığı eserlerde Mevlevi kültürüne ait Gülü kullandığı ortaya çıkmış. Yaptığı asalardan birini 1927 yılında ATATÜRK’e  diğerini İran Şahı (O dönemin) RIZA PEHLEVİ’ye hediye eden Hafız Ahmed efendi üçüncüsünü de ailesine bırakmış. Gül Peygamber efendimizin Mevlevilikte sembolüymüş. Tek açan Rabbin birliği, 3 açan din, can ve ruhmuş, 5 açan islamın şartı, 7 açan da yedi kat arş-ı alayı simgeliyormuş ve bu motifler lületaşına  bir zamanlar işlenmiş .1927 yılında Atamıza hediye edilen Lületaşı Asa  Anıtkabir Cumhuriyet Müzesinde sergileniyormuş.

Mübeyyen Yükver Gülersoy

 

ETHEM ARI

ETHEM ARI
İzlemek için
0

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Horst Sevda Akyol Baştımar

Otobiyografik Öykü

3 Yorumlar

  1. Emeğinize sağlık. Güzel bilgiler edindik.

    2
  2. Araştırdıkça yeni bilgiler çıkıyor. 1800’lü yıllarda 1.1 milyon Mark Lületaşı dışsatımı çok önemli. Almanlar bu ürünü alıp ne yaptılar? Lületaşından başka ne gibi ürünler elde edilebilir diye araştırmalar yapılmalı. Atatürk’e Lületaşı asa armağan edilmiş. Akşam sayfada paylaşırken onu da ekleyeceğim.

    6
  3. Lületasini tanıtan bu güzel yazınız için teşekkürler Ethem Bey.Eskisehire gidipte lületaşı almadan gelmek olmaz.

    4

Bir cevap yazın