Mavi Gömlek Suat Şirin

Aylardır yazmak istediğim bir yazı bu, “Mavi Gömlek”.

Kaç defa başladım bu satırlara, kaç defa sildim bu satırları, bilmiyorum. En zor olanı, insanın içini yazıya dökmesi herhalde. Hani bir olayı aktarsam veya bir anıyı paylaşsam, o kolay. Çünkü her şey bütün çıplaklığı ile ortada. Sadece bir iki süsle, yazmak istediğini, duygu ile; işte yazı bitti.

Ama kendini yazmak öyle mi? Ne objektif olabilirsin kendine karşı, ne de yalan söyleyebilirsin kendine. Ne duygu yeter içini dökmeye, ne de gerçekler. O kadar acıdır ki aslında kendini yazmak… Yazdığını okursun, okumaya çalışırsın dışarıdan. Ama her okuduğunda kendini bir daha tartar, kendini bir daha sorgularsın, acımazsız. Acımasızdır insanın kendini sorgulaması… Çünkü insan kendisinin hem sanığı, hem avukatı, hem savcısı, hem hâkimi ve hem de polisidir. En acısı ise hâkimin ona hapis cezası vermesidir; kendini kapatırsın kalabalıklar içinde. Yüzüne sahte gülüşler koyarsın. Cezanı kendi yalnızlığında değil, insanların çokluğunda çekersin.

Dedim ya; ben bu yazıyı çok yazdım, çok sildim. Çünkü her defasında hep hâkimin karsına çıktım ve kendimi her defasında yalnızlığıma hapsettim. Yeter ama bu sefer, yazıya başlayayım…

Ben Mavi gömleğimi çok sevdim.

Maviyi sevmem renk olarak. Kırmızıyımdır ben. E, Arabın derdi kırmızı pabuç… Dedem hep söylerdi  bunu; anlamamıştım, ta ki kırmızı hastası olana kadar.

Kırmızı iyidir, kırmızı kandır, kırmızı candır, kırmızı güneştir, hayattır, kalptir, aşktır… Dur dur dur…Mavi… Maviyi konuşuyoruz.

Maviyi sevmem renk olarak, ısınamadım. Soğuk geldi hep bana. Ama bir gün, bir mavi kısa gömlek hediye aldım. Her şey öyle başladı; yani mavi gömlek aşkım.

Kısa kollu, keten ama mavi.

Bordo pantolonumun üstüne giyince, kendimi içten içe Süpermen zannediyorum.
Beyaz pantolonum üstünde, kendimi denizlerin kaptanı olarak görüyorum.
Hele siyah Bermuda pantolonumun üstüne giyince, ama uçlarını da kemerin üstünden salıp öylesine bırakınca, kendimi önemli bir adam gibi hissediyorum.
Havanın çok sıcak olduğu zamanlarda, iki düğme açıyorum üstten. Sıcak tropikal hava girince, sanki rahatlayacakmışım gibi. Bırak o havanın beni serinletmesini, terimi kurutmuyor ki.

Ben mavi gömleğimi çok sevdim…

Bir gün, iste o gün, ben mavi gömleğimle bir Can’ı ziyaret ettim. O Can’la canlarımızı birleştirdik. Mavi gömleğim bizi aldı götürdü, bizden öteye. Saatlerce, saatlerin ötesinde konuştuk, dertleştik, güldük, ağladık, kızdık, sinirlendik, duygulandık; dedim ya, canlarımızı paylaştık.

Ayrılırken Can’ımdan, benden bir şey hatıra kalsın, istedim. Mavi gömleğimi astım onun elbise dolabına, dedim merak etme… Ben bu gömleğimi çok seviyorum. Bu sana bir gün geri geleceğimin işareti. Ne zaman bilmiyorum, bilemiyor değilim, bilmiyorum dedim. Mavi gömleğime dokundu: “Biz seni bekliyor olacağız” dedi…

Ben ayrıldım o gün Can’dan… Kalbimin bir köşesinde, en güzel ötesinde, ona bir gün kavuşacağımı bilerek…

Eve geldim.

Aylar sonra bir hediye aldım, yaş günümde…

Yine mavi gömlek… ama o “mavi gömlek” değil. Bu uzun kollu. Bu uzun kollu mavi gömlek, yine keten ve hep mavi… Giymeden astım onu dolabıma, ütüledikten sonra…Baktı bana; ya giysene, der gibi…

Yok… Giyemedim… Usulca dokundum uzun kollarına gömleğimin… Dedim; sen bekleyeceksin. Ne zaman mavi gömleğime kavuşmak için yola çıkacağım; işte o gün, seni giyeceğim.

Ve Can’ımın kapısını uzun kollu mavi gömleğimle çalacağım…

 

Suat Şirin
Suat Şirin son yazıları (Hepsini Gör)
12

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Çocukluk Çağımız Daha Güzeldi Sadi Geyik

Anı

Bir yorum var

  1. Tülay Çintosun

    Çok güzel bir o kadar da duygulu bir yazı tebrik ediyorum, Bu güzel kalemin yeni yazılarını merakla bekleyeceğim…

    1

Bir cevap yazın