Nasıl Bir Hukuk? Nurettin Şenol

Hukuk, Arapça hak sözcüğünden gelir, “haklar” anlamındadır. Hak ise doğru, uygun, gerçek demektir. Hukukun Türkçesi: “TÜZE”dir. Eski Türk hukukunu tam olarak ortaya çıkarmak zordur. Çünkü yazılı kaynak çok kısıtlı. Olabildiğince Çin kaynaklarından ipuçları bulunmuştur. İlk hukuk bilgilerine Hun Türklerinden ulaşılabilmiş. Tarih boyunca devlet kurmuş Türklerin bir hukuku olmadığı düşünülemez. Devlet demek, örgüt demek, yönetmek demek ve yönetmenin de hukuku / kuralları, töreleri, tüzeleri olmak zorundadır kuşkusuz.

Elde edilen kaynaklara göre burada, Göktürk hukukundan bir bölümce örnek olarak sunalım (Ceza Hukukundan):

Göktürklerde ceza hukuku, özel intikam alanından uzaklaştırılmış, cezalar devlet adına ve kamu yararları göz önünde tutularak verilmiş ve uygulanmıştır. Ancak, kimi zaman cezanın, suçluya değil, suçlunun yakınlarına uygulandığı görülmüştür. Bu şekildeki uygulamalarda oğullar, kızlar ve karılar, aile başkanının doğrudan doğruya koruması altında olduklarından onlara ceza uygulanması, aile başkanına uygulanmış gibi sayılmıştır.

Suçlar iki bölüme ayrılmıştır:

Bunlardan birincisi, büyük suçlardır ve cezası idamdır.

Çin kaynaklarına göre, Göktürklerde isyan, adam öldürmek, evli kadına tecavüz etmek, bağlı atı çalmak, ikinci defa hırsızlık yapmak büyük suçlardan sayılır ve idam ile cezalandırılır.

Cezayı verme ve uygulama (infaz) hakkı devletindir.

İkinci tip suçlar, hafif suçlardır ve cezası genellikle akçasal ödencelerdir (mali tazminat). Örneğin: Dövme ve yaralama suçlarının cezası yalnız hayvanla ödenen ödencelerdir (tazminat).

Hırsızlıkta ise, suçlu çaldığı şeyin sayı ve değerde on katını ödemek zorundadır. Bazı hafif suçlarda ödenceyle (tazminat) birlikte uzun süreli olmayan hapis cezalarına da rastlanmıştır.

Genç bir kıza tecavüz eden kimse derhal onunla evlenmek zorundadır.

Ayrıca cinsel saldırı (tecavüz) suçu işleyen kişiler asiler, hainler, katiller ve at hırsızları gibi ağır suçlularla aynı cezaya çarptırılmıştır.

Bir kimsenin gözünü kör eden, kızını veya karısının mallarını o adama vermekle yükümlüdür. Bu noktada cezanın kişiselleştirilmemiş olduğu dikkat çekmektedir.

Hukuk, devlet yönetimine göre biçim alıyor ve kuralları oluşturuluyor. Sözün özü, toplumlar öznel olarak kendi yerel hukuklarını yapıyor. Bu bakımdan hukuk görecelidir / görelidir denebilir.

Şeriatla yönetilen İslam ülkelerindeki hukuk ile demokratik, laik cumhuriyetle yönetilen ülkelerin hukuku farklılıklar gösterir.

Amerikan yerlilerinin (Kızılderililer) de kendi hukukları, toplumsal yaşam kuralları vardı. Derebeyliklerin de kendi hukukları vardı. Sümerlerin, Eski Yunan, Vikingler, Roma, Selçukluların, Osmanlıların, Rus Çarlığının da hukukları vardı.

Benim üzerinde durmak istediğim, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen toplumsal ve devlet yönetimlerinin en insancıl olan ve zamanımızda onaylanmış demokrasi hukukudur.

Bu hukuk, “İnsan Hakları Evrensel Bildirisi” ışığında oluşmuştur.

Bu anlamda hukuk, toplumun genel yararını sağlamak için konulan ve kamu gücüyle desteklenen kural, hak ve yasaların bütünüdür. Bireylerin birbirleriyle, toplumla ve devletle ilişkilerini düzenler. Kısaca “Kamu erki ile sağlanan düzendir” diyebiliriz. Hukuk kuralları bulunduğu toplumun değer yargılarını da taşır.

Böyle bir hukuka belki evrensel hukuk diyebiliriz. Ancak, “evrensel hukuk” kavramına karşı çıkanlar da var.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Bu demektir ki Bilge Önderimiz Atatürk, dünyada uygulanan en iyi hukuku getirmiş ve uygulamıştır. Bu maddede vurgulanan; insan hakları, demokratik, laik ve hukuk devleti kavramları çok önemlidir.

Hukuk devletlerinde kurallar ve yasalar, ayrıcalıksız herkese eşit olarak uygulanır. Bunlara uymayanlara da ayrıcalıksız yasalarımızda belirtilen cezalar uygulanır. Böyle devletlerde görevler ve sorumluluklar yansızlıkla uygulanır. Bunu herkes bilir ve kurallara uyar. Toplum da dinginlik içinde yaşar.

Parlamenter devlet düzeninin en can alıcı özelliği erkler ayrılığıdır (Yasama – Yürütme – Yargı). Erklerin her birinin görevleri ve sorumlulukları vardır.

Yürütme organı; yasama ve yargı organlarınca sürekli denetlenmek zorundadır.

Demokrasi kurumlar düzenidir. Kurumlar görevini yaparken hiçbir baskı ve etki altında kalmamalıdır.  Devlet görevlilerinin görev ve yetkileri yasalar, tüzükler ve yönetmeliklerle belirlenmiştir.

Onlar yurttaşın işlerini yaparken hiç kimseden buyruk almazlar. Dayanakları yasalardır.

Uygar hukukun yerleşmediği, içselleştirilemediği ülkelerde ise kurallar ve yasalar olsa bile kişilere göre uygulanır. Varsılar ve güçlü olanlar için yasalar işlemez. Yasalar ve kurallar gariban, kimsesiz ve yoksullar içindir. Onlara cezalar en ağırından uygulanır. 

İşyerlerinde kapalı alanlarda sigara içilmesi yasaktır. Hepsinde böyle bir uyası “ası” (afiş) görürüz. Ancak, bu asılarda nereye ve hangi telefona bildirileceği yoktur.

Bir kahvehanede sigara içilmektedir, yetkililere duyurmak istersiniz ama nereye? Diyelim ki araştırdık telefonu öğrendik ve aradık. Hemen baskın yaparlar diye bakarsanız aldanırsınız. İşletene bir telefon gelir ve bildirme telefonu (ihbar) alındığı, baskına gelecekleri bildirilir. İşleten, hemen kül tablalarını toplar ve saklar. Geldiklerinde her şey yolundadır ve bildirme (ihbar) asılsızdır (!). Bu anlattığım yaşanmıştır.    

Ülkemizde yönetim hukukla değil, buyrukla yapılıyor. Bu özellik, ilkel, feodal yönetimde görülür. Her şey yöneticinin keyfine ve buyruğuna göre yapılır. Ağa ne buyurursa o yapılır.

TBMM’nde vekiller, buyrukla el kaldırıp, yasa yapıyorlarsa, kendi aylıklarını ölçüsüz olarak istedikleri gibi belirliyorlarsa, kendilerini iki yıl görev yaptıklarında emekli eden “KIYAK EMEKLİLİK” yasasını oy birliği ile onaylıyorlarsa, bir “güçlü” için gece yarısından sonra beş dakikada kurtarma yasası çıkarıyorlarsa çürümüşlük, kokuşmuşluk akıl almaz boyutlardadır. Artık KHK’ ler (Türkçesi; Yasa Gücünde Buyruklar) yürürlükte.

Çok kestirme bir yol bulundu. Kimse bilmeden, duymadan; tartışılmadan yasalar yürürlükte.

Nurettin ŞENOL

NURETTİN ŞENOL
NURETTİN ŞENOL son yazıları (Hepsini Gör)
0

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Sandık Yarası – Şehriban Tuğrul (Sesli Öykü)

Sesli Öykü

Bir cevap yazın