Okumanın Dayanılmaz Güzelliği – Sadi Geyik

Aydın görüşte, kültürlü kimseler olarak okumayı sevmeyenimiz yoktur, diye düşünüyorum. Ancak herkesin içinde bulunduğu şartlara göre okumak için ayırdığı zaman değişebilmektedir. Kimi az zaman ayırır, bazısı olmazsa olmaz prensibiyle muhakkak her gün zamanının bir kısmında bu işle meşgul olur. Bir kısmı da koşulları gereği istese de okuyamaz. Bildiğim kadarı ile Atatürk de okumayı çok severmiş. Resmi kayıtlara göre Atatürk 3997 kitap okumuştur. Resmi kayıtlara geçmeyen okuduğu kitapların ilavesiyle bu sayı daha da artmaktadır.   Çanakkale savaşının en şiddetli zamanlarında bile okuyan Atatürk’ün katıldığı diğer savaşlarda da kitapla olan ilişkisinin hiç kesilmediğini çeşitli kaynaklardan okumuştum.

Bazı kimseler susuz bir kişinin soğuk bir suyu içtiği gibi okumayı sever. Böylelerinin okuduklarından elde ettiği semereler(manevi kazançları); konuşmalarına, hal ve hareketlerine yansır. Diğer insanlardan farklı oldukları ayan beyan göze çarpar.

Okumaya çok zaman ayıramasam da bende okumayı çok severim. İlkokuldan itibaren zaman zaman çeşitli kaynak ve kitapları okudum. Tercih olarak fikir ve düşünce ağırlıklı soyut ifadeli kitaplardan ziyade yaşam şartlarıyla uyumlu, daha kolay okunan türden kitapları seçtim. Tabiidir ki, okuduklarımın hepsinin belleğimde kalmasına olanak yok. Ancak okuma yolculuğumdaki kitapların çoğunu anımsıyorum.

Bu yazımda başlangıcından itibaren bu güne kadar okuma serüvenimi sizinle paylaşmak istedim. Belki yaşı bana yakın olanlarla aynı kitapları okumuş olmanın ortak güzel duygusunu paylaşırız.

İlkokul dönemim 1954-1959 yıllarında geçti. Okul kitaplığı tahminime göre; 25x50x80 ölçülerinde küçük bir dolaptı. İçinde 500 kitap var mı idi, bilmiyorum. O günün olanak ve koşullarında kitap sayısının 300’ü aşmayacağını sanıyorum. Hafta tatiline girerken bizden iki sınıf üstte okuyan bir öğrencinin düzenlemesi ile kitap alır, bir hafta sonra geri verirdik. Ben aldığım kitabı zamanında getirdiğim için, kitap almaya geldiğimizde diğer arkadaşlardan daha önce kitap alırdım.

O yıllarda henüz ikinci sınıftayken okuduklarım arasında Eflatun Cem Güney’in masal türü kitapları hatırımda kaldı. Oğuz Kağan destanı Karayılan, Nar tanesi bunların başlıcaları idi. İsveçli Grimm Kardeşler tarafından yazılıp “Altın Masallar” serisi olarak Türkçeye çevrilen kitapları da okudum. Kitapları isteği üzerine akşamları anama da okurdum. Dikkatle dinler ve takip ederdi. Kaçırdığı yerleri öncekilerle bağlantı kurarak kendisine anlatırdım. İlkokulda bende iz bırakan kitaplardan biri de Atatürk’ün hayatını anlatan Rakım Çalapala’nın“ Türk Çocuğunun Altın Kitabı” adındaki kitabıydı. Kitap o kadar güzel yazılmıştı ki, ne kadar okunursa okunsun okuyan tekrar okuma isteği duyuyordu.

İlkokulun 4.ve 5.sınıflarında Hz. Ali ile ilgili cenk kitapları, Kerbela vakası, Hz. Muhammed’in Hayatı, Muhammed Hanefi’nin cenkleri gibi dini kitaplarda severek okuduğum kitaplardı. 4. sınıftayken karnelerin dağıtılacağı ders saatinde sınıf öğretmenimiz elleri arkasında sınıfta dolaşırken, ellerinin arasında bir kitap taşımaktaydı. Renkli bir kapağı olan kitabın adını okuyamıyor; ”Hz. Ali ile ilgili bir kitaptır” diye düşünüyordum. Karneler dağıtıldıktan sonra öğretmen o kitabı sınıfın en çalışkan öğrencisi olduğum için bana verdi. Hem sınıfın en çalışkan öğrencisi olmam hem de bu nedenle ödül olarak bir kitap almam nedeniyle son derecede sevindim. Ancak “Hz. Ali ile ilgili “ olduğunu sandığım kitap ;”Yusuf’un Borcu” adlı Osmanlı kaptan-ı deryalarından Yusuf Paşa’nın hayatını anlatan bir kitaptı.

Yine babam hiç adeti olmadığı halde haftalık pazarımızın kurulduğu bir Salı günü eve bir kitap ile gelmişti. Bu kitabı da “Hz. Ali” ile ilgili bir kitap sanıyordum. Babam namazla ilgili bilgileri öğrenmemiz için “Kulluk Borcu Namaz” adlı bir kitap almıştı. Doğrusu o yıllardaki kitap beklentime göre bana çok yavan gelmişti. Cantürk serileri, Genç Ay, Çocuk Dostu dergileri o yılların okumasına doyamadığımız diğer tür yayınlarıydı. Tom Miks, Teksas, Bill Kid gibi çizgi macera kitaplarını da okuyorduk. Sonraları Suat Yalaz tarafından çıkarılan Karaoğlan serileri de bizlerden yeterli ilgiyi görmüştü. İnce Memed ilk okuduğum ve sevdiğim Türk romanıydı. Aziz Nesin, Muzaffer İzgü gibi mizah yazarlarının yer aldığı mizah kitaplarından da o yıllarda çok hoşlandım.

O yaşlarda beğendiğim kitaplar içinde Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun ,Arzu ile Kamber, Kerem ile Aslı gibi aşıkların manilerle dolu hikayeleri de vardı. Zaman içinde bunlardan hemen hemen hepsi elimden geçti. Ortaokulun 1.sınıf yaz tatilinde Fakir Baykur’tun Yılanların Öcü adlı kitabını okumamla başlayan Fakir Baykurt sevgisi, Irazcanın Dirliği, Kara Ahmet destanı adlı ve yazdığı diğer kitapları ile devam etti. Orhan Kemal da beğendiğim yazarlar arasında idi. İlk okuduğum Baba evini yazdığı diğer kitaplar takip etti. Kemal Tahir’in Göl İnsanları adlı hikaye kitabını Körduman, Sağırdere adlı romanlarından başka yayınlanan diğer kitapları izledi. Usta yazar Yaşar Kemal’in yazdığı kitaplarının çoğunu ortaokul ve sonraki yıllarda temin ettim. Ortaokulda bilinen klasik yabancı yazarların kitaplarına ek olarak C.Dickens’in David Cooperfield adlı kitapta bende iz bırakan kitaplardan biriydi. Jül Vern’in İki Sene Mektep Tatili, Issız Ada, 80 Günde Devr-i Alem gibi kitaplarını da elimden hiç bırakmamıştım. Nat Pinkerton, Şerlok  Holmes, Mayk Hammer gibi bilinmeyen esrarengiz olayları ortaya çıkaran dedektif türü romanlar da hoşuma gittiğimden ortaokul dönemi ve sonraki yıllarımın ilginç kitap serileriydi.    

Sağlık Kolejindeki zengin kütüphanemizde Reşat Nuri, Hüseyin Rahmi, Yakup Kadri, Aka Gündüz gibi Cumhuriyet dönemi seçkin yazarlarının Yanı sıra o yıllarda yaşamakta olan romantik tür roman yazarlarından Esat Mahmut, Kerime Nadir, Muazzez Tahsin, Etem İzzet Benice’nin kitaplarının büyük çoğunluğunu okudum. Tarihi roman yazarları arasında o dönemin önde gelen yazarlarından Feridun Fazıl Tülbentçi, Enver Behnan Şapolyo, Abdullah Ziya Kozanoğlu, Murat Sertoğlu, Nihat Atsız gibi yazarlarının kitaplarının bir çoğunu kütüphanemizden temin edebiliyorduk. Bazen Ankara Kızılay’daki Beyoğlu pasajındaki sahaflara birkaç arkadaşla gidip değiş tokuş amaçlı daha ucuza kitap alıyorduk. Aldıklarımız kütüphanemizde olmayan tarihi ağırlıklı kitaplardı.

Memurluk hayatımda zaman zaman gazetelerden kitap biriktirerek kitap temin ettiğimde oldu. Böyle temin ettiğim kitaplar arasında Tek Adam, İkinci Adam, Kutsal İsyan, Kutsal Barış gibi henüz okuma fırsatı bulmadığım birkaç kitabım var. Bir program dahilinde düşük tempo ile okumaya devam ediyorum. Yine yerel kitap fuarlarından da satın alıp henüz okuyamadığım kitaplarım var. Ortak yaşamda her işi bir kenara bırakıp kitap okumak eskisi kadar mümkün olmuyor. Ancak okuma isteğim ilk yıllarda olduğu gibi aynı şevk ve yoğunlukta duruyor. İnşallah yaşadıkça, sağlıklı oldukça devam edecek. Okumak demek; aydınlanmak demek, öğrenmek demek, bilmek, bilinçlenmek demek.

Okuma tutkunu tüm dostlarımı saygıyla selamlıyorum.

Sadi Geyik

5

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Süslü Kadınlar Turu Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

6 Yorumlar

  1. SİBEL KARAGÖZ

    Çok hoş bir yazındı kutluyorum. Ben de okumayı çok seviyorum her gün iki sayfada olsa uyumadan önce okurum. Keşke vakit bulabilsem daha çok okuyabilsem sırada bekleyen çok kitabım var. Sizin gibi okul sıralarında çok okudum ve ödül olarak verilen kitaplar unutulmaz. Keşke mümkün olsa hepsini okuyabilsem ne zaman kitap fuarına gitsem önce etrafıma bakarım sonra raflar , tezgahlar arasında kaybolurum . Aklımdan geçer sanat uzun, ömür kısa …

    0
  2. Kutluyorum kaleminize sağlık. Okumanın sonu yok elbet. Kutsal İsyan okumadıklarım arasında sırada. Son dönem Batı edebiyatına çok egemen değilim. Türk yazarlarımızı çoğunlukla okudum okumayı sürdürüyorum .Kişisel gelişim kitaplarından da çok faydalandım. Fuarlardan yazar arkadaşlarımdan aldığım kitapların yarısını okuyabildim Salgın döneminde birikmiş kitapları okuyorum.

    0
  3. Yüreğinize sağlık hocam.
    Okumanın önemini anlatan güzel bir yazı zevkle okudum.
    Ancak yazinizi okurken birşey dikkatimi çekti.
    Neden bir kaç kitabı Hz.Ali’nin kitabı sandınız.
    O kısmını anlamadım.

    0
  4. Sevgili Sadi Geyik . Hoşgeldiniz web sitesine. Giriş konusu olarak en temel meseleyi ele almışsınız. ” Okumak .” Okumak, aydınlanmak bilinçlenmek dlye yazınız bitiyor. Ama, çocukluktan başlayan okuma serüveniniz hiç bitmiyor. Tıpkı, Yazı Dükkanı’ nın çocuklarımıza gençlerimize aydınlık yarınlar vaadi gibi.

    0
  5. Abi belleğinin güçlü olduğunu biliyordum. Ama çocukluğundan bugüne değin okuduğun yazarları ve kitaplarını anımsamana şaştım. Bravo. Okumanın önemini ve kazanımlarını anlatan güzel yazını çok beğendim. Kalemine sağlık. Kutluyorum. Selamlar…

    2
  6. Elinize sağlık. Okumak yaşamaktır, bilgidir, bilinçtir. Okuyan olgunlaşır, yenilenir, çağa ayak uydurur. Kutluyorum. Aramıza hoş geldiniz diyorum.

    3

Bir cevap yazın