Bilyeler Zeynep K. Eman

Zeynep K. Eman’ın Bilyeler öyküsü Yazı Dükkanı 1. Ulusal Öykü Yarışması’nda YDA031 kodlu öyküydü. 

Ben köyde doğup büyüdüm. İlkokuldan sonra yakınımızdaki kasabaya ortaokula gittim.
Köyün bütün okuyan çocukları erkenden evden çıkar, bir saate yakın yol yürürdük.
Kışın çok zahmet çeker çoğu gün kar fırtına yağmur yüzünden evde kalırdık.
Arada muhtar bizi toplar, traktörle okula bırakırdı.
O zamanlar traktör köyde üç kişide vardı.
Ağalar kışın köye gelmez traktörler üzeri örtülü avluda beklerdi.
Köyümüzde küçük bir bakkal dükkanı vardı.
Ahmet bakkal kime ne lazımsa ondan alır gelir satardı.
Bakkalda don lastiği, çengel iğne, melamin tabak, çatal kaşık bile satılırdı.
Kapının önünde naylon leğenler kovalar ,ipler,urganlar,elek, kalbur, iğne iplik,deterjan, mum, kibrit, herşey vardı.
Annem beni sık sık makara almaya gönderirdi.
Her gidişimde gözüm bilye kavanozunda olurdu.
Renk renk cam bilyelerin artık iriceleri de çıkmıştı.
Samancıların İsa o büyüklerden üç tane almış bize de göstermişti.
Abdullah folluktan bir sepet yumurta çalıp Ahmet bakkala götürmüş.
..Anam bunlarla Ahmet bakkal sana bilye versin dedi, demiş.
Ahmet bakkal iki büyük avuç bilye vermiş.
Abdullah o gün iki cep dolusu bilye ile gelince hepimiz şaşırmıştık.
Abdullah iki tanesini anası yeni ölen Emin’e vermişti.
Emin çok sessiz bir çocuktu. Anası ölünce eve kapanmıştı. Lisede okuyan bir ablası vardı. Onun babası dam aktarmaya başka köylere de giderdi. Emin eve kapanınca anam bize tembih etmişti.
. .O çocuğu yalnız komayın oğlum, anasız kaldı garibim. Biz Emin’in anasını çok severdik. O dıştan köye gelmişti çok güzel bir kadındı.
Adı Gülsün’dü, zaten hep gülerdi. Bize sık sık gelir her gelişinde eli boş gelmezdi.
Memleketi Antep’miş bize çok uzakmış.
Eminin babası onu askerdeyken görmüş beğenmiş. Gülsün teyze her bayram değişik tatlılar yapardı. Biz evcek önce oraya giderdik.
Yuvarlama, künefe, içli köfte yerdik.
Abdullah iki gün okula gelmeyince merak ettik evine gittik.
Anası çok kızmış bizi de kovaladı.
..Abdullah bundan keri dışa adım atmeycek, dedi.
Yumurtaları bulamayınca kadın çok sinirlenmiş.
Sabah Abdullah’ın önüne bir tabağa bilye koymuş.
..Yumurta yerine bunları yiycen körolasıca, diye bağırmış.
Öğretmenimiz gidip annesi ile konuştu. Abdullah okula gelmeye başladı.
Biz bahar geldi mi yolda açan papatyaları toplayıp öğretmenlerimize götürüyorduk. Kızlar saçlarına süsler yapıyordu.
Komşu kızı Elif uzun saplı papatya isteyince ben koca bir demet toplamıştım. O gün derse zor yetişmiştim.
Köyün dışında akan billur gibi suyu olan derede çok kere okula giderken yüzümüzü yıkamıştık.
O derede yazın donsuz yüzer serinler elbiselerimizi giyip eve giderdik. Annelerimiz dereye girmeyi bize yasaklamıştı.
Abdullah bir gün bizim elbiselerimizi çalıların içine saklayınca ortada dımdızlak kalmıştık.
Osman elbiseleri bulunca
Abdullah çok gülmüştü, arkasından bizden temiz bir sopa yemişti.
Hasan Ağa’nın evinin bacası tütmeyince leylekler hep onun bacasına yuva yapmıştı.
Hasan Ağa çok yaşlanmıştı çocukları da O da İzmir’e göçmüştü.
..Yusuf bak leylekler gelmiş.
..Gördüm uçarken gördüm hem de.
..Ay ne güzel , ben ilk gördüğümde bacadaki tekti.
. .Bakın leylek otları açmışlar, bembeyaz ne güzel.
. .Ben de uçarken gördüm.
..Dilek dile oğlum oluyor ben dilemiştim.
..Dileyeyim bakalım olcak mı.
..Ne diledin?
..Söylemem
Ben doktor olmak istiyordum. Kolumu ağaçtan düşüp kırdığımda kasabada alçıya alan düzelten Doktor Arif bey gibi olacaktım. Çocukları tedavi edecektim.
O gün resim dersinde serbest konulu resim yapmıştık, ben köyümüzün deresini, papatyalarını, Hasan Ağa’nın bacasındaki leyleklerin yuvalarını yapmıştım. Öğretmenim resmimi asmıştı.
Papatyaların güzelliğine öbür öğretmenler hayran olmuştu.
Söğüt dalından yaptığımız düdükleri, ağaç dallarından yaptığımız oyuncakları da hiç unutmadım.
Emin bir gün okulda bayılınca öğretmenimiz çok telaşlandı. Emin’i müdür kasabaya doktora götürdü.
Emin’e serum takmışlar.
Babam onu bize getirdi.
Anam Emin’e bir hafta baktı, ablası da sık sık geldi.
Doktor “çok gıdasız kalmış” demiş.
Anam her sabah ona bal, yumurta, pekmez zorla yedirdi.
Anam Emin’e de harçlık vermeye başlamıştı.
Ahmet bakkal Emin’e ne verse, çokça çokça veriyordu.
Ben görmezden geliyordum.
..Oğlum canın ne çekerse gel benden iste, diye tembih ediyordu.
Ahmet bakkal çok yufka yürekli bir adamdı.
Onun da anası o askerdeyken ölmüş diye anlatırlardı.
Emin’in babası işten dönünce bize koşup geldi. Adamcağız çok üzgündü.
..Evde her şey var bakamıyo bunlar kendilerine, diye çok ağladı.
Babam onun evlenmesi gerektiğini söyledi.
Ben anamın elini yüzünü öperken Emin’in karşıdan baktığını sonradan fark ettim.
Anam Emin’e de sarılıp öptü.
..Üzülme oğlum Allah’ın emri bu derken anam ağlıyordu.
Hafize’yi Emin’in babası için anam gidip istedi.
Hafize abla duldu, iki yıl evli kalmış eşi şehit olmuştu.
Aradan dört yıl geçmişti.
Hafize abla ile Emin’in babası bir ay içinde evlendiler.
Hafize abla düğün istemedi nikahta gelinlik de giymedi.
Daha ilk günden Emin’i çok seven Hafize abla babasını ikna edip kasabaya taşınmak istemişti. Yaz tatilinde taşınıp gittiler.
Biz yatılı liselere gidince köye yazları gelip gittik.
Kimimiz subay, kimimiz polis, kimimiz öğretmen olduk..
Ben İstanbul’daki evimde apartmanda oturuyorum. Küçük oğlumla ve eşimle her pazar kırlara gidiyorum.
Cebimde o büyüklü küçüklü bilyeler oluyor.
Evde bir kaç kavanoz var. Rahmetli anam görmeden ben de üçer beşer yumurta çalıp, bakkala gidip bilye almıştım.
Aldıklarımı da ahıra saklamıştım.
Doktor eşim benimle alay ediyor.
..Koskoca doktorsun hala bilyelerle olup bitiyorsun hayatım. Kaç kavanoz bilye dolu evde.
..Evet bak bunları dün aldım bir torba. Köye giderken götürücem. Köydeki çocuklara dağıtırım ne kadar büyükler. Renkleri çok güzel.
Emin kasabada fırın açmış. İki kız kardeşi olmuş. Ablası yüksek hemşire çıkmış. Haberleri Abdullah’tan telefonla görüşünce alıyorum.
Abdullah köyün en zengini oldu. Tavuk çiftliği kurmuş.
Bana telefonda takılıyor
..Kaç bilyen var? diye soruyor, söylemiyorum.
Ben yıllardır gidemediğim köyümü çok özlüyorum.
Ahmet bakkal dükkanı oğluna devretmiş.
Onun leblebi şekerlerinin, lokumlu bisküvilerinin, gazozunun tadı hiç bir yerde yok .

4

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Süslü Kadınlar Turu Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

Bir cevap yazın