Radyolu Günlerimiz Tülay Demir

 

Yıllar yıllar önce küçük bir çocukken, radyonun yaşamımızda edindiği rolü kıskanarak başlamıştım radyo ile tanışmaya…

Sabah kahvaltıda düğmesi çevrilen radyo sofrada toplanan ev halkı… Ben tam babamla sohbet edecekken, 3 ding dong’dan sonra “şimdi sabah bültenini veriyoruz” diyen spikerin sesiyle, babamın pür dikkat haberleri dinleyerek, telaşla işine gitmesi…

İkinci gün saklasam da olmuyor o yıllar, günün ilk ajans haberleriyle güne başlanıyor. Hem de suspus olunup tüm aile birlikte dinliyor haberleri.

Ben haberlerden çok Türkçe diksiyonu muhteşem olan spikeri hayranlıkla dinliyorum ve okurken ciddi bir konu anlatırken, öyle konuşabilmeye çalışıyorum…Ama olmuyor.
Radyoyu sevmem gerektiğini anlıyorum çünkü babam onunla tüm ülkeye bağlanıyoruz diyor.
Gerçekten öyle müzik dinlemenin de, arkası yarınların takibinin de, türkülerinde Türk Sanat müziğinin de en değerlileri, dünyaca ünlü klasik müzik caz müzikleri de radyoda… Hem de bilgiler verilerek dinliyorsunuz. Büyüdükçe öğreniyorum öğrendikçe seviyorum.
Köyde, tarlada, çalışan çiftçide, yanık yada neşeli türküler dinleyerek daha bir keyifle siliyor alın terini. Bazen de son ses eşlik ediyor radyoda çalan türküye.

Ev kadını da bulaşık çamaşır yıkarken, yemek yaparken ütü yaparken de, radyo dinliyor unutuyor yorgunluğunu…

Hele çiftçilik yapan amcamlarda, tarlaya yemek götürmesi gereken yengemin “o dirliği koy bebenin yanına dinlerken uyusun, ben hemen dönerim” deyişi var ki “bak ya, radyoya güveniyor ben varken” diye gene kıskandırıyor beni… Bu kıskanmalar büyüdükçe, sevgiye dönüşüyor bende. Hep yanımda radyom tüm programlar ezberimde ders çalışırken de klasik müziğin zihin açtığına inanıldığı için dinlenen radyo gene başucumda. Yıllar geçtikçe radyo kanalları da çoğaldı artık, hangi kanalı istersen hopp o frekansa geçiyorsun.

Uyumadan önce başucunda gene arkadaş tüm düşüncelerine hayallerine dert ortağı, rüyalarına düşlerine seni uğurlayan bir güzel müzik kutusu…
Sonraki yıllarda kulaklıkla dinlenen çoğu kez uyuyakaldığın gecenin bir saati sıçrayarak seni uyandıranda gene radyo.
Sevdiklerine kızmışsan üzülmüşsen dert ortağın da yine, evinin bir köşesinde dinlerken ağladığın şarkılardan fal tuttuğun radyo…
Yolculuklarda yolları kısaltan yol arkadaşındır radyo.
Yemek tarifinden, sağlık bilgilerine astrolojik günlük falların bilgisine de gene yetiyor radyo.
Yani bir arkadaş yoldaştır tüm teknolojik gelişmelere rağmen, günün belli saatlerinde en iyi arkadaşımdır gene radyo.
Eski ama eskimeyen, dostu çok az belki ama hep vefalı nostaljisi en kaliteli bir küçük dünyadır radyo.

Canlı yayınlarda yarışma programlarına ailece katılıp, telefon numarasını ilk düşüren olup, cevap vermeye çalışmak, kazandığın kitabı kitaplığının güzel bir köşesinde saklamaktır radyo.
TV programları izleyemeyenlerin benim gibi kaçtıkları huzur buldukları küçük ama zengin bir dünyadır radyo.

En önemlisi, babamın ajansları en gerçek en dürüst haberlerle dinlediği en idealist yılların şahidi dert ortağıdır radyo. Sınıf farkı olmayan herkesin ulaşabildiği kapitalizmden uzak, eşitliktir güzelliktir radyo.

Tüm radyo severlere “nostalji muhabbeti” programı gibi oldu mu acaba?

Huzurlu akşamlar dileklerimle, sağlık en değerli zenginliğiniz olsun anılar ve tebessüm hep yanı başınızda bulunsun…

TÜLAY DEMİR

Tülay Demir son yazıları (Hepsini Gör)
4

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Horst Sevda Akyol Baştımar

Otobiyografik Öykü

Bir cevap yazın