Rahşan Ecevit ve Hayrettin Karaca için Hatice Altunay

İÇİMİZDEKİ DEĞERLİ İNSANLARIMIZ: RAHŞAN ECEVİT VE HAYRETTİN KARACA

Datça’daki sürgün günlerinden

Adı ile yaptıkları ile çocukluğumun ve gençliğimin en büyük lideriydi Bülent Ecevit ve muhterem hayat arkadaşı Rahşan Hanım. Ülkemizin örnek çiftiydi. Ecevit çifti adaletten ve halktan yana bir siyaset izlemişlerdi. Yaşamları da öyle mazbut olmuştu.  Asla müsriflik değillerdi.

Rahşan Hanım, Bülent Beyden üç yaş büyüktü. Kaç erkek hem de lider olan erkek kendinden yaşça büyük bir kadına âşık olur. Onun için ve ülkesi için dizeler yazar.

Rahşan Ecevit benim üzerimde insani yönü öne çıkan asla şımarık olmayan, ne yaptığını bilen, olgun kendini geliştirmesini bilen, asla şov etkinliklerine dönüştürmeyen zarif, kültürlü, siyasetle iç içe fakat asla popülist olmayan, başı dik hepimizin hayranı biriydi. Belki de Ecevit’in Ecevit olmasını sağlayan en büyük yol arkadaşı olarak biricik gururumuzdur.

Rahşan Ecevit ile İzmir Kitap Fuarında Vakıf standında tanışmıştım. Son üç yıldır görüyordum onu.

Gösterişsiz, sıradan kimliği ile yalın bakışlı ve duru, mahcup duruşuyla hayat arkadaşının kitaplarına imza atıyordu. Çekinerek bir fotoğraf karesine aldım onu. Sonraki yıllarda yavaş yavaş koluna genç bir hanımla yürüyordu standa doğru. Kocaman yıllar gözümün önünden geçiyordu. Kendisini “sayın…” olarak saymayan ve saydırmayan, ”First Leydiler ”ülkesinde neredeyse fark edilmeyen bir gölge gibi geçip gitmişti.

Ne yazık ki siyaset insanı ve insani değerleri de çürütüyor. Zirveden inince hiç oluyorsun.

İnsan soyu vefasız… Acımasız ne yazık ki…

Günümüz meşhur olma arzusu ve hazzı beyinlerimizde dolaşırken, hırs ve ünlü olma bataklığında debeleniyoruz. Beynini ve bedenini bir pula satarak ünlü oluvermişiz.

Ünlüyken, göklere çıkarılmışken, güzel ve alımlıyken –al yakışırken el bakışırken-gücün asma katlarında salına salına gezinirken, mide bulandırıcı sinekler etrafında uçuşurken, Senin varlığın yararcı. Kanını emdiğin biricik sevgilisin farkında değilsin.

Fuarlarda görüyorum ve çıldıracak gibi oluyorum. Güzel ve alımlı kadınları gördüler mi at sineği timsali peşindeler ya ün peşindeyse, ya kuyruk sallamışsa hele affı yok!

Adını yüreğimize dokuyan Rahşan Ecevit dimdik yaşadı sevgisini ve hayatını… Ruhu huzurla uyusun.

TOPRAK DEDE ADI KALDI BİZDE

Adı Hayrettin Karaca, Tema Vakfının kurucusu uzun yaşadı 97 yaşında bu bencil ve acımasız dünyadan göçüp gitti

Birleşmiş Milletler tarafından da Orman kahramanı seçilmiştir.

Karaca’nın hayatı bir derstir bizlere insan istediği işi yapmalıdır değil mi?

Liseyi bitirdikten sonra, triko- örme işinin başına geçince, memleketimizin en başarılı sanayi kuruluşlarından biri olarak ünlendi.

Karaca, firması ülkemizde ihracatın liderliğini yapmıştır.

“Ben sanayi ile uğraşmak istemiyorum .”diyerek edebiyat  dünyası ile ilgilenip kalan güzel  zamanını  doğa ile bütünleşerek yaşamaktı.

Hayrettin Karaca, özlemini çektiği doğa bileşkesini elli yaşlarında Türkiye’nin ilk özel arberetumunu kurmuştur.

Yurtiçi ve yurt dışında gezdiği her yerden tohumlar toplamıştır. Gezdiği botanik bahçelerinden deneyimlediği doğa çalışmaları olmuştur.

Yalova’daki Karaca Arberetumu dünyanın her yerindeki botanikçiler tarafından çok iyi bilinmektedir.

On dört bin türü barındırmaktadır. Memleketimizde türleri yok olma noktasına gelen türler için de gen koruma merkezidir.

Son zamanlarda Hayrettin Karaca bu güzel mekânda görev yapan işçilerin ücretlerini ödemede sıkıntılar yaşadığı bilgisi sosyal medyada konu edilmiştir. Sahip çıkılması gereken doğa harikası ölüme terk edilmesin!

Marmaris’te görev yaptığım yıllarda Tema vakfı konferanslarında tanımıştım onu. Özellikle gençleri bilinçlendirme çalışmalarına liderlik etmiştir.

Doğacı, çevreci tutumuyla dillere destan olmuştur.

Son zamanlarda doğa katliamları onu çok üzmüştür biliyorum. Kaz Dağları, Sinop vb doğayı, ormanları yok eden, yakan, talan eden, zihniyet ülkemizi rant uğruna  teslim etmiştir.

Adı maden adı hes adı … Olan  her bölgeyi  yok eden talan zihniyeti  hepimizi derinden yaralamıştır.

Ne yazık ki kapitalizmin sızısı doğacı ve çevreci bizleri yok saymaktadır.

Hayrettin Karaca yok sayılmış, doğacı söylemlerine kulaklar tıkanmıştır.

Ülkemizin biricik Toprak Dedesi yalnız değildir elbet.

Onun bize bıraktığı miras yaşatılmalıdır.

İki güzel insan yüreğimizin köşelerinde sonsuza kadar yaşayacaktır. Ruhlarına hep huzur dolsun.

Hatice Altunay

3

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Sandık Yarası – Şehriban Tuğrul (Sesli Öykü)

Sesli Öykü

Bir cevap yazın