Rıfkı Tatilde (2. Bölüm)

Sonunda tatil seferimiz başladı. Mahalleli bizi Mekke’ye hacı kafilesi gönderir gibi uğurladı. Herkes kapıların önlerine çıkmış. Kimisi kovayla su döküyor, kimisi el çırpıyor. Zılgıt çeken bile var. Eee, böylesi bu mahallenin tarihinde görülmüş bir şey değil ki? Ulan resmen mahallenin makûs talihini yendim be! Eminim iki-üç yıl boyunca anlatılır.

Karavanın sürücü kısmında sürücü ile birlikte iki kişi oturabiliyor. Benim hanımla, Necati’nin hanımı ön tarafa yerleştiler. Cıvık arkada çocuklarla birlikte karavanın içinde.

– Birader, mahalleyi çıkınca ben öne geçerim. Hanımlar mahalleden çıkana kadar öne oturup, havalarını atsınlar da.

Ulan, Cıvık… Hava atmak, düşman çatlatmak benim hanımın hakkı da, seninkine ne oluyor? Benimkinin aslan gibi kocası çalıştı, becerdi, karavan sahibi oldu. Seninkinin kocası ne oldu? Arkadaşına kaynak yapmaktan, beleşçilikten başka bir meziyeti mi var?

Neyse, havalı kornaya basa basa mahalleden ayrıldık. Aslında havalı korna yoktu karavanda. Mahalleden çıkışa hazırlık olsun diye, çıkma korna bulup taktırdım. O kadar da eşek değilim, ikinci el aldım. Patrona fazla masraf olmadı yani.

İstanbul çıkışında hanımların saltanatı bitti. Yallah arkaya. Necati ile benim büyük oğlanı yanıma aldım. Erkekler önde, kadınlar karavanın içinde. Biz önde rahat rahat konuşalım. Hanımlara kibarlık yapacağız diye, güzel Türkçe’mizden kopmayalım, anasını satayım. Anladınız siz onu.

Aslında trafik yasasına göre seyir sırasında karavan içinde yolcu taşımak yasak. Çevirme halinde nasıl davranılacağına dair eğitim çalışması yaptırdım. Tuvalete iki hanım sığıyor. Küçük oğlan da, ranzaların altındaki zulaya yatıyor. Polis kafayı uzattığı anda arkada kimseyi göremez. Formula yarışlarındaki pit-stop zamanı gibi, saniye tutarak yaptığımız talimlerde, sekiz saniyeye kadar düşüp, görünmez olmayı başardılar. Bu da, bence iyi bir derece. Daha fazla zorlamadım.

Yolculuğumuz için planımızı yaptık. Çanakkale-Ayvalık üzerinden İzmir’e ineceğiz. İlk gün Çanakkale ve Assos’u gezip, Ayvalık’ta karavandaki ilk gecemizi geçireceğiz.

Yolculuğumuz güle oynaya sürüyor. Bir kez çevirmeye girdik. Takım anında arazi oldu. Karavanımız bomboş görüntüsü verdi. İşte takım ruhu budur. Polis kafasını kapıdan uzattığında benim küçük oğlan osurmuş olsa da, laf kalabalığına getirip duyurmadık. Ben kızınca, “heyecandan yaptım” dedi. Heyecandan her şeyin yapıldığını duydum da, senin yaptığını duymadım. Anası kılıklı.

Ne Çanakkale’den, ne de Assos’tan bir şey anlamadım. Bana kalsa, bir an önce Ayvalık’a inip, soframızı kursaydık, rakımızın başına otursaydık, daha iyi olurdu. Ama yalnız değilim ki. Kimseyi de kırmak istemiyorum. Ne anlıyorlarsa böyle boş işlerden? Üstelik karavanda yemek düzenini kurmadığımızdan, öğlen yemeğini de dışarıdan yemek zorunda kaldık. Kimse işin masraf kısmını düşünmüyor ki, benden başka. Altı tane simit bir dünya para!

Nihayet güneş inerken Ayvalık’a girdik. Gezilecek yerleri de yarın gezeriz. Karavanı çekecek beleş bir yer aramak için yarım saat yitirdik. Sonunda deniz kıyısında kimsenin gözüne batmayacak bir yer bulup, karavanımızı park ettik. Oh beee, benim tatilim daha yeni başlıyor.

Hanımlar yemek hazırlıklarına başladılar. Necati ile ben de karavanımızın önüne masa sandalye düzenimizi kurduk. İlk kadehlerimizi parlattık. İşte yaşamak budur, arkadaş. Nedir o öyle, güneşin çatında o kaya senin, bu duvar benim dolaşmak? Bence en iyisi tarihi tarihçilere bırakmaktır. Bu sözü bir yerden mi duydum, kendim mi uydurdum acaba? Eğer ben uydurduysam, bayağı kıyak laf bulmuşum.

Sonunda makarnalarımızı yedik, karnımızı doyurduk. Hanımlar sabah kahvaltısında yeniden iş olmasın diye, sabahın haşlanmış makarnasını da ayırdılar. Sabahları ayılınca afyonum üç beş saat patlamadığı için, ben zaten kahvaltı yapamam. Sabah makarnasından payımı da onlar yesin artık. O kadar da adalet peşinde değilim. Onlar da benim canlarım icabında. Helal-i hoş olsun.

Cıvıkla birlikte, rakı yanına bizim için kızarttıkları kalem pirzolalar ağzımızda dağılıyor. Necati’nin boklu hanımı değil, benim hanım yapmış besbelli. Üstüne pirzola yapan yoktur, sağ olsun. Bu tatil giderek daha da güzelleşiyor. Ulan, aklımı seveyim. Şu karavan dalgasını tereyağından kıl çeker gibi hallettim ya. Gurur duyuyorum kendimle.

Bizim tayfa bütün gün güneşin altında taş, kaya gezmekten yorgun. Hanımlar bulaşıkları yıkadıktan sonra baygın düştüler. İyi geceler dileyip, ranzalarına çekildiler.

Arkadaki dört ranzanın alt katında hanımlar, üst katında benim oğlanlar yatıyor. Necati ile ben de, ortaya attığımız iki kişilik yatakta birlikte yatacağız. Artık sabaha kadar Cıvığın horlamasını çekeceğim, zorunlu olarak. Allah’tan ben hiç horlamam. Hanım bana iftira atıyor bu konuda.

Çocuklar yattıktan epey sonra biz de içkilerimizin son yudumlarını alıp karavana geçelim, dedik. Necati’de kafa bin beş yüz. Karavanın basamağını göremeyip, sırt üstü toprağa devrildi. Adamı yerden kaldırıp zorla karavana soktum. Yatar yatmaz küp gibi uyumaya başladı. Birazdan horlamaya başlar. Bir an önce ben de yatayım da, Cıvık horlamaya başlamadan uykuya geçeyim.

Karavanın dışına çıkınca yüzüme temiz hava çarpıyor. Karavanın içi havasızlıktan leş gibi kokuyor. O kadar adam soluk alıp veriyor. “Okjizen’ mi kalır?”

Son bir cila dublesi içmeye karar verdim. Bu güzel hava boşa gitmesin. Bir on dakika da böyle oyalandıktan sonra karavana giriyorum. Kapıyı örtüp, küçük camı açıyorum. Cıvık horlamaya başlamış bile. Küçük hacetimi görüp yatacağım.

Tuvaletin olduğu koridora girince manzarayı gördüm. Bizim hanımların biri bir yatakta, öbürü diğer yatakta sere serpe yatıyor. Sıcaktan üzerlerinde ne varsa atmışlar. İstemeden gözüm takılıyor. Benimkini her zaman görüyorum da, Necati’nin hanımını nereden göreyim? Lan bu Necati’nin zevksizliği hanımına da bulaşmış. İnsan iç çamaşırı da olsa, renk uyumuna biraz dikkat eder. Bak işte; nasıl olsa kimse görmeyecek dersen, bir gün de birinin göreceği tutar. Gerçi ben en yakın arkadaşımın hanımına yan gözle bakacak kadar şerefsiz değilim ama Atiye ‘de taş gibi karıymış. Dünya ahiret bacım olsun.

Ulannn, ya bu herif de gece tuvalete kalkar, benim hanımı böyle görürse? Herkes benim gibi mi? Kim bilir içinden neler geçirir? Aldı mı beni bir düşünce. Ben bu gece uykuyu tutturamam artık. Sabaha kadar nöbet. Hanıma söyleyeyim de, yarın araya bir çarşaf assın. Ben namus için yaşıyorum, arkadaş.

Ben o gece uykuyu kaybettim. Bu şartlar altında nasıl uyuyabilir ki insan? Gün ağarana kadar tuvalet aralığında bekledim. Hava aydınlanınca manzara daha da açık ortaya serildi. Artık hiç yatılmaz. Ya Cıvık tuvalete kalkarsa? Benim hanım da, Atiye‘de sabaha kadar türlü türlü frikik pozisyonları verirken, uyumak mümkün değil.

Neyse, sabah iyice ilerledi. Nasılsa birazdan bir uyanan olur. Bu Necati’nin de uyanma tehlikesi geçmiştir herhalde. Bu herif böyle deliksiz uyuyorsa, belki de çarşafa gerek kalmaz. En iyisi, gündüz bol bol uyuyup, uykumu alayım. Bir gece daha gözlem yaparsam içim rahat eder. Hanıma da perdeydi, merdeydi fazladan iş çıkmasın.

Serdar Hakyemezoğlu

DEVAM EDECEK

SERDAR HAKYEMEZOĞLU
6

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

En Yaygın Yaptığımız Türkçe Yanlışları- Halil Naci Ergölen

Yazar: Halil Naci Ergölen

12 Yorumlar

  1. Hüseyin Sert

    Kaleminize emeğinize sağlık 👏👏👏
    Daha gülmeye yeni başlıyorduk.

    0
  2. Cengiz Bircan

    Şahane niye kısa oldu bu sefer

    0
  3. SERDAR HAKYEMEZOĞLU
    SERDAR HAKYEMEZOĞLU

    Okuma ve yorum yazma emeğinize çok teşekkür ederim.

    Bu it asla uslanmaz. Bakalım daha ne herzeler yiyecek?

    0
  4. SUZAN KUYUMCU

    Çok güzel gidiyor, kutluyorum

    0
  5. Avatar

    Teşekkürler Serdar, devamını merakla bekliyorum.

    0
  6. Fatmanur Caner
    Fatmanur Caner

    Bu lümpen Rıfkı beni gülmekten öldürecek. Ne eksik ne fazla yazıyorsunuz bu karakteri. Tam da böyle bu insan tipi. Karavana doyduk Rıfkı’ nın sayesinde. Aksine bir karavana sahip olmayı hep hayal etmişimdir. Nerede bende patronun sevgilisini kandıracak yetenek falan.😄😄

    0
  7. serpil

    Rıfkı Tatilde serisiyle gece eğlencesi ve gülmelerimiz başlamıştır. Ayvalık tatili Cıvık’la birlikte nasıl geçecek, nasıl bitecek çok merak ediyorum.

    0
  8. Ayşe Yilmaz

    Tebessümü geçti kahkahaya başladım.Biz bu tatilde çok güleceğiz.

    0
  9. Tülay Çintosun
    Tülay Çintosun

    Şimdi perde de nereden bulunacak :), çok güzel Serdar kalemine sağlık arkadaşım…

    1
  10. ŞERİF KAYA

    Asık suretlere tebessüm ettirdiniz sevgili dostum. Teşekkürler, devamını merakla bekliyoruz.

    1
  11. Koptagel Erol

    Sabah okuyacağım teşekkürler.

    1
  12. Bedriye Çakıcı Canbaz
    Bedriye Çakıcı Canbaz

    👍👍

    1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir