Şampiyon Güreşçi İsmet Atlı Bir Zamanlar Gazeteciydim -2-

Recai Oktan  

KOZAN BAHÇELERİNDEN OLİMPİYAT MİNDERLERİNE:

ŞAMPİYON GÜREŞÇİ İSMET ATLI

Adını Dünya Güreş Tarihi’ne yazdıran Olimpiyat Şampiyonu ve Dünya üçüncüsü İsmet Atlı ile görüşmeye giderken, Türk insanının uluslararası spor alanlarındaki serüveninin başlangıcı araştırdım. Çalışmalarım sırasında, kısa ve ilginç bir not buldum; 1896 Atina Olimpiyatları’na 20 yaşındaki Deliormanlı Koç Mehmet Pehlivan kendi olanaklarıyla gider. Amacı hem tanınma hem de dünyalık kazanmaktır.

Koç Mehmet, 1.65 boyunda ve 80 kilo ağırlığındadır. Atina’ya varınca, Uluslararası Olimpiyat Komitesi temsilcisini bulur, “güreşmeye geldim” der. Ama Osmanlı Devleti daha Uluslararası Olimpiyat Birliği’ne üye olmamıştır. Temsil edeceği ülke ve resmi sıfatı olmayan Koç Mehmet’in başvurusu geri çevrilir.

1906 yılında Modern Olimpiyatların 10.yaşı nedeniyle Atina’da bir “Ara Olimpiyat” düzenlenir. Bu oyunlara Türkiye’den 30 sporcu katılır. Bu sporcuların 18’i Rum, 10’u İngiliz, biri Ermeni biri de Musevi’dir.

Tatavla Heraklis Jimnastik Kulübü’nden (bugünkü Kurtuluş Spor Kulübü) Yorgo Alibrantis, 10 metrelik ipe tırmanma yarışında, 114 saniyelik derecesi ile Dünya Rekoru kırar.

1936 Berlin Olimpiyatları’nda ise ilk altın madalya alırız, böylelikle ilk kez bayrağımız şeref kürsüsüne çekilir, ilk kez İstiklal Marşımız çalınır.

Ayrıca ilk bayan sporcularımız da bu oyunlara katılır.

Şeref kürsüsüne ilk çıkan güreşçimiz ise 78 kiloda üçüncü olan Mersin Ahmet Kireççi’dir. İlk altın madalyamızı da Greko Romen branşında ve 61 kilo grubumda güreşen  Yaşar Erkan almıştır.(*)

(*) Olimpiyat Oyunları’nın 100.yılında Türkiye/Cem Atabeyoğlu /TMOK Bilgi Birikim Merkezi/TMOK Belgesel Yayınları/ No: 1/1997

Görüyoruz ki Türk sporunun uluslararası alana çıkması için ilk girişim bir güreşçiden ve ilk altın madalyayı kazanma onuru da bir başka güreşçidenmiş.

98 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin, spor tarihinin uluslararası başarılarında en fazla dünya ve olimpiyat şampiyonlukları da güreşte kazanılmıştır.

Bunca başarıya karşın yaygınlık, ilgi, maddi kazanç gibi değerlendirmelerde, bugün güreş diğer spor dallarının çok gerisinde kalmıştır.

İnişli çıkışlı giden Türk güreşinin doğruları, yanlışları ve geleceği konusunda okurlarımla görüş paylaşmak istedim ve bunu yapmadan önce “bir bilen”le, adını Türk spor Tarihi’ne yazdırmış, Kozanlı şampiyon İsmet Atlı ile görüştüm.

İsmet Atlı

 

İSMET ATLI’NIN KISACA YAŞAMI

-1931 yılında, Kozan’ın Çukurören Köyü’nde dünyaya geldi.

Babasından geçen yetenekle, güreş sporunu çocuk yaşlarda yapmaya başladı.

-1951 yılından 1962 yılına kadar hiç zorlanmadan Türkiye şampiyonu oldu ve ülkemizi uluslararası güreş müsabakalarında temsil etti.

-Necati Tokbudak, Nuri Boytorun, Yaşar Doğu, Celal Atik gibi tanınmış şampiyon güreşçilerden dersler aldı.

-Faal sporculuğu bıraktıktan sonra antrenörlük yaptı. Daha sonra güreş konusunda gazetelerde köşe yazıları yazdı.

-1957’de Dürdane Hanım ile 1957 yılında evlendi, 49 yıl süren evliliklerinde çocukları olmadı. Dürdane Hanımın 2008 yılında vefatından sonra; 2009’da Ankara’da çalışan,  Cennet Temiz ile ikinci evliliğini yaptı.

-2003 yılında Adana’da açılan güreş okuluna adı verildi.

-Yayımlanmış iki kitabı vardır: Birincisi, “Dünya Güreşine Oyun Getiren Ustalar, ikincisi “Yazılar, Anılar ve Şiirlerle Türk Güreşi”(2001)’dir.

-İsmet Atlı 4 Nisan 2014’de Adana’da öldü.

*

KOZAN BAHÇELERİNDEN OLİMPİYAT MİNDERLERİNE:

ŞAMPİYON İSMET ATLI

Burada okuyacaklarınız, 2006 yılının Ağustos ayında, İsmet Atlı ile gerçekleştirdiğim uzun soluklu röportajın önemli bölümleridir.

  1. Oktan: Dünya Güreş Tarihi’ne adınızı yazdırdınız. Kendinizi güreşçi olarak nasıl anlatırsınız?

İ. Atlı: Güreşi bıraktıktan sonra, spor geçmişi değerlendirdim. Özetle, Dünya’da hiçbir rakibe yenilmeyecek bir güreşçiymişim. Ama yenilgilerim oldu. Bunun nedeni, antrenörlerimin yanlış bilgilendirmeleri ve verdikleri yanlış taktiklerdendir.

  1. Oktan: Yanıtınız sert oldu. Okurlarımızın anlaması için açar mısınız!

İ. Atlı: Açıyorum. Ulu önderimiz Atatürk, güreşimizin ulkuslararası alanlarda temsil eilmesini çok istermiş. Geleneksel güreşlerimiz olan karakucak ve yağlı güreşten yetişen pehlivanlari, minder güreşine alıştırmaları için yurt dışından ünlü 2 güreş hocasını Türkiye’ye getirtmiş. Birisi Finlandiyalı Pellinen, diğer Macar Kovac.

Bu hocalar, bizim pehlivanları mindere alıştırırken, kilolarını da uluslararası sıkletlere göre (ki 8 sıklet vardır) ayarlamaya çalışmışlar. Bazılarına zorunlu olarak kilo düşürtmüşler. Bu ünlü hocalara asistanlık yapan Türk güreş hocaları, kilo düşürme gerektiğini öğrenmişler ama hangi koşullar altında ve ne zaman düşürülmesini öğrenememişler.

Örneğin yabancı hocalar, en fazla 1 ya da 1,5 kg. düşürtmüş. Bunu da müsabaka programlarının olmadığı dönemlerde yaptırmışlar. Bizim hocalar, bilinçsizce, güreşçinin müsabakaya çıkmasına birkaç saat kala, onu saunalara sokarak, 3-4 kilo, kimi zaman 4-5 kilo düşürmesini istemişler. Bu durumda mindere çıkan, daha başta yenilgiyi kabullenmiş demektir. İşte en önemli neden budur.

  1. R.Oktan: Güreşte sıklet uygulamasına uymak zorunlu değil mi?

İ. Atlı: Bunun standartları vardır. Bugünkü uygulamada (2006) kilo düşmeler, en son 24 saat önce yapılıyor. Üstelik bir güreşçinin 1-1,5 kilodan fazla düşmesi de sakıncalar doğuruyor.

  1. Oktan: Aradaki fark nedir?

İ. Atlı: Yaşamsal önemdedir. Bizim hocaların uygulamasında hoyratça kilo düşürülmesi vardır. Bu durumda, sporcunun vücudundan tam da müsabaka öncesi, güreşirken gereksinim duyacağı mineraller ve vitaminler atılıyor. Bitkin düşüyor. Fayda yerine zarar getiriyor.

  1. Oktan: Alınmayın ama hocam! Sizin kuşağınızdaki güreşçilerimiz de beslenmelerine aşırı düşkündü. Ne bulurlarsa homini gırtlak! (Gülüşmeler)

İ. Atlı: Güreş hocalığı, bütün bunların irdelenmesini, en uygun beslenme biçimini bulmayı da gerektiriyor. Şaka bir yana, güreşimize sık sık yabancı hoca getirilmesinin nedeni, bu gibi hassas konularda topyekün eğitim için olmuştur.

Güreşçiliğim döneminde, benim kilo düşmelerim hep problemli olmuştu. Normal yapım ve fiziğime uygun olarak düşünürsek; boyum 173 santimetre, ağırlığım 85 kiloydu. Bunlar klasik ölçülerimdi. Ancak kiloma en yakın 2 sıklet, 79 kilo ve 87 kiloydu. 85 kilo olmama karşın, 87’leri ve dha ağır sıkletleri yenebiliyordum. Ama nedense beni hep 79’da güreştirmek istiyorlardı. “Gençsin, daha başarılı olursun” diyorlardı, inanıyordum. Ancak uluslararası turnuvalarda, birincilik dışında aldığım dereceler hep bu anormal kilo düşmeler nedeniyle ortaya çıktı.

İdeal kilomda güreşseymişim, dönemimde yenilmeyecek güreşçi olurmuşum.

 

 

ATATÜRK KUŞAĞI SPORCULARI

  1. Oktan: Güreş diğer spor dallarına göre daha bireysel ve daha özel. Önceden gerçekleştirilen tüm ekip çalışmalarının ardından, mindere çıktığınızda tek başınasınız. Öncesinde hazırlanmak, minderde görevi eksiksiz yerine getirmek, hangi özellikleri gerektiriyor.

İ. Atlı: Benim inancım odur ki iyi güreşçi olmak için, yüzlerce faktörün bir araya gelmesi şart.

İlkin doğuştan yetenekli ve güreşin aradığı özelliklere sahip olmak gerekiyor. Yani anasından babasından güreşçiliğin gerektirdiği genlerle doğacak. Çocukken, sağlıklı beslenecek. Ahlaklı olacak ve zekaca gelişmeye açık olacak. Yetişme çağında inde bulunduğu sosyal ortamlar, arkadaşları, hocaları mükemmel olacak. Hedefini de genç yaşlarda belirleyecek.

Ben ilkokula giderken, “şampiyon olacağım” diyerek hedefimi belirlemiştim.

Bizim kuşağımız sadece güreşçiler olarak değil, diğer spor branşlarındaki sporcularıyla da paraya ve sair maddi menfaatlere değer vermeyen, vatanını milletini seven, ahlaklı gençlerdik. Biz Atatürk kuşağı sporcularıydık. Hatalarımız oldu belki ama hiçbir zaman bilerek hata yapmadık. Kusurlarımızı fark ettiğimizde de hemen düzelttik.

  1. Oktan: Minderdeki rakipleriniz arasında, karşısına çıkarken endişe yaşadığınız, çekindiğiniz güreşçiler oldu mu?

İ. Atlı: Korktuğum, çekindiğim, karşısına endişe ederek çıktığım rakibim olmadı, yenilirken bile korkmadım. Başta da söylediğim gibi yanlış kilo düşmelere maruz kaldığım müsabakalarda ve kimi zaman da hakem hatalarıyla yenilgilerim olmuştur.

İlginç olan, adları dünyanın en büyüğüne çıkmış rakiplerimi hep dize getirdim. Çünkü bu rakiplere karşı güreşmeye çıkmadan önce, iyice bilenerek hazırlanırdım.

İsmet Atlı’nın spor yaşamındaki başarılarının sembolleri olan madalyalarını, kupalarını, belgelerini,  gazete haberlerini ve fotoğraflarını büyük keyifle kamerama almıştım.

YAŞAR DOĞU, İDEAL KİLOMDA BENİ DEĞİL, İBRAHİM KARABACAK’I MİNDERE SÜRDÜ

Bunları söylerken, geçmişten bir anı geldi aklıma. Yıl 1958. Karşıma çıkan herkesi yeniyorum. Başarılarıma güvenerek, hocalarıma, “87 kiloda güreşeceğim” dayatması yaptım. O dönem Yaşar Doğu, güreşte Türkiye’nin tek egemeni. Kendisini çok sever ve sayardım. Hemşerisi olan genç bir güreşçiyi yetiştiriyordu, Adı İbrahim karabacak. Benimle aynı yaşlarda, Yaşar doğu, “87 kiloda İbrahim güreşecek, sen 79 kiloya düşeceksin” dedi.

Ankara’ya Bulgaristan güreş takımı geldi. Disiplinli, güçlü, o yıllarda çok başarılı bire takımdı. Ben hala 85 kiloyum. Yaşar Doğu ne düşündüyse düşündü, “İsmet 87’yi istiyor, o zaman ağır sıklette de güreşir. Çıksın mindere, Bulgar takımının ağırıyla güreşsin, boyunun ölçüsünü alsın, bu 87 kilo sevdasından vazgeçsin” demiş.

Bulgarların ağır sıklet güreşçisi 115 kiloluk, dev bozması bir güreşçi. Üstelik Deliorman’da doğmuş, Türk asıllı Lütfi adında iyi, deneyimli bir güreşçi.

Ankara’da, Atatürk Kapalı spor Salonu’nda, “iğne atsan yere düşmez” kalabalık önünde mindere çıktık. 5 bine yakın seyirci, Lütfi ile beni görünce, aramızdaki kilo farkına bakarak tepki göstererek, beni, antrenörleri ve yöneticileri protesto etmeye başladılar.

-Müsabaka hakemin düdüğüyle başladı. 2-3 dakikada üstünlüğümü göstermeye başladım. Az önce beni yuhalayan seyirciler, bu defa inanılmaz şekilde sevgi ve destek gösterileri yapmaya başladılar. Sonuçta müsabakayı puanla kazandım.  Müsabaka öncesi protestolar, müsabaka sonunda bana sevgi seline dönüştü. Belki de Türkiye’de hiç bir sporcuya, hiç bir takıma gösterilmeyen bir coşkuyla alkışlanıyordum. Bu anıyı hiç unutamam ve ilk defa size anlattım.

İsmet Atlı, İranlı ünlü güreşçi Tahti’yi 1960 Roma Olimpiyatlarında yenip, Olimpiyat Şampiyonu olunca, İran halkı hüsrana uğramış, ülkede 3 gün yas ilan edilmişti.
  1.   Oktan: İsmet Atlı’nın sporculuk yaşamını öğrendim. Peki bundan sonrası! Hedeflediğiniz misyon var mı?

İ. Atlı: Türkiye Cumhuriyeti’nin (2006 yılına göre) 83 yıllık tarihinde, uluslararası spor alanlarında en büyük başarıyı güreş sporunda sağlamışız. Bu alanda kazanılan Olimpiyat ve Dünya şampiyonluklarımızın sayısı rekor düzeydedir.

Dünya şampiyonaları minderde serbest ve grekoromen dallarında yapılır.

Türkiye genelinde yağlı güreş, aba güreşi, kısa şalvar, çengel gibi geleneksel güreşlerimiz olmasına rağmen, dünya şampiyonalarında başarı elde etmiş güreşçilerimizin yüzde 70’inin karakucaktan yetiştiği saptanmıştır. Bu durum bilindiği halde, her nedense karakucak geleneğimiz ihmal edilerek, erozyona uğratılmıştır. Çukurova’da ise tamamen bitirilmiştir.

Adana’dan Türkiye’yi minderlerde temsil edecek başarılı güreşçilerin yetişmesi için okula gereksinim vardı. Adana’da valilik yapmış Oğuz Kağan Köksal’ın katkısıyla, “İsmet Atlı Güreş Eğitim Merkezi” adındaki bir tesisi açtık. Daha sonra da mevcut valimiz Cahit Kıraç’ın desteğiyle “İsmet Atlı Karakucak Güreş Sahası” açıldı.

Türkiye genelinde 26 tane var.

  1. Oktan: Bu tesislerde neler yapacaksınız?

İ. Atlı: Buraya 12 yaşından itibaren yetenekli çocuklarımızı alıyoruz. Hem eğitimlerine devam ediyor hem de güreş öğreniyorlar. Liseyi bitirene değin onlara her türlü desteği veriyoruz. Çocuklarımız güreş anlamında yetenekli ise, devam edip, milli takıma kadar yükselme şansı buluyorlar.

Son yıllarda milli takımlarda derece alan güreşçilerimizin çoğu bu 26 okuldan yetişenler arasından çıkıyor.

Benim üstlendiğim misyon, hiçbir karşılık beklemeden bu eğitim tesislerinin ve okulların sorumluluğunu üstlenmektir. Beş yıldır tüm olanaklarımla destek oluyorum. Yanlış ellere geçmemesi için yoğun çaba harcıyorum. Bu okuldan dünya ve olimpiyat şampiyonlarının çıkması, beklide yaşantımın son idealidir.

Günümüzdeki birçok Türk sporcusunun ulaşmayı sadece hayal edebileceği başarıları geride bırakan, yine de Türk güreşine katkılarını sürdüren İsmet Atlı’nın yaşamının, hepimize derslerle dolu olduğu gerçeğiyle, bu üstün spor adamıyla vedalaştım.

RECAİ OKTAN
6

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Fakir Dedik Sürüldük/ Barış Dedik Öldürüldük… Hatice Altunay

Anı

4 Yorumlar

  1. Fevzi Keyik

    İnsanın kendine tarafsız olamaması; hatır gönül baskısı önyargı peşin hükümleri de beraberinde getirir. Böylece hataya sürükleniriz. Hatamız salt kendimizi değil çevremizi işimizi de etkiler. Doğacak zararın giderilmesi mümkün olmayabilir.
    Tercihleri, seçenekleri kendi değer ölçülerimizle belirlediğimizden, kendimizi tanımanın bilmenin önemi büyüktür.

    İsmet Atlı’ kendini çok iyi tanıyan kıymetli bir güreşçi ve yetiştirici olduğunu öğrendik.
    Çok teşekkürler.

    0
  2. Eda Safa

    Kutluyorum.

    0
  3. FUAT KEYİK

    İsmet Atlı güreşimizi yakından tanıtan bu güzel söyleşi için Recai Oktan ustamıza teşekkür ediyorum.

    1
  4. Fatmanur Caner
    Fatmanur Caner

    Bu röportajda, Sayın Recai Oktan’ ın İsmet Atlı’ ya yönelttiği sorulara güreşcimizin verdiği yanıtlardan anlıyoruz ki, beyni son derece sistematik çalışan hedefe kilitli adeta bir mühendis gibi düşünen çok önemli bir spor adamıymış kendisi. Yanlış bir algı vardır oysaki güreş sporu ile ilgili. Sanki anadan doğma yetenekle yaradana kuvvet yapılan bir ata sporu gibi. Halbuki bu değerli röportajdan çıkarımımız şudur ki, güreş, kuralları matematiksel , rasyonel akla dayalı adeta satranç gibi akli bir spordur.

    3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir