Sıladan Gurbete Gönül Köprüsü 10. Bölüm Celalettin Ağırbaş

Almanya Macerası

1969 yılı mayıs ayında, bütün okullara; en az sekiz yıl öğretmenlik yapmış olanlar arasından seçilecek 25 öğretmenin sınavla Almanya’ya gönderileceğine dair bir yazı geldi. Çevremde beni tanıyan arkadaşlarımın önerisiyle sınavlara katılmak için başvuruda bulundum.

Türkiye çapında bütün illerden, her ilin büyüklüğü oranında, başarı raporlarına göre seçilecek bir veya iki kişi, mülakat için Ankara’ya gidecekti. Mülakatta başarılı olan yirmi beş kişi ise, Almanya’nın değişik şehirlerine gönderilecekti.

Bu, benim içim piyango gibi bir şeydi. Bu arada Almanya işinin olmaması ihtimaline karşı Bursa iline tayinimi istemiştim. Aradan bir ay geçmeden Artvin’den Ankara’ya gönderilmek üzere seçildiğimi öğrendim. Aynı günlerde tayinim de Bursa’ya çıkmıştı.

Kısa sürede, Ankara’daki mülakata katılıp Bursa’daki görevime başlamam gerekiyordu.

Mülakat için Ankara’daki Milli Eğitim Bakanlığı binasında yüz altmış kişi toplanmıştık. Gelen arkadaşların hemen hemen hepsi tecrübeli, yaşça benden büyük insanlardı.  İçlerinde  en  genci  bendim,  daha  yirmi  yedi yaşımdaydım.

Alfabetik sırayla önce Adana, Ankara Antalya’dan gelen arkadaşlar mülakata alındılar. Her mülakat, en az yarım saat sürüyordu. Dördüncü sırada Artvin vardı.

Eşim ve Çocuklarımla Almanya’ya Gitme Hazırlığı

 Sıra bana gelince içeri girdim, adımı vilayetimi söyledim. On kişi vardı mülakat heyetinde. Komisyon bakanı eğitimci yazar Süleyman Karagöz önündeki dosyaları karıştırdıktan sonra bana bakarak “Sizin evrakınız henüz bize ulaşmadı. Bu nedenle dışarı çıkıp bekleyeceksiniz,” dedi. Dünya başıma yıkılmıştı, dışarı çıktım. Kapıda sıra bekleyenler de şaşırdılar. Durumu anlattım. Beni teselli etmeye çalıştılar.

Derhal postaneye koştum. Dört saat beklemeden sonra Artvin Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüştüm. Tüm evrakı, eksiksiz olarak zamanında gönderdiklerini söyle- diler. Beklemekten başka çarem yoktu.

Mülakat dört gün sürecek; dördüncü gün öğleden sonra, son olarak Zonguldak’tan gelen arkadaş mülakata çağrılacaktı.

Son gündü. Mülakat komisyonu başkanı Süleyman Karagöz, mülakat salonunun koridorunun başında elinde dosyalarla görünmüştü. Hem yürüyor hem etrafına bakınıyordu. Beni görünce başını “evet” dercesine salladı. Hemen yanına koştum. ”Dosyanız yarım saat önce elimize ulaştı. Zonguldak’tan sonra sizi içeri alacağız,” dedi.

Yarım saat sonra beni çağırdılar. Sordukları sorular mantıklı ve bana göre çok kolaydı. Bütün soruları hiç takılmadan yanıtladım. En son Süleyman Karagöz, herhangi bir müzik aleti çalıp çalmadığımı sordu.

Mandolin ve keman çaldığımı söyledim. Sözlerimi güçlendirebilmek kaygısıyla; “Keşke burada bu müzik aletlerinden olsaydı ve çalsaydım, daha inandırıcı olurdu sanırım.” diye de ekledim. Komisyon başkanı Süleyman Karagöz yüzüme baktı:

”Biz öğretmenlerin yalan söylemeyeceğini biliyoruz, bu nedenle söylediklerinize inanıyoruz” dedi.

Mülakattan sonra herkes görevinin başına dönecek; bakanlıktan gelecek sonuç bildirisini bekleyecekti.

Bursa’ya geçip oradaki görevime başladım. Bursa’ya otuz kilometre uzakta, Uludağ’ın güney eteğindeki Soğuksu Köyü’ne verilmiştim. Okul müdürü de o köydendi. Beni çok sıcak karşıladılar. Köy halkı Doksan üç muhaciriydi; yani dedeleri bizim o taraftan gelmişlerdi. Bu nedenle bana daha da yakın bir ilgi gösterdiler.

Göreve başladıktan iki hafta sonra, mülakatı kazandığımı, Pasaport işlemlerini yapmak için derhal Ankara’ya gitmem gerektiğini öğrendim. Fakat öğretmen arkadaşıma ve köylülere durumu anlatmaya bir türlü cesaret edemiyordum. Sonunda bakanlıktan gelen yazıyı öğretmen arkadaşa gösterdim. Köyden ayrılacağım için üzüldüğünü; ama benim adıma da sevindiğini belirtti.

Almanya Yolculuğu

Apar topar belirtilen gün ve saatte Ankara’da bulunmak üzere yola çıktım. Pasaport ve vize işlemleri bakanlıkça tamamlanmıştı. Almanya’daki görev yerlerimiz belirlenmişti. Kuzey-Ren Eyaleti’nin Essen Başkonsolosluğu’na bağlı Gelsenkirchen şehrine gidecek- tim. Harcırah ve biletlerimizi de alarak yirmi beş arkadaşla İstanbul’a hareket ettik. 1 Kasım 1969 günü, Sirkeci Tren Garı’nda buluştuk. Almanya’ya Trenle gidecektik.

Heyecanımız yüzlerimizden okunuyordu. Nelerle karşılaşacağımızı, Almanya’da nasıl karşılanacağımızı bilmiyorduk.  İstanbul,  Bulgaristan,  Yugoslavya,  Avusturya üzerinden, üç günde Münih şehrine ulaştık. Bir kaç arkadaşımız burada indiler, onlarla vedalaştık, bizim bir günlük yolumuzun daha olduğunu söylediler. Aynı trenle yola devam ettik.

DEVAM EDECEK

 

3

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Süslü Kadınlar Turu Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

2 Yorumlar

  1. Almanya bağlantınızı merak ediyordum. Olaylar kimi yerde öylesine kendiliğiyle gelişmiş ki, bir zincirin olmazsa olmaz halkalarını oluşturmuş. Kaleme alınması ustaca. Kutluyorum

    0
  2. FEVZİYE ŞİMDİ

    Bakalım Almanya’da neler olacak. Kaleminize sağlık.

    0

Bir cevap yazın