Anlamlı Anılar  Celalettin Ağırbaş  1. Bölüm (Dizimize bugün başladık)

Sıladan Gurbete Gönül Köprüsü 8. Bölüm Celalettin Ağırbaş

Bir Mucize

25 Nisan 1964, sene sonuydu. Komşu Karakaya İlkokulu’nda  beşinci  sınıf  bitirme  sınavları  yapılacaktı. Ben de sınav komisyonunda görevliydim.

Sıladan Gurbete Gönül Köprüsü 8. Bölüm Celalettin Ağırbaş
Bir Kır Gezisinden Mollabaki Köyü 1963

Köy bir saatlik uzaklıktaydı. iki köy arasından Badişan Çayı geçiyordu. Çay, küçük bir beton köprü yardımıyla  geçiliyordu.  imtihan  günü  köyden  bir  at  buldum. Sabah erken saatte yola koyuldum.

Hava yağmurluydu. Çay suları, bahar yağmurları ve eriyen karlarla birlikte epey yükselmişti. Okula vardığımda, öğretmen arkadaşımın bütün hazırlıklarını tamamlamış olduğunu gördüm. imtihanlar ikindiye kadar sürdü. Bu arada yağmur da bütün hızıyla yağıyordu. Eşim evde yalnız olduğu için akşama eve dönmek zorundaydım. Öğretmen arkadaşla vedalaşarak köyden ayrıldım. Yarım saat sonra köprünün olduğu yere gelmiştim.

Bu arada, hava da kararmaya başlamıştı. Çaya iyice yaklaşmıştım. Gördüğüm manzara korkunçtu. Köprü tamamıyla sular altında kalmıştı. Kabaran sular köprünün üzerinden akıyor; köprü gözükmüyordu.

Bindiğim at kendinden emindi. Köprüye doğru atılmak istiyordu. Durdurmak mümkün değildi. Hayvana güvenmek zorundaydım. Başka bir seçeneğim de yoktu. Atı kendi haline bıraktım. Suyun içine daldı. Su, hayvanın karnına kadar çıkıyordu. Ayaklarım ıslanmıştı. Biraz sonra atın ayaklarının sert zemine geldiğini fark ettim.

Bineğim köprüyü bulmuş; birkaç dakika içinde, beni köprünün karşı tarafına sağ salim ulaştırmıştı.

Geri dönüp Badişan Çayı’na baktım. Çay, boz bulanık, bütün haşmetiyle akıyordu. Bu karanlıkta coşkun sulara kapılmadan karşı yakaya geçebilmek, gerçekten bir mucize sayılırdı.

Sıladan Gurbete Gönül Köprüsü 8. Bölüm Celalettin Ağırbaş
Köy Halkı Askerliğe Uğurlarken

Manisa ve Ayancık

Aynı yıl, Mayıs ayı sonunda, temel askerlik hizmetimi yapmak üzere Manisa’ya gönderildim. Dört aylık temel eğitimden sonra, askerliğin kalan yirmi ayını tamamlamak için Sinop-Ayancık’a bağlı Yarenler Köyü’ne asker öğretmen olarak atandım.

Ben Manisa’da temel askerlik eğitimindeyken eşim ve çocuğum, dört ay boyunca annem ve babamın yanın- da kalmıştı. Köye giderek onları da yanıma aldım. Yasal sürede görevimin başına; Ayancık-Yarenler Köyü’ne döndüm. Yüküm azalmış, hayatım düzene girmişti. Buradaki günlerim daha rahat geçecekti. Kendimi tüm varlığımla, köy çocuklarına, köylülere adayabilecektim.

Sıladan Gurbete Gönül Köprüsü 8. Bölüm Celalettin Ağırbaş
Ağaç Dikme Bayramından

Yarenler, Ayancık’a 30. km mesafede bir dağ köyüydü. Köylüler çiftçilik, hayvancılık ve orman kesi- mi işlerinde çalışırlardı

Kamyonlar köyden ilçedeki parke fabrikasına ke- reste  taşırdı.  ilçeye  ulaşım  da  bu  kamyonlarla kolayca sağlanırdı. Okul, köy dışında ve iki dershaneliydi.

Burada, yirmi aylık askerlik süresince, Necmi adında bir vekil öğretmenle çok güzel, uyum içinde çalıştım. ikinci oğlumuz Ercan, 1.01.1966’da burada doğdu.

Kız Kaçırma

Kız kaçırma, bu bölgede çok rastlanan sıradan bir olaydı. Köylülerin anlattıklarına göre başlık parası çok yüksek olduğu için gençler masraftan kaçıyor ve bu yolu tercih ediyorlarmış. Evliliklerin çoğu bu yolla gerçekleşiyormuş. Bütün kaçırmalar da mutlu sonlanmıyormuş tabii. Birkaç acı sona ben de şahit oldum.

Bunlardan biri çok dramatik bir biçimde sonuç-landı. Olay, Cumalı denen komşu köyde meydana geldi.

Cumalı Köyü’nden Satılmış, askerden yeni dönmüş. Çocukluk aşkı ve köyün en güzel kızı Kezban’ı babasından istetmiş. Kezban’ın da kendisini sevdiğini biliyormuş. Ne var ki kız babası bir türlü yola gelmiyormuş. Satılmış, bütün yolları denemiş; ama bir sonuç alamamış. Son çare olarak Kezban’ı kaçırmaya karar vermiş. Sevdiği kızı kaçıracakmış, ama nasıl..?

Aynı köyde hapisten yeni çıkmış, Recep adlı bir belalı varmış. Satılmış, belalı Recep’ten Kezban’ı kendisi için kaçırmasını istemiş.

Sıladan Gurbete Gönül Köprüsü 8. Bölüm Celalettin Ağırbaş
Ayancık’ta öğrenci Hasan Kalafat’la

Belalı Recep de belirli bir ücret karşılığında bu işi kabul etmiş. Hazırlıklar ve planlar yapılmış. Mayıs ayının bir Cuma günü halk Cuma namazında iken plan uygulamaya konmuş.

Satılmış, Recep, Kezban; üçü birlikte ormanın derinliklerinde kaybolmuşlar. Günler, haftalar geçmiş; bunlardan haber alınamamış. Kaçaklar ormanda saklanıyor, ormanda yatıp kalkıyorlar, gecenin karanlığında tanıdık  köylülerden  yiyecek  temin  ediyorlarmış.  İl ve ilçe Jandarma kuvvetleri, gece gündüz her tarafı didik didik arıyorlar; ama onları bulamıyorlarmış. Derken köylüler arasında bir haber yayılmış.

Meğer Belalı Recep, daha onu kaçırdığı ilk gün- den, Kezban’ın güzelliğine vurulmuş. Satılmış’a verdiği sözü tutmamış, kızı sevdiğine teslim etmemiş. “Bu kızı ben kendime alacağım,” demiş. Satılmış’a da “Sen istersen köye dönebilirsin” demiş.

Satılmış hiç beklemediği durumla karşı karşıya kalmış. Böyle bir teklifi kabul etmeyi aklından bile geçirememiş. Kıza zarar gelmesin diye de sakin olmaya çalışmış. Kendine göre kaldığı yerlere bazı işaretler koyarak Jandarmaların bir an önce gelip kendilerini yakalamasını beklemiş.

Jandarma bu işaretleri değerlendirmiş; bir akşam üstü, kaçakların dört tarafını sarıp teslim olmalarını istemiş. Belalı Recep, kızı kendine siper ederek teslim olmasını isteyen sesin geldiği yöne ateş etmeye başlamış. Bir taraftan da “Yaklaşırsanız kızı vururum” diye bağırıyormuş. Keskin nişancılardan biri, Recep’in kafasını hedef alarak bir kurşunla yere sermiş. Satılmış ise;

“Bende silah yok, ateş etmeyin, teslim oluyoruz,” diye bağırıyormuş.

Birkaç duruşmadan sonra Satılmış da, Kezban da serbest bırakılmış. Kezban’ın babası yine de inadını sürdürmüş, gençlerin evlenmelerine izin vermemiş. Kezban’ı bir daha geri dönmemesi koşuluyla Almanya’daki akrabalarının yanına göndermiş. Böylece, bu aşk hikayesi mutsuzlukla son bulmuş.

DEVAM EDECEK

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Babalar Günü Nurettin Şenol

Babalar Günü Nurettin Şenol

Deneme

Bir yorum var

  1. FEVZİYE ŞİMDİ

    Yazınızı okurken Recep’in kızı kendisi için saklayacağını tahmin ettim. Ne insanlığa, ne de arkadaşlığıa sığan bir durum. Kızın babasının inadını ise hayretle karşılamamak elde değil o kadar olaydan sonra. Yazık olmuş aşka.

    0

Bir cevap yazın