Söz ve Yazı Haydar Uzunyayla

Yazmak, düşüncelerimizin ve hayallerimizin ürünüdür. Neyi düşünüyorsak onu yazarız. Düşüncenin ustalığı, anlatımın gücünü yükseltir, ama bu yalnız başına onu ayakta tutmaya yetmez. Düşüncenin sözcüklere ihtiyacı vardır. Sözcük lokomotif güçtür; ne kadar etkili, doğru ve berrak olursa, ortaya çıkacak anlatım da aynı ölçüde güzel olacaktır. Çünkü, anlatıma estetik değer kazandıran sözcüklerdir. Dilin çeşnisidir onlar; zenginliktir. Dil, anlatım ve kazanım gücünü onlarla kazanır.

Böyle olunca, doğru yazma ve doğru anlatma becerisine sahip olmak zorundayız. Sayfalar dolusu gevezelik etmektense, birkaç cümleyle anlamlı ifadeler yazmak daha iyidir. Çünkü bu yöntem:

-Kalıcıdır; iz bırakır.

-Cümle açık ve nettir…

-Anlatım, konuşma diline yakın ve çarpıtılmamıştır.

-Gereksiz ayrıntılara yer yoktur.

-Güzellik ve sanat değeri kaygısı taşımaktadır.

-Okuyucuya zevk verir; belki de onun hayal gücüne hitap etmiş, düşüncelerini ve duygularını harekete geçiren özel bir anlatım sunmuştur. Muhtemelen yaşamından izler bulmuştur.

Bunların dışında, açık ve anlaşılır bir anlatımın dili de akıcı ve ciddidir. Yaşamın anlamı ve bilgelik üzerine değerler taşımaktadır. Düşünce, bilgi ve estetik sunmak arka plana itilmez. Daha ilk okumada doğru yazma ve anlatma yeteneğine sahip bir metinle karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Çünkü içerikte bir tasarım, bir düş, duygu, soru ve sorgulama vardır.

Bir metnin ya da anlatımın okunmasını mı istiyorsunuz? İşte birkaç ipucu:

-Gereksiz cümleler, sözcükler ve karmaşıklık çıkarılıp atılır. Hem de üzülmeden, çekinmeden, yazık oldu demeden.
Küçük Prensin yazarı Exupery: “yazıya eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında mükemmelliğe ulaşılır.” diyor.

-Sözcüğü ve cümleyi süslemek (eskilerin deyimiyle ‘edebiyat yapmak’) yazıyı iyi yapmıyor, aksine kötü ve yapmacıklı hale getiriyor.

-Yazmada her yol mübahtır tarzı, dili ve anlatımı bozar. Bu yol düşünceyi ifade edebilir ama güzelliğe hizmet etmez.
Sabır ve titizlik… Her cümleyi tartmalı ve tekrar tekrar okumalı… Müzikte olduğu gibi ritim önemlidir.

-Özgürlük, her okuyucunun ilgi duyacağı değerdir. Felsefi bakış açısı sunmak, bu değer yücelik katar.

-Anlatımı bozuk bir yazı, karışık ve şekilsizdir. İster masal, ister düz yazı, ister makale vs. olsun, tat vermez. Güzel yazın ki, okuyucu sizi okumaya zaman ayırabilsin. Konu iyi açıklanmalıdır ve insanlara yaşam üzerine bir şeyler söylemelidir. Anlatım sanatının şartı budur.
Okuyucu memnun ve güler yüzlü bir beğeni duyumsarsa, sizi unutmayacaktır. Bunu açık anlamı ise hem pratik hem teorik fayda ve doğrulardan ibaret söz ve cümleler oluşturmaktır. Akılda kalabilmeli, hafızada yer etmeli. Bir takım uydurma sözcük ve işaretlerle anlatımı zorlaştırmak, dili geliştirmeye hizmet etmez. Boş laf, kuru gürültü, tatsız ve zevksiz, kasvetli cümleler hayatı seven biri için sadece sıkıntı olur.

-Marifet çok lafta değil, az ve özlü söyleyebilmektedir.

-Yanlış anlaşılmanın da, doğru anlaşılmanın da kaynağı dildir. İnsanı yücelttiği kadar başımıza olmadık işleri açan da dildir. Bundan dolayı sözcük ve cümleyi doğru kullanmak gerekiyor. “Herkes ağzından çıkanı duymalıdır.”

Halk dili mi, bilim dili mi? Herkes gibi mi söylemeli ya da birkaç kişi gibi mi? Hangisi doğru?

Sokak zengin diye kaba saba, abuk sabuk cümleler de ısrar etmek, yetersizlikten başka bir anlam ifade etmez. Dili kıvırmakla, bükmekle ona karakter kazandırılmaz. Sağlam karakter dilin doğal yapısında aranır ve yapılandırılır.

Bilim dili diyerek ısrar edenler ise bazen öyle şeyler yapıyorlar ki, herkesin bildiği şeyleri bile içinden çıkılmaz, anlaşılmaz hale getirebiliyorlar. Oysa şimdilerde artık herkes, evren ve güneş sistemi hakkında bilgi sahibi olduğu kadar, enfeksiyon veya benzeri bakteriler hakkında da fikir yürütebiliyor, konuşabiliyor. Böyleyse eğer her iki durumda da dilin yapısını bozacak ifadeler oluşturmamak gerekiyor.

Değişen her şey gibi dil de değişiyor. Buna bağlı olarak söz de, yazı da, cümle ve sözcük de değişiyor. Bugün kullandığımız sözcükler yakın ya da uzak gelecekte kullanılmaz hale gelebilirler. Bize düşen her zaman ve şartta, hem yazarken hem anlatırken, dili doğru kullanma becerisine ve yeteneğine sahip olmaktır. Eğer bunu yapamıyorsak, dünyanın en güzel dili bile olsa kirlenir. Çünkü hiçbir güzel, hoyratlığa ve haydutluğa karşı koyamaz…

Hayda

Haydar Uzunyayla son yazıları (Hepsini Gör)
8

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Datça Süslü Kadınlar Turu Haber: Esmeri Alev Ekebaş

Haber

2 Yorumlar

  1. FEVZİYE ŞİMDİ

    Anlatımın, yazının nasıl olması konusunda değerli bilgiler vermişsiniz. Teşekkürler.

    0
  2. Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkürler

    1

Bir cevap yazın