Turgut Uyar’ın Dizelerinden Gelen İçtenlik Hatice Altunay

   

     Çocukluğundan beri şiire ilgi duyan şair, şiir yazma olgusunu nasıl dile getiriyor:

“Daha ilkokulda vezin ve kafiyeden haberim olmadığı çağlarda manzumeler yazardım sonra ortaokul ve lise devresinde boyuna yazdım. Günde üç beş şiir, haftada on beş günde bir roman yazıyordum ama ne şiirler ne romanlar liseyi bitireceğim yıl, Hayyam, Nedim, Yahya Kemal, Tevfik Fikret, Hamit ve Haşim kıskıvrak tutmuşlardı. Taklit ettiğimi bile bile onlara özenerek, bildiğim ve becerebildiğim kadar terkipli filan gazeller mazeller yazardım Hatta “Makbere Mezar” adıyla nazire bile yazmıştım.” Şairin başta şairlere öykünmesi sonra şiire çok emek vermesi onun şair olarak karşımıza çıkmasını sağlamıştır.

      On sekiz yaşında baba olan Turgut Uyar, her türlü sıkıntılarına rağmen şiirini bırakmamıştır.1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul’a yerleştiğinde Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlamışlardır. Sanata açılan derin yolculukta sevgi doğmuş ve Tomris Uyar ile evlenmiştir.

       Edip Cansever ve Cemal Süreya ile birlikte İkinci yeninin öncüleri arasında yer alan Turgut Uyar Kaynak Dergisi’nin açtığı şiir yarışmasında Arz-I Hal adlı şiiriyle ikincilik ödülünü almıştır. Öğrencilik yaşamı boyunca şiirler yazan şairin nihayet ustalığı gün ışığı olarak sanat dünyasına yansımıştır.

Bu yarışmanın seçici kurul üyelerinden olan Nurullah Ataç yarışmada

“Ne olursa olsun, onun için atıyorum zarımı. ”demiştir. Turgut Uyar adına atılan zar düşeş gelmiştir ve Nurullah Ataç’ı doğrulamıştır.

        İlk kitabı Arz-ı Hal ve Türkiye’mden sonra Dünyanın En Güzel Arabistan’ı adlı eserinde bireyin iç dünyasına, birey- toplum ilişkisine yönelmiştir. Turgut Uyar ikinci yeni çizgisinde olsa da onun şiirlerinde toplumsal sorunlar, acılar göze çarpmaktadır.

Kayayı Delen İncir ile yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımaları çarpıcı bir biçimde yer alır. Kanımca, Uyar ilkin ikinci yeni akımına göz kırpmış toplumculuğu alkışlamıştır şiirleriyle.

      Turgut Uyar için aşk ve sancılı ayrılık şiirlerinin ölümsüzü denilmiştir. Ona yazın dünyamızın hüzünlü şairi diyenler de vardır. Onun yurtseverliği, gelenekçiliği ve toplumculuğu yazın öğretmeni olarak beni fazlasıyla etkilemiştir.

    Nutuk adlı şiiri ile öylesine yalın, öylesine yüreğimizi dokuyan dizeleri vardır ki beni fazlasıyla mutlu etmiştir. Öğretmenliğim boyunca gerek benim okuduğum gerekse öğrencilerime okuttuğum gönlümün köşesi Nutuk şiirine değinmeden geçemiyorum Tarihî gerçekliğimizi dile getirişi ve Atatürk’ü en içten, inanılmaz vurgulu dizelere dökmesi takdire şayandır.

Önderimizi içimizden biri olarak yansıttığı şiirin son dizelerini paylaşmak isterim.

ben, Atatürk’üm öldüm- demiştim zaten-

işte nutkumu da baştan sona okudum

öldüm ama gözüm arkada değil

kitabım bir uzun bir güzel oldu

hem ne iyi ettim, ne iyi ettim de efendiler

-sonunda “Ey Türk Gençliği” dedim

Şair Türkiye’m adlı şiirinde Edirne’den Kars’a kadar ne güzel bezemiş Anadolu’nun kentlerine özgü gelenekleri ile güzelliklerini. Kırkpınar güreşi, Erzurum kıtlama çayı, Sürmene çift kulaklı bıçağı, Ardahan’ın geçit vermeyen dağları, şairi yakıp kavuran Konyalı kız.

Şairimizin o kadar doğal o kadar içten ki dizeleri onları içimizden biri olarak yüreğimize basıyoruz.

     Şairimizin en çok sevilen şiiri “Göğe Bakma Durağı” olmasına rağmen ben Kayayı Delen İncir şiirine hayranım. Kayayı çatlatan ağaçlara bakarım da umudumu hep diri tutarım belki de ondandır hayranlığım.

Turgut Uyar’ın toplumcu bakışı dizelerine yansır. Günümüzde yaşanan doğayı talan eden, canlıların soylarını yok eden sözüm ona akıllı varlığa dizeleriyle şöyle seslenir:

biliyorum hiçbir şey yapamam tek başıma

biliyorum beni kendi başına sanan birisi

durmadan  hata yapıyor

serçeye, kumruya, öküze sormadan

 

insan kendi seçtiği toprak

doğrusu, toprağın kendi seçtiği insan.

dirimin geleceğini doğruluyor durmadan.

Şairimizin Kayayı Delen İncir şiirinde vurguladığı en çok sabahları aranan sevdiğidir. Sabahları yalnız uyanmayı en acısı olarak yükler dizelerine. Mutluluk birlikte uyanmaktır doğan güne.

Bakalım şöyle bir dizelerine:

İnsanda biraz acı

İnsanda biraz mutluluk

Ama en geçerli söz

İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını

Türkiye’de ve dünyada.

           Turgut Uyar’ın şiirlerinde lirizm olduğu kadar muhteşem ironi de gözümüze çarpar onun “Tel Cambazının Tel üstünde Söylediği Şiirdir” diyerek başladığı şiirini her okuduğumda gülümseme yayılır yüzüme… Sınıflarda okuduğum bu şiir için keyiflenir öğrencilerim.

Benim dengemi bozmayınız nakaratına şapka çıkarırlar elbet Yeri gelir iyi gitmeyen davranışlarına eleştiri olsun diye de okurum şairin denge şiirini.

 Şairin bu şiiri İkinci Yeni çizgisine pek yakışır. Şiirin en çok sevdiğim dizelerini paylaşmak isterim gülümseyerek. Şairimizin dün de yazdığı günümüze cuk oturduğu dizelere siz de gülümseyin diye.

Tel Cambazının Tel Üstündeki Durumunu Anlatır Şiirdir

sizin alınız al inandım
sizin morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba

bütün ağaçlarla uyuşmuşum
kalabalık ha olmuş ha olmamış
sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
ama sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız

aşkım da değişebilir gerçeklerim de
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yan gelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
hiçbirinizle dövüşemem
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız

 

Turgut Uyar’ın şiirlerinde bireyin toplumla bütünleştiğini, gelenekçiliğin modern çizginin içinde harmanlandığını görmek onun şiirlerinin dünde kalmadığını bugünü de yansıttığını görmekteyiz.

Şairimizin mekânı ışık olsun şiirleri aramızda hep yaşasın. Saygıyla…

Hatice Altunay

Not*şairin şiirindeki küçük harf yazımına dikkat edilmiştir.

1

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Sandık Yarası – Şehriban Tuğrul (Sesli Öykü)

Sesli Öykü

Bir cevap yazın