Nermin Bezmen – Unutkan Aşk

Kesip atabilecek bir şey olsaydı keşke…”

“Neden?” diye sordu Maya. “Neden Alzheimer?

Bugün dünyada kırk dört milyon kişi mustarip bu hastalıktan. İnsan ömrü uzadıkça bu sayının artması, 2050’de yüz otuz beş milyona varması bekleniyor.

“Öldürmeden öldürdüğünü biliyorum. Yavaş yavaş her şeyi unutuyor insan… sonunda kendini bile unutuyor… öyle değil mi?

“Tedavisi yok mu?”

Bilemem Mayacığım. Kimi hasta son derece içine kapanık oluyor, kimi de çok agresif. Hırçınlaşma karşısında yapılabilecekler aslında hastadan ziyade sevenlerinin özen göstermesi gereken bir durum. Hasta hayali dünyasında, halüsinasyonlarıyla kendi inandığı, olması istediği bir dünya, dünyalar yaratıyor. Bunlara ters düşülünce, anlaşılmayınca, kendini ifade edemeyince ya da korktuğu, kaçmak istediği olayları kontrol edemediği için hırçınlaşıyor. O zaman aileye büyük iş düşüyor.”

“Alternatif kararlar sunmayın. Kafa karıştırıcı olacaktır.”

“Pekâlâ… Nasılsa ve gider gitmez interneti açacaksın, biliyorum.

Alzheimerlı hasta olayları unutur ama onların, duygularının bıraktığı ruhsal etkiyi unutamaz.” diye okumuştu bir yerde.

Ama okuduğu kadarıyla Alzheimerlı bir beynin mantığı yoktu zaten.

“Hastalığım… hastalığım kendisi hüzün yapıyor. Üzüyor beni… Seni üzüyorum diye üzülüyorum. Çocukları üzüyorum diye üzülüyorum…”

“ Lütfen bana kendini unutturma!”

“Ben hatırlamasam bile dön.” ***

Buraya kadar okuduklarınız; Unutkan Aşk kitabının değişik yerlerinden süzdüğüm paragraf ve satırlardan oluşuyor. Nermin Bezmen kitabına öylesine özenle yoğunlaşmış ki; yaşanılan gerçekten rahatsız olan karakterin dilidir.

“UNUTKAN AŞK” NERMİN BEZMEN DOĞAN EGMENT YAYINCILIK

1.BASKI: HAZİRAN 2020 440 SAYFA

 

Pandemi öncesi haftanın Salı günlerini dernek ziyaretlerine ayırmıştım. Zamanın bana olan hoşgörüsü oranında eşit dilimlerle katılırdım derneklerin etkinliklerine. Bunlara arasında Denizli Alzheimer Derneğininkiler de olurdu. Binanın 7. katında, kendilerine güzel insanının kullanımını sağladığı küçük dairelerinde harika üretimler sergilediklerine tanığım.

Alzheimer rahatsızlığına önceleri ‘bunama’ diye yakıştırma yapıldığını biliyorum. Adı geçtiğinde “andığımız yerden ırak olsun,” denilir, duyulan görülen örnekler dile getirilirdi. Dernekte okuduğum şu dua metni çarpıcı gelmişti bana. “Allah’ım, canımdan önce aklımı alma”. Alzheimer hastası olan evde, bir hasta değil aile boyu hasta vardır tümceleri yaşanan zorlukların kilit taşlarıydı sanki. Bir öğretmen arkadaşım mesleğini 40 yıl sürdürüp, emekli olduktan kısa süre sonra sorgusuz habersiz geldi oturdu beynine. Böyle bir hastalığın ön tedavisi ve hazırlığı olamıyor. Özellikle eşi büyük hayal kırıklığı yaşadı. Kendisine hastalığın nedenini seyrini yaşanabilecekleri sıraladığımda kabullenemedi. Yapılması gerekenleri bildiğim kadarıyla açıkladım.

Öğretmenimin evinde, baktıkları annesi; sürekli kaldığı odasından salona çıkarıldığında; biraz oturur ‘ben evime gideyim’ diyerek tekrar odasına gitmek isterdi. Evden habersiz ayrılışların, eşini çocuklarını tanımayıp yabancı gibi algılayıp, evden habersiz ayrılmak bu rahatsızlığın görülen duyulan örnekleriydi.

Yaşam Noel baba gibi değil. Her zaman armağan sunmuyor bizlere. Hayat, tonları taşıyacak çelik halat sağlamlığında görünürken; bazen de ince pamuk ipi kırılganlığına bürünebiliyor. Sağlık canlının varlık nedeni.

Bu kitabı geçen yıl okudum. Sekiz sayfayı aşkın içerik ayırmışım. Kendisi beğendiğim üretken bir yazar. Önceden okuduğum kitaplarından konu ve işleniş bakımından farklı buldum. Sanki bir yaşanmışlığın anlatılması hissini uyandırdı bende. Zaman zaman derin nefes aldım, şükrettim. Hiç kimseye uğramasın dediğim düşüncelerim birikti okudukça. Hasta ve yakınlarının yaklaşımları, davranışları, çaresizlik, yetememek, içten gerçekçi vurgulanmıştı.

Kitabın girişine koyduğu şu satırlarda çarpıcı; Bu romanımı, dünyanın dört bir tarafında sessizce tükenen, ölmeden defalarca ölen Alzheimer hastalarına ve onların iki dünya arasında kalıp çaresiz, umutsuz mücadele eden yakınlarına adıyorum.

Bir ara, gözyaşlarımın yanaklarıma tutunamayıp sayfaya düştüğünün farkına vardım.

Bence okunmasıyla farkındalığın oluşması, olabildiğince de bilgilenme ve bir tür yardım yapılmasını sağlar diye düşünüyorum.

 

Fevzi Keyik 24 Şubat 2021

 

2

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Herkesin El Betiği Nurettin Şenol

Kİtap Tanıtımı

Bir yorum var

  1. Yüreğinize sağlık sevgili dostum; bir kitabın tanıtımı ile birlikte bu hastalığa yakalanan kişi ve ailenin yaşamı hakkında bizi bilgilendirdiniz. Teşekkürler.

    2

Bir cevap yazın