Yılmaz Büyükerşen – Yazı: Ethem Arı

Ülkemiz için geçerli siyasetçi profili şöyledir. Hiçbir şey bilmeyen ama her şeyi bildiğini sanan-söyleyen, boş konuşan, çok konuşan, bağıra bağıra konuşan. Konuşunca mangalda kül bırakmayan. Ne köylü ne kentli ikisinin arasında bilge geçinen. Dindar görünerek din sömürüsü yapan. Yüzü kızarmadan yalan söyleyen, iftira atan diyebiliriz.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen bunların arasında birkaç ayrıncadan (istisna) biridir. Bunu, Anadolu ve Osmangazi Üniversiteleri ile Açık Öğretim Fakültesi kuruluş ve gelişmelerinde yönetici ve bilim insanı olarak yaptığı sayısız hizmetlerle biliniyor olmasına  borçludur. Bir yakınımın öğrencisi olmasından ötürü kendisini uzun yıllardır izlerim. Saygın Büyükerşen her yönüyle Eskişehir’e adanmış bir yaşamdır. Akılcı belediyecilik anlayışı ile ayakları yere basan tasarımlarla, öz kaynaklara dayalı, insan odaklı kent yaratmak ereğinde olmuştur. “Aynası iştir kişinin söze bakılmaz” özdeyişinin en iyi örneklerinden biri olan Büyükerşen’in yaptıklarına göz atalım.

* Pasaportsuz girilen Avrupa kenti diye anılmaya başlayan Eskişehir’de olağanüstü değişiklikler oldu. Porsuk Çayı kirlilikte dünya sıralamasına giriyordu. Şimdi gondollar, botlar dolaşıyor, oltayla balık tutuluyor. Gençler kıyısında sere serpe piknik yapıyorlar. Kentin tüm su ve kanalizasyon altyapısı değiştirildi. Bu olağanüstü dönüşüm sırasında devletten tek kuruş alınmadı.

* 60 km tramvay hattı yapıldı. Yolsuzluk yapılmadığı için bilinen kentlerde yapılan tramvayların üçte bir fiyatına mal edildi.  Merkezi Belçika’da bulunan Uluslararası Toplu Taşımacılar Birliği tarafından “en iyi hafif raylı sistem ödülü” ile ödüllendirildi.

* 1936’da Atatürk’ün emriyle kente getirilen, sonra ihmal edilen Kalabak memba suyunun isale hattı hükümetten tek kuruş alınmadan yapıldı. Modern fabrika kuruldu. 12 Kg’lık damacanalarla kente verildiği gibi ayrıca şişelenerek satılıyor.

* Şehir tiyatrosu kuruldu. Yedi sahnesi var. İzleyici sayısı 1.5 milyon kişiye ulaştı. Senfoni orkestrası kuruldu. Opera, bale, klasik müzik, her hafta yerli ya da yabancı konuk sanatçı katılıyor.

Sazova Parkı İçindeki Masal Şatosu gece görünüşü

* Denizi yok, plajı var. Türkiye’nin ilk ve tek yapay plajı 350 metre uzunluğunda, yüzülüyor, deniz kumunda güneşleniliyor. Yelken kursu veriliyor, kano şampiyonaları düzenleniyor.

* Milyon metrekareden büyük tematik (izleksel) parklar yapıldı. Bilim Deney Merkezi var. Manej (binek ve yarış atı eğitimi) var. Siz hiç bilim kuyruğu gördünüz mü? Bu kentte var. Gezegenevine (planetaryum) girmek için kapısında kuyruk oluyorlar.

* Eskişehir’in nasıl bir turistik çekim alanı durumuna geldiğini göstermek için tek örnek vereyim. Masal Şatosu’nu Kapadokya’dan fazla turist geziyor. Kentte iki otel vardı. Şu anda çoğu beş yıldızlı 100’ü aşkın otel var.

*Türkiye’nin ilk balmumu heykeller müzesi kuruldu. Kent Belleği Müzesi kuruldu. Çağdaş Sanatlar Müzesi kuruldu. Çağdaş Cam Sanatları müzesi kuruldu. Türkiye’nin ilk Kurtuluş Savaşı Müzesi kuruldu. Müze sayısı 15’i aştı. Bu müzelere yılda 600 bin kişi geliyor. Odunpazarı Modern Müze tamamlanmak üzere. Japon Mimar Kengo Kuma’nın yapıtı, dünya çapında ses getirecek.

Odunpazarı Modern Sanat Müzesi

* Devletten tek kuruş almadan, kentin kendi parası, kendi iş gücü, kendi makine parkıyla iki büyük baraj yapıldı.

Kent içinde kullanılan bütün beton türevli malzemeler, Büyükşehir Belediyesi Kent Beton Malzemeleri üretim tesislerinde üretilmekte, dışarıya da satılmaktadır.

* Kendi bünyesinde açılan kurslarla her yıl 15 bin kadın ve çocuğa meslek edindiriliyor. Bedensel engelli yurttaşlar kimseden yardım almadan Türkiye’de sadece Eskişehir’de dolaşabiliyorlar, kimseden yardım almadan sadece Eskişehir’de sosyal yaşama katılabiliyorlar. Zihinsel engelliler ve alzheimer hastaları için bakım merkezleri kuruldu.

* Devletten tek kuruş almadan, katı atık dönüşüm ve enerji tesisi kuruldu. Çöpten elektrik enerjisi üretiliyor. On binlerce konut kentin çöpünden elde edilen elektrik enerjisiyle aydınlanıyor, ısınıyor. Bu tesiste kurulan seralarda, bu tesisten elde edilen ısı enerjisiyle, kentin peyzajında kullanılan çiçek fideleri yetiştiriliyor.

Gondol, Bot ve park bahçe aksesuarları Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan bu atölyelerde yapılarak dışarıya da satılmaktadır.

* ”Bir avuç tohum ömür boyu bağımsızlık” felsefesiyle, yerli tohum üretiliyor. Bu yerli tohumlarla elde edilen fideler çoğaltılıp çiftçiye ücretsiz dağıtılıyor. Öldü denilen Türk İpekçiliği Eskişehir’de yeniden yaşam buldu. Türkiye’nin en büyük dut fidanı üretim tesisi kuruldu. Yetiştirilen dut fidanları sadece Eskişehir’e değil, Edirne’den Ardahan’a 35 şehirdeki köylülere ücretsiz dağıtılıyor.

Pasaportsuz girilebilen Avrupa şehri Eskişehir

* ”Her ev bir işlik (atölye)” sloganıyla “kadın kooperatifi” kuruldu. Belediye bünyesinde eğitim verilen kadınlar, tıbbi aromatik bitki üretiyor, aksesuar, dekorasyon, oyuncak, seramik alanlarında üretim yapıyor. Bu ürünleri kooperatif dayanışmasıyla satarak aile bütçesine katkı sağlıyorlar. Ürün işleme tesisi kuruldu.

* Şehir merkezinde “üretici market” açıldı. Baklagillerden doğal yağlara, baharatlardan sabunlara, tüm yöresel ürünler, aracısız, komisyonsuz tüketiciye ulaştırılıyor.

Kent içindeki bütün heykeller Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri ve Büyükerşen ile birlikte maliyetine yapılmaktadır.

* Köyde yaşayan gençlere yine kooperatif yöntemiyle büyükbaş ve küçükbaş hayvan hibe ediliyor. Manda yetiştiriciliği yeniden canlandırılıyor. Çiftçiye ücretsiz damızlık manda dağıtılıyor. Halk Süt kuruldu. Eskişehir halkı kooperatif marifetiyle ucuza pastörize süt içiyor.

* Eskişehir agro turizm (tarım turizmi) merkezi haline getiriliyor. Köylerde çiftçiler organize edildi. Doğal köy ortamında turist olarak tatil yapabileceğiz.

* Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın insani gelişmişlik kriterleri çerçevesinde, merkez ilçeleri itibarıyla, Türkiye’nin en yüksek gelişmeye sahip kenti Eskişehir oldu.

Gezegenevi

* Bu kentin çocukları Beethoven’le, Bach’la, Aşık Veysel’le, Dede Korkut’la büyüyor. Opera izliyor, bale izliyor. Bu kentin çocukları henüz altı yaşındayken İdil Biret dinliyor, Gülsin Onay dinliyor. Genco Erkal’la, Bedri Baykam’la, Haldun Dormen’le tanışıyor. Resim, heykel, müzik bu kentin çocuklarının doğal yaşamlarının parçası. Tarih bilinciyle büyüyorlar, hayvan sevgisi, ağaç sevgisiyle büyüyorlar. Zihinlerine duvar örmeden, çocukluklarını, gençliklerini yaşayarak, özgürce büyüyorlar.

* Üniversitede olduğu gibi belediyede de yeniliklerin ve başlangıçların öncüsü,  uzak görüşlü, yurtsever, varlığıyla onur duyduğumuz Profesör Yılmaz Büyükerşen mucizesidir Eskişehir. Sadece Türkiye’de değil, dünyada bu kadar kısa sürede, böylesine olumlu yönde değişen, gelişen başka bir kent yok. İnsana insan olduğunu anımsatan şehir, Eskişehir. Başını nereye çevirsen estetik, güzellik. Başını nereye çevirsen yemyeşil, Eskişehir. Aklın, bilimin, kültürün, sanatın, saygının, hoşgörünün, vicdanın, emeğin, bağımsız özgür ruhun sonucudur. Anıtkabir Müzesi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün birebir boyutlardaki balmumu heykelini yapan Büyükerşen, resim ve heykel gibi güzel sanatlara yatkınlığını rektörlüğü döneminde üniversitelere açtığı bölümler ve özel yaşamında, özellikle yaptığı balmumu heykellerle göstermiştir. Kendi adını taşıyan Türkiye’nin ilk balmumu heykel müzesini 19 Mayıs 2013 tarihinde açmıştır. Müzede bugün 200’ü aşkın heykel bulunmaktadır.

Burada Sokrates’in ünlü sözünü anımsayalım: “Ya filozoflar yönetici olmalı ya da yöneticiler filozof olmalı” diyordu. Filozofluğu düşlerindeki kenti yaratmak üzerine olan, sanatçı, bilim insanı Yılmaz Büyükerşen siyasal iktidarın nimetlerinde yararlanmadan, yararlanmak şöyle dursun bütün engellemelere karşın, Eskişehir’i yaşanabilir kente dönüştürmüştür. Sanatı ve sanatçıyı seven insanın hayata bakışı her zaman farklıdır. İnsana dayalı belediyecilik anlayışının en güzel örneklerinden birisidir Eskişehir. 1999’da büyükşehir belediye başkanı olan Prof. Yılmaz Büyükerşen, daha sonra yapılan yerel seçimlerde de oylarını arttırarak bugüne gelmiştir. O Eskişehir’i, Eskişehirli de onu sevmeye devam etmektedir. 31 Mart 2019 Yerel seçimlerinden sonra Ankara’da deneyimlerini partidaşı diğer başkanlara aktarmıştır. Gerçekte ise, partizanlık bir yana bırakılarak, hangi partiden olursa olsun her belediye başkanının Saygın Büyükerşen’in deneyimlerinden yararlanması, Büyükerşen’in uygulamalarının belediyecilik dersi olarak verilmesi gerekir.

– Yazıyı fazla uzatmadan Saygın Büyükerşen’in sözleriyle bitirmek istiyorum.

– “Sevgili hemşerilerim, çağdaş dünyanın, çağdaş bir bireyi olma yolunda bütün yaptıklarımı, özellikle iki şeye borçluyum. Birincisi Cumhuriyet’e ve Atatürk Devrimleri ’ne, ikincisi de Eskişehir’de yetişmiş olmama… Ne Atatürk’e, ne Cumhuriyet’e, ne de Eskişehir’e  olan hizmet borcumu ödeyebileceğimi sanmıyorum. Bilin ki, yaptığım her tercih, bu borcu ödemek konusundaki çabalarımın devamıdır.”

Not: Yapılan işler konusunda bilgisunarda dolaşan bir videodan yararlandım.

 

ETHEM ARI
İzlemek için

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Atatürk Aydınlığı Ethem Arı

Deneme

8 Yorumlar

  1. Hatice Altunay

    Bir günlüğüne gelip geçmiştim. Kitap fuarı da kısmet olamamıştı fakat yalnızca kent merkezindeki gördüklerim beni çok etkilemişti.Geniş zamanlarda en az iki gün ayıracağım bir kent….Kutluyorum kaleminize sağlık

    2
  2. Atilla Yüceak

    Asıl sorun teni Yılmaz Büyükerşen ler beden yetiştiremiyoruz sorusunun yanıtıba kada yormamamız…

    Yetişenler ise Civid-19 aşısını bulanlar gibi dış dünyaya kacirtiyoruz.

    Ülke işgal altında.
    Herkes üç maymunu oynuyor.
    Emeğinize ve yüreğinize sağlık öğretmenim.
    Saygı ve sevgiler sunuyorum.

    3
  3. Hüseyin Sert

    Kaleminize emeğinize sağlık.. Kutlarım 👏👏👏

    3
  4. Fatmanur Caner

    Ssyın Ethem Arı, Eskişehir örneğinden yola çıkarak bize, sevgi, akıl ve evrensel ahlak ölçeğine dayalı kent yönetiminin ortaya çıkardığı yaşanılası bir yurt köşesini anlatmış. Daha önce, sitemizde yayınlanan Atilla Yüceak’ a ait ahlak öğesini sorgulayan yazıya yaptığı yorumda kendisi çok doğru olarak şunları belirtmişti. “İnsanların biriktirme hırsı, yarınlara olan güvencesizlikten dolayı oluyor.O halde, adaletli ve hakça paylaşım ile bu hırsı azaltabiliriz. Kapitalizm para demektir. Ve giderek para olgusu doğayı bile yok edecek, insanlığı ahlaken çürütecek bir sistemdir. Dinsel ahlak, ortaya çıktığı zamanın gelenek, göreneklerine bağlı olarak düzenlenmiştir. Din, sorgulanamaz olduğu için bu zamana göre uyarlanamıyor.Evrensel ahlak ise, akla ve deneyselliğe dayandığı için bilimseldir ve doğru ahlak budur. Bu yüzden eğitim, akli ve deneysel olmalıdır.”
    Ne kadar doğru saptamalar bunlar. Gelgelelim, bildiğim kadarıyla, dünya nizamını, para ve artı değer yaratmaya dayalı kurgulayan egemen sömürücülerin yarın kaygısı yok. Nasıl olsun. Dünya onların zaten. Dini, sömürünün devamı için afyon gibi kullandıran da onlar. Gereken ülkelerde, derece derece baskı rejimlerini uygulatan da onlar. Baskıyla sindirilen insanların buldukları ufak özgürlük alanlarını, pastadan pay kapmak için ahlaksızca kullanmaya kalkmalarını kurgulayan da onlar. Çözüm, bu nizam sahiplerini güçlenip alaşağı etmek gibi duruyor. Bu zor işi başarmak için bilim akıl gerekir. Öyle ya, hangi sınıflar, hangi paydaşlar, nasıl ne zaman… Bu soruların cevabı bilimde. Bilimsel eğitimi istemeyen kim?. Malum nedenden, nizam sahipleri. Gel çık işin içinden. Dönen ve çıkışı olmayan bir çember gibi. Sonuç; ihale Lidya’ lılara mı kaldı şimdi.Parayı buldular da bu işler başımıza geldi desek bir de şu var. Nizamı devirip,insanlığın mutlu bir cennete dönüşmesini sağladık diyelim. Bu seferde bir yolunu bulup yeni nizam sahipleri farklılaşıp yeni sınıflar yaratırlar mı? İçinizden aman vazgeçtim, soru moru sormuyoruz tövbeee dediyseniz de son söz: Kahrolsun HOMOSAPİENS.!….

    5
  5. Bu tür yazılar araştırma gerektirdiğinden yorucu oluyor. Birçok kaynaktan bölümler topladıktan sonra onları akıcı bir biçimde araya kendi düşüncelerinizide katarak bütün yazı oluşturmak kolay olmuyor. Toplumumuzda hırsızlık olağan olaylar arasına girmiş. Üniversitelerde tezler çalınıyor. Bestecilerin besteleri çalınıyor. Neşet Ertaş’ın onlarca türküsünü çaldılar. Utanmadan “benim” diyorlar. Doğal olarak “devlet malı deniz” milyar milyar dolar olarak hortumlanınca sıradan günlük bir olay gibi algılanıyor. Bizi böyle çürüten çürük elmayı bulup atmamız gerekiyor.
    Yazılarım hırsızlarca sahiplenilmeden kitaplaştırayım desem kitapların boynu bükük. Yazdıklarım kendi çevremden kimsenin ilgisini çekmiyor. Böyle açmazda olduğum dönemde sevgili Serdar Hakyemezoğlu bu sitemizi kurduda (kendisi benim gibi övülmeyi sevmiyor) yazılarım-yazılarımız adlarımıza kayda geçmiş oldu.
    Sevgili arkadaşlarım, yazılarıma yaptığınız yorumlar için sizleri sevgi ile selamlıyorum. Sağ olun, sağlıklı kalın!

    5
  6. Değerimizle ve başkanımızla gurur duyuyoruz.Eskisehirin tanıtımına katkı sağlayan bu yazısı için Ethem Beye teşekkürler.

    4
  7. Başarılı başkan Yılmaz Büyükerşen’i tanıtıcı bu güzel yazıyı daha önce de okumuştum. Ethem Bey’in emeğini isim vermeden kullananları kınıyorum.

    4
  8. Zeynep Karaaslan Eman

    Kaleminize sağlık

    3

Bir cevap yazın