Zelzele Büyük Sınavımız Bizim Hatice Altunay

      Bir sarsıntı ülkesiyiz hep sallanıyoruz zaman zaman. Nedense, alacağımız dersler konusunda emekleme döneminde durağımız ne yazık ki…

    Ege bölgesinde çocukluğumuzdan bu yana kısa süreli artçıları olan depremler yaşadık… Bir gün pamuk tarlasında yakaladı bizi. Toprağın nasıl yarıldığına tanık olduk. Tek katlı evlerimizde ciddi hasar olmamıştı. İlk kez yeraltının büyük gücüne tanık olmuştum.

    Ülkemiz birçok depremler yaşamıştı. Yakın dönem  17 Ağustos 99 Kocaeli’nde olmuştu 7.4 şiddetinde.. Hepimizin yüreği kan ağlamıştı. Sevdiklerimizi, arkadaşlarımızı yitirmiştik korkunç öyküleri bize ders olmasını ummuyorduk. Birkaç yıl sonra normale dönüverdik her şey güllük gülistanlık oldu. Olmadı ne yazık ki… Zemin etütleri yapılacak denildi, balık hafızalar olunca memlekette unutuldu, dayanıksız konutlar üretilmeye devam edildi. Rant uğruna her şey normalleşmişti. İki kez kitap fuarı için gitmiştim.

Depremin adı bazı İzmit Körfezine inenlerin ağızlarındaydı yalnızca. Her yer modern betona dönüştürülmüştü o kadar.

    24 Ocak akşamı ADD Gençlik Kollarının Marmaris’te Uğur Mumcu’yu anma programındaydım, dokuz buçuk civarı Elazığ depremi duyurusu yapıldı. Eve gelince televizyonun başına çöktüm. Gece, soğuk ve deprem… 6.8 büyüklüğünde. Elâzığ’ın Sivrice bölgesin ana merkez yüzeye yakın, Malatya, Diyarbakır, Urfa etkilenmişti.

    Gün ışığınca felaketin enkazı gözle görülüyordu ve haberlerde, her yerde görüntüleniyordu. Beş ölü 22 oldu, 29 oldu. Yaralı sayısı 1500 civarındaydı. Sonra ölü sayısı 41 olmuştu. Bazı köyler yok olmuştu sanki… Yoksulun canı yanmıştı yine. Yer bilimcinin dediği gibi paranın gözü kör olsun fakir zemin etütlü tam korunaklı evi nasıl yapacaktı.  Kerpiçten dokulu evi olacaktı. Borç harç TOKİ evlerinde oturacaktı. Yaşanan öyküler hep mi yenilenip duracaktı. Yeniden yaralar sarılıp hayat sürdürülecekti.

    Yer bilim uzmanları ekranlarda konuşuyordu yine aynı tablo aymazlık ve tevekkül

“Biz yapmadık Allahtan geldi.”

“Bu bizim büyük sınavımız”.

“Dua edelim.”

“Allah yardım eder.”

  Ortamın buz kestiği anlar. Ivıra zıvıra bulanan ödenek… Bir yıl İstanbul’a lale ekmezsiniz olur biter. Doğu Anadolu’da ömürlerini tüketen yer bilimcilere destek yok. Önceki depremlerden kalan hasarlı evlerinde oturmak zorunda kalan vatandaş çok. Her olağanüstü olayda biz nedense hep sınavdayız alınan dersler yok. 

“Allaha emanet olunmalı malum bu depremleri yapmıyoruz .”

Gelelim bir türlü dersimizi alamadığımız zelzeleleri anımsamaya… Hepsini sıralayamamış olabilirim elbet. Şöyle bir anımsatmak istedim.

      1939 Erzincan depremi mahkûmların salıverildiği, kurtarma çalışmalarıyla insanlık dersi verdiği ve onların affedildiği, tarihe düşülen duygulandırıcı anlar…

Yine aynı bölgede1945,1967,1982,1992 sarsıntıları…1992 13 Martta 6.8 şiddetindeki depremde 653 kişi hayatını kaybetmişti.

 Yine konuşulmuştu yıllarca önlemler üzerine filan filan diye… Sonrası tatlı unutuş…

       1999 yılı 17 Ağustos Marmara Depreminde sabaha karşı (3.00 civarı) merkezi Kocaeli Gölcük ilçesi olan 7.4 şiddetindeki sarsıntısında bilanço vahimdi. Kayıtlara göre 17 bin 480 kişi ölmüş.23 bin 781 kişi yaralandı. 505 kişi de sakat almıştı. Arkadaşımız Erol Kuzu’nun amcaları yani baba tarafı tamamen enkazdan ölü çıkmıştı. Can pazarı vs vs talan, ziyan haberleri sürüp gitmişti.

 Yine konuşulmuştu binalarda denetim ceza vs. Birkaç müteahhite ceza verilmişti… Görülen olarak gerisi yasanın boşluklarından kayıp gitmişti. Sonrası zamanın akışında ötelenip gitmişti.

2011 Van depremi 6.7 büyüklüğündeydi.601 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı. Van’ın nüfusu bir milyon civarındaydı. Andık öğretmenlerimizi. Fidan diktim anılarına Dokuz yılda boy attılar bahçemizin köşesinde.

Van ‘da Urartu Kralı 2. Sardur tarafından Milattan Önce 750 yılında inşa edilen Çavuştepe Kalesi’nde ortaya çıkarılan yapılarda, depreme karşı özel önlemlerin alındığı belirlenmiştir. Çavuştepe’de dış dış duvarların dış kısmının travers taşlardan inşa edildiği, yaklaşık 2 bin 800 yıl geçmesine rağmen duvarların hala ilk günkü gibi kaldığı görülmektedir.

Milattan önceden ders almamız gerekli aldık mı? Elbette hayır.

 2020 24 Ocak Elazığ depremi oldu apansızın. Yine dersimiz sürüyor. Önlem aldık mı?  Kocaman sıfır. Hasarlı binaları bile dikkate almadık.

    Japonya,  deprem sınavından başarıyla çıkan yegâne ülkedir. Gökdelenler gibi çok katlı binalarda yaygın olarak kullanılan deprem izolasyonu ya da sismik izolasyon sistemi yapının zeminine entegre bir şekilde inşa ediliyor. Zemine kurulan sarsıntı emici yapılar(izolatörler)sayesinde deprem dalgalarının binaya ulaşması engelleniyor.

     Sarsıntı emici yapılarda lamine lastik, kurşun, yaylar, amortisörler ya da bilyeli yataklar kullanılabiliyor.

Sismik izolasyon teknolojisiyle inşa edilen binalar depreme dayanıklı diğer binalara oranla deprem dalgalarını üçte bir ile beşte bir oranında iletiyor. Bu teknolojiyle bina inşa etmek devasa bir ek maliyet anlamına gelmiyor.

Aklıma gelmişken ilave edeyim Japonya’da Okullar deprem için tüm hazırlıkları yapılmış bizde köy okulları ölüme terkedilmiş dilsiz duvar olmuş. Ne yazık ki…

     Ülkemize gelince açgözlü ve cahil müteahhitler maliyetten kısmanın, çok kazanmanın derdindedir. İş güvenliğini hiçe sayan, işçi ölümleri olsa bile o binaların denetimi olmuyor. Oluyormuş gibi yapılıyor yasal boşluklardan adını sıyırıp ünlü müteahhit sınıfına kaydını yaptırıyor. Dürüstlük yasalarda değil vicdanlarda olmalı ki biz varsıllarımızı doyuramıyoruz.

   Önlem almak var ya depremle yaşamayı bilen Japonya’da var. Dürüstlük özde var onlarda. Biz de çalma, çırpma, yalan, talan…  Asıl sorun rant… Çok kazanmak derdinde fay hatlarına fiyakalı gökdelenler dikersin. İstanbul ‘a ihanet edildi. İhanet çanakları büyüyor deprem mi Allah’ın işi karışılmaz deyip düğüm atacaksın işine bakacaksın kanal vs  her şey mubah… 

        Önleme gelince, sıcağı sıcağına konuşuyoruz sonrası unutuş… Yeni bir sarsıntı olunca meydandayız, tevekküldeyiz, Allaha havale ettik sonrası malum unutuş…

 

Hatice Altunay

3

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Sandık Yarası – Şehriban Tuğrul (Sesli Öykü)

Sesli Öykü

Bir yorum var

  1. Dünyanın şimdiki şeklini alması, verimli ovaların oluşması deprem sayesindedir.Bununla yüzleşmek, gerekli önlemleri almak devletin asıl görevi olmalıdır. Bunun Tanrı ile ne alakası var ? Japonya’da 7 şiddetinde deprem oluyor,okullar tatil edilmiyor! Kaleminize sağlık.

    2

Bir cevap yazın