Kadının Dünü Bugünü

Hiç kuşkusuz kadını tanımak için;  kadının geçmişine ve bu gün geldiği duruma bakmak gerekir.

İnsanlık tarihi çeşitli çağlara tanıklık etmiştir.

Medeniyetlerin gelişmesiyle beraber, ilk çağlardan günümüze kadar kadının da rolü değişkenlik göstermiştir.

Dolayısıyla ilk çağlarda her şeyi yapabilen kadın,  erkekten doğurganlığı sebebiyle daha bir üstün sayılırdı.

Zekâ durumları da hiç te yabana atılacak türden değildi.

Sayısız tanrıca süreci iyi yönetmesi bu gerçeği doğru kılıyordu.

Ne zaman ki fiziksel gücünü keşfetti erkek üstünlükte yer değiştirmiş oldu.

Öyle ki erkeğin bu fiziki üstünlüğü kadın üzerinde hâkimiyet oluşturma, üstünlük taslama, kadını aşağılama, günah keçisi görme, noktasına kadar vardırmışlardır.

Hâlbuki bu üstünlük sadece fiziki üstünlük olması bakımından kadının biraz da kolaycılığa kaçmasından kaynaklıdır.

Bu günkü durumu aslında geçmişinde altın tepside rollerini değiştirmeleriyle ilgilidir.

Zira zekâ cinsiyete göre belirlenmez. Kişinin onu kullana bilme yetisiyle ilgilidir.

Kadın da bunu pek ala kullanabiliyordu.

Dolayısıyla fiziksel farklılıklar evrim ile ilgili bir durumdur.

Anaerkil dönemde  nasıl ki kadın söz hakkına sahipti, yani toplumu yöneten kadındı. Fiziksel güç erkekte olmasına rağmen yine erkeği yöneten kadındı.

Ve sürece kadın damgasını vurmaktaydı. Kadının hâkimiyeti her alanda kendini göstermekte idi.

Ne zaman ki toplayıcılıktan bireyselliğe dönüldü.

Yani tarımdaki gelişmeler, hayvanların evcilleştirilmesi o dönem beraberinde daha fazla fiziksel güce gereksinimi de artırdı.

İş bölümü değişti. Erkeğin gücüne ihtiyaç duyuldu.

Bu noktadan itibaren erkek gücünün farkına vardı hem de gücünü kullanarak egemen leşti.

Avlanarak fiziksel gücünü artırmış erkek, artık tarımda ve hayvanların yönetiminde de kendini geliştirerek göstermeye başladı.

Kadında giderek daha fazla evde kalmaya başladı kırıp dizini.

Yerleşik düzene geçilmesiyle birlikte devlet olgusu ortaya çıktı.

Devlet ise kendini en iyi şekilde var edebilmek ve düzenini en iyi şekilde inşa etmek için ataerkil bir düzeni getirerek bunu yasalar ve hukuk ayağıyla daha da sağlamlaştırdı.

Böylelikle kadın geriledi.

Erkek te eli güçlendirilerek hakim kılınmaya çalışıldı.

Dolayısıyla devletlerin de ortaya çıkması bu ataerkil döneme denk düşüyor.

Dinlerin çıkışı da bir nevi böylesi bir süreç ile ilintilidir.

Dinde kendini kitlelere kabul ettirmek için böylesi bir güç dengesizliği üzerinden kendini var etme yoluna gitmiştir.

Yani güçlü erkek görülerek kadın dinen erkekten sonra gelen bir canlı olarak görülmüştür. Böylece kadın ikinci plana itilerek erkek ise daha fazla güçlendirilmiştir.

Dikkat edilirse vahiy bir tek erkeklere indirilmiştir. Dolayısıyla erkek peygamberler sadece sürece hakim olmuştur. Erkek eril zihniyeti temsil eden erkek peygamberler vasıtasıyla kadın Ana tanrıca, bereket tanrısı, güzellik tanrısı olarak görülen kadın birden lanetli, iffetli, köle olarak görülmüştür ataerkil döneme geçildikten sonra.

Yani çok tanrılı dinlerden, tek tanrılı dinlere geçişle.

Kadın artık günahkâr ilan edilmiştir.

Her peygamber kendi anlayış ve görüşüne göre kitap çıkararak bu kitaplarda erkeği kutsal görerek kadını ise geri plana itip adeta varlığı yadsınmıştır.

Bütün bunlar tesadüfü olmasa gerek diye düşünüyorum.

Dolayısıyla; tek tanrılı dinlerin hepsi kadının erkeğe bağımlı olmasını, erkeğinde daha üstün olduğunu kutsal saydı.

Devlet ve din tarafından güçlenen erkek bunu kendi lehine kullanma yoluna gitti.

 

Dolayısıyla kadına şiddetin tavan yapması, erkeğe statüler kazandırılması biraz bu eril zihniyetin giderek güçlü kılınmasıyla alakalıdır.

Bu şiddete karşı kadın ise pasifize edildi.

Gerek devlet engeli gerekse de gelenek, göreneklere ve dine takılarak.

Bu gün gelinen nokta ise kadın daha çok köleleştirilip, körleşti.

Yetenekleri henüz düşünce aşamasında iken öldürüldü.

Sayısız yetenekli kadın kendini keşfedemeden sadece iyi birer ve eş, anne  olup çıktılar bu yüzden.

Öyle ki kadın da bu duruma razı gelerek kendi celladına âşık olma yoluna gitti.

Yetiştirdiği kız çocuğu ile erkek çocuğu arasındaki farklılığı derinleştirerek rollerini altın tepside sunmuş oldu.

Kız çocuğu bastırıldı, erkek çocuğuna ise sınırsız gücü idrak ettirilerek kutsal sayıldı.

Bu yetiştirme tarzında kadının rolü büyük önem arz etse de kadın eliyle kadına ve kendi tarihine kötülük etme yoluna gitmiş oldu.

Bu durum da kuşkusuz kadının cahil bırakılmasıyla alakalıdır. Geçmişte kadın okuma oranının düşük olası, kadının varlığının sadece yemek pişiren, iyi hizmet eden olarak görülüp kadına turlu kısıtlamalar getirilmiştir.

Böylece koltuğu sağlamlaşan erkek ise fiziksel gücünü üstünlük olarak görüp, kadını da bu üstünlük karşısında zayıf kılmak için kendine bağımlı kılıp ekonomiyi elinde tutmak için kadını eve hapsetme yolunuz gitmiştir.

Bu noktada erkeğine itaat eden kadın en iyi kadın, en akıllı kadın rol model olarak seçilmiştir.

Özgürlüğü kısıtlanan kadın bunu dinen caiz olarak algılama yoluna gitmiştir.

Neredeyse dayak cennettendir algısıyla kadın bunu kader, yazgı olarak idrak etmiştir, ya da ettirilmesine vesile olunmuştur.

Ayıp ve günah olgularıyla toplum tarafından da bastırılmıştır.

Erkek eril zihniyetin kendi kara sularında boğulabilmesi biraz kadının yüzmeyi öğrenebilmesi ile olacaktır.

Yani; Kadın sorunu yine kadının kendisini bilinçlendirmesiyle ortadan kalkacaktır

Çünkü erkeği yetiştiren, ona şekil veren de yine bir kadındır.

Aksi takdirde sadece 8 Mart’larda,  üç beş kadının bir araya gelmesiyle kadın sorunu ortadan kalkamayacağı gibi, toplum da bilinçlenmiş sayılmaz.

Kadının tekrar kendi gücünün farkına varması şiarıyla, tüm bilinçli kadınların gelecek güzel günler umuduyla  8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN diyorum.

 

Zeynep Kıyak

7

Bu yazıyı da okuyabilirsiniz

Fakir Dedik Sürüldük/ Barış Dedik Öldürüldük… Hatice Altunay

Anı

14 Yorumlar

  1. sevilagtas

    Çocuk eğitmek bir sanattır, anneler eğitimli olmalı, çocuklar geleceğimizdir. Değerli yazınız için teşekkürler.

    2
  2. Hüseyin Sert

    Kaleminize yüreğinize sağlık kutlarım

    2
  3. vedatkaracalar
    vedatkaracalar

    Harikasınız,emeği geçen “Canlara”teşekkür ederim.☕🌹🌹🌹👏👏👏

    2
  4. Avatar

    Yorum yapan herkese çok teşekkür ederim.
    Sevgiler.

    3
  5. Serpil özok

    Anneler ,çocuklarınızı “aslan oğlum” “cici kızım” diye sevmeyin ,başlangıç için bu bile,bir çok şeye yeter …

    3
  6. Avatar

    Yazı,kadının tarihsel geçmişini bana göre doğru anlatmış.Fakat 8 Martı üç beş kadının biraraya gelmesi gibi verilen çabanın kucumsenmesine katılmıyorum.Bir gelişme elde edilecekse,birada mücadele ederek olacaktır.Sorunlarin giderilmesi konusunda dikkat çekici çaba harcanması önemlidir.Sevgiler, başarılar

    2
  7. FATMANUR CANER
    FATMANUR CANER

    Kadının insanlık tarihindeki değişken ama artık çoook uzun zamanlardan beridir eril kültürde baskılanan konumunu çok özlü ve doğru bir şekilde anlatan değerli bir yazı. Kutlarım Küçük Çobanım…

    3
  8. Bedriye Çakıcı Canbaz
    Bedriye Çakıcı Canbaz

    Emeğinize kaleminize sağlık.

    2
  9. Savaş altuğ

    Muhteşem bir yazı.Yüreğinize sağlıkn

    3
  10. FEVZİYE ŞİMDİ
    FEVZİYE ŞİMDİ

    Kutluyorum, kaleminize sağlık.

    3
  11. ŞERİF KAYA

    kutlarım genç kardeşimi, araştırma ve bize ulaştırma emeğine… yolun açık olsun.

    3
  12. Avatar

    Çok teşekkür ederim okuma emeğinize ve değerli yorumlariniz için.

    2
  13. Sehriban

    TEBRİKLER arkadaşım.

    3
  14. Avatar

    Kutluyorum kaleminizi yüreğinizi sağlık

    1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir